Persephone ve Kardelen Üzerine
'Yeraltı'nın Tanrısı Hades’in, Kör Baykuş olduğunu düşünüyorum..Türkler de, Hidayet ve Behrengi gibi yazarlar da gerçekten çok bilge..
( Behrengi'ye Kargalar dediği için atıfta bulundum, mahkemenin kuşlarından o bahsetmişti..İlerleyen satırlarda daha iyi anlaşılacaktır..)
Hades, yeğeni Persephone’u yeraltına kaçırarak getirir, ama Persephone da onu karşılıksız bırakmaz ve kraliçesi olmayı kabul eder..Persephone Yeraltı’nın kraliçesi olmuştur olmasına ama, hatta saygı da duyulur, ama bu sefer de ortaya annesi Demeter’le yaşadığı yas çıkar..
Çünkü onlar Dünya’da kalmıştır…
Sırlar Alemi'nin "Yeraltında olanlar yeraltında kalır” yeminleri var..Persephone da, yeraltından beslenirse, yeraltında kalmaya mahkum olacaktır, Dünya’ya dönemeyecektir..Hades ona kıyamaz ve hayatla bağı devam edebilsin diye, Antik Yunan'da hayatın ve doğurganlığın en büyük sembollerinden birisi olan Nar Ağacı'ndan, hayat meyvesi Nar’dan verir; eğer 6 nar çekirdeği yerse, yılın 6 ayında baharda Dünya’ya gelip annesi Demeter’e kavuşabilecektir, geriye kalan 6 aydaysa kışı yeraltında geçirecektir..
Kışların bile, Demeter’in kızına duyduğu yastan yaşandığı söylenir..
Ortaya da hepinizin baharın müjdecisi olduğunu düşündüğü, ama arka plandaki hikayesiyse hiç de öyle olmayan ‘kardelen’in dramı çıkar..Kardelen odur, Persephone..Persephone'un bu döngüyü sürdürebilmek için sürekli nar yediği söylenir, tarihe de nar yiyen prenses olarak geçtiği söylenir; ben de psikolojide manik-depresif olmaya bir de Persephone ve annesi Demeter'in yaşadıkları üzerinden bakın derim, hatta Hades'in..Hidayet'in eseri Kör Baykuş'ta da biraz öyledir, ana karakter, ölümler, gölgeler, depresyon içinde, uzaklarda kalmış bir sevgiliye duyulan hüzünlü bir ayrılış içinde, bir erkeğin varoluş sancısına ve melankolisine girebilecek temada bir yazın işlenir..
Persephone gibi bir adet kardelenim, doğum günüm 21 Mart, saçlarım da kuzguni rengin altında nar çiçeği kızılıdır..6 yıldır içinde olduğum vizyonları çözmek için mücadele ediyorum…Koca Ubermatenga beni buldu..Ben de Oğuz Atay gibi Sırlar Alemi'ne Ubermatenga diyorum, onlar Dark V, oldukça obsesif bir şekilde ve aşağılık kompleksi içinde sizin kaza notlarınıza karar veriyorlar..
Baykuş, 6 yıldır yaşadığım macerada hiç beklemediğim bir anda karşıma dikilen Ubermatenga’dan biri oldu ( yani ben burada Persephone’dan ayrılıyorum , o değer görmüş, benim canım bundan daha yakılmış olamaz ) Tuhaf ama Baykuş'u ilk gördüğümde de verdiğim ilk tepki “beni beni Bihter’ini” demek olmuştu..Çünkü hani “sen de mi Brutus” gibisinden..Çocukluğumdan beri baykuşları çok bilge bulurum ve yaptığım illustrasyonlara da işlerdim; beklemiyordum, Al Karısı, Şeytan, Öküz hadi neyse de, Baykuş ağrıma gitti..
Her uzayın Hak'kı korumak için mahkemesi vardır ve sizin kaza/ölüm notlarınızın üzerinde Ubermatenga oturuyor..( Bunu hep söylüyorum hep söyleyeceğim Allah'tan kötülük gelmez, onu bilin.. )
Ben, Baykuş ne oldu da, suçsuz yere bana kaza notu çıkardı diye üzülmüştüm..
Nasıl Kuzey’in mahkemesine Uranüs bakıyor, Sır’At’ın At’ı bile oradan gelir, kanatlılar çünkü…
'Sır'lar Alemi’nin, Dark V’nin mahkemesinin kuşu da Baykuş; Hades'in de işte o olduğunu düşünüyorum..
Ama “Kör Baykuş”..
Şeytan’ın, Al Karısı’nın ahlak bekçiliğine uyuyor; sizin narsisistliklerinizi, kibirlerinizi, kıskançlıklarınızı, nazarlarınızı, materyalist haksızlıklarınızı cezalandıracağım derken, tam tersi Dark V'nin narsisistliklerine kazandırıyor..
Obsesif, tutarsız, dengesiz, histerik ve kıskançlar da…
Empati ve sempati duyamıyorlar..
Ellerine geçirdikleri kaza haklarına da 'güç kaynakları' olduğu için sımsıkıya bağlılar ve intikam yeminlerinden de, "ayaklar baş olsun" planlarından da vazgeçmiyorlar..Öyle bir yıldızları, matematikleri ve olgunlukları bile yok..
Yaşadığım kaza nasıl bu boyuta geldi ben de bilmiyorum..Her şey evlendiğim gibi başladı..Bilmeden nikahımda Ubermatenga’ya kurban olacağım şeyler yaşandığını düşünüyorum..
Uzayın kanunlarını ve 'Sır'ları’ bilmiyoruz, zaten yargılayabilmek için de sizden bu bilgileri sır gibi saklıyorlar, bir diğer tutarsızlık da burada..
Öte yandansa bizleri, bizler her şeyi biliyoruz da ( çünkü bu arada biliyorsunuz da, doğarken kitabımızla geliyoruz, ama doğum anı travmatik oluyor ve bilinci unutturuyor, programlarımıza dair bildiklerimizi bilinçaltına itiyor, yeryüzündeki yaşamlar ve büyükler de yaşam algılarıyla hayatı nasıl yaşayacağımız konusunda 'manipulasyona' sebep oluyorlar, kendimizden ve doğamızdan iyice uzaklaşıyoruz, kendimizi unutuyoruz, kaybediyoruz..bu da bu arada Ubermatenga'nın işine geliyor..) sanki bilerek yaşarken bu kanunları hiçe sayıyoruz, bile bile 'kibirli' hareket ediyoruz diye kendilerinden oldukça emin, 'peşin hükümlü' ve 'aceleci' yargılıyorlar..
Yıldızları karanlık, vakitleri dar, acelece atlayacak hayat/ışık, kaza notu sebebi arıyorlar..
"Acele işe Şeytan karışır" bir anlamda buna da atıf yapıyor..
Bu arada kaza notlarınız gecikmeli de çıkabilir onu da bilin, güya çünkü onlar çok haklı, en doğru, en yüce olanı yapacak ya, yeraltı mahkemelerinde müzakere edecekler, vakitlerini alıyor; üstüne de uzayın bir takvimi var, onlarınki Öküz ile Ağustos'tan başlıyor ve sonbahar, kış...
Öküz'ün de İapetus'un oğlu Menoetius olduğunu düşünüyorum, Türk kültüründe bizim "dağ fare doğurmuş" dediğimizin o olduğunu düşünüyorum; Ubermatenga'da Baykuş'tan önce ilk karşıma çıkanlar yılanlar, timsahlar, kertenkele kafalar, Keçi, derken Öküz olmuştu..kaptırmış gidiyorlar..ve doktorların skandal tutumuyla da hastalığımın dozu da giderek derinleşiyor, ben baya pozitif ve optimistic bir şekilde ve oldukça bilimsel araştırma ve yöntemlerle hiç bunları bu boyutta yaşamadan iyileşip hayatıma devam edebileceğimi sanıyorken, mesele cayır cayır yanayacağım bu noktalara ve böyle tarihi gizemlerle boğuşmaya dönüştü..
Kaza kararları için de nasıl diyim, sizler böyle mikroorganizma sayısı sayılabilecek bir nüfusla çoğaldığınızda artık hayatlarınızın hiçbir değeri kalmıyor ve bu tarz kazalara gelince "sallarsın oradan '3-5' trojen" gibi bir kolaylıkları var, ama öte yandan özellikle de benim gibi kılıf uydurmaya çalıştıkları kazazedelere gelince, o 'kılıfı' bulana kadar, o meşum yeraltı mahkemelerinde müzakere edene kadar, sonbaharı, aylar sonrasını ya da yıllar sonrasını bulabiliyor...
Siz, bu kaza nereden geldi böyle derken, aylar, yıllar önce yaşanmış, yaşarken sizin hiç farkında olmadığınız bir detay, onlar tarafından 'insanlık suçu' olarak kayda alınmış ve sizin kaza kararı sebebiniz olmuş olabiliyor, bazen 'özeleştiri' yapmayı da bilin; herkes ben gibi bilmem kimin kurbanı değil..
Hepiniz melekseniz bu dünyanın hali ne çünkü di'mi...
( Zaten olmuşsunuz 8 milyar, yarısının içinde insan ruhu bile yok, umurlarında bile değil sizin düşüncesizliklerinize çıkaracakları kaza kararları, bundan daha ayaklar baş oluyor, hak buluyor olamazlar :/ Dehşet içindeyim.. )
Söz konusu kazalara gelince, burada tabi ki gerçekten narsisistliği ile onlara kazandıranlar ayrılıyor; narsisistlere, komplekslilere, başka bir yığın kör göz hırslıya ve bencile gelince, onlar Ubermatenga'ya hak verdiği için Ubermatenga'nın işine bile geliyor; yani bu yeryüzünde 'yürüyen' narsisistlere Allah'ın değil, Şeytan'ın "yürü ya kulum" dediğini bilin..
Benim gibilere gelince, daha doğarken bile bütün uzay sizin kim olduğunuzu biliyor, bi siz bilmiyorsunuz ve etrafınızda dört dönüyorlar, 'bahane' arıyorlar, bir fırsatını bulsunlar da sizi bir kazayla kaydırsınlar, çünkü karanlığı derinleştirmek istedikleri cehennem çukurunda siz işlerine gelmiyorsunuz..
Şeytan her zaman kartlarını 'kısır döngü' tuzaklara oynar, içinden çıkamayın ister, elinizi verin kolunuzu kaptırın, o zaman 'kaybetmeyeceğini' düşünüyor, matematiği ve akıl gücü bir tek buna çalışıyor..
Onun dipsiz kuyusuna çakılıp kalmak istemiyorsanız, "gelecek uzun sürer" demenin ne demek olduğunu bir daha düşünün, hayat maceranızı birilerinin aşağılık kompleksi ve zayıf psikolojileri öyle buyuruyor diye kara deliğe dönecek bir uzayda onursuz varlıklar olarak, bilmem kaç milyon yıl çakılı kalarak yaşamak istemiyorsanız, bir daha düşünün, hatta hep düşünün ve bir zahmet düşünceli hareket edin..
Karanlık her zaman kaybetmeye mahkumdur; Işık uçar gider; ışığa, olgun akli melekeye, etiğe, saygıdan anlayana her sofrada yer vardır..
Haksızlıkla yenebileceğini ve haksızlıkları yenebileceğini sananlar, karanlık dipsiz kuyularda kendilerine benden Yusuf-kokteyli ısmarlasınlar..
Bütün uzay hak üzerinedir..
Ubermatenga ne bekliyordu bilmiyorum, planları onların beklediği gibi gelişmedi, çünkü diğer yanımda da Allah vardı..Acı çekerek ve aldığı her nefeste beyni ‘yanarak’ öldüm öleceğim, hiçbirinizin bilmediği bir fizik içerisinde, Araf’ta kalakaldım..Bir yanda gökler, bir yanda ‘yeraltı’nın ‘yamuk’ Ubermatenga yapılanması..
Bir suçum yok ve yaşanılanları da ben seçmedim..
Hastalık bile, ne yazık ki ne kadar kompleksli ve ikiyüzlü olduğunu sonradan anlayacağım, nikah şahitliği bile verdiğim, Seçil Epik kankam diyerek tanıştırdığı için en yüksek perdeden kız kardeşlik tanıdığım ama karşılığında sadece art niyet, nefret söylemi, bullying ve ölümden beter hastalık gördüğüm bir insandan geldi..
Onun altını da Seçil Epik'in hazırladığını düşünüyorum; ikiyüzlüler, etraflarındaki kadınlara karşı arkalarından nefret söylemi içindeler, kendi hasta egolarına 'seviyesiz' 'kara mahalle cahilleri' gibi dedikodu malzemesi arayıp, etraflarındaki 'heteroseksüel', kendini yaşamaya çalışan kadınları:
"aman o düşük, aşağılık, kahpe, ahlaksız şeyler yapıyor, değersiz, manasız, bilmem ne" gibi kendi önyargılı ve hatta yalan yargı dünyaları ile yargılayıp kendi hasta egolarını doyurmak istemekten başka bir iş yapmıyorlar..
Söz konusu benim onuruma gelince, son 10 yıldır yaşadıklarımı ben biliyorum:
Seçil, hem beni böyle insanların içine çekmiş olarak, dedikodu malzemesi olacak şeylere kendi sebebiyet vermiş oldu; hem kendi de, gerçekçi olmadığı halde, gerçeği konuşarak değil yani, tam tersi hiçbir şey bilmeden manipulatif konuşarak, yanlış yönlendirerek, bana büyük onur acısına dönüşecek çok şey yaşatmış oldu; bir değil, iki değil..
"Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyim" demişler; o ve onun yüzünden hayatıma dalan kim olsun, birisi de sekmedi narsisistliklerinden ve aşağılık komplekslerinden cehennemi yaşamamış olayım; yani hayatıma o girmese, onun etrafından bu kadar ağır narsisist kişilik bozukluğu olanlar hayatıma bu şekilde dalmaya, beni aşağılık komplekslerine malzeme etmeye, hatta 'kurban' seçmeye kalkmasa, ben işimdeyim, gücümdeyim, kendi halimde insanım, kimseye de dokunduğum yok, kendi hayat mücadelemi veriyorum, hem de ne emekle, kimseye de iyi niyet göstermekten başka bir şey yaptığım da yok..kafayı yemişsiniz..
İki kadın kafa kafaya vermişler, kendilerini en yüce, ulu kadınlar ilan etmişler, şakasız, narsisistlikleriyle dehşet saçıyorlar..
( Onlarınki de, birbirlerinin egolarını ve materyal emellerini beslemek üzerine olan 'narsisistler ve adamları' karakteristiğindeki ilişkilere örnek olsun..)
Dava edeceksem bir sebebi de bu olacak, arkamdan ne koşunuluyor ki ben Seçil'in 'kankam' dediği kız arkadaşından bu boyutta bir cehennemi yaşıyorum, eğer bu insan Seçil Epik'in 'kankası' ise, hem de artık kaçıncıya yaşadığım başka bir saçmalık, Seçil Epik'in akli melekesi nedir?
Benim aklımdan art niyetin 'a'sı bile geçmezken ( yaşadıklarımı anlatınca bu yeryüzündeki en nadide "iyilikten maraz doğar" hikayelerinden biri olmuş olacak ) ben 6 yıldır onların haset, fesat akılları yüzünden ne haldeyim, nelerle boğuşuyorum..Gerçekten ölümden beter katliama ve maddi-manevi büyük bir hasara yol açtılar, ne yazık ki devam da ediyor, sıkıntı orada, sebep oldukları cehennemin ucunda ışık yok, sadece son 2500 gününü bile aldığı her nefeste cayır cayır yanarak yaşamış bir beyin var..
Onlar elini kolunu sallaya sallaya sokakta, bense hiçbirinizin dayanamayacağı bir cehennemle mücadele ediyorum..
30'uma kadar zaten cehennemi yaşadığımı düşünen bir insan olarak, zaten çoktan defalarca yanmış bir Anka Kuşu'nun küllerini güç bela taşımaya çalışan biri olarak, artık gerçekten son bir umut yaşamaya devam edeceksem bütün emeğimi ortaya koymuş bir insan olarak, Seçil ve kankası, "30'undan önce Türkiye'de yaşattığımız cehennem yetmedi, bir de 30'undan sonra magmayı gör" demiş oldular..
Seçil'in yaklaşık 10 küsür yıldır onurumu ve hayatımı nasıl katlettiğini, nasıl nefes bile aldırmadıklarını, blogumda çok daha detaylı kaleme alacağım..
Onları dava edebileceğim gün için yaşıyorum.
Sadece bir tane narsisist kişilik bozukluğunun bile bir dünyayı yakmaya yetebileceğini de bilin..
Benim 35 yıldır herkesin hastalıklı bencilliklerinden çektiğim tarifsiz..
Ben uçup gideceğim, Yusuf/Zoey/Persephone intikam almaz..
Siz haksızlıklarınızla Şeytan'ın dipsiz yeraltı kısır döngülerine hapsolmak ne demek, onun intikamının malzemesi olmak ne demek, onu düşünün..
Sevgilerimle,
Zoey/bu reenkarnasyonda oldukça yanmış Persephone
( o konuda Baykuş'a ben de çok dargınım )