
Ben sonbaharda bir başka olurum ve bunu tarif edebilmesi bazen çok tuhaf, çünkü sözlük tanımı olarak bir karşılığı yok....
Okula, çalışmaya, yaz tatili gibi bir aradan sonra başlayabilenler için, benim sonbaharda yaşadığım asi bir güzergahta kalıyor...
O deşarj olmuş ve sahalara dönmeye hazır heyecanın yerinde, benim içimde daha yeni başlayan bir yolculuk olur, kaldığım yerden devam edebilmek için değil, gidebilmek için, gitmek isterim; oysa hayatın ve insanların tam da dönmemi beklediği haftalardır bu haftalar...
Bu yüzden önce adapte olamam, sonra da başta adapte olamadığım için olamam, sonra da kuytumda bir yerde olmam gerekiyormuş da olmamam gereken bir yerde duruyormuşum hissine kapılırım, bir köşeye çekilesim gelir...
Suskunluğumun, küçük olmama yorulduğu zamanlara döner...
Karanlıklarda yürürüm, rüzgarda yürürüm, yağmurda yürürüm...Çığlık atan martıların ne söylediğini bilirim, ama dillendiremem...
Dile getiremediklerim için seyre koyulurum; sinemaya giderim, tiyatroya, sergilere, kütüphanelere...Sessizce, çoğu zaman da bir başıma...
Bütün bu sanatçıların sonbaharı ne zaman yaşayıp da, sonbaharda çoktan vitrine bile hazır olduklarını düşünürüm...
Sahi siz sonbaharı ne zaman yaşıyorsunuz da, sonbaharda tam da güz olabiliyorsunuz?
Hep ordadırlar...
Söylenecek çoktan söylenmiştir, yazılacak çoktan yazılmıştır, hep ordadırlar...
Benim her zamanki hazırlıksız, yontulmamış patavatsızlıklarımdan arınmış bir estetik içinde...
Demek ki onların bir yerlerde olgunlaşmasına izin verilmiş, anlarım, kökleri vardır...Hiçbir mevsimde o olgunluğu yaşayamayacağımı fark etmemin hesaplaşması çöker...Böyle miymiş seyyah bir ruh...
Yağmur darbelerinden gövdesine sığınabilecek bir ağaç kavuğu ararken...
Özgür olması gerekmez miydi diye düşünürüm, ilk kırılma önce buradan başlar...Madem kök bile salamıyor, kimden kime, oradan oraya, özgür olması gerekmez miydi?
Cevap yerine, artık bu seyyah ruha dokunan şeyler değişmeye başlar...Tutuk kaldığı ve tutuk'landığı küçük gizli yalan değişler...Derin anlamlar gizlenebilir miydi böylesi denk gelişlere...
Onlar da gerçek değilse, kimdeydi bu toprağın anahtarları...
Güz sahtekarları silkelerdi,
Saysalardı bir kere de...
Senin için,
Zoey