Bu metin, şu an kullandığınız Güneş takviminin tarihleri doğruysa değerlendirebileceğiniz bir metin; çünkü matematik kutsaldır, bütün uzay matematik üzerine, sayıların da astronominin de bir psikolojisi vardır.. Bu metin ancak takvimin doğruluğunda geçerli olabilecek bir vizyon paylaşımı..Ben bu arada gündelik hayatta, Ay Takvimi'nin kullanılması gerektiğini düşünüyorum..Güneş Takvimi sizi doğadan koparıyor; odağınız, dikkatiniz günü harcamalık, doğayı, hayatı harcamalık başka yere gidiyor..Ay'a odaklanırsanız, doğayla bağınız kopmayacak; günü harcamak istemeyeceksiniz; hayatınızı, elinizdeki vaktinizi doğru konumlandırıyor ve anlamlı kullanıyor olacaksınız. Değer vermeniz gereken Ay'ın varlığıdır çünkü; su, şefkat, merhamet, anlayış, koruyuculuk, kutsal ışık ve kalp onda..Ay'a gitmek için roketlere ihtiyacınız yok, siz insanlığınızı en akli melekede yaşayın, Ay size gelirdi zaten! Şu andaysa bu kadar cehennem distopyasına dönmüş bir dünyada, Ay gidiyor, su gidiyor..( Ay üstüne de endüstrinizi taşıdığınızda ez cümle, Kuzey Düğümü'nü kaybediyor olacaksınız..Kimse Kuzey Düğümü'nün ve Venüs'ün onurunu düşünmüyor, oyunu büyük kaybediyorsunuz )
Tarihlere gelince:
8 Mayıs, 17 Mayıs, 26 Mayıs gibi 5, 8, 10, 13, 14, 17, 23, 26 ile ilişkili tarihleri hesaplayın, toplamı ya da günü bu sayilar olabilir, özellikle simetrik tarihleri de hesaplayin, 26 Mayıs 2026, 26 Ağustos 2026 gibi ( çünkü şeytan, kayıp, saklı kız kardeş, yeri göğü isteyen güç hırsından, mükemmeliyetçiliği, kaybeden psikolojisi ve disleksisinden ötürü, simetri hastası ) astrologlar hesaplasın. Özellikle 5 ve 8 ile ilişkili sayılar. Örneğin 17/8/1999 depremi, sayıların toplamı 8 yapıyor. Hem 17, hem de 8. ay. Toplamı da 8; çünkü kazalar hep Güney Düğümü'nden geliyor.
Bu minvalde birkaç tarih daha eklemek istiyorum..Şeytan, güce tapan, güç hırsında, ayaklar, yani Güney Düğümü baş olsun isteyen, bu yüzden de uzayınızın ana enerji kaynağı, güç ve zaman kaynağı Güneş'e gözünü dikmiş bir kadın..Güney düğümü güç kaynaklarına tapar; bu yüzden Muhammed size Güneş'e tapmayın demiş..Güneş hem gerçek kutsal yıldızınız, sisteminizde fiziken ışığın ve zamanın kaynağı (güney düğümü karanlıkta ve zamanları yok; zamana ve kaynaklara çökmek istiyorlar), hem de ilişkinizin sınırını bilmeniz gereken, limitli faydalanmanız gereken bir yıldız.. Güneş'inizin yönetici gezegeni Merkur, en uzun gün Haziran'da, oradan anlayın..
29 mayıs 2026 hem tarih olarak toplamı 26=8 olan, hem de Merkur, ikizler işaretinde olan bir tarih, ihtimaller arasına giriyor..
Bir diğeri de 19 haziran 2026, yine toplamı 26=8 olan bir tarih, ihtimaller arasına giriyor..
Ben astrolog ya da astronom değilim, başka veriler de vardır hesaba katılması gereken, eğitimini almışlar hesaplasın, ben ağır hastayım, bunları gözlerimi bile açamadığım bir kondisyonda iletmeye çalışıyorum, rahatsızlığımdan ötürü araştırma ve hesaplama yapamıyorum..
Ben sadece Allah vergisi vizyonumu paylaşıyorum; deyim yerindeyse, can havliyle kaleme alıyorum..
( bu notu paylaşıyorsam da, umudum şeytan'ın oyunlarının bozulması tabi ki; gidişat, göz yumulabilecek bir durumda değil..sorun sadece şiddetli yeraltı olayları değil, kuraklık da geliyor..bırakın 7 yıl kuraklığı, 7 gün sular akmasa, elektrik kesilse, böyle bir cehennem yok demektir..nasıl olacak? ne yapacaksanız?)
neden, 5 ve 8:
Dünyanın altındaki Öküz Ağustos, Karanlık Venüs, hayat veren Kuzey Düğümü Venüs'ü varsa, bir de can alan Venüs var. Öküz'ün sorumluluk mekanizmasi hasta ( 50 shades of grey olan o, ortada karizmatik bir Grey yok, o eser oldukça sakıncalı derecede manipulatif ve ucuz roman, gerçeği, dağ fare doğurmuş, kendini Al Karısı'na kırbaçlatıyor, Şeytan'dan akıl alıyor vs ); kaza ve ölüm raporları görevi ağır geliyor, Şeytan'a, Al Karısı'na, robotik Sineklerin Tanrısı'na uyuyor..Aynısı paranoyak Kör Baykuş için de geçerli..Uzayın derin, karanlık tarafı onlar; karanlık Venus, Jupiter, Saturn, Pluton, Merkur.. Sırlar Alemi, sır gibi saklanıyorlar. Ölüm ve kaza notlarına karar veriyorlar. Zehir zemberek onlara denir; dişleri de, akılları da zehirlidir, patolojiktir, bir yandan programları böyle..
Uzayınız, zaman çarkınız, yay gibi döner, ona zemberek denir; bunlar ayak tarafı, karanlık taraf..Şeytan da görülerim gereğü, muhtemelen ya Güneş burcu, ya Mars'ı Saturn/oğlak burcu olan bir Keçi ( kayıp kardeş o cepte, atıl olduğunu öğrenince deliriyor çünkü.. Ahlak bekçisi bir kara melek.. Eski Türk astrolojisinde Beçel vardır mesela..
(2,5,11) El/IL sesleri melekler için kullanılan seslerden; aynısı 'at' sesi için de geçerli (7), kanatlılar..
Mars iktidarlığı sembolize eden gezegen; şeytan da bu güneş sisteminin iktidarı olmak istiyor..
Benim Mars'ım da Merkur örneğin..
Şeytan'ın boynuzları gerçekten de ters 6 ve çok asabi, agresif gözleri var...
Saturn kritik bir gezegen -karar vericiler ( honour)- yerin 7 kat dibinde de olabilirsiniz, göğün 7 kat tepesinde de..
Kartallar yüksek uçar..
Antik zamanlar gibi yeni yılı 21 Mart'a konumlandırdığınızda, ayları, burçları, gezegenleri yeniden düğündüğünüzde bütün perspektifiniz değişiyor..
Şeytan ve karanlık varlıklar, kulak sağlığınızı ve dengenizi bertaraf edip, küçük beyninizden sizi yönetmek isterler..
Sinir sisteminizi hedef alırlar..
Şakasız, hem Ninja Kaplumbağalar çizgi filminde, hem de Harry Potter'ın birinci kitabinda J.K.Rowling size söylediler..Ninja kaplumbağalardaki kötü karakter olan Beyin figurune iyi bakın, ablak olan karakterin karnından yönetiyor..
Bağırsak sağlığınızı güçlü tutun; Türk mutfağı probiyotik açısından zaten zengin, atalarınızın bir bildiği var..
Voldemort da Quirell'in ensesindeydi mesela..
Şu an 40 Katır'ın kazanımı olan parasempatik sinir sistemini kaybediyorsunuz, geri evrime başladınız, semptaik sinir sistemi daha dominant hale gelmeye başladı, o da 40 satır'a yol yapmaktır..


Bir parantez daha açayım, Jüpiter ve Dark 5 üzerine, Şeytan'ın sembolü Dark V.. Jüpiter yay burcunun temsilcisi olarak, zaman çarkının memurlarının geldiği gezegendir. Aydınlık olanlar da var, karanlık olanlar da..Bütün uzay hak üstüne, Kuzey Düğümü zaman tanıyacaksa, bir de tabi ki alacak olan taraf var..Uzayın dengesi gereği..Ama fiziği ve dengeyi korumak sizin sorumlulugunuz; ne ekerseniz onu biçersiniz..Jüpiter'den, biri yılanlarsa mesela, ömrünüzü sonlandırmaya onlar gelir, onlar zaman alır; diğeri tavşanlardır, tam tersi onlar da hayat vericidir, şifalıdır, tavşan kanı diyorsunuz mesela. Yani koca uzay bir yerde diş meselesi..Dişe diş bir mücadele..Dişleriniz hem güç kaynağınız, hem yazgınız/kaderiniz, hem hayatınızın faturası/hesap ödeme şekli..
Ben tavşan dişliyim örneğin..( kimsenin de enayi uşağı değilim, şu an bu bencillik ve sadistlikle devam ederseniz, ne arılar bal yapacak ne çiçekler açacak..)


Güney Düğümü, akli dengesizler, psikopatlar..Sizin talihsizliğiniz..
Uydukça siz de dengesizleşirsiniz, hem doğa olarak, hem medikal olarak..
Şeytan, sizin geçmişiniz, sizin Dünya'nızın sorunu ve sorumluluğu..Yani bu geçmişi temizlemek, o meşhur Groundhog Day'den çıkmak sizin sorumluluğunuz..Çöplerinizi ayıklamak, temizlemek sizin sorumluluğunuz..
Sadistler, intikam istiyorlar, toksikler, size nefes aldırmazlar, nefesiniz boğulur, sinirleriniz yanar, yıpranır, acı çektirirler..
Duyu organları ve akli melekeleri sakattır; empati yapamazlar, sempati duyamazlar..
Ergenler; olgun akli meleke, olgun anlayış, medeni anlayis, saygi göstermezler..
Oğuz Atay benim için çok değerli, çok kutsal bir yazar, Korkuyu Beklerken eserinde kullandığı gibi ben de Ubermatenga diyeceğim, Güney Düğümü'nün yamuk yapılanması..
Ubermatenga; keçi, öküz, yılan, fare, tilki (çakal, Al Karısı ), sinekler ( robotik sineklerin tanrısı) , baykuş ( ah ki ah en çok bu koyuyor kör baykuş ),
örümcekler ( anne hastası oğlanlar ), mantar gibi çoğalanlar, sürüngenler, sürüngen bitkiler, omurgasızlar ve yeraltına doğru kök salanlar.
Kemik, omurga, dışkı/gübre, pislik, çer çöp, karanlık ve intikam isterler..
Korku, anksiyete, stres, nefret ile beslenirler..
Korkmayın, anksiyete, stres yapmayın, kin gütmeyin..
( yılanlar varsa kirpiler de var örneğin; nazar için kurşun dökmeyin, şeytan'a el vermeyin, kirpi besleyin, kirpi şeklinde nesneler yanınızda ya da baş ucunuzda bulundurun, sadece bir örnek..korkmak yerine doğa'nın o yılanlarla nasıl başa çıktığına bakın..yılanlar varsa gözü kara deli mongoose da var...)
Şeytan da Medusa.
Yılan başlı.
Disleksi hastası.
Erkek değil.
Erkek Fatma Nergiz, diğeri de kız gibi erkek Ödip.
Al Karısıyla ağır ahlak bekçisiler. Ahlak bekçiliği yaptığınızda Şeytan'a uyuyorsunuz. Başı kapalı olan da bunlar. Psikolojileri bozuk, gizleniyorlar. Kastrasyon anksiyetesi içindeler, aşağılık kompleksi yaşıyorlar.
Narsisistlik o, aşağılık kompleksi'dir.
Yerleri de zaten aşağıda, konum olarak da Güney Düğümü.
Sizi, aşağı çekiyorlar.
Bu hem uzayda kuvvet olarak böyle, Kuzey Düğümü yukarı çeker, nefes alırsınız, ferahlarsınız, havadar ve rahatta olursunuz, Kuzey Düğümü'nün akli melekesine uyarsanız, bu dünya'da zaman olarak bir gün 60 saat bile olabilir, yeryüzü o kadar huzurlu ve sakin olur, sevgi kelebeği gibi olursunuz, boylarınız uzar, ömrünüz uzar, fasulyeleriniz, başaklarınız bulutlara kadar uzanır, sabır olur, emeğe saygı olur, herkesin varlığına, yaşam hakkına saygı olur, etik olur, Hak kazanır, olgun akli meleke kazanır..
Eskiden böyleydi, bir gün 60 saat..Hiç düşünmüyor musunuz 60 kron 1 salise, 60 salise 1 dakika, 60 dakika 1 saat, 60 saat ne o zaman? 2 kere kaybettiniz, elinizi verdiniz mi kolunuzu kaptırırsınız, katlaya katlaya kaybedersiniz, önce 12 saat, sonra 24 saat kaybettiniz. Şu an bir günün 24 saat olması son şansınız, bu kafayla onu da harcamak üzeresiniz..48 saat daha kaybedip '-24 saate' düşemeyeceğinize göre sisteminiz düşer!
Güney Düğümü tam tersi, uzayda kuvvet olarak sizi aşağı çeker.. Yıpranırsınız, sürünürsünüz, nefes alamazsınız, kendinize gelemezsiniz, derin düşünce ve uzun vadeli hareket etme gözetemezsiniz, panik içinde bencilce şeyler yapmaya başlarsınız, herkes dan dun birbirinin hakkına girer, birbirinin alanına saldırır, cüceleşirsiniz, kısırlaşırsınız, bolluğunuz, bereketiniz kalmaz, tükene tükene bitersiniz..Son umudunuz olan 24 saatinizi de kaybedersiniz. Herkes kaybeder; Şeytan'ın 'insanoğlu cehennemi yaşasın' istediği 40 satır kazanır..
O şeytani kapitalizm yüzünden kendi ellerinizle toprağa cüce ve kısır tohum vermeye başlamışsınız zaten, ne ekerseniz onu biçersiniz; uzay size rağmen iyilik yapamaz, sizin karar verme mekanizmanıza göre çalışır..
O kapitalleri değerlendirmenin bin bir türlü yolu varken, bir yandan gelişmemiş toplumlardan sınırları hiçe sayarak köle bedenler topluyor, toprak üstündeki nüfusu istatistiğin onurunu hiç ederek çoğaltıyorlar (dokunmasanız o gelişmemiş ırklar kendi topraklarında kendi çarelerine bakacaklar), bir yandan da 3 çocuk yapın, 5 çocuk yapın diye orjinal halkları gazlıyorlar..E bi siz mi akıllısınız o bir gariban toprak bu kadar çılgına hizmet ediyor olsun!
Ubermatenga, hak bulduklarında zamanlarınızı ve hayatlarınızı çalıyorlar..
Gericiler, cahiller, karanlıklar. Yıldızları karanlık. Sizin zamanınızı, yıldızlarınızı, ışığınızı çalıyorlar. Patolojik hareket edip kaptırmayın. Başkalarıyla uğraşmayın, şeytan işi. Kendinize bakın.
Şeytan, yılanlar, buluttan nem kapar, histerikler. Uydukça siz de buluttan nem kapar hale geliyorsunuz; hem doğa olarak, hem medikal olarak, hem psikolojik olarak..
Katletmeyin, şiddetten uzak durun.
Birini katlettiğinizde sizi ne bekliyor söyleyim: bütün uzay matematik üzerine, tarihi yaşarken nasıl bir karar verme mekanizmasına göre hareket ediyorsanız, matematik tecelli eder, uzayın matematiğine göre o canlı da doğanızda yerini bulur, dünya'ya bir kere geldiyse hak kazanmıştır, son saniyesine kadar kendi hakkını yaşama hakkına sahiptir; katlettiğinizde öyle bir şirk koşmuş oluyorsunuz ki, ben bu 40 küp uzayın bilyar bilyon hesabını biliyorum, bu hayatı keyfim buyurduğu için alabilirim, yarından da ben sorumluyum, ben çok biliyorum...Sizi ne bekler, o canlının bu doğa ve uzay için bir psikolojisi var di'mi, bütün uzay psikoloji üzerine, tamam psikoloji tecelli eder, artık o canlı kelimesi kelimesine bu dünya'ya, bu doğa'ya nasıl bir psikolojik katkıda bulunup gidecekti, onun psikanalizinden artık siz sorumlusunuz..
Ne demek istiyorum, örneğin Uğur Mumcu, yaşasaydı tam olarak hangi metinleri kaleme alacaktı, hangi mesajları tarihe ve bu dünya'ya verecekti, hangi konuşmaları yapacaktı, ne bileyim adam belki 50'sinden sonra uçan spagetti canavarı olacaktı anlatabiliyor muyum, bilemezsiniz; katleden artık virgülü virgülüne, nefesi nefesine Uğur Mumcu yerine bunları yapmaktan mesul; ahiret kapısına gelecek, Uğur Mumcu'nun hakkı tecelli edecek, reenkarnasyon sırasına girecek, Dünya'ya tekrar gelip sebep olduğu haksızlıkların hakkını yerine koyması beklenecek! Uzayın adaletini bilin..
O yüzden sadece iyiliği, aklı besleyin.
Etik olun.
Sorunlarınızı akli meleke ile, hukuk ile çözün.
İnsanlıktan çıkmayın, sebep vermeyin. İyilik yapın. Özür dileyin. Bağış yapın. Kuşları besleyin. Parklara dut, zeytin, söğüt, cam ağacı gibi kutsal ağaçlar dikin. Marmara Denizi’ne tuz kayaları koyun.
Tekne alın. Nuh size bir şey söylüyor..
Balık tutmayı öğrenin, denizleri temizleyin..
Bugün yunusların bile migreni varsa, ruhunuzu öteki tarafa taşımayacaklar demektir..
Felaketlerden ve kazalardan korunmak için, Felak, Nas okuyun.
Felak, kuşluk vaktidir.
Ömrünüzde hiç sahil kenarında kamp yaptınız mı bilmiyorum..Yıllar önceydi, bir yanımız orman, bir yanımız adanın arkasında küçük bir koy; arkadaşlarla çöp temizliği çalıştayı üzerine kamp yapıyoruz; akşam elimizde sıcak şaraplarımız, ateş başında hayat üzerine tatlı sohbetler, bir yanda deniz, bir yanda yıldızların altında laf lafı açıyor, derken artık herkese bir ağırlık çöküyor ve uyumak için çadırlara çekiliyoruz; ben genelde uyuyamam, daha henüz sabahın çok erken saatleriydi herkesten önce uyanacağım tuttu, çadırdan bir çıktım, karşımda 5'er 10'ar yılkı atları..Meğer geceden beri yanımızdaki karanlık ormanda bizle beraberlermiş, bizimse doğa'nın gerçekliğinden hiçbir haberimiz yokmuş..Melekler Şehri filmini izleyenler hatırlar, meğer hiçbirimizin göremediği melekler varmış, tan ağarırken Güneş'i selamlamaya sahile gelirlermiş; işte o sabah karşımda Melekler Şehri'nden bir sahne bana bakıyordu..Yabani atlar gece boyunca o karanlık ormanda gölgesizlerle mücadele etmişler, kuşluk vakti de Samed'e duaları için sahile gelmişler..Atlar Samed'in melekleridir..İnsan elinden ne gördülerse, önlerine akşamdan kalma atıştırmalık bir şeyler koymaya çalıştım, ama huzursuzlandılar, ürkütmek istemedim, yılkı oldukları halde o kadar duru duruyorlardı ki, ben de sahilde bir kenara iliştim onlarla birlikte denize doğru ufukta yükselen Güneş'in doğuşunu izlemeye koyuldum..Hayatımın kelimelere dökmesi en tuhaf sabahlarından biri olarak hatıra defterimde yerini aldı..
Şeytana uyduğunuz için kuraklık oluyor. Bir şeye şeytanlık sirayet ederse, kemiğiniz iliğiniz kuruyana kadar batarsınız; bir şeye şeytanlık sirayet ederse, sizi kısır döngüye alır, kısırlaşana kadar batarsınız.. Şu an, Güney Düğümü büyüyor. Şeytan baş Candida, baş Fungi; hem medikal olarak, hem uzay.
Fungiler nasıl girdiği organı kurutuyor, şu an siz de fungi beyinlere, incir ağaclarına, Venüs'ün onuruna saygısızlara uyduğunuz için, toprağınız, suyunuz kuruyor.
Ben bu yorumumu Ekşi Sözlük'e de yazdım, Furkan Bölükbaşı bütün hesabımı sildirdiği için artık bu metinlere ulaşılamıyor, ben de kendi datama ulaşamıyorum, hastayım, uyardım yukarıda Allah var, dinlemedi; ne kızdıysam az bile söylemişimdir, Nurullah'la bir olmuşlar daha hala zulm içindeler, ne dediysem Allah'ın kelamıdır hak etmişlerdir(!); şu an İstanbul'u artık öyle bir hale getirmişler ki, bir cehennem distopyasının başkentine dönmüş zaten..Şeytan keyif içinde, İstanbul'daki çarpık kentleşmeyi, nüfusu ve o nüfusun yaşam tarzlarını gördükçe..Arzulanan toksiklige ve kitlelere ulaşılmış..Şu saatten sonra İstanbul'da bir deprem olacak olursa, artık ancak Şeytan İstanbul'u 40 satır'ın başkenti yapıyorken, bir cengaver olur da ben İstanbul'u p.zevenklerin elinden alacağım deyip, güzel şeyler olsun diye çabalamaya kalkıp, idealist projelerin peşinden giderse, yılanların planlarına çomak sokmuş olacağı için, artık o zaman görürsünüz zelzeleyi..Ne diyim, söylenecek söz kalmıyor..
İstanbul'un onuru, tarihin onuruydu.. Siz daha o zaman kıyameti kopardığınız Groundhog Day'den çıkamadınız..Bundan sonra size ne kalır, size kuraklık kalır..Bu devran böyle ne güzel dönüyor diye sanarken, bir bakmışsınız sular bile akmıyor, toprak gıda vermiyor vs..Venüs'ün onuru tecelli eder..İstanbul'un kanatları Venüs'ün onuruydu; çoktan öyle bir insaniyet göstermeniz gerekirdi ki, tavuklar tekrar kanat takmış uçabiliyor olsun; sizse bu kafayla giderseniz uçan kenelere şahit olacaksınız..
Siz bu kadar düşüncesiz, psikopat yasadıkça hem göçememişler çoğalıyor, hem de azıyorlar. Onların da doğaya ihtiyacı var. Ağaç altında istirahat ediyorlar. Göçemediğinizde o ağaçlara sizin de ihtiyacınız olacak. Dikili bir ağacınız olsun demek, o demek. En önce kendi yarınınız için bu dünyayı yaşanılır kılmanız gerekiyor, çünkü bu sizin dünyanız, tam da siz yaşayacaksınız.
Bu dünya 1 hayat olasılığında istediginiz kazığı çakıp gidebileceğiniz bir dünya değil; o Şeytan'ın edebiyatı sınava tabi tutmak, sınamak, Şeytan sınar, Şeytan test eder, Allah değil..
Bu dünya her şeyiyle size verilmiş kendi EV'iniz, kendi doğanız, sorumluluğu da size ait..Gökten kemik/tuz yağmayacak..
Fizik, sizin sorumluluğunuzdur; fiziki deformasyonları da 3 günde iyileştiremezsiniz; duayla iyileştiremezsiniz..
Lafla peynir gemisi yürümez..
Bu yeryüzünü en büyük yağmur duası, sevgidir; sevmekten, sevilmekten çıktıkça, hayat veren bahar yağmurlarını da, suyu da kaybediyorsunuz. Venüs'ün, Çoban Yıldızı'nın onuruyla oynamayın..
Bu kadar nüfus, bu kadar kötü yaşıyorken kaza notlarınız da kontrolden çıkıyor. Öküz'ün sorumluluk mekanizması zaten hasta; bu kadar nüfusun kaza notlarını kontrol etmeye gelemez, zaten artık hiçbirinin değeri yoktur der, sallarlar en büyüğünden patojen, trojen, toplu toplu ölür ölür dirilirsiniz, dirilir ölürsünüz..Covid örneğin, başlamışsınız bile..
Doğanın dengesini kendi ellerinizle bozuyorsunuz, yeraltı kaynaklarını kendi ellerinizle düşüncesizce sömürüyorsunuz, yeraltı olaylarını da, doğal afetlerin şiddetini de kontrol etmek zıvanadan çıkar..
Zaten Şeytan'ın 40 satır'ı alması demek, o demek; istediğine istediği muameleyi yapsın, istediğini seçsin, istediğini harcasın, istediği zaman yıksın, sadece onun uygun gördüğü, istediği olsun, anlatabiliyor muyum..Bu düzene hizmet edenler de Şeytan'ın onursuz köleleri olurlar..Kedinin fare ile oynadığı gibi oynar. Deli zaten. Kaçıklar..Kadın zaten bu şekilde yönetmek istediği için uzayı ve dünyayı istiyor..40 satır'ı da alırsa, acımayacak bile, hak ettiler diyecek..Siz hak vermiş olacaksınız..Hiçbir devlet rejimi halkını 40 satır'ın onursuz köleleri olmaya mecbur edemez..
Size Kuzey Düğümü tarafından sağlanmış, tanınmış hayat olasılıklarınızda, siz hakkınızı, olasılığınızı, zamanınızı, iyileştirici kullanmazsanız; olgun düşünce yapısı ile hareket edici, yapıcı değil de, maddi, materyal hırsların peşinden giden bir hayat tarzına çevirip, bunu yaşamak için de önünüze geleni sömürmeye kalkarsanız, o ahiret kapısını da kaybediyorsunuz; kendi seçiminizle bu dünyayı da, geleceğinizi de Şeytan'a, Güney Düğümü'ne servis etmiş oluyorsunuz..
Kömür örneğin, yeraltının mikropluğundan sizi korusun diye vardı, artık yok, yakmmışsınız, oydu zaten ben yandım başkası yanmasın isteyen(!); bir toprağın altında kömür yoksa, üstünde gül fidanı da gül vermez artık; doğal olarak o Maraş Depremi de o kadar şiddetli olur, İzmir Depremi de..Kuşlar da yeraltından çıkan mikroplu böceklere daha çok maruz kalır, toprağınız, havanız, suyunuz da..Kömür, özellikle dermatolojik sorunlar için çok değerli bir kaynak, ister sizin bedeniniz için olsun, ister toprağın bedeni..Güneş bu kadar kavurucu hale gelmişken, beyaz tenlerinizi ne koruyacak? Artık cehennem kremi pazarlamaya başlamışlar gözünüz görsün, spf faktorlu kremini sürdün mü, bak çok önemli ona göre, diye..Bundan 3-4 göbek önce dedelerinize, ninelerinize, yaz sıcağı 45 derece olacak deseniz, başımıza taş yağacak diye, tutuşurlardı, kıyamet koparırlardı..Bugün kimse kendine kondurmuyor bile..Sadece 100 sene önce bir Titanik bir buz dağına çarpıp batabiliyordu; bugün hem o buzdağı yok, hem de 1 gemi sadece 3 gün bir boğaza takıldı diye ekonomiler batıyor..Titanik'te de dünya sosyetesi vardı, okyanusun dibini boyladılar, hayat yine de devam etti, edebildi; bugünse felç oluyor. Küresel ısınma varsa, tam da sizsinizdir cehennem, tam da sizsinizdir çöl çorak beyin, sizden niye bağımsız olsun? Kim bilir kaçıncı reenkarnasyon daha hala materyal işler peşinde, haset, fesat peşinde, kim bilir..Bütün uzay hak üstüne, Allah kurunun yanında yaşı da yakmaz; iyilerin nesli tükenir, ruhlarını taşırlar, cehennem eden kötülüğünün bedelini elbette öder..
Ve tekrar tekrar aynı şeyi vurgulayacağım, uzay size rağmen iyilik, güzellik yapamaz; rüzgar eken fırtına biçer, yanına da kalmaz, o fırtınayı kendi yaşar..
Sebep olduğunuz haksızlıkların hakkını yerine koymak zorundasınız. Artık kimse hatalarını, insanlığını telafi etme tenezzülünde bile bulunmuyor.
Herkes egosunun peşinde. O zaman Güney Düğümü de daha dirençli, obsesif, agresif hale geliyor. Bir yerden sonra önünü alamayacaksınız. Nasıl bir böbrek, böbrek yetmezliğinden ölür, karanlık büyümesinden sisteminiz de düşer, cehennemi de yaşarsınız. Bu korku ya da anksiyete salmak vs değil, o Şeytan işi, ben rehberim; aklınızı başınıza toplayın, gidişat daha endişe verici olamaz..Türklük tarihinde görülmemiş saçmalıklar içindesiniz.. Türk dili zaten ataları tarafından tarih yazılmış, kutsal bir dil; bütün sizi koruyacak, aklınıza yarayacak atasözleri gündelik hayatınıza kazandırılmış..Ata, dede yadigarı bilgelikten çıkmayın..Sınırlarınız, nüfusunuzu, istatiğinizi koruyun.. Kuzey Düğümü'nün koruyabileceği, yetebileceği, affedebileceği sınırları aşıyorsunuz. Güney düğümü yükselişte, siz hak kazandırıyorsunuz.
İncir ağacı gibi hareket edenlere uymayın. Kine, nefrete, paniğe kapılmayın. Anksiyete yapmayın. Stresi kullanıyorlar. Kendinizi, odaginizi, rahatlıkla, ferahlıkla dünya işinize verin. Aklınızı, dikkatinizi, psikolojinizi kaptırmayın.. Huzuru gözetin ve koruyun.
Vatan hainliğine girer bir toplumun psikolojisini bozmak.
Çünkü bugününüz neyse, yarınınız o..
Psikoloji hem tarihtir, hem genetiktir..
Bilinçli bir şekilde bir toplumun psikolojisini bozmak ve yıpratmak, toplumun genetiğini de, yarınını da değiştireceği için vatan hainliğine girer..
Gerçek bir lider, aşağılık kompleksiyle kitleler yaratıp, halkı aşağılık kompleksi ile aşağı çekmez; koca bir halkı Güney Düğümü'ne, cehennem distopyasına, Şeytan'a peşkeş çekmez..Yukarı çekmek için, akli melekeyi olgunlaştırmak için, halka kazandırmak için çabalar..
Allah'ın ve Kuzey Düğümü'nün bütün varlığı, olgun akli meleke ve sağlıklı düşünce yapısı üzerinedir..
En önce Allah'ın onuru affetmeyecek, adının ağızlara maşa edilip de, Güney Düğümü'nün ergenliğine, aşağılık kompleksine servis edilmek..
Kazaları iyileştirin.
Elmayla armudu ayırt etmeyi bilin.
Elma, obsesif yargıç, ahlak bekçisi olan ve güç hırsındaki Şeytan'ın sinsiliğidir..
Armut, onurunu bilmeniz gereken Kuzey Düğümü meyvesidir, Venüs'ün onurudur..
Kadın haklarını ve kadınların değerini korumanız kutsaldır..
Ak ile Kara'yı da ayırt etmeyi de bilin..
Ak, yine Şeytan'ın sinsiliğidir, kendi de beyaz yazma takıyor, o çok masummuş..Bu arada kendi simsiyah bir yılan ( animagus ne demek bilin, var çünkü )..Saçları da siyah ve kut kesim, kendine has cok mükemmeliyetçi dalgalı bir fönle kullanıyor..
Al Karısı da, Kırmızı Başlıklı Kız'ın başlığını çalarsa, kendi de onun gibi güzel görünecek sanan göçememiş bir meczup; küçük çakal..
O başlık da sürekli renk değiştirir; sürekli kılıf değiştirirler; yılanlar sürekli deri değiştirir; virusler sürekli varyasyon değiştirir..
Tekrar tekrar önünüze gelirler; hem görevleri bu, kaza notları, hem de obsesif ve takıntılılar..
Özellikle iyileri ve hassasları elemek, harcamak isterler; işlerine gelmediği için; onları yıldırmak için de burnundan getirirler..
Sağ kanat partileri örneğin, ha babam yeni parti kurarlar, ha babam yeni kurucu çıkar, tam da şimdi Allah'ın en sevgili kuludur, hatta peygamberdir; bu arada en büyük günahları onlar işler, en büyük ahlaksızlıkları onlar yapar..Bir de bir haltmış gibi Güney Düğümü meczupları gibi musallat olurlar, gitmezler, kemiğinizi iliğinizi kuruturlar..Az omurganız olsun!
Kara, Hintce de bile olan bir kelime, Keira, Bahar demektir, Hayat, Zoey, Zeynep, Küçük Kara Balık demektir..Karadeniz'in onuru, Asya'nın onuru, Gülbeyaz'dır, kardelendir, beyaz gelinciktir..Saçlarım kuzguni..Ama altında 'nar çiceği kızılı' saç rengi var, denizkizi Ariel gibi..
( Bazi reenkarnasyonlarda Sarıkız, Kaz Dağları'nın, Kaf Dağları'nın Sarıkız'ı)..
Baba tarafından Dul Kadir Oğulları torunuyum, kaynaklara gore Oguz Türkü'ymüşüz, Asya Türkleri..Zeyneddin Karaca Bey torunu olmuş oluyorum..
Anne tarafindan Düzgün Baba'nın torunuyum, büyük büyük dedem olmuş oluyor.. O da bir Veli'ydi; annemin babası olan dedem de, o aile soyundan Pirdesur'un Alevi dedesiydi..
Veli olan dedemi genç yaşta kaybetmişiz, Allah rahmet eylesin, ailem 70'lerden beri İstanbul, Londra ve Berlin'de ikamet ediyor.
Şu anda ağır hastayım, elimden tutan da dedelerim ve tarih..Dünyada örneği yok Düzgün Dedem'in türbesinin, türbesinden su çıkıyor oluşunun; Venüs size bir şey söylüyor..Şu an ekmek, su gibi ihtiyacınız olan öğretiler ve düzgünlük..
Taşı sıksan suyunu çıkaracak kadar güvenilir ve doğru olmak..
Ve diğer elimden tutan, Hacı Bektaşı Veli ve Bek'taş..
J.K.Rowling'in de size söylediği felsefe taşı, ölümsüzlük taşı, yani sabır taşı olan Bek'taş; hakkı Veli'de.. Allah bin kere razı olsun; sabrediyorum elimden geldiğince, başka çarem yok..
Bu yeryüzünün en kutsal duası da, sabır dilemektir..
( Görünmezlik pelerini de, sessizlik yemini'dir; bilmeden etmeden konuşmamak, metaneti korumak, peşin hükümlü, önyargılı hareket etmemektir..Anlayıp, dinleyip, ölçüp biçip, düşünceli tartıp, zorlamayıp, akışına bırakmayı, zamana bırakmayı bilmektir..)



Bugün bu kadar robotik Sineklerin Tanrısı'ndan akıl alan teknoloji, astrolog, hacı hoca, yalan yanlış liderlerle giderek akli melekeden çıkıyorsunuz, giderek deliriyorsunuz..
5 duyu organınız da, 10 parmak eliniz de bedeninizde, kendinizde zaten var..
Akli melekelerinize sahip çıkın; başkasından akıl almayı bırakın ( ben hariç :) ), aklı başkalarına teslim etmeyi, başkasına uymayı bırakın..
Başkalarının hayatıyla uğraşmayı da, gösteri deliliğinizi de..
Yaşamak demek, itibar, fotoğraf karesi vs demek değil..
Kendi dünya işinize, programınıza bakın..
Kendinizi anlamak istiyorsanız, durup düşünmeyi de bilmeniz gerekir..
Materyal kaygıları, malı, mülkü, özellikle geleceğe odaklanmayı, sürekli geleceği kurgulamayı, bugünü es geçmeyi, bugünü unutmayı bırakın o zaman.
Geleceği doğru konumlandırmak, zamanınızı anlamlı değerlendirmek istiyorsanız, önce tarihi, tarihinizi ve geçmisi düşünün.
Gelecek tarihte..
Tarihi deşin..
Tarihten anlarsınız, hayatınızı da, size tanınmış hayat olasılığını da daha anlamlı değerlendirirsiniz..
Geçmişinizi düşünün, yaşanmışlıklarınızı, yaşadığınız olayları düşünün.. Doğadaki, tarihteki, uzaydaki motiflerden anlamaya çalışın..
Neyi yaşamaya ve yaşatmaya gelmiş olabilirsiniz, onu düşünün..Neyi iyileştirmeye, hangi haksızlığın hakkını yerine koymaya gelmiş olabilirsiniz, onu düşünün..Kendi yaralarınız mı, başkalarının yaraları için mi..
Illa ki, size tanınmış zaman zarfında elinizdeki vakti olumlu tercihlerle iyiye yormak mümkündür..
Kendinizi dinlemeyi bilin ( bu klişe değil, ne anladığınıza bakar ), düşünmeyi, değerlendirmeyi, algılamayı bilin..
Hayat size dokunur, yaşadığınız olayları görmeyi, anlamayı bilin..
Daha 2 yaşındaydım küçük dayım kendi dükkanından bana küçük pembe bir tavşan hediye getirdiğinde, onsuz uyuyamazdım bile..Küçük dayımı şimdi detayına girmek istemeyeceğim üzücü bir şekilde kaybettik, benim hayatıma nasıl dokunmuş olduğunu hiçbir zaman unutmadım..Kelimenin tek anlamıyla beni bir o görmüş, sen busun demiş, sonra da kaybetmişiz..
Daha 6 yaşındaydım bir gün önüme bir çamur haznesi içinde bir tokadan kopmuş kelebek parçası çıktığında, sanki gerçek canlıymış gibi geçip gidemedim bile, onu çamurun içinden aldım, ellerimle yıkadım, o yaşımda bile yıllarca cüzdanımda, yanımda taşıdım..
Londra'ya geldiğimin ilk haftalarıydı, merkez bir lokasyonda bile olmayan arka mahalle bir sokakta küçük bir market alışverişi yaptım, kasadan ayrıldığımda bir madeni para diğerlerinden farklı duruyordu, meğer İngilizler gündelik hayatta halka sempati olsun diye tarihlerindeki değerli isimleri koleksiyon olarak sayılı madeni paralara işlermiş, elime o madeni paralardan biri gelmiş, Beatrix Potter'dı..Bir diğer çocukluk kahramanım olan Peter Rabbit'in yaratıcısı, benim için kutsal bir azize..O da cüzdanımdan, cebimden ayıramadığım, hep yanımda taşıdığım değerli detaylardan biri oldu..
Hayat size dokunur, 5 duyu organınızı teslim etmeyin..
Sabah kalktığınızda düşündüğünüz ilk şey, en yüce, en onurlu benim hayatım olacak, benim fotoğraflarım olacak vs bunlar olmasın, bu Şeytan'ın ergenliği; önce onurlu yaşamayı değil, onurlu nasıl ölürsünüz onu bir düşünün..O zaman bu dünyada bir şeyler değişmeye başlayacak..
Atatürk’ü, Ali’yi, Veli’yi. Rumi’yi, Düzgün Baba’yı dinleyin. Venüs’ün onuruyla oynamayın; yoksa su, gıda, enerji, şifa, şefkat, anlayış, huzur, yaşanabilir nefes, ışık, müzik yok. Sadistçe açtığınız yaralara merhem olabilecek tuz kaynağı yok. Fiziğe şirk koşamazsınız. Fiziki deformasyonlar 3 günde iyileşmez, duayla iyileşmez..
Bu kafayla ne 7 yıl kuraklığın, ne de bu kadar şiddetli yeraltı olaylarının altından kalkamayacaksınız.
Siz ne kadar disotonomik, uzay da o kadar disotonomik ( tutarsız ve dengesiz yani ).
Uzayınızın, doğanızın teşhisi ME/CFS ( kronik yorgunluk sendromu, medikal olarak da sinir sisteminde patojen mantar büyümesi kaynaklı bir rahatsızlık; uzayınız için de karanlık büyümesi diyelim..hepinize yetecek enerji kaynağınız yok, siz çakılırsınız, mikroplar sizin bedeninizi yaşar.. bırakın insan ömrünün uzamasını, giderek mikropların kölesi oluyorsunuz.. uzun yaşayacağız derken, hastalıklı bedenlerinizle sürekli tedavi peşinde koştuğunuz bir gelecek sizi bekler..ne doktor yetişir, ne sistem ).
Enerji zarfı kontrolünden anlamak zorundasınız, bunu tabi ki devletin yönetici kadroları için söylüyorum; hükümet, doğru planları uygulamaya koymazsa, halk ne yapsın? ( bu artık şaka, komik değil).
İstatistiğin onurunu bir an önce yerine koymanız gerekiyor.
Toksinliği azaltmak zorundasınız. Doğa, tıp, toplum, birey, hepsi için geçerli.
Ağır hastayım, daha uzun ve sürekli konuşamıyorum.
Metnin dili o yüzden böyle, kusuruma bakmayın..
En değerli şeyiniz 24 saatiniz.
Bugünün işini yarına bırakmayın.
Özgürlük, Kuzey Düğümü’nde.
Sevgilerimle,
Zoey
