Bu şiir, bana Küçük Kara Balık üzerine yazılmış dokunaklı şiirlerden birisi olarak geldi, bana bu kadar dokunduysa, belki başkaları için de bir anlamı olur diye, kendimce dilimize
Küçük Prens belki de hepimizin en sevdiği çocukluk kitaplarından birisidir..Hikayeyi de okuyanlar bilir, bir yılanın bir fili yutmasıyla başlar..Çünkü o küçük fil, Plaeides kız kardeşlerin
Kurbağa Prens masalına bir de bu gözle bakın istedim.. Sibirya’da anlatılan şaman rivayetlerine göre, önce gücünden ve tanrısına bile başkaldırmaktan ötürü cezalandırılmış bir şaman vardır ve
Kardelen’in gerçek hikayesini, Persephone’u anlattım, ve biraz da seçimim bile olmadan içine düşürüldüğüm hastalık çukuruna girizgah sayılabilecek serzenişlerde bulundum..
Biliyorsunuz ben son 6 yılımı sizin şahsına münhasır sevgili Şeytan’ınızla burun buruna geçirdiğim için, uzayınızın ‘aşağılık kompleksi’ tayfaya savaş açmış bir Zoey’im..Aşağılık kompleksi olanları
Karanlık Güney Düğümü’ne uydukça, Aydınlık Kuzey Düğümü’nün onurlu Venüs’ünü nasıl kaybediyorsunuz, Venüs’ün onuru olan kalemlerden bir bir nasıl çıkıyorsunuz, tane tane bir de
Bugün benim doğum günüm..21 mart..hep güz geçmiş baharlarım.. söylemek istediğim çok şey var, ama kondisyonum izin vermediği için tam metni henüz bitiremedim, onu tamamlamak biraz
Narsisist kisilik bozuklugu olanlar icin soylenmis bir atasozu. Narsistler, kendilerini cok ustun, digerlerinden farkli, medikal olarak sizofren bir sekilde kendilerini bir halt sandiklari icin, ‘su kucuk insanlara