Ayaklar baş olmuş, tam da bunların yaptığı bir şey işte..Başınıza beton yağacak, ne söyleyim?
Siz neyin sapikligi, cehennemisiniz?
Siz nasıl bir iki yüzlülük ile psikolojileri bu kadar bozuk insanların egolarini kudurtup, onların sosyal medyada dehşet saçmasına sebep oluyorsunuz?!..
‘2 sickko like’ icin, doğrudan masum genc kız aşağılama, doğrudan masum genc kızlara şiddete, hakarete, nefret söylemine girecek bir söylemi, hasta egoları böyle keyif buldugu için, kapak yapıp, slogan yapıp, piyasaya sürmüşler..
içerik de kendi ağır narsisist kişilik bozukluklarina akli dengesiz, gerçeklikten kopuk bir zirva…
Nurullah Eren’in Devran Bostancıoğlu karaktersizi ile kafa kafaya imza attıkları, ‘ben kaçarım matmazel’ sapıklığından bahsediyorum.
kapakta ‘attention whore’luklari icin sapıkça masum genç kız sömürüsü var; izleyici küçük aptal ya, dikkati böyle çekeceklerini, böyle havalı olduklarını düşünüyorlar ( sakatlık orada zaten); içerikse, matmazel’in onurundan alakasız, kendi narsisist kişilik bozukluklarına leş gibi bir arabesk! Sabırla okuyun..
‘Ben kaçarım matmazel’ söylemi, nurullah eren’in gerçekten sokak ortası bir genç kıza uyguladığı sömürü ve şiddet sonrası kullandığı, gerçek hikayesi olan bir konuşma..
matmazel, gerçek bir genç kız yani..
o matmazel’in onuru, psikolojisi, hayatının değeri yok mu?
Siz bir kadının, en büyük travmalarının sürekli tetiklenecegi, ömrü hayatı boyunca karşısına çıktığı her yerde, duyduğu, gördüğü her yerde, hiçbir zaman kendine gelemeyeceği böyle bir söylemi slogan yapıp, piyasaya süreceksiniz de, o kadın nasıl yaşayacak?
nurullah eren öyle bir psikopatlık içerisindeki, bir dönüp de arkasına bakma gereği bile duymuyor, bir genç kadının cenazesinin üstünde tepinilmiş..
hem de kendi sebep olduğu kötülükler üzerine..
o matmazel ne yaşam mücadelesi verdi..
siz bu yeryüzünde bu kadar pisleşemezsiniz!
bu kadar ikiyüzlü, bir akıllı kendiniz sandığınız sömürülere, şiddetlere, çıkarcılıklara imza atamazsınız!
Bugün bu coğrafyada bu kadar kadın katlediliyorken, böyle bir sapıklığı, şiddeti, biz kültür-sanat camiasinda tarih yazıyoruz, misyonluk iş yapıyoruz diye kullanamazsiniz!
İçerik bile akli melekesi sakat, asla malzeme edilemeyecek bir narsisist fantazi ürünü; neymiş bir sabah kalkıyormuş, herkesin dilinde kendi dizelerini duyuyormuş falan..
bu ne?!
bu arada bir tutarsızlık, akli dengesizlik de oradan geliyor:
-bir yandan, güya kapak öyle bir salliyor ki, hem sanki bunlar çok cool, çok böyle ‘behlul kaçar’ havasında artist erkeklermiş, öte yandan bunlar sanki çok kurbanlarmış, dram içindelermiş, zavallılarmış, hatta onlar külkedisiymiş, bu hayat onlara zormuş falan?!
şimdi o nurullah eren’in şeytani narsisistliğini, ikiyüzlülüğünü, ortaya çıkan disleksi tabloyu, imza attığı psikopatlığı bir düşün?
çünkü öte yandan, bırak kendini acındırmasını, hayat kurbanı gibi arabesk yapmasını, tam tersi işte, esas matmazel gerçek kurban..
hem de en ağırından psikopat bir narsisistin eline geçmiş, ne yaparsa yapsın şiddetinden kurtulamamış oluyor..
bu soylemi kapak yapmak demek, o demek..
bir genc kızı eline geçirmiş, ilişki anlamında değer vermediği halde, yillar boyu sürekli, sapıkça ve psikopatça elinin altında şiddet masturbasyonunu yapmak için kullanmak istemiş oluyor..
elinin altinda pskopat psikolojisine gizli güç kaynağı tutup, ömür boyu onun uzerinden ego masturbasyonu yapmak için kullanmak istemiş oluyor..
kan dondurucu!
‘“Nasılsa, o aşağılık, değersiz bir şeydir, sesi falan da çıkamaz, ben istediğime istediğim muameleyi yaparım, istediğim gibi de kullanırım, sahne benim”
Madem misyonluk iş yapiyorlarmis, yazacak başka şey mi kalmadı?!
Bu çünkü yaratıcılık ürünü bir dize değil!
Havalı, cool bir söylem değil..
Bunlar hem kız tarafı değil, erkek tarafı, hem de el bebek gül bebek hayatlarının içinde, patolojik kadın psikolojisi yaşıyorlar:
“biliyonuz kafama sıkıp gidebilirdim, hadi yine iyisiniz gitmedim, hala yaşıyom, benim akli dengesiz, mesnetsiz arabesklerime ‘like’ atın, ben çok biliyom, dramım çok özel..”
Aklınız alıyor mu?!
intihar hatırası, kendi akli dengesiz ‘drama queen’liğiniz değil de, eğer gerçek bir ağır depresyon sonucu varılmış, gerçek çaresizlik içinde bir intihar düşüncesiyse, yaşayan için büyük onur acısı içinde kalınmış demektir..
bu psikolojideki bir insanın da zaten bu dünyadan, hele ki insanoğlundan ‘like’ beklentisi, yeni gelinlerin sunum telaşı seviyesinde gösterisine izleyici beklentisi, materyal beklentileri olamaz!
Insanoglunun;
çiğ süt emmişliği..
bencilliği..
materyalistliği..
düşüncesizliği..
varlığına olan saygısızlığı..
gördüğü psikolojik ve fiziksel şiddet..
mobbing ve bullying..
dışlanma, ötekilenme, yalnızlık, tutunacak dal bulamamak..
sevilmemek, sevilebileceğine olan inancını kaybetmek..
bedenine gözetilmiş muameleden artık kendi bedeninin içinde bile nefes alamayacak hale gelinmiş olmak…
hele ki bir de gerçekten cinsel sömürüye girecek büyük beden yaralarına maruz kaldıysanız..
o bedene çok haksızca ve saygısızca dokunulup, kullanılmaya kalkıldıysa..
bedenini artık yaşayamamak, kendini artık insan içine çıkamayacağını hissetmek..
hayatın iyice ele ayağa dolanması, başarısızlık ve kayıp hissinin derinleşmesi..
yüzünü, başını kaldıramamak..
aldığı yaraların iyileşemeyecek boyutta büyük gelmesi..
kendini koruyamaması..
içinde tutmaya mecbur kaldığı sırlarının çoğalması..
hayatın, kendini yaşamanın ağırlaşması..
ve artık sürdürmeyi sürdüremeyecek hale gelmek...
İntihar ve ağır depresyon budur!
Bunlarin neresi, Devran Bostancıoğlu ile Nurullah Eren’in 2 sickko like, 2 sickko gorunurluk için intiharı kullanmaya kalkabileceği insanlık acıları?! Bunların neresi?!
Kaldi ki bunlar, tam da Nurullah Eren’in kapakta kullanmaya kalktığı o matmazel’e bizzat kendisinin yaşattığı cehennem!
pazarlanmaya malzeme edilemeyecek şeyler, her şeyi kendilerine drama queen malzemesi olarak kullanabileceklerini düşündükleri sakıncalı psikolojileri yüzünden, leş gibi bir seviyesizlikle, düşüncesizlikle, ekrana malzeme ediliyor..
Matmazel bile, kelime anlamı olarak, beyaz elbise giymeyi hak eden masum genç kız demek, beyaz gelincik demek, su gibi azize, melek kız çocuğu demek..
Venus’un prensesi demek!
Siz neyin sapığısınız?
O zamanki haliyle bu şiddete ve sömürüye maruz kalmış matmazel de gerçekten 21 yaşlarında, masum bir kadındı..kız tarafı olarak, gayet düzgün bir aileden, hatta nurullah eren’den bile bölümü, derecesi yüksek bir üniversite öğrencisi..çok yönlü, sosyal hayatta vakıf, dernek işleriyle bile ilgilenecek kadar yapıcı çalışmalar içinde bir genç insan..
nurullah, hayatını zehir edene kadar..
ilişki açısından hiçbir anormallik yok; iki taraf da bekar, yaşıt, ortak arkadaşları aracılığıyla tanıştırılıyorlar, hatta bir de nurullah eren kızı testen geçiriyor, narsisist ya, bakalım kızı başında şapka olarak uygun buluyor mu, karısını şapka sanan adam, misali…
kağıt üstünde hiçbir sorun ve sebep yok..
buna rağmen, nurullah eren gerçek bir sakat olduğu için, böyle bir genç kız, nurullah eren tarafından genelev çalışanı bir kadından bile daha beter muamele görüyor, yıllara yayılmış bir şekilde saygısızca aşağılanıyor, ruh ve beden sağlığına zarar veriliyor..
orada da bırakmayıp, bir de yayın yapılan her yere, ona uyguladığı muameleyi yıllarca slogan ediyormuş..
bu slogan sadece bir özet, uzun süre devam eden bir psikopatlık söz konusu..
kimse kimseyle arkadaş olmak, beraber olmak, bir ilişkiyi yaşamak zorunda değil..akli melekesi sağlıklı olan insan, insan gibi beraber olmak istemediğini söyler, tadında bırakır..
karşı tarafın onurunu, yaşayacağı hayatı da düşünür..
kendi akli dengesizliği ile laçka etmez..
herkes kendi yoluna gider..
hele ki bir de o insan, bu matmazel gibi birçok manevi değeri olan bir insansa..
saygı diye bir şey var!
Nurullah Eren ve Devran Bostancıoğlu’nda asla göremeyeceğiniz..
Nurullah Eren’in önüne bu matmazel tarafından ‘narsisist kişilik bozukluğu’ teşhisi geldi; ama, Devran egosunu öyle bir kudurtmuş ki, “bu aşağılık matmazel benimle böyle konuşamaz, ben çok özel bir insanım”, diye o da bir işe yaramıyor, boşa konuşuyorsunuz..
Devran’a gelince, bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim..
hem hasta egonuzla, hasta yargı dünyanızla o insani aşağılık görüp, hem de siz aşağılık görüyorsunuz diye, yıllarca materyal sömürmeye kalkamazsınız..
beraber bile olmak istemediğiniz bir insan üzerinden materyal sömürü isteyemezsiniz..
( haberi bile yok, travmatik bir şekilde, en kötü gününde karşısına çıkıyor..)
böyle bir ileri gitmek, pisleşmek yok!
Aklınız alıyor mu, hangi psikopat masum bir insana yaptığı muameleyi, ona çok keyif, çok gurur verdiği için kapak yapar?!
Ayaklar öyle bir baş olmuş!
buymuş misyonları, bir de demeç veriyorlar, “biz misyonluk iş yapıyoruz” diye..
her gün kadın katledilen coğrafyada, daha da genç kız aşağılama, genç kız harcama, genç kızlara nefret söylemi kolaylaşşın diye, sapıkların ağzına slogan vermek!
Daha oku..
Yalnızlar Mektebi’nin belgeseli adı altında bir video servis etmişler, bunlar oradaki incileri:
Her yaptıklarının altından en önce kendi sömürgen narsisist kişilik bozuklukları olmak üzere, sonra da ikiyüzlü, ahlak bekçisi, mahalle paçozu gibi dedikodu yaptıkları, magazincilik yaptıkları, ekmeklerini yedikleri insanların bile arkasından konuştukları yayınlar, videolar çıkıyor..
hem çok sağlıksız, rahatsız edici mesajlar var, hem de zaten yeterlilikleri yok..
olması gereken etiği ve disiplini gözetmeden zırvalıyorlar…
Entelektüellik, ahlak bekçiliği değildir!
Entelektüellik, kara cahil mahalle paçozu gibi dedikodu, magazincilik yapmak değildir!
Yaptıkları hiçbir sey, ne medeni, ne modern, ne uygar, ne etik…
Her şey dillerine vuruyor, kendi bencil egolarının pazarlamasına malzeme ediliyor..
Başkalarını kullanarak kendilerini övme karaktersizlikleri de cabası…
‘Yalnızlar mektebi’ dedikleri fanzinde bile sıpsığ, bencil, haksız ve saygısızlar...
mesleğin içinden bile değiller, önce bir kendilerini silikon vadisi’nden aldıkları mesnetsiz bir güç ve ego zehirlenmesi ile Allah ilan etmişler, insan avlıyorlarmış falan, kafa seçiyorlarmış, onlar super cool avcıymış, bu da kendilerinin açık açık verdigi demeç bu arada, tanrıcılıklarıyla keyif içindelermiş, onlar çok biliyormuş?!?!
kendi narsisist yarım akıllarının beğenisi ile ne buyururlarsa, maraba toplar gibi sosyal medyadan ‘şimdi içimden şöyle geldi’ seviyesinde paylaşımlar yapan, herkesin zamanını meşgul eden çoluk çocuk topluyorlarmış..
( o zamanki yaşları ile söylüyorum, aşağılamak, küçümsemek için değil, masumlar ve gerçek kalemler kendini ayırsın, sòz meclisten dışarı)
( bu arada yine o zamanki haliyle, blog platformlarındaki takipçileri de olgun akli meleke sahibi, reşit kullanıcılar değillerdi )..
meslek erbabina da, bize de 3-5 bir sey yardim edin, hadi be guzel abim, diye geliniyormus; onlar da gencler heves etmis diye yardimci olmaya calisiyormus..
bunlarda gorunurluk kazanıyormuş, 2 sickko satış içindeymiş..
istedikleri malzemeyi, içeriği aldıkları gibi de, daha arkalarını bile dönmeden, sanki kendileri edebiyata el uzatmamış, istememiş gibi, hem de mesleği de yapmıyorken, bütün edebiyat dünyası için:
“siz bilmiyonuz bunlarin hepsi kimin eli, kimin cebinde belli değilmiş, bunlar kahpe..biz cok namusluyuz, namusumuzu koruduk, bak gordunuz mu, biraktik artik yazmiyoruz iste”
diye demeç veriliyor..
bunlar sevimli tutarsızlıklar ve dengesizlikler, ikiyüzlülükler değil..
Gerçekte, 2 papel akıllarıyla ve saygısızlıklarıyla, meslekle gerçek bağları, alakaları olmadığı için, icra etmeyecekleri için, narsisist küçük hesap kitap, yüzeysel yaklaşım içinde oldukları için, kendileri batırmıșlar…
kendileri yetersiz ve alakasızlar, onun yerine edebiyatçıları karalamaya kalkmışlar.
kedi uzanamadığı ciğere..
erkek psikolojisinde konuşmalar bile degil!
patolojik kadın psikolojisinde konuşuyorlar!
arabesk de şeytan’ın psikolojisidir..
yılan psikolojisi gözetmek de patolojik kadın psikolojisidir, şeytan psikolojisidir, güney düğümü psikolojisidir..
işine nasıl gelirse öyle kertmek isteyen ‘kertenkele’ psikolojisi de..
işine gelmeyince kuyruğu bırakıp kaçmak da..
timsah gözyaşları da..
Aşağılık kompleksi, güç hırsı, obsesiflik, kurnazlık, bir akıllı kendini sanmak, iki yüzlülük, uyanıklık, çıkarcılık, histeriklik, ahlak bekçiliği, mahalle paçozu gibi dedikodu, attention whore, ilgi ve dikkat sömürüsü, seviyesiz gösteriş, yeni gelinlerin sunum telaşı, ergenlik, arabesk, kendini külkedisi ilan etmek, kıskançlık, çekememezlik..
en once kadın haklarına ve kendini yaşayan kadınlara saygısızlık, kadınlara karşı nefret söylemi..
daha sayıyım mi?
aklınız alıyor mu bunların yaptıklarını?
yayıncılık, kitlelere hitap etmek; politika, felsefe, olgun akli meleke, sağlıklı düşünce yapısı, ne yaptığını bilmek, vizyon, yukarıdan bakabilmek, hukuk, tarih ve psikanaliz bilgisi, disiplin, belgeleme, dizinden anlamak gerektirir..
bunlarda tabi ki yok..
yaptıkları herkes için vaktini çalmak ve vakit kaybına sebep olmak, boş ahkam kesmek, kendilerinin el uzattığı Türk edebiyatına anefret söylemi yaygınlaştırmak..
2 sickko için yıpratmak..
Belgeselimiz demişler; içerikte, yayınlarının, tanıtım ve anlatımı bile yok..görünürlükte ve yaygınlaşmasında emeği olanları zaten hiç göremediğiniz, kendi havasının peşinde olan devran ve nurullah’ın sıfatlarına, nefret söylemine maruz kalıyorsunuz..
Yetişkin meslek erbabi insanlarin özel sektör hayati yargılanıyor..
lafın artık onurlu kadın yazarlarımıza bile gideceği düşünülmüyor..
beraber bile çalışmadıkları yazarları, edebiyat dünyasını karalıyorlar.
buna da belgeselimiz demeye kalkıșılmıș..
Ee hani edebiyat severlerdi?!
yani 2 aklıevvel, bir derenin kenarına kendi kendine çimmeye gelmiş, koca çağlayan’ın hiçbir alakası yok, haberi yok, çağlayan yine çağlayan, çağlayan işinde gücünde..Çağlayan’dan birileri insanlık kazansın demiş, bunlara 3-5 damla yardımcı da olmuş, o da cepte.. yani herkesten, aileleri de dahil, sosyal çevreleri de dahil, maddi-manevi her türlü dayanışmayı ve desteği de görüyorlar..
yayın için kullandıkları matbaa bile nurullah eren’in rejiminden, muhafazakar aile çevresine, iş yapan kendi ailesinin matbaası..
ona rağmen ‘biz çok yalnızdık biliyonuz mu güzel abicim’ diye bir arabesk karşınıza çıkıyor..
bunu, Medarı Maişet Motoru’nu basmak isteyen Sait Faik Abasıyanık söylesin de, Sabahattin Ali söylesin de, bunlar ne alaka?!
Kendi kendilerine gelmişler, sonra da, ‘ya biz bu derede niye çimiyoruz, işimize gelmedi’ demişler.. çimdikleri dereyi de bırakmışlar, hatta o dereyi de kurutmuşlar zaten..
( hani bu kadar çok biliyorlarsa, işleri, ellerindeki ürünü de bir çağlayana çevirmek olmalıydı zaten..)
daha arkalarını yeni döndükleri gibi de, biliyonuz mu o çağlayan kahpe?!
Allah’a bi o çağlayan kahpe de bakıyım, Allah sizi kaçla çarpıyor?!
Bunlar çok saygısız ve seviyesiz konuşmalar..
Türk edebiyatı da, iddia ettikleri Türk tarihi ve medeniyeti de bunların yaklaşımlarını hak etmiyor..
açık açık lafı kendi ağızlarıyla, bizim derdimiz edebiyat değildi, kendi sıfatımızı göstermekti, egomuzu tatmin etmekti, demeye getirmişler..
biz hakan ural magazinciliği yapıyorduk, demişler..
O fanzinde, Ahmet Hamdi Tanpınar gibi yazarlar bile ‘Kubilay’ muamelesi mi görmemiş, kafası koparılıp, hiçbir şekilde adamı onure etmeyecek bir kapak ilustrasyonu içinde, muhtemelen mirasçılarından bile izin alınmadan, 2 papele mi pazarlanmamış..
“bu ayın ‘konu mankeni’ tanpınar, hadi tükenmeden alın..”
“yine iyisiniz keratalar, size 2 papel..“
kim, kimi, kime peşkeş çekiyor tam olarak?

Ahmet Hamdi Tanpınar gibi yazarlar onursuz uşağınız mı?
“ne guzel, elimize düşen isimleri kapakta onursuzca sömürüyoz, biliyonuz öldü ya, sesleri çıkamaz zaten, istediğimizin kellesini istediğimiz gibi kullanabiliriz”…matmazel de dahil..
o belgesel dedikleri neyin kafası?!
Oğuz Atay böyle konuşmuyor; adam gerçek kutsal eser ‘tutunamayanlar’ı yazmış..
bunlar neyle türk edebiyatında tarih yazmışlar da, misyonluk iş yapmışlar da, egolarından geçilmiyor?
hatta bir de işte yazarlar ahlaksızmış, bunlar zirvede bırakmış falan?!
Bakırköy’de zapt etmeniz gerekir!
bunlar, editten bile geçmiş videoları..
defalarca izleyip, editleyip, kurguladıkları, emin olarak akıl çağında yayınladıkları videolar..
konuşmalarıyla gurur duyarak yaptıkları yayın yani..
Örneğin, videoda havalarını atmak için, Falcı uygulaması ile övünüyorlar; gerçekte, sözlükte ve Twitter’da arkasından, biz yapay zeka kullandık, kullanırsanız siz enayisiniz, diye kendileri konuşuyor?!
( böyle bir uygulama, yapay zeka kullanmadan yapamayacağınız bir uygulama zaten; kendileri işi kabul ediyor, parayı alıyor, sonra da yine kendileri parasını yedikleri insanlara ve kullanıcılara arkalarından laf ediyorlar?! )
Yani karaktersizler, omurgasızlar..
Onları bir yazar, bir yönetmen yetiştirmemiş!
Bilgisayar bölümü mezunu da değiller..
Nurullah’ın ailesi sayesinde alaylılar..
buna da artık demeç vermezsiniz?!
En azından bu şekilde, bu ağızla, bu psikolojiyle değil..
Profillerde sanki modern, çağdaş, işte misyonerlermiş bir de, eğitimli, okur-yazar gençler imajı veriyorlar; arka plandaysa, fanzin bile, kasası radikal muhafazakar tarikatlardan beslenen kendi ailelerinin matbaasında, muhafazakar aileden, topluma, rejime, maddi-manevi destekle basılıyor..
o tutarsız ağız bir açılıyor, ‘bis misyonluk iş yapdık, çok yüceyiz, çok özeliz’, o ağız bi kapanıyor, ‘bis işte kaybeden, zavallı ve yalnız, drama queen, külkedileriyiz’..
Kutsal zeytin ağaçları bile sökülürken, Nurullah Eren header’ı “inşaat ya resulallah” olan bir insandı..
başınıza da aynen duası gibi beton yağacak..
Dinime küfreden benden müslüman olsa..
Gelelim tekrar o kısma:
Söz konusu kısa filmimiz dedikleri, yine neyin kafasıyla övündükleri bile belli olmayan, narsisist kişilik bozukluğu saçmalığı, ‘ben kaçarım matmazel’e gelince, esas bu ahlaksızlık!
bunlar kaç insanın malzeme edildigi, yapıma dönüştürdükleri, doğal olarak defalarca edit’ten geçmiş, gayet kafalarına yatmış, beğenerek, gurur duyarak piyasaya sürdükleri saçmalık!
gözleri de mi görmüyor?!
hiçbiri mi biz ne halt yiyoruz demiyor?!
kulakları da mi duymuyor?!
Tam olarak nasıl bir psikopati söz konusu?
Gerçek de bu:
Kadınla buluşmak isteyen Nurullah Eren’in kendisi, iki sevgili buluşmuş gibi davranan kendisi, genç kızda gördüğü değerler üzerine, aa sen çok matmazel bir insansın, sana artık matmazel diyeceğim, diyen kendisi..günün sonunda aynı kadına,
“sen bugünü sevgili olmak mı sandın, yoo sevgili falan değiliz, ben zaten bugünkü buluşmayı da gizliyorum, sen malsın, ben seni böyle gizli, saklı enayi mal gibi sokak ortası sömürüyordum, hadi ben kaçarım matmazel..” diyen yine kendisi..
Kaçıncıya kendisinden teklif edilen bir başka buluşmanın sonunda, yine kaçıncıya,
“ bir daha da konuşmayacağız bak ona göre”, diyen bir akli dengesiz…
“ya doğru ya, ben seni ne güzel harcıyorum öyle, ne güzel sokak ortasında bırakıyorum gerçekten, çok güzel söyledim, çok hoşuma gitti, ulan Nurullah çok kral adamsın, ben gidip bunu kullanayım” (!?) deyip, kadını da gerçekten sokak ortasında bırakarak, yoluna kadar bile geçirmeden, psikopat gibi bu konuşmayı da aynen böyle yaparak giden kendisi!
Aklınız alıyor mu?
Bu gerçek hikaye, gerçek konuşma! Yani o kadın matmazel olmasa, o kadının değerlerine dayanarak ortada böyle bir söylem olmayacak; o kadar değerleri olan bir kadın böyle bir saygısızlığa uğramasa, böyle bir söylem yok..
Nurullah Eren’in konuşması da aynen bu, noktasız, virgülsüz..
ben kaçarım matmazel, ortaya böyle çıkıyor; kadını ne güzel sokak ortası harcıyormuş, ona çok cool gelmiş..
söylenecek söz kalmıyor..
Kadın sokak ortası neden susturuluyor, bir daha konuşmayacağız neden deniyor, ben size söyleyim, kadının kendisini savunmasına izin vermemek icin..
Yani, “ben sana istedigim muameleyi yapayım, hatta yapıyorum, ama sen ağzını bile hiç açama..
zaten sana bilerek rezil rüsva davranıyorum, sen benim hasta yargı dünyamla değersiz bulduğum kadınsın, sana yaptığım rezil muameleyi de konuşamayacağına göre, ben istediğim gibi kullanırım..”
bu arada kız ailesi ile yaşıyor, kaliteli bir bölümde okuyor, kendi ayakları üzerinde durmak istediği için çalışarak okuyor..
“bu konuşamaz di’mi, aşağılık bir şeydir, ben öyle buyurdum, hem aşağılık hem matmazel, iyi hadi sana yallah!”
Bu hikaye tabi ki bu kadarla sınırlı değil, yıllara yayılmış bir kötülük söz konusu..
bu sadece bir sayfası..
o matmazel ne hayat mücadelesi verdi..
Bölümü bile kendisinden yukarıda olduğu halde, nurullah, hiçbir saygı ve ahlak değerine sahip olmadığı için, bir genç kızın bütün üniversite hayatına tecavüz etmiş, bütün hayatını mahvetmiş, bütün psikolojisine, ruh ve beden sağlığına tecavüz etmiş, onurunu yaşanmayacak boyutta zedelemiş, tedavi görmesine sebep olmuş, arkasına bakma gereği bile duymadan, keyif içindeki şiddetiniyse, yıllar boyu sürdürmüş..
Matmazel’in hayatı, nefesi, onuru, psikolojisi, ailesi yok mu?!
Bir devcileyin yılan baş, basiliks başın eline geçiyorsun, hayatında yer vermeye değil, şiddet masturbasyonuyla psikopatlığını tatmin etmeye kullanmak istiyor..
Matmazel’in okurken kendi ayakları uzerinde durmak için çalıştığı kafeye bile şiddet uygulamış biri nurullah..
hiçbir şekilde kadın onunla görüşmediği halde, geride bırakmaya, hayatına devam etmeye çalıştığı halde, yine de, hem de yeni kız arkadaşıyla ( yani artık nurullah’ın görüştüğü başka sevgilisi de var ), ceplerinde baba parası, ceplerinde tarikatlarının, rejimle keyif içindeki kasalarının parası, hem de her seferinde öğlenin 3’unde-4’unde, kapakta kullandığı matmazel’in çalıştığı yere, kendi ayakları ile gelip, masalarına kahvaltı servisi yapmasını bekleyen bir karaktersiz..
öğlenin 3’unde, genç kızı, kendi ‘kahvaltı ve sevgili pornolarına’ maruz bırakmaya geliyorlar..
Mekan küçücük, kaçabileceğiniz, gidebileceğiniz, uzaklaşabileceğiniz hiçbir yeri yok..
Kadın köşeye sıkıştırılmış oluyor..
zaten orası, o kadının iş yeri, çalışma hayatı, eşşek gibi çalıştığı iş saati..
daha işini bitirecek, herkesin okuldan çıktığı akşam vaktinde o okula yeni giriyor olacak, sabaha kadar da okulda ödevlerini yetiştirmeye çalışacak..
her şeyi geçtim, orası hayata tutunduğu tek yer!
Koca İstanbul’da gidilecek başka mekan mı kalmadı?
O zamanki haliyle sadece aynı sokakta bile aynı menüyü veren en az 10 ayrı mekan var!
Semte girmiyorum bile..
Kadının orada garsonluk yaptığı biline biline, bu şiddet, psikopatlığın keyfi bu yönden alınmak istendiği için, genc kıza defalarca uygulanıyor!
kadın, burada ne işin var, diye sorduğu halde..
yeni sevgilisi ile şiddet masturbasyonu için çıkıp çıkıp geliyorlar..
Kaç erkek eski sevgilisine böyle bir muamele yapar, yaparsa adamlığı hakkında ne söylemiş olur?
Niye anlatıyorum?
Eş zamanlı olarak bir de bütün bunlar yaşanıyorken, aynı kadına sokak ortası uyguladığı muameleyi, ben kaçarım matmazel’i, arkasından, hiçbir şekilde haberi ve bilgisi yokken, slogan, kapak yapıp bulduğu her yere pazarlıyormuş?!
Aklınız alıyor mu?
Tam olarak nereye kaçmış?
kendi ayakları ile geldiği mekanda 2 papel ucuz kahvaltı yemeye mi?!
hem de yeni sevgilisi varken..o kadın da ayrı sorguya iştigal..
Tam olarak nereye kaçmış?
Kim partnerinin/eşinin bir genç kıza şiddetini ve sömürüsünü pazarlamasıyla gurur duyar?!
Genç kız tabi ki orada daha fazla çalışmaya dayanamıyor, elinden ayakta durmasını sağlayan işini de almış oluyorlar..
yaşadığı zor döneme de, en ağır onur acılarını koymaya devam ederek..
kim dayanır?!
Aklınız alıyor mu?
İlişki içerisinde de, genç kız sürekli hakarete uğruyor; sürekli, “sen aşağılıksın, sen çirkinsin, bak ellerin bile çirkin, ben kadında en önce ellere bakarım (?!) ben beğenmiyorum, seni değersiz buluyorum, neyse zaten buluştuğumu da kimseye söylemiyorum, kız arkadaşım bile demem..” vs?!
(Bu arada hayatını elleriyle kazanan bir kadın, ellerine bile en ağırından hakaret gelmiş )
kim dayanır?!



“Bak ben işte bu yeni sevgilim gibi kadınları beğeniyorum, onları koluma takar böyle önüne getiririm, sen de işte anca bizim masamıza servis yaparsın, öğlenin 3’unde yemediklerimizin arkasını toplarsın..”
Bunlarmış size “biz çok yalnızdık biliyor musun güzel abicim” diye yalnızlık arabeski zırvalayan..
Daha da, bir de edebiyat dünyası ahlaksızmış, kahpeymiş…
Bunlar çok masummuş..
dinime küfreden benden Müslüman olsa...
Matmazel ile bütün bağı, ona yaşattıkları gizleniyor!
Çok ağır psikopat olmanız lazım böyle bir pisliğe imza atmak icin..
arkasındaki hikayeyi bilmeseniz bile, söylem, genç kız ortada bırakma, topuk yapma söylemi; genç kız aşağılama, şiddet, nefret söylemi..
‘Aysel git başımdan’ gibi bir şey söylediklerini sanıyorlar, sakatlık orada başlıyor..
Aysel git başımdan, diyen ozan, kadın seçip, istediği kadına istediği muameleyi yapmak için o dizeyi yazmıyor; onu diyen ozanın, kendisine bile yeteri yok..
kimseye zarar vermek istemiyor..
onu ancak gerçek ıssız adam alper ya da bojack horseman gibi bir karakter söyleyebilir..
bir hitler kendini bojack horseman sanıyorsa, şizofreniye girer..
"aysel git başımdan" dendiğinde, Aysel’in yaşı belli, olgun, yetişkin bir kadından bahsediyoruz..
matmazel dediğinizde de genç kızın yaşı belli; su gibi azize, melek kız çocuğu demiş oluyorsunuz..’el’ sesi melekler için kullanılır..venus’ün prensesi..
tamam ben de onu soruyorum, siz neyin cehennemi, neyin sapığısınız?
Bu yeryüzünde imza atılabilecek en cehennem söyleme imza atmışlar, kendilerini bir halt sanmalarından geçilmiyor..
ahiretlikleri bile yok..
zaten zikredilirken de çok psikopatça bir sömürü ve şiddet söz konusu..
artık yazarlarınız, ‘lolita’ bile demiyor; keyif içinde, ‘seni ne guzel harcarız lolita’ diyor..
ayaklar baş olmuş..
lolita bile insanlik tarihi içeren bir eserdi, ona rağmen ortalık ayağa kalktı, eser yasaklandı, yazarın kellesini giyotinle alacaklardı nerdeyse..
Devran ve Nurullah’a ne yapmak lazım o zaman?
Medyada yer aldıkça, bir kadının bütün travmalarını her karşısına çıktığında tekrar tekrar kanatıyor olacak, tekrar tekrar tetikleyecek, nefes aldırmayacak; gördüğü tedaviye de, verdiği mücadeleye de, hayatı boyunca yaşayacağı psikolojiye de, ailesinin onuruna da, bütün hayatına tecavüz ediliyor olacak..
oluyor da..
2 sickko ‘attention whore’luk için böyle bir psikopatlık…
Ya yayından kaldırırsınız, ya filminizin adını vs değiştirirsiniz; ya da en önce masum genç kız sömürüsü ve kadın aşağılamadan sizi maddi-manevi mahkemeye veririm..
Coğrafyanın hali ortada zaten..
Bunlar modern hukuk devleti Türkiye Cumhuriyeti’nde, Türk edebiyatının, Türk sinema ekranının malzemesi, konusu olamaz!