Enkidu Üzerine
Cumartesi atıştırmalığı olsun diye kısa bir not paylaşımı yapayım dedim..Destanı eksik ve yanlış yorumladığınızı düşündüğüm için paylaşmak istedim..Ben Enkidu’yum, hastalığımdan ötürü artık reenkarnasyonlarımdan birinin Enkidu olduğunu biliyorum, ve gerçekten de 6 yıldır kaderimi değiştirmek için mücadele ediyorum; derin tarihi versiyonuma şu kondisyonumda ulaşmam mümkün değil, bunu böyle niye belirttim çünkü mesela başka reenkarnasyonlarım da var; bazen vizyon olarak onları görüyorum, nasıl diyim halüsinasyondan bahsetmiyorum, fizik kanunu başka, gözlerimi bile açamıyorum zaten, gökler ve tarih size yardım ediyor, tarihi vizyonlar görüyorum; Enkidu’nun o tarif edilen antik yabani halini henüz hiç görmedim ( meselenin de görüntüsü değil, astronomik özelliklerinin olduğunu düşünüyorum ), yıldız haritasında birçok işareti Saturn olan bir karakterim, doğum günüm ise 21 Mart olan bir kız çocuğuyum ( reenkarnasyonlarda illa aynı cinsten olacaksınız diye bir kaide yok, Antik Mısır’daki Yusuf gibi örneğin )..Enkidu’ya gelince tarihte ‘the Goat Fish’ olarak da bilinir, yıldız haritamdaki Saturn işaretlerden ve 21 Mart doğumlu olmamdan bu sebeple detay verdim..Önce Enki üzerine bir şeyler söyleyim, dilinizde zaten mevcut olan bir kelime, ‘angel’ diyorsunuz, melek demek, yani yabani görüntüsünün aksine Enkidu altın kalplidir ve melek gibidir; ‘du’ da dilinizde mevcut, dudak demektir ( k ve g harflerinin de antik zamanlarda gökleri işaret ettiğini ve zekanın temsilcisi de olan harflerden olduğunu düşünüyorum ), yani yabani görüntüsünün aksine Enkidu çok tatlı konuşur ve tatlı dillidir, hem çok akıllıdır, hem konuşması da şifalıdır..O yüzden konuşmalarına çok dikkat etmesi gerekir, tatlı dil yılanı deliğinden de çıkarabilir, öfkeyle kalkan zararla da oturabilir; ben ne zaman dobra konuşayım, kızayım, sert çıkayım, kabak benim başıma patlar; çok üzücü geliyor, üzüntüm konusunda da bundan daha ciddi olamam, çünkü ben kimsenin egosunun uşağı değilim, keyfinin kahyası değilim, benim de bir onurum var, benim de insani bir şekilde kızmaya, küsmeye hakkım var, zaten bana karşı herkes o kadar rahatlıkla saygısızlık ediyor ki, bazen gerçekten hak ediyorlar da verdiğim tepkileri, bana gelince herkes dan dun, ben konuşunca ben kötü oluyorum..Söz konusu Gılgamış’a gelince, o da dilinizde mevcut, Dul Kadir’dir diye yorumluyorum, Aziz/Odyseus gibi tekrarları mevcut, Güneş’in oğlu; modern bazı astrologlar gibi ben de onu Aries/Aprilios ile bağdaştıracağım, kendi hayat hikayemden yola çıkıyorum bu yorumlarda; gemini/ikizler olanın Güneş’i temsil ettiğini düşünüyorum, 21 Haziran en uzun gündüzdür çünkü, oradan düşünün, üstüne de Güneş’in de eril değil, dişil olduğunu düşünüyorum, nasıl telaffuz edeceğimi bilemedim, araştırma yapmadan konuşmak istemem, antik dilleri yorumlama şeklimden yola çıkmaya çalışıyorum..Aprilyos, yorumum, Güneş’in oğlu olan iktidar; Kadir iktidar, kudret sahibi demektir, antik dildeki Gamış zamanla Kadir ismine evrilmiş diye düşünüyorum, Gıl da Dul; narsisist Mars erkeği; baba tarafından Dul Kadir oğulları torunuyum, babam da nisan doğumlu bir koç erkeği olarak gözümde bir Dul Kadir’dir, bir Sütçü İmam’dır ama kendinden haberi yok, o da bir Ceviz Ağacı Gülhane Parkı’nda, Darth Mangal Rakı Vader, çok çektim, bana sorun..Orjinal olarak Zeyneddin Karaca Bey’in Asya’daki geçmişini merak ediyorum, Yusuf ve Musa ile de bağım var çünkü, Asya Türkleri ile de, ama hastalığımdan ötürü araştırma yapamıyorum..
Tarihi destana gelince: Tanrılar Enkidu’yu cezalandırmıyor, tam tersi kurtarmak için çok yardım ediyorlar, ama fiziğe şirk koşamazsınız ( fizik sizin sorumluluğunuzdur, onu da belirtmek isterim, dünyaya gelmek de..Allah katında zorlama/dayatma olmaz, Allah katı liberaldir; her uzayın bir matematiği vardır, Hak gözetilir bu kadar), ilk kazaların patladığı antik zamanlar, siz hastalığın karakteristiğini ve nasıl baş edeceğinizi anlayana kadar iş işten geçmiş oluyor; kaza da Şeytan ve Güney Düğümü’nden geliyor; çünkü Enkidu, Şeytan’ın ayna versiyonu gibi bir karakterdir, hani yorumlarda Gılgamış ile ikisi ikiz kardeş gibi tarif edilir ve birbirinin aynası ‘iki kanka’ olarak anlatılır ya, ben diyim ki, gerçeği Şeytan vs Enkidu’dur ( antik zamanlar da olsa, cinsiyetinin de hala erkek değil dişi olduğunu düşünüyorum, dediğim gibi vizyonlarımda antik halini henüz görmedim, şu anki hayat hikayemden yola çıkarak yorumluyorum, yabani görüntüsünün altında Acemi Prenses’miş mesela )..
Tarihi yaşayarak öğrenirsiniz ve tarih tekerrürden ibarettir, hele ki bir de hala o Nuh Kuyusu’ndan çıkamadıysanız, o Groundhog Day’den hala çıkamadıysanız; hayatınızı anlamak istiyorsanız her zaman tarihi deşin, geleceğinizi doğru konumlandırmak istiyorsanız her zaman tarihi deşin, gelecek tarihtedir..
Şeytan da Goat başlıdır, gördüğüm animaguslarından biri simsiyah bir yılan olduğu ( gece gündüz peşimdeler peşimde ), ama o da uzayınızda Saturn işaretiyle dolu yıldız haritası olan bir diğer karakterdir; nasıl Salinger Franny and Zoey eserini yazmış, biz o ikizler gibiyiz, paralel hayatlar yaşıyoruz, yazgılarımız neredeyse bire birdir, uğradığımız saygısızlık, kuyunun dibine konmak, hastalık, hapis vs, ama yazgımıza gösterdiğimiz tepkiler tam zıttıdır; o kendini kurbanlaştırır, drama queen’dir, arabesktir, intikam ister; Yusuf, arabesk yapmaz, gerçek kurbandır, kendini kurbanlaştırmakla uğraşmaz, ‘kuraklık olacak bir şey yapın’ der; ha nedir, gerçekçi olalım, tabi ki bu kadar haksızlığa uğramasına sebep olan Yakup’a, o kadar da değil artık çünkü, ‘o gelmesin’ der..Şeytan vs Yusuf/Enkidu, birimiz neyse, ötekimiz zıttı ( bana da kitlenmiş durumda, bütün uzay biliyor ruhlar aleminden geldiğinizde kim olduğunuzu, bir siz bilmiyorsunuz; doğum anı travmatiktir, anne karnındaki bilinci size unutturur, yoksa herkes kitabıyla geliyor, o aileyle ve hayatla ne yaşayacağınızı biliyorsunuz, ama doğum anı büyük travma oluyor, ‘ben ne halt yedim de bu dünya’ya geldim’ anksiyetesi yaşatıyor, gerçekliğinizi bilinç altına itiyor, programlarınızı unutuyorsunuz, stres içinde dünya’yı yaşamak ile mücadele etmeye çalışıyorsunuz, salim kafayla korkusuzca kitabınıza ulaşabilirsiniz )
Yazgımın talihsizliğini de bilin: başkası mesela o meyve ağacını taşlar, istediği meyveyi koparır, alır yer, hiçbir şey olmaz; ben, ‘sen ne güzel ağaçsın öyle, gel sana bir sarılayım’ derim, ‘Enkidu ağacı yaktı’(!) derler, şakasız :/
Şeytan, ahlak bekçisidir, suçluluk psikolojisinde mükemmeliyetçidir, kendini saklar, ama dengesiz bir şekilde sahnelerin kadını da olmak ister, üstüne de kıskançtır, Enkidu’yu en önce tatlı dilinden, sonra altın kalbinden, sonra şifacı gücünden, iyiliğinden, sonra da kendini yaşama konusundaki cesareti ve kendini ortaya koyma şeklinden kıskanır; onu didik ederler, bir kazayla kaydırabilmek isterler..
Şeytan, Gılgamış’ı arzular, iktidarı arzular, iktidar erkeği ve onun soyunu arzular, bu arada Güneş’ten üvey kardeş olmuş oluyorlar, birbirleri ile olan bağlarından haberleri yok, Game of Thrones’un tamamını hastalığımdan ötürü izleyemedim, ama yanlış görmediysem Khalesi karakterinde kullanmışlar bu tarihi bilgiyi; Şeytan atıl kız çocuğudur, atıl olduğunu öğrenince deliriyor, neleri yaşayabilecekken nelerden oldum diye, o da hasta çünkü; Enkidu da beklenmeyen çocuktur, sistemin error’u benim, ama o da tam tersi bu kader için intikam derdi yoktur ( sistemin yeğeni, Ezel gibi ve Çalıkuşu'nda kuzen olmak gibi ) Ve Enkidu, iktidarlığı arzuladığı ya da iktidar olanın peşinden gittiği için, ne bileyim sahne istediği için Gılgamış ile beraber değildir veya ‘materyal’ sebeplerle parlamıyor, doğası öyle; esas materyalist olan diğerleridir, onu bulur, fizik kanunu, hani sen su damlası gibi azize ol, tamam bütün küf mantarları üzerine çullansın..
Destanda devrilen 7 Sedir Ağacı Saturn’den gelen yargıyı simgeler, detaydan anlamayı bilin, Saturn sisteminizde kritik bir gezegendir, her güneş sisteminin Hak’kı korumak için mahkemesi vardır, güneş sisteminizin ‘Honor’ları Saturn’dendir; Saturn’de Şeytan gibi yerin 7 kat dibinde de olabilirsiniz, göğün 7 kat tepesinde de..O koca sedirleri deviren Enkidu değildir, Enkidu masum, etrafındaki onun iyi niyetini art niyete yoran haset, fesat olanlar, aşağılık kompleksi olanlar kazalara sebep olur; olaylar silsilesini başlatan da Gılgamış’tır, Şeytan’ın hırsı Enkidu’yu bulur..
Gılgamış, Enkidu’nun kaybının derdinde değil, detayları iyi okuyun, o çok bencil bir karakter, kendi suçluluk psikolojisinin derdinde; suçluluk psikolojisi yaşamayan ölümden o kadar korkmaz; gerçekten çok sevdiği birini kaybeden biri bırakın ölümsüzlüğün peşinden gitmeyi, ‘onunla ben de ölseydim’ der..Gılgamış ayaklı anksiyete, ben de mi böyle acı çekerek, hasta olarak öleceğim, diye tutuşuyor; tutuştuğu da bir tek ölüm anksiyetesi değil, kıyamet anksiyetesi, cehennem anksiyetesi, Enkidu ölürse oyun biter, antik zamanlarda kopan kıyametleri hatırlamıyorsunuz, hatırlayın..Yusuf da bu yüzden çok zordadır, görüyor Dünya sırtına binmiş, pes etse o kuraklık vuracak, tamam hak ettiler ne halleri varsa görsün di’mi, ama antik zamanlar, hala umut için zaman var, Yusuf umudu, sabrı ve cesareti seçer; o kadar yıl üstüne öldü dendikten sonra, o kadar yıl azılı bir suçlu gibi hapis yattıktan sonra kendini hala ifade edebilmek kolay sanıyorsanız..
Ayrıca bkz: Lidya'daki Arakne, hayatımın bir özeti de onun yaşadıklarıdır; beynim hasta yatağa düştüm, hala elimin altındaki klavye ile sözümü, sesimi yaşatmaya çalışıyorum..Athena ile bırakın bir sorunum olmasını, ondan bana güç vermesini bile diliyorum, ama bu yeryüzünde hiçbir zaman tanrıcılık oynamayın, Circe/Medusa/Şeytan gibi örneğin, esas o zaman Athena'yı karşınıza alırsınız..
( Üstüne de ister aziz olun, ister veli olun, gerçekçi olmanız gerekir, Yusuf ve diğer peygamler bugüne kadar umut etmiş, hala umut ve zaman mümkün diye, gelecek öngürülerinden insanoğlunu kurtarmaya çalışmış, şu gün ben artık size ne diyebilirim, 3 günü var Venüs'ün onuruyla bu kadar oynadıkları için ne içecek su bilebilecekler, ne toprak gıda verecek, konuşunca ben kötü oluyorum..)
Gılgamış, nasıl hikayenin sonunda okyanusun özüne ulaşıp, o artık hayat kaynağı diyeceğim 'yosunu' bulup çıkarır ama yine de ölür, çünkü korktuğun başına gelir, yeryüzü kanunudur; Enkidu da mesela çok gururludur, en büyük korkusu yanlış anlaşılmaktır, yanlışa yorulmaktır, bize haksızlık etti, bize kötülük getirdi, bize uğursuzluk getirdi, denmesidir, kimsenin hakkına saygısızlık etmek istemeyecek kadar çok düşüncelidir, tamam işte onun da korktuğu başına gelir, hep yanlış anlaşılır, hep kötüye yorulur, kendinin cumhuriyeti olmak için yaşar, ama kuyunun dibine o düşer, köle o düşer, hapis o düşer, hasta ele ayağa o düşer..Şeytan, sır kalmak ister, açığa çıkma korkusu yaşar, çıkar da..gibi gibi..
Bu dünya’yı yaşamak onur meselesidir..
Gılgamış ve Enkidu’nun yaşadıkları, basitçe Denizkızı Ariel’den örneklendirilebilir: yanlış insan için doğandan çıkmak ve kaybeden olmak..Maneviyatım da art niyete yoruluyor, Yusuf, Arakne ne çektiyse odur, kendim olmam şiddetle karşılık buluyor; yani burada, kastre edilmeyi kendi kurgulayan Şeytan ile ( gerçek yaşamış hayat hikayesi örneği de vardır bunun: Gülseren Budayıcıoğlu'ndan gelmiş bir hayat hikayesi: Kadının danışanına şeytan demiyorum tabi ki yanlış anlamayın, ama uzaydan ve tarihten anlayın diye örneklendirmek istedim; Ankara'da bir anne ve kızı birbirinden habersiz Gülseren Hanım'ın danışanı oluyorlarmış; kızı çünkü gençken evini yakıp, kendine öldü süsü verip şarkıcı olmak için evden kaçıyormuş ve yıllar boyu gizli, saklı bir hayat yaşıyormuş, anne de evin oğlu ile yasak ilişki içerisindeymiş örneğin..Tarih tekerrürden ibarettir; Şeytan da dramayı kendi kurgular, sonra kurbanı oynar..) gerçekten kastre edilen Yusuf/Enkidu/Arakne ve diğer bir yığın prenses hikayesi arasında ince bir çizgi var..( artık uzayınızın kaza müdürleri diyim, Enkidu'yu/Yusuf'u/Arakne'yi baskılamak isteyenlere hak verir)..Ben hastalığı örneğin kız kardeş yerine koyduğum ama tam tersi bana karşı kıskançlık ve kurnazlık göstermiş birinin doğum gününü kutlayacağım derken kaptım; bir incir ağacı bir arıyı nasıl yutarsa, sizi ezip geçip, kendileri yürüsün istiyorlar, psikopati içerisinde de yaşattıkları cehenneme dair bir empatileri yok, belasını ben çekiyorum..
Enkidu’nun işlendiği çok eser var, kısa kısa bazılarına değineyim:
Türk edebiyatında bana en kutsal gelenler; Reşat Nuri Gültekin-Çalıkuşu, Oğuz Atay-Tutunamayanlar, Uşaklıgil-Aşk-ı Memnu ( beni beni Bihter’ini); Edip Cansever-Çağrılmayan Yakup ( gözümde bu yeryüzünde yazılmış daha zengin bir şiir yok, tarifi mümkün değil bu şiiri ne zaman okusam hissettiklerimin, tanrı gibi bir şey olmanız gerekiyor böyle bir edebi güç için ), Gülten Dayıoğlu-Yeşil Kiraz ve Ölümsüz Ece ( ben Ece’yim de; Yusuf dediğimde de anlamıyorlar, Ece dediğimde de, Çayırhan’da doğdum, İpekyolu’dur ), Nurgül Yeşilçay'ın oynadığı 7 Kocalı Hürmüz ( partner sayısı değil, dolaysız sevgisi ), Eğreti Gelin, Merhamet'te Narin dediler..
Dünya edebiyatında; Jack London-Martin Eden; tam bütün detaylarıyla olmasa bile, gururuyla Jane Austen-Gurur ve Önyargı; yine İngiliz edebiyatında Bridget Jones, Thomas Hardy-Tess of D'urbervilles ( Hardy de mimar, bana çok dokunuyor; eserin gözümde Türkçe uyarlaması gibi gelen hali de hiç beklemediğiniz bir yerde, Aydan Şener’in tv filmlerinden biri, 1996 yapımı Yüzleşme filmi ), J.K.Rowling-Harry Potter ( astronomik detaylar tutmasa da, bir de buradan bakın, Harry erkek değilmiş, Voldemort erkek değilmiş ), Beckett, Godot’yu Beklerken ( bir de buradan bakın, hepiniz mırıl mırıl bir şeyler mırıldanır olmuşsunuz, konuşmayım mi? )
Fransız edebiyatında Victor Hugo-Esmeralda ( çocukken onun eserleri sayesinde günü çıkarıyordum diyebilirim, öyle bir özel, kutsal yeri var), Ahmet Kaya da demiş ki Başım Belada, sevdim seni inanamayacağın kadar esmer kız, Cem Karaca demiş Namus Belası’na, düştüm mapus damlarına öğüt veren bol olur; sonra ‘ben bir Ceviz Ağacı’yım Gülhane Parkı’nda, ne sen bunun farkındasın ne de polis farkında..hayatımın özeti şarkılar..
Alman edebiyatında Hermann Hesse-Narcissus ve Goldmund ( kendimi keşfetmemi sağlayan eserlerin başında gelir, doğal olarak yerinin tarifi mümkün değil ), Bozkırkurdu
Ursula K. Le Guin-Yerdeniz Büyücüsü, Mülksüzler-Shavek ( daha yalnız ve ayrık otu olamazsınız ), Omelas’ı Terk Edenler ( bodrumdaki çocuk, ben erkek değilim, kız çocuğuyum, Yusuf erkek olsa da, üniversite yıllarımda istemsizce kullandığım mahlas bile Yusuf Hanım’dı )
Beklenmedik bir de bonus olsun ( bunu da ak trol Furkan yüzünden sözlükten uçurdukları için niye olduğunu tam anlatamadım, ona da ne dedimse az bile demişimdir, gözettikleri baskı yüzünden oldukça kızgın ve üzgündüm, ben de Çerkez geliniyim, bir kere de gelinin sözü geçsin, çok ayıp ettiler ) Friends-Monica karakteri, tiyatroyu iyi izleyin, herkesin tiyatrosu Monica’nın sırtındadır aslında, en ‘ben’ detay da: bir bölümde Rachel, Joey ve Phoebe ‘ biz niye hep sizle pahalı restoranta gidiyoruz, bütçemiz zorlanıyor’ diye çıkışıyor, Monica vicdan yapıyor, çalıştığı restoranttan eve et getiriyor, müdürleri işletme suçu olarak görüyor ve Monica’yı işten kovuyorlar, esas en işsiz Monica kalıyor :) hayatımın özeti -.-
Japonya, Şeker Kız Candy, Death Notes-K ( long covid’imden nerelere geldim mesela di’mi?)
Sevgilerimle,
Zoey/Enkidu/Yusuf/Arakne/Ece
(beni beni Bihter'ini )
( Bir dip not daha ekliyim: Doğum adım Özge'ydi, tesadüf bu ya; Özge antik zamanlardan beri öz Türkçe olan isimlerden biridir, hem kendine özgü, farklı demek; hem de başkalarını düşünen, başkacıl demek..Bir diğer derin anlamı daha vardır, denizkızıdır, Küçük Kara Balık'tır, 'Oz' sesinden ötürü; Asi, Asya, oz/öz ile bir, aynı anlatımlardan türeme kelimeler; Oğuz da bu anlamda Özge'nin erkek ismi versiyonu gibidir, onu da denizoğlan gibi düşünün, Oğuz Atay ve kızının adının Özge olması bana çok edebi geliyor, Oğuz Atay bu hayatta tanıdığım en iyi tarihçilerdendi..Yolumu da az aydınlatmadı..Oz Büyücüsü de gerçektir, bilin, onunla hatıramı da başka bir metine saklayım artık..'Zoey' adım beni hastayken buldu, zaten Zeyneddin Karaca Bey torunuyum, ama Londra'da doktorlarım ojinal Türk ismimi telaffuz ederken çok zorlanıyordu, Özge->Oz->Ozy derken Zoey'e döndü, bu yeryüzünde tesadüf diye bir şey varsa..Medas'ın kızıdır Zoey, hayat demektir, bahar demektir, doğum günüm 21 Mart; o da içten gül dalı materyal art niyetlere maruz kalmış bir diğer tarihi karakterdir; altın kalplidir, altına döner, bir nevi 'taşa keser'; Erdal Beşikcioğlu ile '46' dediler örneğin..Taşa kestim..Sizi nasıl Roma'lılar uyarmış 'bu Medusa bakanı taşa çeviriyor', J.K.Rowling de Weasley'lerin kızında kullandı o tarihi bilgeliği, Ginny Weasley Sırlar Odası'ndadır, basiliks göz göze geleni taşa çeviriyordur..Taşa kestim..Son hatırladığım şeylerden biri de gerçekten covid'i kaptığım doğum günü yemeğinde karşımda kız kardeş yerine koyduğum insanın beni kıskandığını anlayarak göz göze geldiğim o andır, o göz size değiyor kısacası, o art niyet size değiyor; o haset, fesat akılla ve bencil egoyla kazalara nasıl kapı olduklarına dair en ufak bir bilinçleri yok; karşılarında yeni evli barklı halimle eşimle oturuyorum, ikiyüzlülükleri hastalıkta ortaya çıkacak ( covid pozitif olduğunu da gizliyor örneğin, narsisistlikleri yüzünden hep gizli ajanda ile hareket ettikleri için; şubat 2020 sonu artık dünya yangın yeri, hatta 20 şubat, bir de simetrik bir tarih tesadüf bu ya, uluslararası yoldan geliyor söylemiyor, öksürerek hasta oluyor söylemiyor, egosu okşansın diye sizin ikram ettiğiniz, kendisinin onay verdiği programa yataktan çıkıp geliyor, ama göstermelik geldiğini, günü bile paylaşmak istemediğini akşamın sonunda artık covid'i kaptıktan sonra, yani iş işten geçtikten sonra anlayacaksınız, bu arada 1 ay sonra sizin doğum gününüz olacak, ambulansla hastaneye kaldırılacaksınız, ilk haber verdikleriniz olacaklar, 6 yıldır sizi bir kere bile aramıyor olacak, bırakın doğum gününüzü eş değerde kutlamayı..)
Şu an gözlerimi bile açamıyorum mesela..Ginny de kızıl saçlı bir kız çocuğudur, benim de kuzguni koyu saçlarımın altında 'nar çiçeği kızılı' saç rengi vardır, ben Ginny'nin çok zayıf kurgulandığını düşünüyorum, dileğim bir gün kendi Türkçe fantastik yorumumla kendi serimi yazabilmek..Bu dünya'nın zenginliğini de ne kadar kaybediyorsanız, sağ kolumda kolumun bir bölümü ve tüylerim az buçuk altın yaldızlı olacak bir şekilde parladı o kadar, Zoey tarihte nasıl boydan boya altına kestiyse, artık bu dünya'da o zenginlik yok diye belirtmek istedim, kime ne anlamı olur bilmiyorum, gerçek yaşam öykümden detaylar...)