<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"><channel><title><![CDATA[Neptunian Clouds]]></title><description><![CDATA[by Zoey]]></description><link>https://www.neptunianclouds.com/</link><image><url>https://www.neptunianclouds.com/favicon.png</url><title>Neptunian Clouds</title><link>https://www.neptunianclouds.com/</link></image><generator>Ghost 3.5</generator><lastBuildDate>Wed, 06 May 2026 11:47:38 GMT</lastBuildDate><atom:link href="https://www.neptunianclouds.com/rss/" rel="self" type="application/rss+xml"/><ttl>60</ttl><item><title><![CDATA[Ederlezi Üzerine]]></title><description><![CDATA[<figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/05/IMG_0624.jpeg" width="700" height="480"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/05/IMG_0623.jpeg" width="1280" height="720"></div></div></div><figcaption>bu filmi 90'larda çocukken ekrandan izleyip, "Türkiye bu kadar aştı mı ya" diye şaşırıp, ama sonra psikolojik olarak da sanki o küçük, çocuk halinizle biraz yamulduğunuzu da hissedip, "ben ne izledim şimdi öyle" gibisinden, derken büyüyüp, filmin zamanla içinizde 'şarap' gibi yıllandığını ve yaş aldıkça daha da 'oha çok iyi</figcaption></figure>]]></description><link>https://www.neptunianclouds.com/2026/05/05/ederlezi-uzerine/</link><guid isPermaLink="false">69f92aa892abf3000113b1d9</guid><category><![CDATA[The Earth]]></category><dc:creator><![CDATA[Neptunian Clouds]]></dc:creator><pubDate>Tue, 05 May 2026 00:09:08 GMT</pubDate><media:content url="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/05/81B1C870-01D1-4A72-BB60-84EC20BF8D79.jpeg" medium="image"/><content:encoded><![CDATA[<figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/05/IMG_0624.jpeg" width="700" height="480" alt="Ederlezi Üzerine"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/05/IMG_0623.jpeg" width="1280" height="720" alt="Ederlezi Üzerine"></div></div></div><figcaption>bu filmi 90'larda çocukken ekrandan izleyip, "Türkiye bu kadar aştı mı ya" diye şaşırıp, ama sonra psikolojik olarak da sanki o küçük, çocuk halinizle biraz yamulduğunuzu da hissedip, "ben ne izledim şimdi öyle" gibisinden, derken büyüyüp, filmin zamanla içinizde 'şarap' gibi yıllandığını ve yaş aldıkça daha da 'oha çok iyi film değil miydi' deme dozunuzun giderek arttığını fark etmek..ve bir daha ekranda böyle yapımlar görememek :/ zalimsiniz..hayata ne çıtada başladık, nereye vardık..düşün ki çingeneler zamanında mum kokulu bir kadınmışsın..Ederlezi o demek çünkü..</figcaption></figure><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/05/81B1C870-01D1-4A72-BB60-84EC20BF8D79.jpeg" alt="Ederlezi Üzerine"><p>Biraz size <strong>Çoban-Hermes</strong>'in de annesi ve teyzeleri olan, <strong>Atlas</strong>'ın kızları <strong>Boğa Takım Yıldızı'ndan bahsedeyim dedim.. </strong><br><strong>Boğa, Çoban Yıldızı</strong>’nın, <strong>aydınlık uzayın ve Venüs’ün onurları olan yıldızlardan ve aile soylarından birisidir..</strong><br>( Kadınlar Venüs'ten diye düşünürseniz, uzayı, antik tarihi ve karakterleri anlamanız daha kolaylaşır, Venüs'ü geniş bir çatı olarak ele alıyorum, yoksa ayrıca birçok tarihi karakterin uzaydaki yeri ve temsil ettiği yıldız ve gezegenler farklıdır..)<br><strong>Boğa kadınları</strong>, <strong>Iapetus'</strong>un <strong>torunları, Atlas'ın kızlarıdır</strong>..</p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/05/IMG_0587-2.jpeg" width="2443" height="1585" alt="Ederlezi Üzerine"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/05/220C603A-2446-4237-A04D-BAE74FF7A7E9.png" width="1672" height="941" alt="Ederlezi Üzerine"></div></div></div><figcaption>Metnin okunurluğunu kolaylaştırmak için bu aile grafiklerini önden paylaşmaya karar verdim..Metindeki ismi geçen tarihi karakterlerin içinde bulunduğu aile ağlarını bu grafiklerden inceleyebilirsiniz...Özet gösterimlerdir, belirli kişilere odaklanmış sunumlardır..İapetus nerededir, oğulları nerededir..Hades diyorum Sırlar Alemi'nin Baykuş'u..Hecate diyorum Sırlar Alemi'nin Al Karısı..Medusa diyorum Şeytan..Onlara komple Sırlar Alemi, Ubermatenga, Dark V, ya da Hades Evi diyorum, o da cepte..Phoebe Ana diyorum, Ay Anne, Oz Büyücüsü'dür, kahinliğin tanrıçasıdır, Uranüs ve Gaea'nın kızıdır..Arkasında Ay'ı bırakarak kaybettiğimiz Theia'nın kız kardeşlerinden bir tanesidir..Phoebe Ana kurtsa, torunu Hecate cadılıkları ile "kurt kocayınca köpeğin maskarası olur" deyişindeki 'köpek'tir..Antik Yunan'da sürekli yüz değiştirdiği için 3-başlı-köpek olarak tarif edilir, Araf'ın ve çakışan yolların bekçilerindendir, bedenimizde 'amigdala'dır..Benim vizyonlarımda da Al Karısı'dır ama başlığı sürekli renk değiştirir..Zaten Al Başlık da kıskanıp çaldığı Theia ve kızlarının mirası olan başlıktır, kendisinin değildir..Genel olarak işi 'çalmak' eylemi üzerinedir, kafada 40 tilki dediğiniz odur zaten.. Sırlar Alemi, kendileri karanlıktır, sizden yıldızlarını, ışığınızı, enerjinizi, zamanınızı çalarlar; stres ve korkularınızla sizi yönetmek isterler; psikolojilerinizi çalarlar, psikolojilerinizi size karşı kullanmak isterler..</figcaption></figure><p>Iapetus, <strong>'Ölümlülüğün Tanrısı' </strong>olarak da geçer, Antik Yunan'da <strong>'kosmos'u </strong>ayakta tutan<strong> </strong>4 sütundan, <strong>batı sütununu</strong> temsil eder, ve <strong>yaşam</strong> ile <strong>öteki taraf</strong> arasındaki <strong>sınırları</strong> ve <strong>sınırda yaşayanları</strong>..<br><strong>Öteki tarafı,</strong> genelde <strong>en batıda</strong> bir yer olarak tarif ederler, hani güneş oradan battığı için; orayı, karanlıkta, gecede, ışık olmayan yerde yaşanan yer ve olaylar olarak düşünürler; kendilerini <strong>Olympia</strong>'da <strong>merkeze</strong> koyarlar..<br>Hatta bir de <strong>Günbatımı</strong> ve <strong>Gece Perileri</strong>'nin kullandığı gizemli bir <strong>bahçeleri</strong> vardır, bahçenin perilerine <strong>Hesperides</strong> dendiği için sonradan bahçenin adı da <strong>Hesperide'lerin Bahçesi</strong> olmuştur..<br>Bahçenin perilerinin kimisi <strong>Gecenin Tanrıçası Nyx</strong>'in, kimisi <strong>Iapetus'un oğlu Atlas</strong>'ın kızları olan perilerdir..<br>Bahçenin başını  <strong>100-başlı-Ejderha Ladon'un</strong> beklediği söylenir..<br>Bahçenin <strong>en büyük zenginliğinin</strong>, <strong>güç</strong> ve <strong>hayat kaynağının</strong> ve hatta <strong>sürdürülebilirlik kaynağının</strong>, <strong>Dünya-Anne-Gaea</strong>'dan <strong>Tanrıça Hera</strong>'ya hediye edilmiş <strong>Altın Elma Ağaçları</strong> olduğu söylenir; Hera o altın elmalardan yedikçe gücünü ve devamlılığını koruyacaktır..<br><br><strong>Baba Iapetus</strong>'un Titanlar Savaşı'nda <strong>Zeus</strong> tarafından dönemin Azkaban'ı diyeceğim <strong>Tartarus</strong>'un karanlık dehlizlerinde cezalandırıldığı söylenir..<br><br><strong>Iapetus</strong>'un meşhur <strong>4 oğlu</strong> vardır; onların baba, oğul, hayat hikayelerini değerlendirme şekliniz size bu yeryüzündeki <strong>en büyük bilgelikleri</strong> de verebilir, ya da onların düştükleri <strong>gafletleri ve delaletleri</strong> anlamazsanız, sizler de <strong>'ölüm'</strong> karşısında onlar gibi birer '<strong>kaybeden</strong>' olabilirsiniz...<br><strong>Temsil ettikleri değerler</strong>, mesela öngörülü ve düşünceli hareket etmek, ama öngörüyü rahatsız edecek şekilde dile getirmek, ya da ne bileyim ahmaklık edip vakti zamanında düşünememek ve iş işten geçtikten sonra farkına varmak, ya da <strong>fazla cüretkar</strong> hareket edip, <strong>kibir</strong> ve <strong>küstahlık</strong> göstermek gibi..<br><br><strong>Atlas da oğullarından birisi olarak,</strong> Titanlar Savaşı'nda <strong>Zeus</strong>'un elinden kurtulamayanlardan bir diğeri olur ve Zeus tarafından <strong>GÖĞÜ</strong> sırtlamakla cezalandırılır :/ <br>( Ben burada derinlerden bir yerlerden gelip, dedesi <strong>Uranüs</strong>'ün hiçbirimizin bilmediği bir fizik içerisinde torununun elinden tutmuş olabileceğini de düşünüyorum, şu uzaydan az buçuk anlıyorsam şahsi yorumumdur ), eski rivayetler ama, rivayete göre <strong>Atlas</strong> o <strong>göğü sırtlama yalnızlığı</strong>nda, <strong>yalnız</strong> mücadelenin, <strong>seb'at</strong>'ın, <strong>dirayetin</strong> temsili olur; doğasından uzayına anlayan, yorumlayan bir filozofa dönmenin temsili olur..Öngörüleri ve özellikle de gök ve yıldızlar üzerine yorumlarıyla <strong>rehberlik</strong> etmeye devam eder, yani adam o cezadan <strong>peygamberlik çıkarmıştır</strong> da diyebiliriz..<br><br>Bir diğer rivayete göreyse, <strong>Perseus,</strong> <strong>Medusa</strong>'nın göreni-taşa çeviren-başını aldıktan sonra, <strong>Atlas'ı da dağa, taşa çevirmiştir;</strong> çünkü Atlas'ın ağzı durmaz, kehaneti görür, "bu velet bizim kutsal bahçemiz<strong> Hesperide'</strong>lerin <strong>Bahçesi'</strong>nden <strong>altın elma </strong>çalacak, bir şey yapın" der, <strong>Perseus</strong>'un da önüne çıkılmasına <strong>sinirlendiği</strong> ve Atlas'ı Medusa'nın başını kullanarak <strong>dağa</strong> çevirdiği söylenir..Perseus çünkü yanlış anlamadıysam o elmayı kendisi için değil, zorlu " bize Medusa'nın başını al gel" görevinde ona güç, kuvvet versin diye istiyordur..<br>Atlas'ın dönüşen Titan bedeninin bir yandan dağın fiziğini oluşturduğu, diğer yandan tüylerinin de mesela orman olarak şekillendiği rivayet edilir..<br>Bu arada bu tarihi olayı da bazı romantik tarihçiler ve ozanlar, Perseus'un Atlas'ı <strong>cezalandırması olarak değil</strong>, tam tersi onu bir başına göğü sırtlamak cezasından <strong>özgürleştirmesi</strong> olarak yorumlar..Çünkü yine antik rivayete göre <strong>Titanlar ölemez</strong>, onların <strong>kaderinde</strong> ölebilmek yoktur, <strong>ama dönüşebilirler..</strong> Atlas da göğü sırtından bıraktı, böyle bir dağa, taşa dönüştü, yaşamını öyle sürdürdü denir..<br><br>Ben sadece <strong>Atlas</strong> meselesinin değil, dilimizde genel olarak birçok <strong>dağlı, taşlı </strong>atasözü ve deyişin, <strong>İapetus ve oğullarından</strong> geldiğini düşünüyorum..<br>"<strong>Dağ fare doğurmuş"</strong> deriz mesela, bunu <strong><a href="https://www.neptunianclouds.com/2026/05/02/persephone-ve-kardelen-uzerine/">Kardelen Persephone'un hikayesini anlattığım</a></strong> başlıkta da paylaşmıştım ( linkten okuyabilirsiniz ), o deyişteki farenin <strong>Hades</strong>'in eline düştükten sonra <strong>Hades'in Öküz'lüğünü</strong> yapma işine soyunmuş <strong>Iapetus'un oğlu Menoetius'tan</strong> geldiğini düşünüyorum mesela; <strong>Öküz felaket tellalıdır, kibirlidir ve aşağılık kompleksi yaşıyordur; </strong>bunun beynini<strong> Ubermatenga'da </strong>doldurup doldurup,<strong> "şöyle kaza ver, şöyle karar çıkar" </strong>üzerinize salıyorlar..</p><p><strong>Atlas'ın kızlarına gelecek olursak, </strong>anne de bir nymph/peri olan<strong> Aethra'</strong>nın<strong> 7'şer, 3'er, 5'şer </strong>dünyaya getirdiği bir yığın perilerdir.. <br>Atlas'ın eşi olarak başka bir su perisinin adı geçer <strong>Pleione</strong> diye, ama ben <strong>Aethra</strong>'yı bizim dilimizde <strong>Hıdırellez,</strong> Hıdır olarak geçtiği için özellikle seçtim..Antik dilde Aethra, Aether, Eter, Eder, Itır, Hıdır, Hızır gibi ses heceleri <strong>ışığı</strong>, yıldızları, aydınlık gökyüzünü, <strong>yardımsever</strong> olmayı ve teri de, dereleri de, <strong>suyu</strong> da temsil eder..<br>Boğa Takım Yıldızı, sistemdeki en belirgin, aydınlık, <strong>verici </strong>ve <strong>düşünceli</strong> yıldız takımlarından birisidir.<br>Atlas'ın kızları, <strong>sıra dağların</strong>, <strong>tepeli coğrafyaların ve yağmurun ve Hesperide Bahçesi'nin</strong> perileridir:<br>-<strong>Boğa Takım Yıldızı</strong>'nı ve sıra dağların perilerini işaret eden <strong>7 kızkardeş</strong>: <br>-Öncelikle, en büyük ve en güzel olduğu söylenen kız kardeşleri <strong>Maia'dır;</strong> Mayıs'ın adının da <strong>Maia Anne</strong>'den geldiği söylenir ve Zeus'un eşlerinden birisi olarak, <a href="https://www.neptunianclouds.com/2026/04/27/konusma-ozgurlugunun-merkuru/"><strong>Çoban Tanrı-Hermes</strong></a>'in de annesidir..( linkten Hermes üzerine yazdığım kısa notu okuyabilirsiniz )<br>Diğer 6 kız kardeş: <strong>Electra</strong>, <strong>Taygete</strong>, <strong>Alycone</strong>, <strong>Celaeone</strong>, <strong>Sterope</strong>, <strong>Merope </strong>(bu Merope ölümlü <strong>Sisifos</strong> ile evlenir mesela ve olay olur :) ) <br>Hermes'in annesinin de içinde bulunduğu bu 7 kızkardeşin <strong>derin bir yası</strong> vardır, bir canavar tarafından kaybettikleri küçük kardeşleri <strong>Hyas,</strong> yaşamın ve anaçlığın Venüs'leriyken bir anda kendilerini <strong>yasa ve ölüme adamalarına</strong> sebep olduğu söylenir, ölenle ölmüşlerdir kısacası..Hikayelerini kutsal <strong>Yeşilçam</strong>'da <strong>Yıldıztepe</strong> film uyarlamalarında görebilirsiniz..<br>Atlas'ın diğer kızları: <br>-<strong>Hesperide Bahçesi'nin perileri, </strong>kutsal yaşam bahçesini gözetirler <br>-<strong>Hyade Perileri</strong>, onların <strong>yağmur perileri</strong> de olduğu söylenir ve ben onların yağmurlarının '<strong>Hayat, Şifa, Sevgi, İyilik Notları'</strong> taşıyan bahar yağmurları olduğunu düşünüyorum..Çünkü her hayat bir <strong>su damlası</strong>dır..Bunu <strong>Mevlana</strong> size söylemiştir: "sen okyanusta bir damla değilsin, bir damlanın içinde okyanussun"..Bu hem programlarınızla/kitabınızla dünyaya geldiğinizi, içinizdeki zenginliği ve <strong>bütün-bilinci</strong> taşıdığınızı temsil eder, hem de her su damlasının bir hayat/varlık olduğunu..İsterse en küçücük virüs hücresi olsun, içinde bütün uzayı ve programını taşıyordur..<br>-<strong>Calypso..</strong>Odysseus'la kendi adasında <strong>7 yıl aşk, meşk eylediği</strong>, en nihayetinde artık Athena'nın bile durumdan rahatsız olup, "sen artık şu adamı bir sal istersen" diye Odyssus'u adadan çıkardığı söylenir :)<br><br>Maia ve kız kardeşlerinin yaşadıkları coğrafya Antik Yunan'da başka yerlerde resmedilse de, bana sıra dağların ve dağlı coğrafyaların perileri oldukları için, coğrafyamızdaki <strong>Toroslar'ı</strong>, 7<strong>tepe İstanbul'u</strong>, hikayesi zaten Electra'nın oğlu Dardanus'tan gelen Troya'yı, Balkanlar'ı, Çingeneler Zamanı'nda yaşanılanları, 40 pınarlı, bol çağlayanlı doğal güzellikleri de anımsatır..<br><strong>M harfinin</strong> de psikolojisinden anlayın, çocukken bile sizden bir resim yapmanız istense hemen <strong>M</strong> şeklinde <strong>sıra dağlar</strong> çizersiniz, <strong>M</strong> şeklinde <strong>kuşlar, kanatlılar</strong> yaparsınız, hatta bir de o sıra dağların arasından süzüle süzüle bir ırmak da gelir..İngilizler anneye bile <strong>Mum </strong>derken, onun da gerçekten Maia Anne'den Pleiade kız kardeşlerden geldiği söylenir, bizse çok entrasan <strong>yaktığımız mum</strong>'a mum diyoruz ve hatta "yalancının mumu yatsıya kadar yanar"..<br>Eskiden tarihe ve gökyüzüne <strong>daha yakındınız</strong>, yeryüzünde bir olay olduğunda anında uzayda, gökyüzünde karşılığını ve nasıl bir etkiye sebep olduğunu görebiliyordunuz, bir yandan yaşayarak tarihi de yazıyor ve şekillendiriyorlardı çünkü..İlk atalar ve türler, göğe bakması gerektiğini, göğü okumayı, astronomiyi, matematiği, geometriyi, fiziği böyle öğrendi zaten; size hem gökler yardım etti, hem de uzay sizin seçimlerinizle yol aldı..<br><strong>Mum kelimesinin</strong> içindeki iki <strong>M</strong> harfini devcileyin <strong>2 büyük yaratıcı güç</strong> ve size <strong>kol kanat gerecek olanlar</strong> olarak görürseniz, ortasındaki <strong>U</strong> harfi de göğü, yukarıyı, uzayı ve doğal olarak aydınlığı ve yıldızlar alemini sembolize eder..<br>Mum bizim için sadece bir aydınlatma aracı değildir, göklerdeki yıldızlarımızla ve ışığımızla olan bağımızı da sembolize eden bir kelimedir..<br><strong>Hayat veren</strong>, anaç ve kız kardeş Venüs kadınları da <strong>Mum Kokulu Kadınlardır</strong>.. <br><br>( ben <strong>Sırlar Alemi</strong>'ne Dünya'nın altındaki <strong>Öküz</strong>, <strong>karanlık</strong>, <strong>hayat alan</strong>, <strong>kaza ve ölüm veren Venüs</strong>, <strong>Dark V</strong>, <strong>Ubermatenga</strong> diyorum; nasıl <strong>Atlas</strong> 'göğü' sırtlamış, kardeşi <strong>Menoetius</strong> olanı da Dünya'nın altına koymuşlar, sırtına <strong>'ölüm notlarını'</strong> vermişler, programları sizden 'götür'mek üzerinedir; fiziği, uzayı gözünüzde böyle canlandırırsanız notlarımı anlaması daha kolay olacaktır; bu karanlığın karşısındaysa, size hayat olasılıklarınız için <strong>fizik</strong> sağlayan aydınlık ve verici yıldızlarla, gezegenlerin aydınlık yüzleri vardır; aydınlık Venüs, Çoban Yıldızı, Ay, Phoebe Ana, Theia Ana'dan kalanlar, anaç Jupiter'in aydınlık tarafı, tavşanlar, Uranüs, aydınlık Merkür, Neptüne, diğer aydınlık ve <strong>koruyucu</strong> takım yıldızları, bilgeler, peygamberler, Allah Baba, 'yukarı'sı yani..gibi gibi..Onları Aydınlık Kuzey Düğümü ve Karanlık Güney Düğümü olarak ikiye ayırırsanız: <br>-aydınlık taraf, hem verici ve koruyucudur, hem de varsa kendi yaşadığı acılar ve kötü tecrübeler başkası yaşamasın ister, <strong>sürdürülebilirliği</strong> sağlıklı psikolojiler ve akıllarla gözetir; <br>-karanlık tarafsa, <strong>önyargılıdır</strong>, peşin hükümlüdür, ahlak bekçisidir, kara cahildir, yıldızları da karanlık ve zayıf olduğu için <strong>acelecidirler</strong>, vakitleri dardır, matematikleri de <strong>küçük hesap kitap</strong> üzerinedir, büyük ve olgun düşünemezler; yaratıcı ve verici olabilmek zaten başta yıldızlarından dolayı, <strong>fiziken mümkün değildir</strong>; kartlarını düşürmeye, kaybettirmeye, aşağılık kompleksine, kısır döngü tuzaklara oynarlar; çalmak, çırpmak, götürmek, sömürmek, yıpratmak ve intikam almak üzerine oynarlar..<br>Yani aydınlık olanlar gibi "ben yandım başkası yanmasın" demezler; tam tersi, "niye bir tek ben yanıyorum, herkes yansın" isterler; zayıftırlar, kindardırlar ve korkular, anksiyeteler içerisindedirler..Size de onu yaşatırlar..Fiziken sürdürülebilirlikleri olmadığı halde de, yine de ölümsüzlük, yani ayaklar baş olsun isterler..Yargı dünyaları hasta ve çarpıktır.. )</p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/05/EFBD9798-ACE9-4A80-9C9A-F7EE74A2A5E1.png" width="1024" height="1536" alt="Ederlezi Üzerine"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/05/E38FFC18-1717-44D6-8CC2-D58B45ADB105.png" width="1024" height="1536" alt="Ederlezi Üzerine"></div></div></div><figcaption>Hades Evi'ndeki Öküz Menoetius, Iapetus'un oğullarından birisidir ve felaket tellalıdır..Zeus tarafından Tartarus'un en diplerine gönderilmiştir...Yusuf da onu rüyasında görerek 7 yıl kuraklık konusunda uyarmıştır..Ben de diyorum ki, ayaklar baş oluyor, mesele artık sadece kuraklık değil; uzayınızın fiziğinin, genetiğinin ve geleceğinin karanlık yönde değişiyor olması..Sinekler Vadisi ve Kapitalizm-Sineği ile ( eskiden kuyruğunu yiyen kapitalizm-yılanı'ydı, yılan çoktan patladı, artık yeni digital açılımla kapitalizm-sineği'dir ) ve kısır döngülere hapsolmuş onursuz kara deliğe dönüşmek üzere olan bir Güneş Sistemi'nde, gelecek uzun sürer..Omurgasını bu karanlığa kaptırmak istemeyecekler için köprüden önce son çıkışlar..Karanlık tarafın verici ve yaratıcı olabilecek bir yıldızı, fiziği, matematiği yoktur..</figcaption></figure><p>Atlas'ın kızları <strong>çok duygusal ve empatik kadınlardır..</strong>Yeryüzünde yaşanan birçok olayı <strong>duyumsar</strong> ve <strong>çare olmak</strong> isterler, yeryüzünün '<strong>dadısı</strong>' gibilerdir..Yaşam için <strong>kol, kanat</strong> gererler..<br>Venüs de sadece <strong>rahmin</strong>, <strong>kadınlığın</strong> ya da <strong>yaratıcılığın</strong> değil, <strong>şifanın</strong> ve <strong>AKLIN da</strong> onurudur..<strong>Anne sütünüzdür</strong>, <strong>anne şefkatinizdir..</strong></p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/05/449DD2A5-C090-4E2E-8800-A81339A94358.png" width="1086" height="1448" alt="Ederlezi Üzerine"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/05/81B1C870-01D1-4A72-BB60-84EC20BF8D79.png" width="1536" height="1024" alt="Ederlezi Üzerine"></div></div></div><figcaption>Iapetus'un oğlu Atlas..Zeus tarafından 'göğü' bir başına sırtlamakla cezalandırılmıştır..Atlas'ın dağ nymphlerinden olan eşi Pleione ile bir dizi kızı ve çocuğu olduğu söylenir..Nymphler su perileridir..Ben Atlas'ın eşinin adını özellikle Pleione değil Aethra olarak yazdım, çünkü kültürümüzde Hıdırellez de 5 Mayıs'ı 6 Mayıs'a bağlayan gece olarak geçer ve Hıdır deriz, Hızır deriz, Itır, Eter, Eder deriz..Diğeri de gizemli Hesperide Bahçesi'dir; Atlas'ın peri kızları bahçeye bakanlardandır..Bahçe, yaşamla ölüm arasında, 'batıda' bir bahçedir..Öteki tarafa geçmek istemeyenlerin güç kaynağı ağaçlar vardır..Başını ejderha bekler...</figcaption></figure><p>Venüs ışıktır, sudur, anaçtır, dadıdır, yardımseverdir, ama ‘<strong>enayi uşağınız</strong>’ da değillerdir, aklın da onurudur..<br>Bugün bir dilek dilemek istiyorsanız, öncelikle <strong>Venüs’ün manevi değerlerine</strong> hitap etmesi gerektiğini bilin..Enayi uşaklarınızmış gibi <strong>maddi-materyal şeyler</strong> değil de, <strong>Venüs’ün kalemi</strong> olan alanlardan bir şeyler dileyebileceğinizi bilin ve dilerken <strong>Venüs’ü onure edecek</strong> bir katkı da sağlayarak yapmanız gerektiğini bilin...Yani yok öyle yağma anam babam :/</p><p>O zaman <strong>neleri dilemek</strong> hem makbuldür, hem de gerçekleşmesi daha yüksek ihtimaldir:<br>-Önce <strong>o gül fidanını</strong> kendiniz dikin mesela ve bakımını da gözetmeyi bilin..Doğanızda size kutsal <strong>gül </strong>bırakılmış olması ve <strong>sürdürülebilirliği</strong> için ihtiyacı olan <strong>merhamet</strong> size bir şey söylüyor..<br>-Anneliğin onurlarıdır, <strong>annelik üzerine</strong> dilekler<br>-Kadınsanız, <strong>kadın sağlığı</strong> üzerine dilekler<br>-Kadınsanız, <strong>doğum</strong>, <strong>çocuk sağlığı</strong> ve <strong>çocuklarınız</strong> üzerine dilekler<br>-<strong>Annelerinizle sorunlarınız varsa,</strong> iyileşmesi üzerine dilekler<br>-<strong>Yasa girmenize sebep olmuş</strong> hayati kayıplarınız varsa iyileşmesi üzerine dilekler<br>-<strong>Aşk</strong>, sevgi ve şefkat bulmak üzerine dilekler<br>-Ailenizin <strong>huzuru</strong> ve <strong>dirliği</strong> üzerine dilekler<br>-hem 7 kız kardeşlerdir, hem <strong>kardeşliğin</strong> onurlarıdır; <strong>kızkardeşlik, kardeşlik, </strong>barış, huzur ve sevgi üzerine dilekler<br>-Genel olarak <strong>şifa</strong> üzerine dilekler..Mümkünse <strong>Hacı Bektaşi Veli</strong>’yi de ziyaret edip, onure edin, bağış yapın..<br><br>Mümkünse ‘<strong>söğüt ağacı</strong>’ altında <strong>sallanın</strong>..<br><br><strong>O zaman burada Söğüt Ağacı'na bir parantez açalım:</strong><br><strong>Söğüt Ağacı, yeraltının</strong> ve <strong>Ay</strong>'ın ve <strong>kahinliğin</strong> sembolü ağaçlardan birisidir..<br>Yaşamla ölüm arasındaki en kritik ağaçlardan biri odur, <strong>Zeytin</strong> gibi bir diğer <strong>Persephone/Kardelen Ağacı</strong>'dır..Hades Evi'ndekilerin, yani Ubermatenga'nın, Sırlar Alemi'nin, Al Karısı/Hecate ve Medusa/Circe gibilerin bile haset, fesat işlerinde faydalandığı ağaçlardan birisidir..<strong>Sırlar Alemi</strong>'nin <strong>kapısı</strong>, yani sınır, <strong>bu ağaçtan başlar</strong> desek yeridir..<br>Hıdırellez'de altında sallanın ki yeni baharda Ubermatenga'dan gelecek bütün hastalıklar, sıkıntılar <strong>sizden uzak olsun</strong>, geldiği gibi gitsinler..<br><br>"<strong>Kurt kocayınca köpeğin maskarası olur</strong>" da buradan gelir: <br><strong>Kurt</strong>, <strong>Phoebe Ana</strong>'dır, <strong>Ay Anne</strong>'lerden birisidir, <strong>Kahinliğin Tanrıçasıdır, onun Oz büyücüğü ile torunu Al Karısı/Hecate'ın cadılıkları aynı şey değildir</strong>..<br><strong>Kurt</strong>, Phoebe Ana ise, torunu Hecate bu deyişteki <strong>köpektir</strong>..<br><strong>Phoebe Ana ve Medusa'</strong>nın<strong> </strong>( Hecate'ın Ubermatenga'da, yeraltında, Sırlar Alemi'nde yancısı, Şeytan) arasında yaşanılanları <strong>narsisistlik eleştirisi</strong>nde bulunduğum bu metinde de anlattım: <strong><a href="https://www.neptunianclouds.com/2026/04/25/bir-de-andromedadan-dinleyin/">Bir de Andromeda'dan Dinleyin</a>..</strong> <br><strong>Harry Potter</strong>'da <strong>Slughorn Horace</strong> nasıl bir <strong>zaaflıkta</strong> bulunur ve <strong>Voldemort</strong>'a hortkuluk meselesini açık eder, Phoebe Ana'nın da Medusa tarafından <strong>namus, arılık namına</strong> diyerek bir punduna getirilip, gözlerini bakanı <strong>taşa çevirecek</strong> ve kafasını güya <strong>loğusada ölmemek için</strong> <strong>40 haramiye karşı 40 yılanla</strong> donatacak, yani kendisini kafada <strong>40 tilki Hecate/Al Karısı</strong> gibi <strong>bilmem kaç kişiliğe bölecek</strong> büyü fikrini ondan almış olabileceğini düşünüyorum..<br>Güya Medusa <strong>Poseidon</strong> tarafından sömürüye uğramıştır ve hamile kalmıştır, <strong>ölümlü olmakla</strong> cezalandırılmıştır, <strong>anne olacak olmaktan da</strong>, <strong>ölümlü olmaktan da delirir..</strong><br>"Bak iffetimi koruyayım Phoebe Ana, bir daha kimse bana yanaşamasın, öyle bir gözlerim olsun, ya loğusada bu 40 haramilerle ne yapacağım, <strong>Theia'nın yaşadıklarını mı yaşayalım</strong>, korunmak için ne yapayım, en yüce kahin sensin, Ay'ın eli senin elinde, sen söyle" diye Phoebe Ana'dan öğrenilmiş bir kahinlik olabileceğini düşünüyorum..<br><strong>Phoebe Anne'nin kız kardeşi Theia'nın</strong> ne yaşadığını bilmiyorsunuz, ilk <strong>Pisces</strong> odur, Gaea ve Uranüs'ün kızlarıdır, kardeşi de olan <strong>Güneş'in Tanrısı</strong> <strong>Hyperion</strong>'un eşidir, ne yaşandıysa arkasında okyanusları dolduracak <strong>gözyaşlarını</strong>, <strong>3 çocuğunu,</strong> <strong>Ay'ı</strong> ve binbir söylenti, ayrışma, gerginlik ve yara içerisinde travmatize olmuş Dünya'yı bırakmış ve yörüngeden <strong>düşmüştür..</strong><br><strong>Ay, onun düşerken Dünya'ya çarpması ve o düşüşte Theia Anne'den geriye kalanlardır</strong>, eski halinin neredeyse <strong>Mars büyüklüğünde</strong> olduğu söylenir.. <br><br>Dünya için <strong>o çarpışma ve düşüş</strong> öyle büyük bir travma olmuştur ki ve öyle bir <strong>mentalite</strong> meselesi olmuştur ki, çünkü doğa da değişmiştir, uzay da, psikolojileri de, <strong>Ay'ın elini sürdüren</strong> kadın tanrıçalar ve aile büyükleri için artık <strong>'arılık'</strong>, <strong>'iffet'</strong> travmatik bir karardır ve özellikle çok özen gösterilecek bir mevzu haline gelir..<br>Bu meseleyi başka bir metinde inceleyip, kaleme almaya çalışacağım, <strong>nazar ve iffet meselelerini</strong> ve tarihi açıklamak bu kadar basit değil; zaten bunların Allah'ın değil, sizin sorununuz olduğunu anlayın önce, ama bu metin için söyleyeceklerim çok fazla, onu başka bir başlıkta inceleyeceğim..<br><strong>Phoebe Ana'yı ( Oz Büyücüsü )</strong>, ne bileyim <strong>Artemis'i</strong>, <strong>Ay'ın neden arılığın sembolü</strong> ve <strong>Venüs'ün onuru</strong> olduğunu anlamaya çalışın..<br>Ben Phoebe Ana'yı gördüm, ama saygı duyuyorum görselleştirmeyeceğim, <strong>Oz Büyücüsü</strong> dememin yeterli olduğunu düşünüyorum..<br>Onun eski kurtluğu ile torunu <strong>Hecate'ın, Sırlar Alemi'nin</strong> size <strong>hastalıkları</strong> ve <strong>belaları</strong> getirmek, kendi <strong>bencil egolarını</strong> görmek için gözettiği cadılığı, köpekliği birbirine karıştırmayın..<br><strong>Gökten kemik yağmayacak çünkü;</strong> boşuna uzayınızın <strong>fiziğini</strong> bu şekilde karanlığa bükmeyin, en azından büküp de <strong>medet</strong> bulabileceğinizi sanmayın, boşuna <strong>haset</strong>, <strong>fesat işlerle</strong> uzaydan materyal ve hinlik içinde şeyler dilemeyin..<br>Onlar gibi <strong>karanlığın ve kısır döngülerin kölesi</strong> olmak istemiyorsanız..<br><br><strong>Söğüt Ağacı</strong>'na geri dönecek olursam, nasıl <strong>karanlıkla ışık arasında</strong> <strong>sınırda bir ağaç</strong> olduğu, nasıl <strong>bir kapı</strong> olduğu, yine <strong>Harry Potter</strong>'da <strong>J.K.Rowling </strong>tarafından oldukça epik bir şekilde işlenmiştir, <strong>Şamarcı Söğüt..</strong><br><strong>Ubermatenga</strong>'nın psikolojisi herhalde bundan daha iyi özetlenemezdi:<strong> </strong><br>Oldukça histerik, dokunulmaya gelemeyen, sağı solu belli olmayan, zaman zaman agresif bir ağaçtır, nasıl tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır demişler, ruhunu okşamayı bilmeniz, neresinden girip, neresinden çıkmanız gerektiğini, huyunu, suyunu, özelliklerini bilmeniz ve <strong>hazırlıklı</strong> olmanız gerekir..<br><strong>Karanlık Orman'ın</strong> kıyısında, kimsenin bilmediği derin yeraltı tünelleri ve bağlantılar içeren, bambaşka bir Hogwarts gerçekliği ortaya seren gizemli bir giriş ya da çıkıştır..<br><strong>Altında da</strong>: bizim haylaz mı haylaz, ama bir o kadar da cesur <strong>Çapulcular'ın</strong> hikayesi <strong>saklıdır</strong>..<br>Başkası olsa rahatlıkla dışlayabilecekken, <strong>James Potter ve Sirius Black,</strong> Ölüm Yiyici gıcık <strong>Fenrir Greyback</strong> tarafından dolunay'larda bir <strong>kurtadama</strong> dönüşmeye mecbur olmakla lanetlenmiş arkadaşları<strong> Remus Lupin'i yalnız bırakmaz</strong> ve onun kurtadam olduğu dolunaylı günlerde yanında olabilmek için onlar da kendi animaguslarına dönüşür..Mesela Harry'nin vaftiz babası da olacak <strong>canevimiz Sirius Black</strong> devcileyin bir <strong>çoban-köpeğidir</strong>..<br><br><strong>Sırlar Alemi</strong> ve <strong>Hecate/Al Karısı</strong> söz konusu olduğunda ( kendi de  sürekli değişken 3 yüzlü ve ayrıca 3-başlı-köpek olarak tarif edilir ), en önce <strong>loğusa humması</strong> gibi hastalıkları ve annelerinden bebeklerini ayırmaya gelmelerini düşünün..Meselenin de yine yukarda hafifçe değindiğim Theia Anne'nin yaşadıklarından geldiğini bilin..<strong>Twilight</strong> serisinde <strong>Bella</strong>'nın <strong>Volturi</strong> ailesi ile yaşadıkları ya da <strong>The Unfortunate Events</strong> serisinde <strong>Baudelaire</strong> çocuklarının yaşadıkları örnek olsun mesela..<br><strong>Al Karısı'nın ahlak bekçiliğinden</strong>, <strong>hummalarından</strong> ya da <strong>hayatını çalmak istedikleri bebeklerden</strong>, çocuklardan en önce <strong>hassas</strong> yapısıyla <strong>'kelebek'ler</strong> etkilenir.. <br>Tolga Karaçelik'in <strong>Kelebekler</strong> filmini de inanın bu yeryüzünde işlenmiş en kutsal eserlerden biri olarak görüyorum..Neden o çocuklar <strong>Talihsiz-Baudelaire-Çocukları</strong> gibi <strong>3 kardeştir</strong> ve bir başlarına ne hayat mücadelesi veriyorlardır ve esas en küçük olanları, hem de bir de kız çocuğudur, hiç beklemeyeceğiniz cesur atılımlar, başka türlü bir <strong>zekilik, anlayış ve olgunluk da</strong> gösteriyordur..<br>Söğüt Ağacı'ndan da, şifadan da ayırmamın mümkün olmadığı eserlerdi, metinde yerlerini aldılar..<br><br><strong>Kelebekler</strong> filminde ya da <strong>Harry Potter</strong>'da <strong>Alaycı Çapulcular</strong> örneğinde, ya da <strong>Weasley İkizleri</strong> örneğinde olduğu gibi, <strong>şifaya da bir parantez</strong> '<strong>alaycılık</strong>'tan gelsin; bazen <strong>Seinfeld</strong> gibi, <strong>Vizontele</strong> gibi traji komik anlatımlar, <strong>hayati ti'ye alabilmek</strong>, en derin yaralarla bile <strong>ironiye girecek</strong> göndermelerle eğlenebilmek, ölümü, karanlığın planlarını, yılanların, köpeklerin stresli anksiyetelerini, sıkıntıları erteler, şaşırtır..Karısını Hades Evi'ne kaptırmış, ölüme yenilmiş <strong>Orpheus </strong>bile,<strong> </strong>o Hades Evi'ne müziği sayesinde girip de sağ çıkabiliyordur..Müziği o kadar büyüleyici ve etkileyicidir ki, <strong>Persephone</strong> "ona dokunma" demiştir, <strong>Hades</strong> de müsade eder.. </p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/05/EE4B59B7-AE93-4533-ABC3-B0A9226FECCC.png" width="1122" height="1402" alt="Ederlezi Üzerine"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/05/IMG_0631.jpeg" width="273" height="365" alt="Ederlezi Üzerine"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/05/834D69D5-C1B5-4B40-888D-88211B28095A.png" width="1023" height="1537" alt="Ederlezi Üzerine"></div></div></div><figcaption>Tolga Karaçelik size demiş ki, bu tavuklar çoktan tekrar kanat takıp uçmalıydı, onun yerine en güvende ve huzurlu olması gereken köy meydanında bile sizin kimsayal silahlarınızdan, şiddetinizden, 'bugününüzden' kurtulamıyorlar...Bırakın İstanbul semalarında uçtuklarını görmeyi..Sahneyi izledim, koltuktan dakikalarca kalkamadım, bize bu tokadı aynen böyle çakmış mı diye :/ çakmış çünkü..koydu mu koydu...</figcaption></figure><p>Söğüt Ağacı parantezinden sonra Hıdırellez'de neler dilenebilir maddelerime devam edecek olursam:<br><br>-<strong>Çiftçi</strong>, toprak sahibi, toprakla uğraşan insanlarsanız, <strong>toprağınız</strong>, gıdanız, tohumunuz üzerine dilekler dilemek<br>-<strong>Hayat</strong> notları üzerine, <strong>hayata dair</strong>, yaşama dair <strong>motivasyon</strong>, <strong>umut</strong> ve <strong>ışık</strong> bulmak üzerine dilekler dilemek<br>-<strong>Aklın</strong> onurudur, sınavlı dönemlerden geçiyorsanız, isterseniz sadece <strong>amel defterlerinizi</strong> daha iyi <strong>algılamak</strong> için bile olabilir, <strong>zihninizin açılması</strong> için dilekler dilemek, <strong>akıl gücü</strong> üzerine dilekler dilemek..<br>-Venüs <strong>yaratıcılığın</strong> onurudur, sanatsal yönleriniz varsa ve destek arıyorsanız, sanatınıza manevi destek bulmak üzerine dilekler..Şiir ve müzik, hem ruhun gıdasıdır, hem şifa kaynağıdır, hem Venüs’ü onure etmektir, cennetin kapısına oynamaktır..<br>-Venüs <strong>güzelliğin</strong> onurudur, ama en önce içten, temiz, <strong>arı ruhunuzdan</strong>, <strong>iyi niyetlerinizden gelen güzelliğin,</strong> "şöyle meleklerin eli değmiş gibi hayatımdaki <strong>x</strong> <strong>arınsa</strong>, ya da hayatım <strong>x'ten temizlense</strong>, <strong>y de güzelleşse</strong>, hiç fena olmazdı sanki" dediğiniz ne varsa.. <br>“bak şu senin meleklerin, su perilerin var ya <strong>canım Ederlezi</strong>, bir temiz gül yağı ile saçlarım taranmış kadar bile olsa kafidir, bizi de gör be <strong>Venüs'parem</strong>” diyorsanız, <strong>güzellik, güzelleşmek ve arınmak üzerine</strong> dilekler..<br><br>Sevgilerimle,<br>Zoey</p><p><strong>Dip not:</strong> Bunu yaparsam bana kendimi çok Mimoza ya da Karsu gibi hissettiriyor ama, notun ucuna artık yazalı zaman olmuş <strong>delice bir şiirimi</strong> ve <strong>Çav Bella</strong>'yı çaldığım videomu da eklemeden geçmek istemedim..<strong>Tavşanlar</strong> hayat veren Venüs'ü, iki parmağınızla yaptığınız <strong>V</strong> işaretini sembolize eder..Bu da Venüs Onurları'nı andığım bugünde benden Venüs'e gelsin: <br><strong>Küçük Tavşan Perisi..</strong><br><strong>V for Vandetta</strong>'nın elinden o hücre hapsinde ne tutmuştur diye merak ediyorsanız:</p><figure class="kg-card kg-image-card kg-card-hascaption"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/05/349459C3-7868-4ACA-A408-5DC775405DB2-1.jpeg" class="kg-image" alt="Ederlezi Üzerine"><figcaption>mihri şefkat demektir, zülüf yanağa dökülen saç perçemi, ran yağmur demektir, mah Ay..</figcaption></figure><figure class="kg-card kg-embed-card"><iframe width="113" height="200" src="https://www.youtube.com/embed/D2TUVSPl4s0?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen title="12 April 2026"></iframe></figure><p><strong>Dip not 2: </strong>bu videoyu paylaşmak az buçuk utandırıyor, ama <strong>Çav Bella</strong> da yine ilk çalmayı öğrendiğim parçalardan birisiydi, <strong>Hıdırellez</strong>'e uygun gördüm..Üzülerek her paylaşımıma eklediğim acı notum bu videom için de geçerlidir, boşuna vurmayın zaten öldüm, <strong>kameranın görünmeyen yüzünde ağır hastayım</strong>, güç bela ayakta duruyorum, maneviyatım için inat ediyorum, müzik yapmak istiyorum ama o da ancak bu kadar oluyor..bu başlık da böyle olsun..</p><p></p>]]></content:encoded></item><item><title><![CDATA[Persephone ve Kardelen Üzerine]]></title><description><![CDATA[<figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/05/92682AF9-74BB-44B9-8C52-20EF7283B8B3.png" width="1122" height="1402"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/05/8BB18498-E3F9-406D-9441-27A551AC79D7.png" width="1044" height="1507"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/05/IMG_0564-1.jpeg" width="347" height="525"></div></div></div><figcaption>Yeraltının Tanrısı Hades ve kaçırarak sahip olduğu yeğeni Persephone, Demeter'in kızı..Hidayet'in Kör Baykuş'unun Hades olduğunu düşünüyorum..Ubermatenga'nın, Dark V'nin kararlarını işleme koyan Bay BayKuş..Plüton'u da sembolize eder..</figcaption></figure><p><strong>'Yeraltı'nın Tanrısı Hades’in</strong>, <strong>Kör Baykuş</strong> olduğunu düşünüyorum..Türkler de, Hidayet ve Behrengi gibi yazarlar da gerçekten çok bilge..<br>( Behrengi'ye <strong>Kargalar</strong></p>]]></description><link>https://www.neptunianclouds.com/2026/05/02/persephone-ve-kardelen-uzerine/</link><guid isPermaLink="false">69f654ac92abf3000113a97a</guid><category><![CDATA[The Great Dark Spot]]></category><dc:creator><![CDATA[Neptunian Clouds]]></dc:creator><pubDate>Sat, 02 May 2026 22:07:06 GMT</pubDate><media:content url="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/05/8BB18498-E3F9-406D-9441-27A551AC79D7-3.jpeg" medium="image"/><content:encoded><![CDATA[<figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/05/92682AF9-74BB-44B9-8C52-20EF7283B8B3.png" width="1122" height="1402" alt="Persephone ve Kardelen Üzerine"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/05/8BB18498-E3F9-406D-9441-27A551AC79D7.png" width="1044" height="1507" alt="Persephone ve Kardelen Üzerine"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/05/IMG_0564-1.jpeg" width="347" height="525" alt="Persephone ve Kardelen Üzerine"></div></div></div><figcaption>Yeraltının Tanrısı Hades ve kaçırarak sahip olduğu yeğeni Persephone, Demeter'in kızı..Hidayet'in Kör Baykuş'unun Hades olduğunu düşünüyorum..Ubermatenga'nın, Dark V'nin kararlarını işleme koyan Bay BayKuş..Plüton'u da sembolize eder..</figcaption></figure><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/05/8BB18498-E3F9-406D-9441-27A551AC79D7-3.jpeg" alt="Persephone ve Kardelen Üzerine"><p><strong>'Yeraltı'nın Tanrısı Hades’in</strong>, <strong>Kör Baykuş</strong> olduğunu düşünüyorum..Türkler de, Hidayet ve Behrengi gibi yazarlar da gerçekten çok bilge..<br>( Behrengi'ye <strong>Kargalar</strong> dediği için atıfta bulundum, mahkemenin kuşlarından o bahsetmişti..İlerleyen satırlarda daha iyi anlaşılacaktır..)<br><strong>Hades</strong>, yeğeni <strong>Persephone’u</strong> yeraltına kaçırarak getirir, ama Persephone da onu karşılıksız bırakmaz ve kraliçesi olmayı kabul eder..Persephone Yeraltı’nın kraliçesi olmuştur olmasına ama, hatta saygı da duyulur, ama bu sefer de ortaya annesi Demeter’le yaşadığı yas çıkar..<br>Çünkü onlar Dünya’da kalmıştır…<br><strong>Sırlar Alemi</strong>'nin "<strong>Yeraltında olanlar yeraltında kalır</strong>” yeminleri var..<strong>Persephone da,</strong> yeraltından beslenirse, yeraltında kalmaya mahkum olacaktır, Dünya’ya dönemeyecektir..Hades ona kıyamaz ve hayatla bağı devam edebilsin diye, Antik Yunan'da <strong>hayatın</strong> ve <strong>doğurganlığın</strong> en büyük sembollerinden birisi olan <strong>Nar Ağacı</strong>'ndan, hayat meyvesi <strong>Nar</strong>’dan verir; eğer 6 nar çekirdeği yerse, yılın 6 ayında baharda Dünya’ya gelip annesi Demeter’e kavuşabilecektir, geriye kalan 6 aydaysa kışı yeraltında geçirecektir..<br><strong>Kışların bile</strong>, <strong>Demeter</strong>’in kızına duyduğu <strong>yastan</strong> yaşandığı söylenir..</p><p>Ortaya da hepinizin <strong>baharın müjdecisi</strong> olduğunu düşündüğü, ama arka plandaki hikayesiyse hiç de öyle olmayan <strong>‘kardelen’in dramı</strong> çıkar..<strong>Kardelen odur, Persephone</strong>..Persephone'un bu döngüyü sürdürebilmek için sürekli <strong>nar</strong> yediği söylenir, tarihe de <strong>nar yiyen prenses</strong> olarak geçtiği söylenir; ben de psikolojide <strong>manik-depresif olmaya</strong> bir de Persephone ve annesi Demeter'in yaşadıkları üzerinden bakın derim, hatta Hades'in..<strong>Hidayet</strong>'in eseri <strong>Kör Baykuş</strong>'ta da biraz öyledir, ana karakter, <strong>ölümler</strong>, <strong>gölgeler</strong>, <strong>depresyon içinde</strong>, uzaklarda kalmış bir sevgiliye duyulan <strong>hüzünlü bir ayrılış içinde</strong>, bir erkeğin <strong>varoluş sancısına</strong> ve <strong>melankolisine</strong> girebilecek temada bir yazın işlenir..<br><br>Persephone gibi bir adet kardelenim, doğum günüm 21 Mart, saçlarım da kuzguni rengin altında nar çiçeği kızılıdır..6 yıldır içinde olduğum vizyonları çözmek için mücadele ediyorum…Koca <strong>Ubermatenga</strong> beni buldu..Ben de <strong>Oğuz Atay</strong> gibi <strong>Sırlar Alemi</strong>'ne <strong>Ubermatenga</strong> diyorum, onlar <strong>Dark V</strong>, oldukça <strong>obsesif</strong> bir şekilde ve <strong>aşağılık kompleksi içinde</strong> sizin kaza notlarınıza karar veriyorlar..</p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/05/1D759AE6-2DD3-4BF3-9762-C566AAEA4438.png" width="1044" height="1506" alt="Persephone ve Kardelen Üzerine"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/05/327541AB-FC0F-47DD-A41B-0E27015E5C46.png" width="1122" height="1402" alt="Persephone ve Kardelen Üzerine"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/05/07EDC6D6-7558-41B9-9370-21198701215D.png" width="1402" height="1122" alt="Persephone ve Kardelen Üzerine"></div></div></div><figcaption>Kardelenin hikayesine bir de bu gözle bakın istedim..Hades aynı zamanda Plüton'un da sembolüdür..Mark D'arcy de Akrep'tir bu arada, hatta başka hiçbir eserde o detay yoktur, Bridget Jones'ta Bridget'in doğum gününün 21 Mart olduğu özellikle yazar..Pan'ın Labirentleri'nin, piramitlerdeki labirentlerin onların Dark V'sine çalıştığını düşünüyorum..</figcaption></figure><p><strong>Baykuş</strong>, 6 yıldır yaşadığım macerada hiç beklemediğim bir anda karşıma dikilen <strong>Ubermatenga’dan biri</strong> oldu ( yani ben burada Persephone’dan ayrılıyorum , o değer görmüş, benim canım bundan daha yakılmış olamaz ) Tuhaf ama <strong>Baykuş'u ilk gördüğümde de</strong> verdiğim ilk tepki “<strong>beni beni Bihter’ini</strong>” demek olmuştu..Çünkü hani “<strong>sen de mi Brutus</strong>” gibisinden..Çocukluğumdan beri baykuşları çok <strong>bilge</strong> bulurum ve yaptığım illustrasyonlara da işlerdim; <strong>beklemiyordum</strong>, Al Karısı, Şeytan, Öküz hadi neyse de, <strong>Baykuş ağrıma gitti</strong>..</p><p>Her uzayın <strong>Hak'kı</strong> korumak için <strong>mahkemesi</strong> vardır ve sizin <strong>kaza/ölüm notlarınızın üzerinde Ubermatenga oturuyor</strong>..( Bunu hep söylüyorum hep söyleyeceğim <strong>Allah'tan kötülük gelmez</strong>, onu bilin.. ) <br>Ben, Baykuş ne oldu da, suçsuz yere bana kaza notu çıkardı diye üzülmüştüm..<br>Nasıl Kuzey’in mahkemesine <strong>Uranüs</strong> bakıyor, Sır’At’ın <strong>At</strong>’ı bile oradan gelir, kanatlılar çünkü…<br>'<strong>Sır'lar Alemi</strong>’nin, <strong>Dark V</strong>’nin mahkemesinin kuşu da <strong>Baykuş; Hades'in de işte o olduğunu düşünüyorum..</strong></p><p>Ama “<strong>Kör Baykuş</strong>”..<br><strong>Şeytan</strong>’ın, <strong>Al Karısı</strong>’nın ahlak bekçiliğine uyuyor; sizin <strong>narsisistliklerinizi, kibirlerinizi, kıskançlıklarınızı, nazarlarınızı, materyalist haksızlıklarınızı</strong> cezalandıracağım derken, tam tersi Dark V'nin narsisistliklerine kazandırıyor..<br>Obsesif, tutarsız, dengesiz, histerik ve kıskançlar da…<br>Empati ve sempati duyamıyorlar..<br>Ellerine geçirdikleri kaza haklarına da '<strong>güç kaynakları</strong>' olduğu için sımsıkıya bağlılar ve <strong>intikam</strong> yeminlerinden de, "<strong>ayaklar baş olsun</strong>" planlarından da vazgeçmiyorlar..Öyle bir yıldızları, matematikleri ve olgunlukları bile yok..</p><p>Yaşadığım kaza nasıl bu boyuta geldi ben de bilmiyorum..Her şey evlendiğim gibi başladı..<strong>Bilmeden</strong> nikahımda Ubermatenga’ya kurban olacağım şeyler yaşandığını düşünüyorum..<br><strong>Uzayın kanunlarını</strong> ve '<strong>Sır'ları</strong>’ bilmiyoruz, zaten yargılayabilmek için de <strong>sizden bu bilgileri sır gibi saklıyorlar</strong>, bir diğer <strong>tutarsızlık</strong> da burada..<br><br>Öte yandansa bizleri, bizler her şeyi biliyoruz da ( çünkü bu arada biliyorsunuz da, doğarken kitabımızla geliyoruz, ama doğum anı travmatik oluyor ve bilinci unutturuyor, programlarımıza dair bildiklerimizi bilinçaltına itiyor, yeryüzündeki yaşamlar ve büyükler de yaşam algılarıyla hayatı nasıl yaşayacağımız konusunda <strong>'manipulasyona</strong>' sebep oluyorlar, kendimizden ve doğamızdan iyice uzaklaşıyoruz, kendimizi unutuyoruz, kaybediyoruz..bu da bu arada Ubermatenga'nın işine geliyor..) sanki bilerek yaşarken bu kanunları <strong>hiçe sayıyoruz</strong>, <strong>bile bile 'kibirli' hareket ediyoruz diye kendilerinden oldukça emin,</strong> '<strong>peşin hükümlü</strong>' ve '<strong>aceleci</strong>' yargılıyorlar..<br><strong>Yıldızları karanlık</strong>, vakitleri dar, acelece atlayacak hayat/ışık, kaza notu sebebi arıyorlar..<br>"<strong>Acele işe Şeytan karışır</strong>" bir anlamda buna da atıf yapıyor..<br><br>Bu arada kaza notlarınız gecikmeli de çıkabilir onu da bilin, güya çünkü onlar çok haklı, en doğru, en yüce olanı yapacak ya, yeraltı mahkemelerinde <strong>müzakere</strong> edecekler, vakitlerini alıyor; üstüne de uzayın bir <strong>takvimi</strong> var, onlarınki Öküz ile Ağustos'tan başlıyor ve sonbahar, kış...<br><br><strong>Öküz'ün de İapetus'un oğlu Menoetius olduğunu düşünüyorum</strong>, Antik Yunan'da lakabı bile <strong>felaket tellalı</strong>dır, Yusuf da onu görerek 'kuraklığı' haber vermiştir..Türk kültüründe bizim <strong>"dağ fare doğurmuş"</strong> dediğimizin o olduğunu düşünüyorum; Ubermatenga'da Baykuş'tan önce ilk karşıma çıkanlar yılanlar, timsahlar, kertenkele kafalar, Keçi, derken <strong>Öküz</strong> olmuştu..kaptırmış gidiyorlar..ve doktorların skandal tutumuyla da hastalığımın dozu da giderek derinleşiyor, ben baya pozitif ve optimistic bir şekilde ve oldukça bilimsel araştırma ve yöntemlerle hiç bunları bu boyutta yaşamadan iyileşip hayatıma devam edebileceğimi sanıyorken, mesele cayır cayır yanayacağım bu noktalara ve böyle tarihi gizemlerle boğuşmaya dönüştü..<br><br>Kaza kararları için de nasıl diyim, sizler böyle mikroorganizma sayısı sayılabilecek bir nüfusla çoğaldığınızda artık hayatlarınızın hiçbir değeri kalmıyor ve bu tarz kazalara gelince "<strong>sallarsın oradan '3-5' trojen</strong>" gibi bir kolaylıkları var, ama öte yandan özellikle de benim gibi <strong>kılıf uydurmaya çalıştıkları kazazedelere gelince,</strong> o<strong> </strong>'<strong>kılıfı</strong>' bulana kadar, o meşum yeraltı mahkemelerinde müzakere edene kadar, sonbaharı, aylar sonrasını ya da yıllar sonrasını bulabiliyor...<br>Siz, bu kaza nereden geldi böyle derken, aylar, yıllar önce yaşanmış, yaşarken sizin hiç farkında olmadığınız <strong>bir detay,</strong> onlar tarafından '<strong>insanlık suçu</strong>' olarak kayda alınmış ve sizin <strong>kaza kararı sebebiniz</strong> olmuş olabiliyor, bazen '<strong>özeleştiri</strong>' yapmayı da bilin; herkes benim gibi bilmem kimin kurbanı değil..<br>Hepiniz melekseniz bu dünyanın hali ne çünkü di'mi...<br> ( Zaten olmuşsunuz 8 milyar, yarısının içinde insan ruhu bile yok, umurlarında bile değil sizin düşüncesizliklerinize çıkaracakları kaza kararları, bundan daha ayaklar baş oluyor, hak buluyor olamazlar :/ Dehşet içindeyim.. )</p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/05/880FED0F-5793-49FA-BF00-5495C509EE8F-1.png" width="1023" height="1537" alt="Persephone ve Kardelen Üzerine"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/05/BB2F232C-1BDC-41CA-B053-41F7A5E36FF2-1.png" width="1023" height="1537" alt="Persephone ve Kardelen Üzerine"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/05/IMG_1800-1.png" width="1024" height="1024" alt="Persephone ve Kardelen Üzerine"></div></div></div><figcaption>Al Karısı ve yancısı Şeytan….Bu arada o Al Karısı'nın başlığı da sürekli renk değiştirir...Neden Al Karısı dediğimizi, gizemin devamını başka bir metinde toparlamaya ve kaleme almaya çalışacağım, o detaylar için beklemede kalın..Bu anlamda Baykuş, Hades de olsa, Şeytan değil, ama onların yargıçlığına maşa olmuş diyelim….Başta sizin 'kahpelik'leriniz olarak gördükleri şeyleri cezalandıracağım derken, bunların aşağılık kompleksli, bağnaz, yobaz, kara cahil ve akli dengesiz ahlak bekçiliklerine ve gericiliklerine kazandırıyor... Ubermatenga'nın ahlaktan ve namustan anladığı etik ve olgun akli meleke içerisinde değildir...Persephone bile Baykuş'un kaçırarak sahip olduğu yeğenidir, ama Persephone karşılık vermeyi kabul etmiş; çünkü, Kardelen…Kardelenin doğasının ne kadar içten, anlayışlı ve herkese karşı sevgi, empati, saygı duyabileceğini bilin..</figcaption></figure><p>Söz konusu kazalara gelince, burada tabi ki <strong>gerçekten narsisistliği ile onlara kazandıranlar ayrılıyor;</strong> narsisistlere, komplekslilere, başka bir yığın <strong>kör göz hırslıya</strong> ve <strong>bencil</strong>e gelince, onlar Ubermatenga'ya <strong>hak verdiği</strong> için Ubermatenga'nın işine bile geliyor; yani bu yeryüzünde '<strong>yürüyen' narsisistlere Allah'ın değil, Şeytan'ın "yürü ya kulum" dediğini bilin</strong>..<br><br>Benim gibilere gelince, daha doğarken bile bütün uzay sizin kim olduğunuzu biliyor, bi siz bilmiyorsunuz ve etrafınızda dört dönüyorlar, '<strong>bahane</strong>' arıyorlar, bir fırsatını bulsunlar da sizi bir kazayla kaydırsınlar, <strong>çünkü karanlığı derinleştirmek istedikleri cehennem çukurunda siz işlerine gelmiyorsunuz..</strong><br><br>Şeytan her zaman kartlarını <strong>'kısır döngü'</strong> tuzaklara oynar, <strong>içinden çıkamayın ister</strong>, elinizi verin kolunuzu kaptırın, o zaman '<strong>kaybetmeyeceğini'</strong> düşünüyor, matematiği ve akıl gücü bir tek buna çalışıyor..<br>Onun dipsiz kuyusuna çakılıp kalmak istemiyorsanız,<strong> "gelecek uzun sürer"</strong> demenin ne demek olduğunu bir daha düşünün, hayat maceranızı birilerinin aşağılık kompleksi ve zayıf psikolojileri öyle buyuruyor diye<strong> kara deliğe dönecek bir uzayda onursuz varlıklar</strong> olarak, bilmem kaç milyon yıl çakılı kalarak yaşamak istemiyorsanız, bir daha düşünün, hatta hep düşünün ve bir zahmet <strong>düşünceli</strong> hareket edin..<br><br><strong>Karanlık</strong> her zaman kaybetmeye mahkumdur; <strong>Işık</strong> uçar gider; ışığa, olgun akli melekeye, etiğe, saygıdan anlayana her sofrada yer vardır..<br><strong>Haksızlıkla yenebileceğini ve haksızlıkları yenebileceğini sananlar,</strong> karanlık dipsiz kuyularda kendilerine benden <strong>Yusuf-kokteyli</strong> ısmarlasınlar..<br>Bütün uzay hak üzerinedir..<br><br>Ubermatenga ne bekliyordu bilmiyorum, planları onların beklediği gibi gelişmedi, <strong>çünkü diğer yanımda da Allah vardı</strong>..<strong>Acı çekerek</strong> ve aldığı her nefeste beyni ‘<strong>yanarak</strong>’ öldüm öleceğim, hiçbirinizin bilmediği bir <strong>fizik</strong> içerisinde, <strong>Araf’ta</strong> kalakaldım..Bir yanda gökler, bir yanda ‘yeraltı’nın <strong>‘yamuk’</strong> Ubermatenga yapılanması..<br><br>Bir suçum yok ve <strong>yaşanılanları da ben seçmedim</strong>..<br><br>Hastalık bile, ne yazık ki ne kadar <strong>kompleksli ve</strong> <strong>ikiyüzlü</strong> olduğunu sonradan anlayacağım, nikah şahitliği bile verdiğim, <strong>Seçil Epik</strong> kankam diyerek tanıştırdığı için en yüksek perdeden <strong>kız kardeşlik</strong> tanıdığım ama karşılığında sadece <strong>art niyet</strong>, <strong>nefret söylemi</strong>, <strong>bullying ve ölümden beter hastalık</strong> gördüğüm bir insandan geldi.. <br><br>Onun altını da <strong>Seçil Epik'in hazırladığını</strong> düşünüyorum; <strong>ikiyüzlüler</strong>, etraflarındaki kadınlara karşı <strong>arkalarından</strong> nefret söylemi içindeler, kendi hasta egolarına '<strong>seviyesiz' 'kara mahalle cahilleri</strong>' gibi dedikodu malzemesi arayıp, etraflarındaki '<strong>heteroseksüel</strong>', <strong>kendini yaşamaya çalışan</strong> kadınları: <br>"aman o düşük, aşağılık, kahpe, ahlaksız şeyler yapıyor, değersiz, manasız, bilmem ne" gibi kendi <strong>önyargılı</strong> ve hatta <strong>yalan yargı dünyaları</strong> ile <strong>yargılayıp</strong> kendi hasta egolarını doyurmak istemekten başka bir iş yapmıyorlar..<br><br><strong>Söz konusu benim onuruma gelince, </strong>son 10 yıldır yaşadıklarımı ben biliyorum: <br>Seçil, hem beni böyle insanların içine çekmiş olarak, dedikodu malzemesi olacak şeylere kendi sebebiyet vermiş oldu; hem kendi de, gerçekçi olmadığı halde, gerçeği konuşarak değil yani, tam tersi hiçbir şey bilmeden <strong>manipulatif konuşarak,</strong> yanlış yönlendirerek, bana büyük onur acısına dönüşecek <strong>çok şey yaşatmış oldu;</strong> bir değil, iki değil..<br>"Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyim" demişler; o ve onun yüzünden hayatıma dalan kim olsun,<strong> birisi de sekmedi narsisistliklerinden ve aşağılık komplekslerinden cehennemi yaşamamış olayım;</strong> yani hayatıma o girmese, onun etrafından bu kadar ağır narsisist kişilik bozukluğu olanlar hayatıma bu şekilde dalmaya, <strong>beni aşağılık komplekslerine malzeme etmeye, hatta 'kurban' seçmeye kalkmasa,</strong> ben işimdeyim, gücümdeyim, kendi halimde insanım, kimseye de dokunduğum yok, kendi hayat mücadelemi veriyorum, hem de ne emekle, kimseye de <strong>iyi niyet</strong> göstermekten başka bir şey yaptığım da yok..<strong>kafayı yemişsiniz</strong>..<br><strong>İki kadın kafa kafaya vermişler</strong>, kendilerini en yüce, ulu kadınlar ilan etmişler, <strong>şakasız</strong>, narsisistlikleriyle <strong>dehşet</strong> saçıyorlar..<br>( Onlarınki de, birbirlerinin egolarını ve materyal emellerini beslemek üzerine olan '<strong>narsisistler ve adamları</strong>' karakteristiğindeki ilişkilere örnek olsun..) <br>Dava edeceksem bir sebebi de bu olacak, arkamdan ne koşunuluyor ki ben Seçil'in '<strong>kankam</strong>' dediği kız arkadaşından bu boyutta bir cehennemi yaşıyorum, eğer bu insan Seçil Epik'in '<strong>kankası</strong>' ise, hem de artık kaçıncıya yaşadığım başka bir saçmalık, <strong>Seçil Epik'in akli melekesi nedir?</strong> <br><br>Benim aklımdan <strong>art niyetin 'a'sı bile geçmezken</strong> ( yaşadıklarımı anlatınca bu yeryüzündeki en nadide "<strong>iyilikten maraz doğar</strong>" hikayelerinden biri olmuş olacak ) ben 6 yıldır onların haset, fesat akılları yüzünden ne haldeyim, nelerle boğuşuyorum..Gerçekten <strong>ölümden beter katliama ve maddi-manevi büyük bir hasara yol açtılar, ne yazık ki devam da ediyor, sıkıntı orada, sebep oldukları cehennemin ucunda ışık yok, sadece son 2500 gününü bile aldığı her nefeste cayır cayır yanarak yaşamış bir beyin var</strong>..<br>Onlar elini kolunu sallaya sallaya sokakta, bense <strong>hiçbirinizin dayanamayacağı</strong> bir cehennemle mücadele ediyorum..<br><br>30'uma kadar zaten cehennemi yaşadığımı düşünen bir insan olarak, zaten çoktan defalarca yanmış bir <strong>Anka Kuşu'nun küllerini</strong> güç bela taşımaya çalışan biri olarak, artık gerçekten <strong>son bir umut</strong> yaşamaya devam edeceksem bütün emeğimi ortaya koymuş bir insan olarak, Seçil ve kankası, "<strong>30'undan önce Türkiye'de yaşattığımız cehennem yetmedi, bir de 30'undan sonra magmayı gör</strong>" demiş oldular.. <br><br>Seçil'in yaklaşık 10 küsür yıldır onurumu ve hayatımı nasıl katlettiğini, nasıl nefes bile aldırmadıklarını, blogumda çok daha detaylı kaleme alacağım..<br><strong>Onları dava edebileceğim gün için yaşıyorum.</strong></p><p><strong>Sadece bir tane narsisist kişilik bozukluğunun bile bir dünyayı yakmaya yetebileceğini de bilin</strong>..<br>Benim 35 yıldır herkesin <strong>hastalıklı bencilliklerinden</strong> çektiğim tarifsiz..<br><strong>Ben uçup gideceğim</strong>, Yusuf/Zoey/Persephone intikam almaz..<br>Siz haksızlıklarınızla Şeytan'ın dipsiz yeraltı kısır döngülerine hapsolmak ne demek, <strong>onun intikamının malzemesi olmak</strong> ne demek, onu düşünün..<br><br>Sevgilerimle,<br>Zoey/bu reenkarnasyonda oldukça yanmış Persephone<br>( o konuda Baykuş'a ben de çok dargınım )<br></p><p><strong>Edit: </strong>Metinde bahsettiğim ilişki ağlarını daha iyi anlamanız için bir grafik ile göstermeye karar verdim. Bu, daha pek çok üyesi bulunan aile ağacının <strong>özet</strong> bir bölümüdür, metni okumayı kolaylaştırsın diye hazırladım..<br><strong>Bir yanda,</strong> Gaea ve Uranüs'ün çocukları <strong>Cronus</strong> ve <strong>Rhea</strong>'dan olan <strong>Zeus</strong> ve <strong>Hades</strong> ve kızkardeşleri <strong>Demeter</strong> ile yeğenleri <strong>Kardelen Persephone</strong>..<br><strong>Diğer yanda,</strong> <strong>Ölümlülüğün Tanrısı İapetus</strong> ve oğulları..<br><strong>Menoetius,</strong> İapetus'un oğulları arasında <strong>en küstah</strong> ve <strong>ahmak</strong> hareket eden olarak bilinir; hatta küstahlığı ve deyim yerindeyse '<strong>gıcıklığı</strong>', Titanlar Savaşı'nda Zeus'u oldukça kızdırır ve ona en temizinden bir çakar, '<strong>Azkaban</strong>'ın en derinlerini boylar, hani "<strong>çekil git başımdan, yeter ki seni gözüm görmesin</strong>" demiş :)<br>Ben, <strong>Ubermatenga'da</strong> karşıma çıkan <strong>Hades'in Öküz'ünün</strong> o olduğunu düşünüyorum; bizim Türkçe'de de "<strong>dağ fare doğurmuş</strong>" diye ona dediğimizi düşünüyorum..Çünkü Ubermatenga'da karşıma çıkan bir <strong>Öküz</strong> var ve inanın cüssesinin aksine, <strong>Al Karısı</strong> ve <strong>Şeytan</strong>'ın oyuncağı olmuş '<strong>ödleğin</strong>' teki..<br>Kendini de gerçekten bir şey sanıyor, orası ayrı tabi, <strong>aşağılık kompleksi yaşadıklarını</strong> çözmeme bile onun tutumu yardım etti..<br>O zehir zemberek programlarıyla neye '<strong>dayı'lanıyorlarsa</strong>..<br>Dilimizde <strong>dayılanmanın</strong> da Baykuş'tan, yani <strong>Hades</strong>'ten gelmiş olup olamayacağını bir daha düşünün isterim..</p><figure class="kg-card kg-image-card kg-card-hascaption"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/05/2C6EFC9D-22AB-49DB-AA5D-D6F874A191AF.png" class="kg-image" alt="Persephone ve Kardelen Üzerine"><figcaption>İapetus'un eşi Asia/Cylemene su perilerindendir, bu arada bir Cylemene derler, bir yok o değil kız kardeşi Asia derler..Bana Asia daha açıklayıcı geldiği için Asia olarak gösterdim..Bizim de Asya'da ve Anadolu'da yaşayan Türkler olarak, İapetus'un soyuyla ve doğal olarak Uranüs ve Gaea ile bağımız olabileceğini düşünüyorum..Benim için bir diğeri de Hyperion ve Theia, onu sonra anlatacağım, metin üzerinde hazırlığım devam ediyor, bilmeden etmeden konuşmamak için büyük çabalıyorum..Gördüğüm vizyonları temellendirmem gerekiyor..</figcaption></figure><p><strong>Edit 2: </strong>Bu şarkı da benden <strong>Baykuş</strong>'a ve <strong>Pluton</strong>'a gelsin; en sevdiğim <strong>Ahmet Hamdi Tanpınar</strong> şiirlerinden birisidir, <strong>Beni Affet</strong>..nedense <strong>Persephone</strong> ve <strong>Sadık Hidayet'in Kör Baykuş</strong>'unu düşününce, bu parça bu metne iliştirmek istediğim eser oldu:</p><figure class="kg-card kg-embed-card"><iframe width="200" height="113" src="https://www.youtube.com/embed/A4r2SBIThHQ?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen title="Özcan Deniz &amp; Ragıp Savaş - Beni Affet - [ Neredesin Firuze © 2004 Kalan Müzik ]"></iframe></figure><p><strong>Bonus: Reha Erdem</strong>'in <strong>şaheseri</strong> diyebileceğim <strong>Cosmos</strong> filmine de yine tekrar <strong>Persephone</strong> ve <strong>Hades</strong>'in yaşadıkları üzerinden de bakın isterim..<br><strong>Şaheser bir film</strong>, kelime bulamıyorum tarif etmeye, <strong>kutsal eser..</strong><br>Ben yönetmen olsam, <strong>Cosmos</strong> gibi bir film çeksem, bir daha herhalde parmağımı oynatmazdım :/ "Tamam daha ne yapayım, şaheseri çektim zaten" diyesim gelirdi; sonra da okyanusa yelken açardım.. <br><strong>Reha Erdem öyle bir kral</strong>...</p><figure class="kg-card kg-image-card"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/05/IMG_0595.jpeg" class="kg-image" alt="Persephone ve Kardelen Üzerine"></figure>]]></content:encoded></item><item><title><![CDATA[Konuşma Özgürlüğü’nün Merkür’ü]]></title><description><![CDATA[<figure class="kg-card kg-image-card kg-card-hascaption"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/9DA45BCC-D8EC-472E-A6FD-9D8706FEF05C-1.png" class="kg-image"><figcaption>Ulak/Rehber Hermes</figcaption></figure><p>Konuşma özgürlüğünün her gün baskılandığı bir ülkede, yıldız haritasında birçok <strong>Merkür işareti</strong> bulunan biri olarak ( ki siz bilmiyorsunuz, doğumumdan önce ayrıca babam rüyasına girilerek "Dünya'ya '<strong>özel çocuk</strong>' gelecek, dokunmayın" diye de uyarılmıştır, yine de yıllarca bir temiz dayak yiyip, kendim olmama baskı görmüşümdür, bunu sonra</p>]]></description><link>https://www.neptunianclouds.com/2026/04/27/konusma-ozgurlugunun-merkuru/</link><guid isPermaLink="false">69efbdf99d07f1000133f9f0</guid><category><![CDATA[The Great Dark Spot]]></category><dc:creator><![CDATA[Neptunian Clouds]]></dc:creator><pubDate>Mon, 27 Apr 2026 20:42:21 GMT</pubDate><media:content url="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/9DA45BCC-D8EC-472E-A6FD-9D8706FEF05C-4.jpeg" medium="image"/><content:encoded><![CDATA[<figure class="kg-card kg-image-card kg-card-hascaption"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/9DA45BCC-D8EC-472E-A6FD-9D8706FEF05C-1.png" class="kg-image" alt="Konuşma Özgürlüğü’nün Merkür’ü"><figcaption>Ulak/Rehber Hermes</figcaption></figure><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/9DA45BCC-D8EC-472E-A6FD-9D8706FEF05C-4.jpeg" alt="Konuşma Özgürlüğü’nün Merkür’ü"><p>Konuşma özgürlüğünün her gün baskılandığı bir ülkede, yıldız haritasında birçok <strong>Merkür işareti</strong> bulunan biri olarak ( ki siz bilmiyorsunuz, doğumumdan önce ayrıca babam rüyasına girilerek "Dünya'ya '<strong>özel çocuk</strong>' gelecek, dokunmayın" diye de uyarılmıştır, yine de yıllarca bir temiz dayak yiyip, kendim olmama baskı görmüşümdür, bunu sonra anlatmayı düşünüyorum, sizin 46 Maraş :/ görürseniz selamımı söyleyin ) size Allah tarafından '<strong>konuşma özgürlüğü' </strong>her daim<strong> 'serbest' ve </strong>'<strong>baki</strong>' kılınmış <strong>Hermes</strong>'ten bahsetmeye karar verdim..<br>(Elçiye zeval olmaz demişler..İnşallah :/ )<br>Uzayınızda <strong>Merkür</strong> odur..<br>Yeraltına da gidip gelebilen <strong>cesur</strong> varlıklardan birisidir, yani yeraltında olanları da, göklerden gelen haberleri de o bilir ve hatta özellikle <strong>yeraltında olanları o haber uçurur..İçgörülüdür, akıllı ve bilgedir, düşüncelidir, vizyon sahibidir, koruyucudur..</strong><br>Ulaşım ve iletişim için ayaklarından kanatlıdır ve aynı zamanda <strong>hem Allah'ın ulak'ı/rehber'idir; hem de çoban'dır..</strong><br>Koruyucu bir melek gibidir..<br>Size <strong>doğru yolu göstermek ister..</strong><br>Sizi aydınlatmak ve karanlığın çukurlarından ve tuzaklarından <strong>korumak</strong> ister..<br><br>Annesi de '<strong>dağ nymph</strong>'lerinden birisi <strong>Maia</strong> olarak aynı zamanda <strong>doğanın ve baharın da oğlu gibidir..</strong><br><strong>Maia,</strong> <strong>7 kız kardeşin en büyüğüdür.. </strong><br><strong>Pleiades kız kardeşler..</strong> <br>Ben Türk kültüründe Hıdırellez'i zaten Mayıs ayında ve 'Hıdır' kelimesini kullanarak kutladığımız için, Pleiades kız kardeşlerin annelerini de oceanid-nymph Pleino değil, diğer bir varsayım olan oceanid-nymph <strong>Aethra</strong> olarak kabul ediyorum; antik dillerde <strong>aethra/aether/eder/eter/ıtır/hıdır/hızır</strong> gibi kelimeler her zaman yıldız gibi <strong>ışıldımayı</strong>, aydınlık olmayı, kutsal ışık olmayı, iyi olmayı temsil eden sesler heceleri ve kelimelerdendir.. <br><strong>Nymphler, </strong>su perileridir, ataları <strong>Oceanus</strong> <strong>ve Tethys </strong>( Uranüs'ün çocukları)<strong>,</strong> '<strong>temiz suyun</strong>' ve '<strong>çağlayanların</strong>' tanrılarıdır..<br><br><strong>Boğa Takım Yıldızı'</strong>nı bu kızkardeşlerin oluşturduğu söylenir; hatta <strong>7 sıra dağların</strong>, <strong>7 tepeli dağların</strong> sembolü olarak gösterilirler..Bu anlamda bana coğrafyamızdaki <strong>Toroslar'ı</strong> ya da hep <strong>Yeditepe</strong> olarak andığımız <strong>İstanbul</strong>'u hatırlatırlar..<br>Antik Yunan'da ise dağları <strong>Stymfalia'daki Kyllini'dir</strong>..<br><strong>Stymfalia'nın</strong> adı ve ses hecelerinin okunuşu da <strong>İstanbul</strong>'un antik isimlerini anımsatmıyor mu, böyle tesadüfler bana çok tuhaf geliyor..</p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0377.jpeg" width="641" height="517" alt="Konuşma Özgürlüğü’nün Merkür’ü"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0376.jpeg" width="637" height="470" alt="Konuşma Özgürlüğü’nün Merkür’ü"></div></div></div><figcaption>Hermes'in annesi Maia ve kız kardeşlerinin yaşadığı söylenen coğrafyaya örnek vermek istedim..Bir derler ki, Dionysus küçükken ona Pleiades kız kardeşler bakıp, kol kanat germiştir; bir derler ki, kardeşleri Hyas'ı kaybetmişlerdir ve yasları büyüktür..</figcaption></figure><p>Türk sinemasında kenarda köşede kalmış olsa da benim kutsal eser gördüğüm iki yapım vardır:<br>Biri önce güzeller güzeli <strong>Fatma Girik</strong>'in başrol oynadığı <strong>Yıldız Tepe</strong> filmi; diğeri de <strong>Yağmur Taylan</strong>'ın başrolü genç <strong>Özge Özberk</strong>'e vererek yeniden uyarladığı versiyonu..Taylan versiyonunda <strong>Uğur Polat</strong>'ın bizi can evinden vuracak karizması ve  Özge Özberk'in daha henüz burun estetiğini yaptırmamış o genç haliyle apışıp kalırız..Yıldız Tepe, Sevgi gelmeden önce oldukça kasvetli ve karanlığa bürünmüştür, bir gün uzaklardan başka bir uzak aile üyeleri olan Sevgi gelir ve her şey değişmeye başlar..Aile içinde küçük bir kardeşin kaybından ötürü büyük travmalar yaşanmıştır ve uzaklardan gelen o <strong>cesur</strong> Sevgi bütün yası ve evin ruhani durumunu adıyla getirdiği dokunuşuyla değiştirir..<br>Benzer psikolojide bir yapımsa, başka bir coğrafyada, İngiltere'de, yine tekrar tekrar uyarlanıyor ve kitaplara basılıyor olacaktır: <strong>Secret Garden</strong>..</p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0378.jpeg" width="1000" height="1524" alt="Konuşma Özgürlüğü’nün Merkür’ü"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0379.jpeg" width="799" height="688" alt="Konuşma Özgürlüğü’nün Merkür’ü"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0380.jpeg" width="960" height="1440" alt="Konuşma Özgürlüğü’nün Merkür’ü"></div></div></div><figcaption>Türkçe versiyonunda Fatma Girik ve Özge Özberk'i birbirinden ayırmam mümkün değl, ama İngiliz yapımlarına gelince yanlış hatırlamıyorsam ben 1994 yapımı olan versiyonunu izlediğimde çok dokunaklı bulmuştum..</figcaption></figure><p><strong>Hıdırellez</strong> öncesi paylaşmak istedim..<br><strong>Mayıs'ın adının da Anne Maia'dan tarihe geçtiği söylenir;</strong> <strong>Zeus</strong>'un eşlerinden biridir, Hermes'in annesidir.. <br>Mayıs/Hıdırellez/Venüs, onlar <strong>Çoban Yıldızı</strong>'dır; hayat veren rahmin onurudur; Venüs olarak <strong>aklın ve yaratıcılığın</strong> da onurudur, şifanın da, aydınlık Kuzey'in de..<strong>2</strong> parmakla yaptığımız <strong>V</strong>'dir, hani şu '<strong>tavşan kulağı</strong>' olarak poz verirken kullandığımız..Anaç ve şifalı tavşanlar..</p><p>Hermes de Maia'nın oğlu olarak aynı zamanda bir <strong>çoban olarak </strong>tarif edilir<strong> </strong>ve hatta mitolojide <strong>Çoban-Pan</strong> figürünün de ondan geldiği söylenir; müzik aleti de antik bir arp olan <strong>lyre</strong>'dir..<br>Ben de saksafon çalışıyorum, '<strong>fareli köyün kavalcısı'</strong> diyelim, dramatik bir son, <strong>epic fail</strong> de diyebiliriz, koca tarihte başka işim yoktu çünkü :/<br>( Ay Burcum da Başak, renklileri, beyazları, kirlileri birbirinden ayıklayacakmışım, mecbur, vallahi elimde değil, huyum kurusun..)<br>Doğum günüm de 21 Mart'tır, kardelen de yeraltından kış uykusuna yatan bütün hainlerin uykularını uyur da gelir; "ben yandım siz yanmayın" diye gelir; "bu hainlerin ne işler peşinde olduğunu bilin de ona göre hazırlığınızı yapın" diye gelir..<br>Sistemin 'blogger'ları diyelim madem..<br>Hermes sadece doğadaki çoban değildir, aynı zamanda <strong>denizlere ve denizcilere de rehberlik eder, </strong>onlara da yol gösterir..<br><br>Sevgilerimle,<br>Zoey </p><figure class="kg-card kg-image-card kg-card-hascaption"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0361.jpeg" class="kg-image" alt="Konuşma Özgürlüğü’nün Merkür’ü"><figcaption>Ben biliyorum nereye bakacağınızı, özellikle sansürledim, sizi gidiler..</figcaption></figure><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0151-3.jpeg" width="595" height="595" alt="Konuşma Özgürlüğü’nün Merkür’ü"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_1734-2.jpeg" width="1910" height="1996" alt="Konuşma Özgürlüğü’nün Merkür’ü"></div></div></div><figcaption>Bu da bonus görsel olsun..Hikayede karakterin adı yoktur..Neden hep 'erkek' düşünüyorsunuz ki..</figcaption></figure><p>Bu da bana <strong>Merkür</strong> olmak nasıl bir şey deyince aklıma gelen en nadide şarkılardan birisi olduğu için bir diğer <strong>bonus</strong> paylaşımım olsun..<br>Canım <strong>Fikret Kızılok</strong>, <strong>İnişlerim Çıkışlarım</strong>..</p><figure class="kg-card kg-embed-card"><iframe width="200" height="113" src="https://www.youtube.com/embed/fJOaoQJACKY?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen title="Fikret Kızılok - İnişlerim Çıkışlarım I Yana Yana © 1993 Kalan Müzik"></iframe></figure><p>Hadi bir tane daha, hiç <strong>Çağan Irmak</strong>'cığımı da unutur muyum..<br>Bu <strong>Şener Şen</strong> filmi de <strong>Yavuz Turgul</strong> yapımı olmasa da, o da, Şener Şen de kutsalımdır..</p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0369-1.jpeg" width="250" height="343" alt="Konuşma Özgürlüğü’nün Merkür’ü"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0372.jpeg" width="1080" height="1606" alt="Konuşma Özgürlüğü’nün Merkür’ü"></div></div></div><figcaption>2008 Çağan Irmak yapımı Ulak filmi, en az Karanlıktakiler kadar severim..1985 yapımı Çıplak Vatandaş filmi, Şener Şen PEYGAMBER'dir..Niye Çıplak Vatandaş, uzayınızın tarihinden az buçuk anlarsanız, kutsal olanın ahlak bekçiliği değil, 'etik' olduğunu anlarsınız..Allah'ın Ulak'ı da siz bu kadar sisli puslu haller içinde olmayı bir şey sanıyorken ancak 'çıplak' olan olabilir..</figcaption></figure><p><strong>X'teki çıkışlarım da eksik kalmasın..Esra Işık Kızı, kendi bahçesinden dede toprağını korumak istedi diye, Anadolu'nun kutsal ZEYTİN ağaçlarını korumak istedi diye, Anadolu'nun asırlık tarımını, doğasını korumak istedi diye öyle alacaklar da, bir de başını ezmeye, böyle bir sebeple utandırmaya, Yusuf'un üstünden 3500 sene geçmişken elleri bile o şekilde kelepçeli kendini suçlu hissettirmeye çalışacaklar da, gencecik çocuğun ve bütün Türkiye'nin ONURUYLA, PSİKOLOJİSİ ile öyle oynamaya kalkacaklar da ben de SUSUCAM?!  </strong><br><strong>Daha misogony, incel meselesinden 3 gün önce o acı Maraş Saldırısı'nı yaşadığımız ülkede, aynı devlet, aynı otoriteler, bir KÖYLÜ TÜRK KIZ ÇOCUĞU'nun bedenini, fotoğrafını medyaya 'şeriat mahkemesinde recm edilmelik', tanrılara 'kurban sunmalık' kız çocuğu bedeni gibi, halka da bir KIZ ÇOCUĞU'NUN BEDENİ ÜZERİNDEN SİNDİRMEYE KALKMALIK GÜÇ GÖSTERİSİ MALZEMESİ olarak servis ediyor?! </strong><br><strong>Susar mıyım? </strong><br><strong>Daha KAÇ MARAŞ YAŞAYALIM?</strong></p><figure class="kg-card kg-image-card kg-card-hascaption"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0343.jpeg" class="kg-image" alt="Konuşma Özgürlüğü’nün Merkür’ü"><figcaption>Hermes'in Omurgası...</figcaption></figure><figure class="kg-card kg-image-card kg-card-hascaption"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0371.jpeg" class="kg-image" alt="Konuşma Özgürlüğü’nün Merkür’ü"><figcaption>Mimarlığı boşuna okumadım di'mi, biz de biliyoruz bir şeyler..M.C.Escher, 1953, Relativity...</figcaption></figure>]]></content:encoded></item><item><title><![CDATA[Bir de Andromeda’dan Dinleyin]]></title><description><![CDATA[<p><strong>Narsisistlik psikolojisi başka nasıl çalışır, yeni ekleyeceğim detaylarla devam edeyim:</strong></p><p>‘<strong>Ben Kaçarım Matmazel</strong>’ Nurullah Eren’in bir genç kıza sokak ortası psikolojik şiddet ve sömürü gözeterek söylediği, gerçek hatıra olarak yaşayan kadın için oldukça travmatik ve onur acısı olan, ona rağmen Nurullah ve Devran’ın sadece kendi <strong>bencil</strong> egolarını düşünerek</p>]]></description><link>https://www.neptunianclouds.com/2026/04/25/bir-de-andromedadan-dinleyin/</link><guid isPermaLink="false">69eca8569d07f1000133f58d</guid><category><![CDATA[The Great Dark Spot]]></category><dc:creator><![CDATA[Neptunian Clouds]]></dc:creator><pubDate>Sat, 25 Apr 2026 15:08:58 GMT</pubDate><media:content url="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/4F788CB4-FCF4-474A-A67E-88454C4C4A0A_SnapseedCopy-2.jpeg" medium="image"/><content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/4F788CB4-FCF4-474A-A67E-88454C4C4A0A_SnapseedCopy-2.jpeg" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"><p><strong>Narsisistlik psikolojisi başka nasıl çalışır, yeni ekleyeceğim detaylarla devam edeyim:</strong></p><p>‘<strong>Ben Kaçarım Matmazel</strong>’ Nurullah Eren’in bir genç kıza sokak ortası psikolojik şiddet ve sömürü gözeterek söylediği, gerçek hatıra olarak yaşayan kadın için oldukça travmatik ve onur acısı olan, ona rağmen Nurullah ve Devran’ın sadece kendi <strong>bencil</strong> egolarını düşünerek yıllarca medyada kapak olarak kullandıklarını gördüğüm ve günlerdir eleştirdiğim halde de kapak olarak kullanmaya devam ettikleri için, benim de anlatmaya devam edeceğim, kamuya örnek bir <strong>misogony &amp; incel</strong> meselesidir; narsisistlik, aşağılık kompleksi, misogony, incel akımları ve onların <strong>arketipi üzerine</strong> tarihi bir metin yazmaya çalışacağım..</p><p>Çünkü hem uzayınızın bir matematiği/matrix’i vardır ( gezegen ve yıldızlarınız da uzayınızın genetik kodu gibidir öyle düşünün ), bu matematik ve genetik içinde kaç canlıysanız yeri geldiğinde farklı farklı kombinasyonlarla ve reenkarnasyonlarla tekrar tekrar dünyaya gelirsiniz, hem tarihten izler taşıyan hayatlar yaşarsınız, hem de bütün uzay hak üzerinedir, eğer varsa sebep olduğunuz haksızlıklar, kötülükler, <strong>tarihi iyileştirmeniz beklenir</strong>..<br>Nasıl diyim bu bir emir değildir, <strong>bu bir uzayı yaşarken o güneş sistemi içinde var olan bütün canlılar için doğal bir gerekliliktir; uzayın kanunu ve doğası böyledir diyelim</strong>..<br><strong>Hak tecelli eder, onur tecelli eder</strong>; fizik de, genetik de, matematik de, tarih de sizin sorumluluğunuzdur..<br><strong>Bu dünya da sınav yeri değildir</strong>, bu dünya sizin evi’nizdir, geçmişiniz, bugününüz ve yarınınızdır..<br>Cennet tutmayı bilirsiniz de siz yaşayacaksınız, cehenneme çevirirseniz de zaten sizin karar verme mekanizmalarınız sonucu olmuş olur, siz yaşayacaksınız..<br>Uzayın matematiğinin olması, kanunları olması, hakkı korumak için onlara uyarak yaşamanın gözetilmesi gerekliliği başka şey, Dünya’yı ve hayat’ı sınav olarak görmek başka şey..</p><p>Söz konusu psikolojiye gelince, <strong>psikoloji de fiziksel gerçekliktir</strong>, hem gerçekten fiziken sahip olduğunuz için söylüyorum, <strong>yani psikoloji soyut bir kavram değildir</strong>, psikoloji de <strong>fiziksel maddenizdir</strong>, örneğin psikolojik yaralarınız soyut yaralar değildir, onlar da <strong>fiziki</strong> yaralardır, <strong>hatta sizi en önce onlar hasta eder</strong> ve hem de <strong>psikolojiyi de fiziken aktarırsınız</strong> diye söylüyorum..<br>Genetik olarak sadece fiziksel dış görünüş gibi özellikleri değil, başta annenin psikolojisi ve belleği olmak üzere çocuklarınıza psikolojinizi de aktarırsınız ( o yüzden bir toplum ve devlet öncelikli olarak kadınlarının ruh ve beden sağlığını korumalıdır..)<br><strong>Yani psikolojide çok katmanlı bir durum söz konusudur</strong>:<br>-hem uzayınızdaki gezegen ve yıldızlardan gelen psikolojileriniz var,<br>-hem onların tarihi yansıması olan karakterlerden gelen psikolojileriniz var -ki tarihi iyileştirin-,<br>-hem genetik olarak aktarılan bir psikolojiniz var -ki sürdürülebilir olmayı sağlayacak olan aktarımlar sürdürmeyi sürdürebilsin-,<br>-üstüne de <strong>kanunen</strong> uzayın ve doğanın da bir psikolojisi vardır, psikoloji tecelli eder.. <br><br>Kısacası koy babam koy, bir uzay için psikoloji o kadar gerçek gerçek..<br>Ben de bu metni kaleme almaya karar verdiysem, okuyucularıma psikolojik temaların ve motiflerin tarihi örgüsünü göstermek istiyorum..<br><strong>Devran Bostancıoğlu da nasıl bir tarihi faulde,</strong> bir de buradan okusunlar..<br>Kendileri Youtube gibi sosyal medya platformlarında akıl yaşlarında, editten vs geçirerek, kendilerinden emin olarak bu işleri 8 milyara açtıkları için, onların medyatik sunumlarından ve tutumlarından analizlerimi, tarihi antik detaylarla beraber işliyor ve örnekliyor olacağım..Gerçekten herkese örnek olması adına paylaşmak istiyorum..Maraş Saldırısı olmasa, kendim de bu <strong>incel ve misogony</strong> meselesinden <strong>bireysel olarak cehennemi yaşamış olmasam</strong> konuşmayım da, artık çocuklar ve öğretmenlerimiz aklıma geldikçe bir Maraşlı olarak içim hiçbir şekilde soğumuyor ve anlatmaya devam ediyorum..</p><p>Bol bol tarihi karakterlerden, Şeytan’dan, Medusa’dan, Circe’den hatta motif benzerliği olan başka kurgu karakterlerden de örnekler kullanıyor olacağım…<br>Söz konusu Şeytan’ın psikolojisine gelince ve bu metinde eleştireceğim gerçek şahıslara gelince, komik değil, şaka değil, <strong>ciddiyetle eleştirimi kaleme alıyor olacağım</strong>, özür dilemesi gereken isimlerden de gerçekten aksiyon bekliyorum..Şeytan’a, Güney Düğümü’ne, burada okuyacağınız tarihi bilgilere gelince, aynısı Allah Baba için de geçerli, siz görmüyorsunuz diye olmamış olmuyorlar, <strong>ben görüyorum</strong>..Boşuna onlara denk geldikçe <strong>bozulmayın</strong> diye şerhimi baştan düşüyorum..Ben konuşurum; ben hem konuşurum hem de beklemediğiniz '<strong>unsolicited advice</strong>'lara denk gelirsiniz, huylu huyundan vazgeçmez, <strong>Sisifos'un dramı</strong> da odur, kendimden vazgeçeceğimi sanmayın kısacası..</p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/E51B7669-1A5E-4F14-894C-97D9D3B20CFF.png" width="1122" height="1402" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_2115.jpeg" width="7020" height="5712" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_1802-1.jpeg" width="702" height="401" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div></div></div><figcaption>AL Karısı başlığı ile Hecate ve yanında yancısı Medusa/Circe gibi tekrarları olan küçüğü..Görsel, tarihi belge niteliğinde görselleştirmemdir, AI'da ancak bu kadar oluyor, hep yan yanalar, Hecate'ın başlığı da sürekli renk değiştirir, başını kapatan ve kapanmayı emreden onlardır, onların kastrasyon anksiyetesinden ve ahlak bekçiliğinden gelir, Allah'tan değil! Bu meseleyi daha detaylı sonra kaleme alacağım..Circe'yi Türkçe'ye 'Ben Kirke' olarak çevirmişler, eksik buluyorum, siz Türkçe'de sirke dersiniz, keskin sirke küpüne zarar, diye..Şeytan'dan bahsediyor, bu deyişte 'küp' uzayınızdır..</figcaption></figure><p>En önce <strong>narsisistlik</strong> nereden gelir onu söyleyim, uzayınızın karanlık ayak tarafı aşağıda olduğu için <strong>onların aşağılık kompleksinden</strong> gelir, başı da <strong>Hecate’a</strong> maşa olan narsisist <strong>Şeytan/Medusa</strong> gibi kaçık cadı çetesi çeker; pozisyon olarak da fiziken uzayınızın aşağısında, <strong>disleksi</strong> konumdadırlar; yukarı çıkabilmek için de yeraltından, karanlıktan, kabustan, kazalardan, nefretten, hasetten, fesattan, şiddetten, tacizden, tecavüzden, kötülüklerden beslenirler, çökecek hayat/yıldız/ışık/güç kaynağı ararlar..Medusa'nın disleksi olduğu bilgisini de <strong>Yerebatan Sarnıcı</strong>’nda <strong>Medusa başı heykelini</strong> öyle <strong>ters yerleştirerek</strong> antik Romalılar size söylemiştir..</p><p>Narsisist kişilik bozukluğu olanlar da onlar gibi <strong>aşağılık kompleksi</strong> gösterirler, <strong>kazalara kapı olurlar</strong>, felsefi anlamda yeryüzünde <strong>disleksi</strong> ve <strong>disotonomik</strong> sonuç verecek <strong>kısır döngülere, yıpranmalara, tükenmişliklere</strong> sebep olurlar..<strong>Güttükleri en temel matematikten biri de intikam istemeleridir</strong> ve hesap ‘kesmeleridir’, hesap keser gibi <strong>herkese bedel ödetmek isterler</strong>, kazalardan sorumlu Güney Düğümü’nün uşaklığını yaparlar..</p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0153-1.jpeg" width="297" height="437" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0155-1.jpeg" width="2000" height="3000" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div></div></div><figcaption>Petra Von Kant'ın Gözyaşları filmi narsisist kişilik bozukluğu üzerine tarihi eser değerinde bir yapımdır, sabırla izlemenizi tavsiye ederim..Narsisistlik hem dişil bir psikolojidir, hem de güç kaynağı bir köleleri olmaları güzel örneklendirilmiştir..Kutsal Yeşilçam'daki Anneler ve Kızları filmi de Voldemort gibilerin anneleriyle, hayatlarıyla nasıl barışık olmadıklarını, kıskançlıklarını ve özentiliklerini güzel özetler..</figcaption></figure><p><strong>Peki narsisistliğe nasıl maşa olunur</strong>, oradan devam edeyim:</p><p>Bir tane <strong>baş narsisist</strong> vardır, o güya çok ulu ya, ‘<strong>bak hadi kıyağımı unutma</strong>’ diye kendine bir <strong>küçük</strong> seçer, ama onu da <strong>proje seçerler</strong>; çünkü narsisistler, <strong>suçluluk psikolojisinde mükemmeliyetçilerdir</strong> ve hatalı/eksik olmayı tolere edemezler, kendileri de dahil <strong>her şeyi projeleştirirler</strong> ( bu da yine köken olarak Medusa’nın suçluluk psikolojisinden gelir, aşağıda anlatmaya devam ediyor olacağım ):<br>İmajları en ‘<strong>doğru kombinasyon</strong>’ görünmelidir, iş pozisyonları ‘<strong>en patron/yüksek makam</strong>’ olmalıdır..<br>İş pozisyonlarını da bu arada genelde kendi başarı ve emekleri ile değil, o eğitimi, disiplini kendileri gözeterek değil, birilerine maşa olarak, hazıra konmayı bekleyerek, <strong>büyük gördükleri başkaları aracılığıyla elde etmeye çalışırlar</strong>:<br>Kendilerini sanki ‘<strong>yardıma ihtiyacı olan yetimlermiş</strong>’ gibi gösterip başkalarının maneviyatına oynarlar.. Mesela bu hikayedeki Nurullah, ister fanzin işleri olsun, ister yine bölümünü bile okumadığı yazılımcılık işi olsun, iş hayatı ailesinden gelir, Devran ile beraber <strong>alaylılardır</strong>..Bu arada ailelerinden, büyüklerinden, sosyal çevrelerinden bu kadar yardım ve destek gördükleri halde de, üstüne de erkekler bir de kız çocuğu da değiller, yine de piyasaya yaptıkları her işte karşınıza <strong>tutarsız bir şekilde</strong> bir yandan hem kendilerini övdükleri, havalarını attıkları, ama yine aynı 5 dakika içinde de öte yandan “biz işte ‘<strong>kaybeden külkedileriyiz</strong>’ ” gibi bir psikolojide kendilerini göstermeye çalıştıkları arabesk demeçleri çıkar; psikolojilerini <strong>varoluş sancısı</strong> çeken insanlara oynayacak şekilde servis ediyorlardır, ama <strong>yaptıkları arabesk, varoluş sancısı değildir</strong>; ben bu anlamda <strong>Kaybedenler Kulubü</strong> mevzusuna da bir parantez açıp eleştirimi yayınlayacağım..<br>( <strong>Arabesk mevzusunda kimse elimden kurtulamayacak yani</strong> )<br><br>Narsisistlerin sadece imajları, işleri değil, partnerleri de vitrinlerine <strong>en-proje-partner</strong> olmalıdır, arkadaş çevreleri de onları sosyal hayatta yüksek gösterecek <strong>proje arkadaş ve partnerler</strong> olmalıdır..<br>Yani yanlarında güçlü gördükleri bir ‘<strong>vezir</strong>’i ve çevreleri olsun di’mi, <strong>onlar kral ya</strong>..<br>( bu kendini kral görme sanrısı da, özellikle bir de <strong>Nisan doğumlu koç erkeği</strong> iseler, geçekten Gılgamış/Dul Kadir/Odyseus/Aziz gibi tekrarları olan tarihi karakterlerden gelir, ama uzay bu ya, onlar döner deyim yerindeyse birer <strong>Noel Baba</strong> olur, Türkler de bu tarihi yaşayarak bildiği için, güç zehirlenmesi yaşayan liderler görürlerse “<strong>Kraldan kralcılık oynamayın</strong>” derler, orjinali yapmadı çünkü, orjinali <strong>Kral Kaybederse</strong>..)<br><br><strong>Bir diğer not</strong>: Ne kadar imaj ve projeleştirme peşindelerse o kadar zayıftırlar bu arada, yani havalarına, artistliklerine bakmayın, <strong>narsisistliğin fiziken nasıl çalıştığını da bilin, her zaman disleksi bir durum söz konusudur</strong>..Kendisi ne kadar ezik hissediyorsa, sizi de o kadar ezmek isteyecektir, gibi..</p><p>Egolarına güç kaynağı olacak küçüğü <strong>kafalamak ve ellerinin altına çekmek için de:</strong><br><strong>Önce ona hayati bir faydada bulunurlar</strong> ya da bulunuyormuş gibi yaparlar, <strong>bilinçli veya bilinçsiz yapsınlar aslında tuzaktır</strong>; zaten <strong>gerçek derin niyetlerini, güttükleri derin psikolojiyi, yine bilinçli veya bilinçsiz gizlerler de..</strong><br>Yaptıkları faydayı da, kendilerine ellerinin altında güç kaynağı seçtikleri küçükle “<strong>Bak ben ne kadar özelim, sana ne kadar iyiliğim dokunuyor, hadi yine iyisin, bana kurban ol</strong>” gibi bir psikolojide yaşarlar ve artık o küçüğün <strong>tepesine kurulurlar</strong>..Bir güç kaynağı ömür billah ellerinin altına geçmiş gibi bir psikolojiye kapılırlar ve artık gerçekten de sakat bir şekilde o insandan <strong>kendi egolarına, hayatlarına, psikolojilerine, ajandalarına ömür billah hizmet beklerler, “Bana lütfet, benim çıkarım için hareket et, sana ‘x şeyi’ ben verdim..”</strong><br><strong>Gerçekte verici ve cömert değillerdir, alıcıdırlar</strong>; bırakın iyilik görmeyi, hayatınızı sömüreceklerdir..<br>Oldukça patolojik derecede bencil ve kıskançtırlar ( bir yandan güç kaynaklarını kıskanırlar, bir yandan yaşayan herkesi ), <strong>narsisistlik sömürgen psikolojisidir</strong>, <strong>sizi bir incir ağacının bir arıyı yutması gibi yutacaklardır</strong>..<br><strong>Nasıl incir ağacı o arıyı kendine gizli güç kaynağı yapar</strong>, siz meyvesinin arının proteininden geldiğini göremezsiniz, narsisistlik ve narsisistlerin tuzaklarına düşmek odur..</p><p>Bir yandan güya güç kaynaklarını, <strong>o seçtikleri küçüğü/yancıyı/maşayı yaşatıyormuş gibi yaparlar</strong>, ve kendilerini de güya <strong>gölge</strong> tutarlar “<strong>hani hadi yine iyisin ben senin yolunu açıyorum</strong>, ben kendim için değil senin için yapıyorum bak ona göre, ben sana büyüklüğümü gösteriyorum, verdiğim malzemeyi istediğin gibi kullanabilirsin, <strong>kullandıkça da bana tama et</strong>..” gibisinden..<br>Verdikleri malzeme maddi, manevi herhangi bir şey olabilir, iş, para, kaynak, pozisyon, partner, arkadaş, ilişki, birileriyle tanıştırma, hatta ağ ve yeni sosyal bağlantılar kurmayı sağlamak gibi ( Epstein örneğin, <strong>örümcek beyinli olmak</strong> bunu gerektirir ) ..Kendilerini de gölge tutuyorlarsa, <strong>dertleri yücelik, yüce gönüllü ve cömert olmak değildir</strong>, dertleri kendi <strong>kastrasyon anksiyeteleridir</strong> ( kastre edilme korkusu, Medusa’dan gelir ) ve <strong>suçluluk psikolojisinde mükemmeliyetçi olmalarıdır</strong> ( Medusa’dan gelir )..<br>Kötü bir şey yaptıklarını, suç işlediklerini biliyorlardır ama onların elleri kirlenmesin, ortaya çıkarsa kimse onları suçlayamasın, yargılayamasın diye işi ‘adamlarına’ yaptırırlar, <strong>maşa olan da ne hali varsa görsün</strong>..<br><strong>“Tuzağıma düşerken düşünseymiş, kendi onay verdi, ben masumum, onların kötülükten zevk alması..”</strong></p><p>Bunu şu an dünya da dahil, coğrafyanızdaki birçok medyatik ve siyasi figür de dahil, bir yığın <strong>narsisist-baş-müdürü</strong> yaşıyor ve yaşatıyor, gerçekte kimler, neye, nasıl maşa mesela di’mi? Bir de havalarından geçilmiyor, yersen..</p><p><strong>Kastrasyon anksiyetesine de bir not açayım, o ne demek:</strong> kastre edilmekten korkmaktan gelir, çünkü <strong>Medusa’nın başını aldılar</strong>, hem namus travması yaşadı, hem ölümlü olmak travması..Psikolojik olarak kastrasyon anksiyetesi yaşayan, kendi öz benliğini derininde tutmak ister, kendini gizlemek ister, <strong>çünkü özlerinde kendilerini istenmeyen/sevgisiz dünyaya gelmiş/atıl/kötü/yetersiz/aşağılık/alçak/hatalı ve doğal olarak derin depresyonda hissederler, hayata karşı güya daha başlamadan mağlupturlar</strong> ( bu yaşadıkları da bu arada <strong>sağlıklı ve bilgece bir varoluş sancısı değildir</strong>, arketipini Medusa’dan alan <strong>kendi kurgularıdır</strong>, herkesin hayatında ne dramatik detaylar vardır mesela, ne gerçek hayat kurbanları vardır, söz konusu narsisistlere gelince, onlarınki kendi <strong>drama kraliçesi</strong> olmak üzerine kurgularıdır..), benliklerine ve hayatlarına duydukları <strong>suçluluk ve kötülük hissini saklamak</strong> için de ortaya <strong>ikiyüzlü ve tutarsız</strong> bir karakter çıkar, <strong>hem yücedir hem külkedesi</strong>..Bir yandan derinden derine ikiyüzlülüklerini de biliyorlardır, artık içten içe o da onları yıpratıyordur ve bir depresyon da oradan gelir, <strong>karşılığı olarak da</strong> size kendinizi sahte hissettirmeye çalışırlar, sizi de kendinizden utandırmaya çalışırlar, size de hayatı kaybettirmeye çalışırlar..Sanki çok dışadönük, konuşkanmış gibi görünürler, <strong>hatta sahneye de oynarlar</strong> ama tam tersi <strong>dengesiz bir şekilde içten içe de kastre edilmekten, yargılanmaktan, cezalandırılmaktan korkarlar, dışarıya kapalıdırlar, internal karakterlerdir..</strong></p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0234.jpeg" width="3013" height="4000" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0157.jpeg" width="1500" height="1000" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0235.jpeg" width="620" height="350" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div></div></div><figcaption>Medusa'nın başını alan Perseus Heykelleri..Şiddetin değil, cesaretin heykelleridir, her baba yiğidin harcı değil..Medusa da, yılanlar da, narsisistler de kastre edilme korkusu yaşarlar..Keskin şeylerden de korkarlar..Bkz. Neville Longbottom; sayın Longbottom ne yapıyorsunuz..J.K.Rowling çok afacan bir yazar, biliyorsunuz 'long bottom' belinizin altıdır, bacak bölümünüzdür, sen misin ayağa bakan düşmangiller, bel altı vurmuş ve haylazca 'seni gidi bacaksız Neville' demeye getirmiş..</figcaption></figure><p>Bu arada özellikle onlarla <strong>partner olarak</strong> ellerine bir <strong>güç kaynağı</strong> geçtiyse psikolojileri çok zayıf olduğu için, o güç kaynağından beslendikleri için, <strong>kısacası o incir ağacının bütün ‘yatırımı’ o güç kaynağı olduğu için</strong>, onu kaybetmemek için de olmadık <strong>entrikalara</strong> girişeceklerdir:<br>Etraflarındaki insanlara karşı başka derin karanlık kıskançlıklar göstereceklerdir, durduk yere başkalarını güç kaynakları ile kendileri arasında ‘<strong>tehdit</strong>’ olarak görmek ve göstermek gibi ( manipulatiflerdir ) ve güç kaynaklarına karşı <strong>obsesif ve yapışkan bir tutum sergileyeceklerdir</strong>..<br><strong>Örneğin:</strong> mesela ben, bana kazayı veren kadın arkadaşıma en yüksek dereceden <strong>kızkardeşlik</strong> tanıyordum, karşısında yeni evli barklı insanım, hatta nikah şahitliğimizi bile onlara teklif etmiştik, ikiyüzlü narsisistlikleriyle <strong>nikah günümüzü de zehir ettiler</strong> orası da ayrı, onu da başka bir metinde anlatmayı düşünüyorum, hastalığı kaptığım gün de <strong>karşı tarafın iyiliği için oradayız</strong>, kadının doğum gününü kutluyoruz, kendisinin verdiği onay, ama kocasıyla ne kadar sağlıksız ve sakat bir <strong>narsisist-köle ilişkisi</strong> içerisindeyseler, karşılarında gözlerinin önünde bir ilişki yaşayıp, daha henüz gözlerinin önünde evlenmiş beni bile, hem de eşimle kendisinin doğum gününü en içten şekilde kutlamaya çalışıyorken, kendisine ‘<strong>tehdit</strong>’ olarak görüyor, sadece bir örnek, ondan virüsü kapıp hayatı kayan benim, 6 yıldırsa psikolojik şiddetini sürdüren karşı taraf..<br><br>Bu arada kadın <strong>başkalalarını kendisine tehdit/katil ilan etme histerisini</strong> bir tek bana yaşatmadı, Londra’nın göbeğinde aile çevrelerindeki diğer birçok özellikle de çalışan kadını (çünkü kendisi ev kadını) <strong>kendisinin katili, tehditi olarak lanse etmekle ‘dehşet’ saçtı</strong>, eşini de <strong>manipulatif bir şekilde</strong> bu kadınlar ve aileler hakkında arkalarından <strong>nefret söylemiyle</strong> doldurduğu için, eşini bütün arkadaş çevresinden kopardı, uzaklaştırdı, işlerine gelirse kendi partilerine, özel günlerine <strong>maşa olmanız,</strong> <strong>egolarını okşamanız</strong> isteniyor, işlerine gelirse hiçbir arkadaşlık arayışınızda ve sizin özel günlerinizde yanınızda göremiyorsunuz, kısacası aradığınız arkadaşlığa şu anda ulaşılamıyor..</p><p><strong>Mesela bir diğer örnek de narsisist liderlerden gelsin:</strong> ellerine geçirdikleri kitleleri <strong>şark kurnazlıklarına</strong> güç kaynakları olduğu için, onları kaybetmemek adına, onları diğerleri konusunda manipulatif bir şekilde <strong>nefret söylemi</strong> ile doldururlar, ellerinin altındaki kitlelerine tamamen kendi sağlıksız psikolojilerinden gelen “<strong>dış güçler bizi kıskanıyor</strong>” mesajları verirler ve kafalarından “<strong>bakın bunlar aramıza girmek istiyor, bizim sevdamızı bozmak istiyor, benim hayatım tehdit altında, biz tehdit altındayız</strong>”, diye patolojik <strong>tehdit histerisi</strong> uydururlar; olur da birileri kendilerini <strong>haklı olarak yaptıkları hatalardan ötürü eleştirirse de</strong>, ortada <strong>‘hayati’</strong> bir tehdit olmadığı halde her şeyi <strong>kendi aşağılık kompleksleriyle doldurdukları</strong> kitlelerine <strong>hayati tehditmiş</strong> gibi lanse ederler..<br>Bu arada aynı benim kazayı yaşadığım kadın örneğinde olduğu gibi <strong>esas kendileridir birilerinin hayatını katleden..</strong><br>Kendileri de kapalı kapıların ardında kim bilir kimlere maşadır, kimlerin karanlık projelerine güç kaynağıdır..</p><p>Üstüne psikolojik olarak güç kaynakları ve kendileri arasında başka <strong>dengesiz bir tutum</strong> daha gelecektir, güç kaynakları ile aralarında <strong>kurban-katil denklemi</strong> kurmak gibi, yani bir yandan güya onlar ‘<strong>narsisist krallardır, yüce/farklı/özellerdir</strong>’, ama bir yandan da işte onlar ‘<strong>depresif garibanlardır</strong>’ ve güç kaynaklarına gelince onlara yansıttıkları psikoloji de bu olur: “<strong>sen de gitme</strong>”..“<strong>sen de bana yokluk/ölüm yaşatma</strong>, <strong>sen de katilim olma</strong>, yani sen de bana onların yaptığını yapma”, onlar ne yapıyorsa artık..<br>Derininde yatansa budur: sen benim <strong>güç kaynağımsın</strong>, bu hayata dair <strong>en büyük projemsin</strong>, tek tutunağımsın, <strong>seni de kaybetmeyim/elimden kaçır mıyım</strong>..<br><br><strong>Yine bana kazayı veren kadından örnekleyim,</strong> kocasını bir güzel hem kendini ona çok özel bir kadınla berabermiş gibi hissettirmekle, hem de sanki kendisi çok dramatik bir durumdaymış da eşinin ve ailesinin kurbanıymış gibi hissettirmekle <strong>kendisine bağlamış</strong> ( bunu Meghan Markle da Harry’ye yaptı, o da başka açıdan bir örnek olsun ) eşiyle sorun yaşarsa, <strong>eşi onun ölümüne sebep olacakmış gibi,</strong> zayıflıklardan zayıflık beğeniyor, artislikten artislik beğeniyor, tutarsızlıktan tutarsızlık beğeniyor ve karşınızda çok sağlıksız, <strong>kurban-katil denkleminde</strong> yaşayan bir çift ortaya çıkıyor..<br>Yani kadın, bir yandan eşinin kurbanıymış gibi davranıyor ve ona da öyle hissettirip istediği her şeyi yapmasını bekliyor, <strong>kendini kurbanlaştırıyor</strong>, bu arada gerçekten yaşamını da eşinden görüyor; öte yandan da bu kadından yücesi, ulusu yok..<br>Bu arada gerçekte insan olarak da inanılmaz <strong>kırıcı birisi</strong>, genel olarak çok <strong>kıskanç</strong>, arkadaşlık paylaştığınız muhabbetlerin içerisinde bile sizi oldukça yaralayacak, <strong>küçük düşürmeye</strong> çalışacak yersiz eleştirilerine maruz kalıyorsunuz..<br>Bu çiftin bozuk psikolojisi ve kadının <strong>aşağılık kompleksi</strong> yüzünden ben bütün hayatımı kaybetmiş olmasam anlatmayım de, özellikle örnek veriyorum, yani narsisistliği, aşağılık kompleksini, <strong>zehir zemberek</strong> olmayı ciddiye alın, artık gündelik hayatta her yerdeler ve dehşet saçıyorlar, kazalar da onlardan geliyor..<br>Tarihi en sağlıksız psikolojilerle ve genetikle yaşamaya başladınız, ne diyim..<br>( Kate Middleton’ın kanserinin de Meghan’dan bağımsız olduğunu düşünmeyin; uzayınızdan, doğadan ve tarihten anlayın..Kazalar Güney Düğümü’nden ve onlara kapı olanlardan gelir..<strong>Kimseyi de dış görünüşüyle yargılamayın, Güney Düğümü tayfanın birbirlerine en kenetlendikleri nokta dış görünüşleriyle barışık olmamalarıdır</strong> ve bir kaza kararı çıkaracaklarsa en önce oradan avlarlar..Şahsi yorumum Kate tabi ki yaşadıklarını hak etmiyor, Allah şifa versin..Meghan’ı ayrıca başka başlık açar, orada daha detaylı yorumlamaya çalışırım, etik değil.. )</p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0236-2.jpeg" width="1288" height="742" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0237-2.jpeg" width="1278" height="719" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0238-2.jpeg" width="1279" height="871" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div></div></div><figcaption>kameraarkasi.org sitesine keyif içinde yükledikleri görselleri..arkadaki emeği değil, daha baştan faulde olmalarını eleştiriyorum..Nurullah Eren söylemin kullanılmasından 'bilinçaltı' keyif içinde; Devran, Nurullah Eren'in egosuna hizmet ediyor, Nurullah Eren de Devran'ın kasasına ve medyatik işlerine..</figcaption></figure><p><strong>Nurullah ve Devran’ın ilişkisi de bir diğer örnek olsun, özel ilişkileri yargılamak için değil, örnek vermek için anlatıyorum</strong>: Devran, <strong>Nurullah’ın ailesinin imkanları sayesinde</strong> UX tasarımcı olmuş, yani ekmeklerini yemiş, hem fanzin yayınları yaptıkları dönemde matbaalarından faydalanmış, büyük anlamda görünürlük ve kazanım elde etmelerine katkısı olmuş, oradan da ekmeğini yemiş, hem aileden rejimine, sosyal çevrelerine, sosyal hayatlarından da faydalanmış, ( onlara güç veren şeylerden biri de bu zaten dinci rejimle olan bağları ) ve bir yandan da Nurullah kendisini sanki çok özel, değerli bir karaktere denk gelmiş gibi, ama öte yandan da bir de böyle zavallı, depresif, kayıplar içerisinde bir ozanmış gibi kurguladığı için, <strong>manevi olarak da</strong> Devran o yüce/kutsal/ilahi ulu ozanın ‘<strong>kanatları altına</strong>’ girmiş ve yıllar içerisinde deyim yerindeyse ortaya kamuya örnek bir <strong>narsisist-köle</strong> ilişkisi çıkmış: <strong>Devran onun egosuna hizmet ediyor, o da Devran’ın kasasına</strong>..<br>'kameraarkasi' sitesindeki kısa filmlerinin açıklamasına kendi yazdıkları not da bu:<br>“<strong>Mr. Nuri konuşuyor, onu dinleyelim, rahat olun..</strong>”<br>Devran öyle yapıyormuş yani..<br>Deseniz ki kendi çaplarında bir <strong>mutualist</strong> ilişki kurmuşlar, <strong>beni de gerçekten ilgilendirmiyor</strong>, ama ben <strong>narsisist ikiyüzlülüğe</strong> ve yaptıklarının bir kadına şiddet ve sömürüye girmesine <strong>dayanamıyorum</strong>, bireysel olarak çok acı çektiğim bir mesele olduğu için bu kadar eleştiriyorum, <strong>yani gerçek hayatta bu narsisistliğin can alıyor oluşuna</strong>..<br><strong>Ayrıca bkz:</strong> Ben Kaçarım Matmazel filminde yer alan, doğrudan filmin fragmanında bile kullandıkları, Devran’ın Nurullah’tan alarak kullandığı edebiyata:<br>“<strong>Matmazel sen de gitme, sen gidince kış oluyor biliyorsun..</strong>”<br>Kısacası artık kendi ağızları ile kendileri itiraf ediyorlar -birbirleriyle kurdukları narsisist-köle ilişkisi harici-, o Matmazel incir ağacı egolarına ne güzel güç kaynağı imiş..</p><p><strong>Bu arada gerçek ne?</strong> <br><strong>Gerçek:</strong> <br>Gerçek hayatta o matmazele yaşatmadığı <strong>hakaret, aşağılama, psikolojik şiddet kalmamış</strong>, narsisistliğinden ve komplekslerinden ötürü esas kendisi sürekli “bunu beğendim, bunu beğenmedim, bu gitsin, sıradaki gelsin, arada bir egom isterse bir gelip gidip matmazeli de yoklayım” gibi <strong>çiğ süt emmiş bir eril ego</strong> gözetmiş, vitrininde ne görmek istiyorsa esas kendisi kadın seçmiş, <strong>insan seçmiş</strong>, istediğine istediği muameleyi yapmaya kalkmış, ama filme bir bakıyoruz, <strong>o da nesi</strong>, onlardan daha <strong>kurban</strong> yok, onlardan daha gamlı, kederli, kaybeden, <strong>drama queen</strong> yok, ellerinde ‘<strong>Kuran</strong>’ bile varmış, hatta <strong>psikologluğu bile kurgulamışlar</strong>..<br><strong>Azra Kohen bir, bunlar iki</strong>, <strong>şaşırdım mı?</strong><br>Tekrar edeyim, <strong>Matmazel meselesi yaratıcılık ürünleri olsa ağzımı açmayım</strong>, hikayenin arka planı yaratıcılık ürünleri olmadığı için eleştiriyorum, doğrudan hayatı zehir ettikleri bir kadını iş <strong>ekrana oynamaya gelince</strong> böyle kullanmaya kalktıkları için eleştiriyorum; yoksa <strong>sanatı ve bir sanatçının duyguları kullanmasını eleştirmiyorum tabi ki!</strong><br>Siz filmden arka plandaki <strong>incel</strong> ve <strong>misogony</strong> gerçekliğini hiçbir şekilde göremiyorsunuz bile; onun yerine karşınıza Devran ve Nurullah’ın kendilerini çok ‘<strong>cool</strong>’ kurguladıkları <strong>arabeskleri</strong> çıkıyor..</p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/858620_205846122936014_946800287_o.jpeg" width="1529" height="1548" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/benkii.jpeg" width="1550" height="1824" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/kuzgun-ile-tek-kare.jpeg" width="2526" height="2028" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div></div></div><figcaption>O dönem maruz kaldığım hakaret ve eleştirilerden o kadar travmatize olmuşum ki üniversite yıllarıma dair 1 avuç denilebilecek fotoğraf hariç hiçbir fotoğrafım ve hatıram yok..Olanlar da böyle hep bir şeylerin arkasında güvensizlikler içerisinde pozlar..Ellerim bile o kadar çirkinmiş ki..</figcaption></figure><p><strong>Sadece ellerim için yaşadığım acı hatıranın travmasından 15 yıldır çıkamamışımdır</strong>..<br>Muhtemelen hiçbir zaman da çıkamayacağım..<br>Narsisistlerden kazaya ve yargıya maruz kalmak öyledir:<br><strong>Nasıl Medusa’nın gözleri bakanı taşa çevirir</strong>, narsisistlerin karanlık bakan gözleri ve <strong>o karanlık gözlerden gelen yargıları da sizi taşa çevirir, yıpratır, üzer, kendinize gelemezsiniz, kurşun yarası gibi ağırdır, zehirli ve ölümcüldür, üzerinize de yapışır</strong>..</p><p>Narsisistlik, <strong>arketip olarak Medusa’nın yılan-başlığından gelen bir yılan psikolojisidir, bunu her zaman vurgulayacağım</strong>; silahı budur: taşa çeviren gözleri, <strong>kurşun yarası</strong> gibi ağır çatal ağzı ve zehirli dişleriyle yılan ısırığı darbeleri..<br>Narsisistler size <strong>zehir zemberek</strong> bir yargıda bulunurlar; bunu işte çok artistlikmiş, çok artistlermiş gibi gösterirler ama değillerdir, ne kadar yargılayıcı üst perdeden konuşuyorsalar içleri o kadar zayıftır, esasında insanları o kadar kendilerinden uzak tutmak için o şekilde yargılıyorlardır, ama o yargıyla da çok artistik görülüp, beğenileceklerini sanıyorlardır, yani yine fiziken/felsefi/psikolojik olarak ‘<strong>disleksi</strong>’ bir tablo söz konusudur kısacası..<br>Peki siz ne yaşıyorsunuzdur:<br>O yargı sizi <strong>kurşunla öldürmek gibi</strong> can evinizden vurur, yılan ısırığı darbesi gibidir, yılanlarda da hani panzehir <strong>diğer dişlerindedir</strong> ya, siz artık onun diğer dişinden gelecek olan panzehire kurban olun, yani ona ve onun ayağına gitmeye mecbur olun (!)<br>Keyfi buyurursa size yargıladığı şeyden iltifat da edebilir, keyfi buyurmazsa zehirlenerek ölmenizi de izleyebilir..Umurunda değilsiniz..<br>Umurunda olan tek şey bu:<br>Sizi böyle yargıladıklarında <strong>ellerine geçirdiklerini düşünmeleri; kendilerine güç kaynağı bulmadan yaşayamadıkları için, gücü de, sizi de böyle ele geçirebileceklerini sanıyorlar, sakatlık burada zaten..</strong> <br>Siz artık güya ondan dileneceğiniz iltifata, yani onun diğer dişinden gelmesini beklediğiniz panzehire, doğal olarak ‘<strong>ona</strong>’ ve onun sizi '<strong>onaylamasına</strong>' <strong>mecbursunuzdur</strong>..güya..<br>Bilinçli veya bilinçdışı olsun kurban seçtiklerinden beklentileri budur..</p><p><strong>Ellerim yaşadıklarıma sadece bir örnek olsun, fiziksel olarak birçok özelliğime yemediğim hakaret kalmamıştır, daha üniversitede okuyan bir genç kızsınız ve bir genç kızın başına gelebilecek en korkunç ilişki zaten budur</strong>, mimarlık okuyorum, garsonluk yaparak geçineceğim, <strong>ellerime öyle bir hakarete maruz kalıyorum ki artık o ellerle yaşamanız mümkün değil</strong>..<br>O eleştiri öyle bir zamanda geliyor ki, muhabbetin ilk günleri değil, <strong>artık aylar olmuş</strong>, bu arada hiçbir zaman siz aramıyorsunuz, arayamıyorsunuz, <strong>yaşadıklarımı ayrıca narsisist bir erkek arkadaş bir genç kıza neler yaşatır başka örneklerle de bir gün anlatmak istiyorum</strong>, sadece karşı tarafın arzusu ile buluşabiliyorsunuz, sadece karşı taraf karar veriyor muhabbetin nasıl, ne kadar, ne şekilde olacağına, ne müdahale edebiliyorsunuz, ne kendinizi savunabiliyorsunuz, <strong>çünkü izin vermiyor</strong> ve kendinizi de koruyamıyorsunuz, travmatik yargıları ve konuşmaları hep <strong>hazırlıksız olduğunuz</strong> zamanlarda geliyor..<br>Yine buluşmuşsunuz, yani partnersiniz düşünün, elinizi tutuyor mesela, ve <strong>bir anda oturduğu yerde elleriniz üzerine bir başlıyor</strong>:<br>“Ben kadında <strong>en önce</strong> ele bakarım, bak senin parmaklarının boyu, şusu busu ne biçim, ayası falan ne biçim, şurası şöyle, burası böyle..”<br>Bu böyle <strong>anlık</strong> tek kelimeyle yaşanan bir konuşma olmuyor, <strong>dakikalarca</strong> elinizi inceleyip inceleyip her yerine bir şey söylemeye devam ediyor, ne diyeceğinizi, nasıl davranacağınızı şaşırıyorsunuz..<br>Buluşmanın ortasındasınız ve o eli de tutmaya devam edecek, <strong>taşa kesiyorsunuz</strong>, donup kalıyorum, <strong>o an belki tepki verecek gücü bulamıyorsunuz</strong>, çünkü hem çok küçüksünüz, hem <strong>hazırlıksız</strong> yakalanıyorsunuz, <strong>hem sizi neyin bekleyeceğini bilememiş oluyorsunuz</strong>, ama kelimenin tam anlamıyla <strong>yer ayağınızın altından kayıyor!</strong><br><br>Ben o günkü buluşmadan eve gideceksem <strong>cehennemi yaşıyorum</strong>, karşı tarafsa keyif içinde(?!), gurur içinde(?!), “<strong>lafı nasıl koydum öyle ama</strong>, ben ne kadar artist konuşuyorum görüyor musun, biliyorsun ben krallar gibi adamım, <strong>hadi yine iyisin aşağılık, ellerin böyle olduğu halde bugün de ‘benim hayrımı’ gördün</strong>” gibi bir psikolojiyi yaşıyor oluyor ve elini kolunu sallaya sallaya sanki o gerçekten çok kral adammış da, hiçbir şey yapmamış gibi de hayatına devam edecek..<br>Yani ona kalsa, <strong>siz zaten hak ettiğinizi duydunuz</strong>, hak ettiğinizi yaşadınız, anlatabiliyor muyum?<br>Bu işte kan dondurucu..<br>Bu başınıza gelmiş gelebilecek en korkunç <strong>psikopati</strong> zaten..<br>Hiçbir empati, sempati, saygı, derin düşünce gözetmek yok..</p><p><strong>Bu eleştirileri böyle yaşadığınızda bir kere bu artık zaten bir sevgi ilişkisi değil</strong>, size ‘<strong>aylardır senden enayisi yoktu</strong>’ denmiş oluyor.. ( yaşanan başka diğer kötülükleri bir kenara koyuyorum..)<br><strong>Ve o laf öyle bir yere gidiyor ki</strong>, benim ellerimin fiziki durumu <strong>ilk günden</strong> belli di’mi, hani madem kadında <strong>en önce ellere bakarmış</strong>, tamam benim ellerimin ne olduğu ilk günden belli di’mi, o zaman aylardır niye tutuyormuş madem bu kadar çirkin elleri, o zaman aylardır niye yakınlaşıyormuş madem bu kadar çirkin bir kadınla, anlatabiliyor muyum?<br><strong>Benim suçum neymiş?</strong><br>Artık ortaya öyle bir tablo çıkıyor ki, kendi ağzıyla:<br>“Ben zaten seni ilk gördüğüm günden beri <strong>‘gelinim’</strong> <strong>yapmayacağım</strong>, sen benim gözümde aşağılık, değersiz bir ‘enayisin’, <strong>vitrinime proje bir partner bulana kadar</strong> ben seni böyle bir güzel sömürüyorum, nasılsa bir değerin de yok, <strong>ben vitrinime yakıştırmadığıma göre bir değerin yoktur</strong>, sadece benim vitrinime alacağım kadın benim gözümde değerli olur, <strong>ona da zaten sana yaptıklarımı yaşatmam</strong>, <strong>sen sana ne yapıyorsam onu hak ediyorsundur</strong>(!), <strong>üstüne de ne halin varsa gör, günün sonunda benden uzak dur aşağılık..</strong>.”</p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/den8-1.jpeg" width="2526" height="1995" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/den6-1.jpeg" width="2110" height="2170" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div></div></div><figcaption>Bu fotoğraflar da o sayıyla bir avuç fotoğraftan geriye kalanlardır..Hayatımda da ilk kez paylaşıyorum..Sizin için o kadar utanç meselesi olmuş..Yanaklarım çirkin ve kocamanmış, ben de o yüzden çirkinmişim..O zamanki telefonlarla fotoğrafınızı çekiyor, gördün mü senin yanakların çirkin, sen o yüzden çirkinsin diyor..Buluşmanın ortasındasınız ve bunu size kaçıncı buluşmada söylüyor..Artık kendinizden hoşlanabilmeniz ve sevilebileceğinizi düşünebilmeniz mümkün değil..</figcaption></figure><p>Gerçekten de size yaşatılan sömürü ve bu boyutta ağır şiddet umurunda bile olmuyor; <strong>o tarikatlarda ve aile yapılarında beyinleri nasıl yıkanıyorsa, bu yaptığını ‘adamlık’ ve kendisinin erkek olarak en haklı olanı yaptığını yapmak olarak görüyor(!)</strong>..<br>Bunu gerçekten de ulu, yüce kralı oynamak olarak görüyor..</p><p>Sizse sonrasında nasıl bir <strong>cehennem</strong> yaşıyorsunuz söyleyim:<br>Bir kere artık <strong>sevilmediğinizi</strong> biliyorsunuz, bu bir genç kız için çok üzücü bir gerçek; haftalar, hatta aylar olmuş, yanlış bir beraberlik içerisinde olduğunuzu, kullanıldığınızı böyle böyle anlıyorsunuz, ama muhabbet adı konulmamış bir şekilde devam ediyor, <strong>onurunuzun iade edilip edilmeyeceğini anlamaya çalışıyorsunuz, hakkınızın iade edilip edilmeyeceğini anlamaya çalışıyorsunuz</strong>; ilişkiye belki artık yatırım yapmanız, umut etmeniz mümkün değil ama karşı taraf da <strong>üniversite okuduğu</strong> için, okur yazarlığı ile sürekli övündüğü için, <strong>bir olgun akli meleke gelecek mi, diye bekliyorsunuz, ne yazık ki hiçbir zaman o akli meleke gelmiyor, yeni yaralar açmak dışında size hiçbir zaman hakkınız ve onurunuz iade edilmiyor..</strong><br>Bundan da keyif alınıyor bu arada..</p><p>Söz konusu ellerime, bedenime gelince <strong>ben kelimenin tek anlamıyla cehennemi yaşıyorum</strong>:<br>Karşı taraftan bile daha yüksek derece ile girdiğim bir fakültede mimarlık okumaya çalışıyorum ( eğitim yüküm zaten çok ağır, her gün ‘deadline olan’ sunumlar yetiştirmeye çalışıyorum, üstüne de okulum o dönem bundan daha kaotik ve yıpratıcı olamazdı ), bir arkadaşımla buluşmaya gidiyorsam, <strong>o benim de nefes alma zamanımdır</strong>, o benim de sosyalleşip kendimi iyi hissedip, hayattan keyif alabilmem gereken zaman dilimidir; bölümümden ötürü zamanımı bu şekilde harcamaya lüksüm bile yok ve dışarıdan geldiğimde yoğun işlerime rahatlıkla geri dönebilmem gerekir ( partnerine saygısı olan bir erkek arkadaş zaten en önce bunları da düşünür); bense bırakın işlerime dönebilmeyi, en önce <strong>ellerimi kullanamıyorum</strong>, elim ayağım tutmuyor, kendime gelemiyorum, moral bulamıyorum, ellerim ne yapsam gözlerimin önündeler, çizim yapsam o hakaretler artık benimle, yemek yesem o hakaretler artık benimle..</p><p>Hayat işte artık <strong>elinize ayağınıza dolanıyor</strong>:<br>Bırakın karşı tarafın “ben ne kral adamım, <strong>bu aşağılık iyi hadi yine bana lütfetsin</strong>, bugünlük ona ‘kral dairesi’ni yaşattım” diye düşünmesini, günün sonunda ben kendimi ‘<strong>leş</strong>’ gibi hissediyorum, hiçbir gündelik işimi bile göremiyorum..<br><strong>Ne oluyor</strong>:<br>Eğer başarılı bir insansanız, <strong>eğitim hayatınız sizin için hayata tutunma sebebinizse</strong>, bazen o moralsizlik içerisinde ödevlerinizi de istediğiniz gibi yapamıyorsunuz, <strong>zaten vaktinizi de haddinden fazla sömürüyor</strong>, kendisi tatmin olana kadar buluşmalarda kullanılıyorsunuz ve eve ancak o sizi <strong>serbest bıraktıktan</strong> sonra dönebiliyorsunuz, sonrasında ertesi gün sizi bekleyen okul hayatı da <strong>ayağınıza dolanmaya başlıyor</strong>, hiçbir hocanızın özel hayatta ne yaşadığınızı bilmesi mümkün değil, <strong>onların sunumlarınıza yaptıkları ağır eleştiriler de artık çok büyük onur acısına dönüşüyor</strong>, aşağılık, <strong>değersiz insan</strong> olmak yaftası iyice üzerinize yapışıyor..<br>( Taşkışla’da yaşadıklarımı da ayrıca bir gün Taşkışla cehennemi olarak anlatmak istiyorum, şakasız )</p><p><strong>Ve dehşet içindesiniz</strong>; <strong>bütün hayatınız devcileyin yaşanmaz bir onur acısına ve kayıplara dönmeye başlıyor; yokuş aşağı düşüyorsunuz, olanla ölmüşe çare olmadığı için, böyle acı geçen günlerin de bir telafisi, ilacı, geri dönüşü olmadığı için, hayatınız kayıyor..</strong><br>Bütün üniversite hayatım mahvolmaya başlıyor..<br><strong>Bir genç insan, gençliğini de yaşayamayacaksa daha hayat var mı?</strong><br>Orta yaş krizini bile atlatamazsınız..<br>Üniversite günlüğümde bir tane bile güzel, yaşadığıma değdi diyebileceğim bir günüm bile olmadı..<br>Elimden alınan şeyin boyutu bu kadar korkunç..<br>Narsisistlerin en anlayamadığı <strong>psikopatiden birisi de bu</strong>, hayatınızı, hatıralarınızı nasıl mahvettiklerini düşünmüyorlar..<br>Sıradaki gelsin..</p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0239.jpeg" width="1536" height="1536" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0240.jpeg" width="349" height="524" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0241.jpeg" width="1525" height="2339" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div></div></div><figcaption>Tutunamayanlar'a bir de Enkidu'nun yaşadıklarını düşünerek bakın, Çalıkuşu'nun yaşadıklarını düşünerek bakın..O kız çocuğu Anadolu'da bir başına yaşadıklarının onur acısıyla ölmüş de olabilirdi, Kamuran bu anlamda onun için bir şey yapmıyor, hocalarının dizinde ud dinlerken keyif içinde bile olduğunu düşünüyor..Adı gibi Hayrullah Bey olmasa siz onun günlüğünü değil, acı sonunu okuyor olurdunuz..Thomas Hardy'nin kaleme aldığı Tess of D'urbervilles de olduğu gibi..</figcaption></figure><p><strong>Ellerime gelince, çok daha acı başka bir şeyi zamanla fark ediyorum</strong>, mesela kantinde başka bir arkadaşımla mı karşılıklı oturuyorum diyelim ki, <strong>artık ellerimi farkında bile olmadan masanın altında ya da kollarımın altında saklamaya çalıştığımı fark ediyorum</strong> :/ Bu fark ettiğinizde artık size çok ağır gelen gerçeklerden biri; <strong>psikolojik olarak o kadar travmatize olmuşsunuz ki yani</strong>, başkaları da ellerimi görür, onlar da benim değersiz, aşağılık olduğumu düşünür, kimse artık bana değer vermez diye kendimi ellerimi gizlemeye çalışırken buluyorum, hem okulda hem garsonluk yaptığım mekanda <strong>kolları uzun,</strong> ellerimi kapatan hırkalar, üstler giymeye başladığımı fark ediyorum, <strong>giderek içine kapanan, bedenini saklamak isteyen bir insana dönüşüyorum</strong>..</p><p>Zaten narsisistler onu yaparlar, esas kendileridir ‘<strong>sırlar aleminde</strong>’ yaşayan, esas kendileridir kendini dışarıya kapatan, <strong>benliklerinden utanarak</strong> gizli saklı hareket etmek isteyen, ama <strong>yok yere sizi kendinizden utandırmaya çalışırlar, Medusa’dan gelen suçluluk psikolojilerini size yaşatmaya çalışırlar</strong>..( dışarıdan artistik, dışa dönük görünürler, değillerdir)<br>Ve ne kadar <strong>aşağılık kompleksi</strong> yaşıyorlarsa, böyle kendilerine benim gibi ‘<strong>çantada keklik</strong>’ gördükleri bir <strong>kurban</strong> seçip, onun üzerinden <strong>aşağılık komplekslerini tatmin etmek isterler</strong>..<br>Bunu ne yazık ki bana <strong>babam da yaşattı</strong>, Taşkışla’daki psikolojisi çok bozuk kompleksli hocalarım da yaşattı, yine Taşkışla’daki daha o yaşta bile psikopat mimar adayı diğer öğrenciler de..<br><strong>Ben onlara böyle bir yetki vermediğim halde,</strong> en önce dış görünüşümden ötürü, minyon bir insanım ( dedem ‘<strong>hobit</strong>’ti, şakasız ) <strong>sizi kendilerine hedef ve yem seçiyorlar</strong>, <strong>sizinle olan uğraşlarını da gizliyorlar</strong>(!):<br>Bunu yine ailem de yaşattı, kimsenin gördüğüm aile içi şiddetten haberi yoktur, inanamazlar bile, Taşkışla’daki çevrem de yaşattı, bana ‘muamele yapan’ isimleri söylesem “yok ya, o mu sana bunları yaptı” derler, <strong>çünkü başkalarına bu saygısızlığı yapmıyorlar</strong>; ben sürekli kenarda köşede, ya da kaşla göz arasında, <strong>bullying, mobbing</strong>, sözlü, yazılı ‘<strong>taciz</strong>’ gören insan oluyorum, beni <strong>rahatlıkla</strong> bu saygısızlığı yaşamak istedikleri beden olarak seçiyorlar.. <br>( Yusuf’un ne yaşadığını bilin )<br><br><strong>Mesela hiçbir sebep yok</strong>, iki taraf da bekar üniversite öğrencisi, ortak arkadaşları aracılığıyla tanıştırılmışlar, eğitim ve aile seviyeleri de birbirine denk, <strong>ama Nurullah Eren bu muameleleri yaptığı bütün görüşmeleri gizliyor</strong> ve ben sanki ‘<strong>sakıncalı bir kız arkadaş</strong>’ muamelesi görüyorum, bu da üzerinizde çok ağır bir psikolojik şiddete dönüyor ve ortaya yine psikopat bir tablo çıkıyor: yapacağını yapıyor basıp gidiyor, yapacağını yapıyor basıp gidiyor, bu hepsi için geçerli..</p><p><strong>Siz kuyunun dibindeki üzerine “o öldü ki” denilen Yusuf oluyorsunuz</strong>..</p><p><strong>Öldüyseniz sesiniz de çıkamaz di’mi</strong>; bir ölü, birileri hakkında şikayet edebilir mi; bir de <strong>o hayalet,</strong> Züleyha tarafından da “bu bizi namusumuzdan etti” diye yeryüzünün en büyük suçlusu gibi yargılanıyorsa, <strong>bir daha sesi çıkabilir mi</strong>, bir hayalet kaç kere ölebilir, kaç kere yargılanabilir..</p><p><strong>Kimse, sizi de, yaşadıklarınızı da bilmiyor</strong>, bu buluşmalardan ve okuldan eve dönmem bile beni ekstra <strong>içime kapatan</strong> bir insana dönüştürüyor; ailemin, yakınımdaki insanların <strong>yüzüne bakamıyorum</strong>, arkadaşım da yok..<br>“Biliyor musunuz ben ne kadar çirkinmişim, meğer zaten gelini falan da olamazmışım, <strong>bu arada benden mimar da olmazmış</strong>” diye konuşamayacağınıza göre, kimseyle paylaşamıyorsunuz ve <strong>yaşadıklarınız sırlarınıza dönüşmeye başlıyor</strong>, kendinizi yaşamak artık sizin için giderek ağırlaşıyor; <strong>çünkü sırlarla yaşamak çok ağırdır</strong>..Kötü insan değilsiniz, <strong>ikiyüzlü değilsiniz</strong>, yalancı, sahtekar değilsiniz, ama içinde bulunduğunuz tablo artık oldukça <strong>gölgeli ve örtülü</strong>, size kendinizi <strong>sahtekar/suçlu</strong> hissettiriyorlar..<br>Sosyal hayatı yaşamaya mecbursunuz ve insanların içinde artık hep bu durumdasınız:<br>“<strong>Karşımdaki insanlar, siz şu an göremiyorsunuz ama benim sizin bilmediğiniz yaşadığım neler var; karşınızda esprilerinize ağzımın böyle açılıp da gülebildiğime bakmayın, ben bile o ağız nasıl öyle açılıyor ve gülebiliyorum inanamıyorum..”</strong><br><strong>Güldüğünüz anlarda bile artık mutlu olmadığınızı fark ediyorsunuz ve dehşet içindesiniz</strong>..<br>Hayatınız artık aynı <strong>Barış Bıçakçı</strong>’nın dediği gibi <strong>Doğum Lekesi Gibi Bir Gülümseme'</strong>dir, hayatınız artık aynı <strong>Barış Bıçakçı</strong>’nın dediği gibi <strong>Sinek Isırıklarının Müellifi'</strong>dir..<br><strong>Enerjinizi artık sırlarınız alıyordur, bedeninizi artık sırlarınız yaşıyordur</strong>..<br>Bu da sizi büyük yıpratır..<br>Bundan öte de günü, gençliği, hayatı kaybediyor olamazsınız zaten..<br><strong>Artık sizden ağır depresyonu yoktur</strong>..<br><strong>Depresyon da odur, içinizde paylaşamayacağınız sırlarınızın olması</strong>; size bu hayatı bu kadar acımasız yaşatmış olmaları..<br><strong>Psikolojiniz de fiziksel maddenizdir;</strong> enerjinizdir, ışığınızdır; böyle sırlara dönüşmek zorunda kalan acı hatıralar, o enerjinizden, ışığınızdan, kendiniz için ihtiyacınız olan fiziki gücünüzden yiyordur, içinizi içten içe kemiren kurtlar gibidirler, hayatınız ellerinizin arasından kayıp gidiyordur, ve o kaybetmek ve hatta kayıp-oluyor-olmak hissi de, size <strong>depresyon</strong> ve <strong>hayatınıza duyduğunuz yası</strong> yaşatır..</p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0242-1.jpeg" width="396" height="600" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0243-1.jpeg" width="397" height="600" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div></div></div><figcaption>Bu kitaplar bana o kadar dokunmuştur ki..Bu hayatta yaşayabileceğiniz en korkunç şey, güldüğünüzde bile mutlu olmadığınızı fark etmektir herhalde ve aldığınız ısırıklardan çekildiğiniz köşenizde nasıl yaşayacağınızı şaşırmış olmak..Hikayedeki kadın karakterin evde reçel kaynatıyor oluşu bile size bir kadın olarak dalga dalga çarpar..</figcaption></figure><p><strong>Bu da narsisistlerin intikamıdır</strong>, kendi depresyonlarını başkalarına yaşatırlar..Bu arada onların depresyonuna gelince, özünü Medusa’dan alıyor olsa da, <strong>onlarınki kendi kurgularıdır</strong>, arabesk yapıyorlardır, yani aslında hayatlarında öyle bir <strong>depresif</strong> durum yoktur, genelde bir de küçük kardeştirler, aşağılık kompleksleri oradan da gelir, <strong>kendileri, kendilerini kurbanlaştırırlar</strong>, kurgularlar..<br>Sakat psikolojilerini de böyle kendilerine kurban seçtikleri insanlara geçirirler, <strong>kendileriyse hiçbir şey olmamış gibi ellerini kollarını sallaya sallaya yoluna devam ederler..</strong><br><br>Zaten bu buluşmalara gidiyorsanız en büyük sebeplerinden birisi de bu:<br><strong>Sizi en önce depresif yanlarından bahsederek gafil aflıyorlar</strong>; “ bak kimseye söylemiyorum, bir tek sana söylüyorum bunları -yani sen kendini benim için özel bir insan olarak gör- benim şöyle yaralarım var” gibi gibi..<br>Olur da buluşma tekliflerinden birini reddederseniz sanki ona karşı kötülük yapacakmışsınız gibi, <strong>insanlık suçu</strong> işleyecekmişsiniz gibi hissettiriliyorsunuz, <strong>maneviyatınız sömürülüyor</strong>; buluşma mesajları genelde çok <strong>‘merhamet’</strong> dilenen bir tonda geliyor, yeter ki gidin o buluşmalara, yeter ki o gün egosuna güç kaynağı olun..<br><br>Yani güya sırlar aleminde yaşayan Nurullah gibi narsisistler, ama ilişki başladığı gibi aylar içerisinde <strong>7/24 kimseyle konuşamayacak, bağ kuramayacak, hayattan tamamen çekilmiş hale gelen, sır olan benim</strong>..<br><br>Ne bir genç kız olarak kendime bakım yapmamın anlamını bulabiliyorum, ne giyinip süslenmenin vs, ne insan olarak birileriyle bir şeyler paylaşabilmenin artık bir anlamı kalıyor ( bir önceki erkek arkadaşınız size böyle davrandıysa, yeni bir erkeğin de nasıl göreceğine güvenmeniz mümkün olmuyor)..<br>Ne benden mimar da olmazmış, o kadar dehşet bir emek verdiğim halde okulu niye sürdürdüğümün de bir anlamını bulamıyorum artık, uğruna baba dayağı yiyerek girdiğim bölüm, eğitimime bile tutunamıyorum..<br><strong>Türkiye gibi bir ülkede bir kadın için o diploma bu kadar elzemken</strong>, bir üniversite öğrencisi genç kıza bundan öte yapılabilecek bir kötülük var mı?<br><strong>7/24 benden gidiyor</strong>, sabah akşam çalışıyorum, uyku yüzü görmüyorum, ama <strong>ağzımı bıçak açmıyor;</strong> hiçbir gün yaşanmıyor, üstümde bol kazaklardan görünmüyorum, evdeysem odamdan çıkmıyorum, okuldaysam, işteysem, en arka sıralardaki, kenardaki köşelerdeki <strong>kimseyle konuşmayan insan</strong> artık benim, elimde bir tek hayata tutunma sebebim <strong>Tutunamayanlar</strong> gibi kitaplar kalmış, kitaplar da olmasa günü hiç çıkaramayacağım..<br>( Yıllar sonra yaşadıklarımdan ötürü okulu güç bela bitirirken, aslında okulun ilk yıllarında not ortalamamın bile <strong>3.40</strong> olduğunu, Taşkışla'da bırakın o kadar '<strong>onursuz/başarısız/değersiz insan'</strong> muamelesi görmüş olmayı, aslında onur öğrencilerinden birinin ben olduğumu, o insanı eze eze, utandıra utandıra, her gün onur acısı yaşata yaşata, arka kapısından kimsesiz, kuyunun en tepesinden en dibine düşmüş olarak çıktığımı öğreneceğim, tuttuğum belgeye bile inanamayacağım, bir insana bu kadar haksızlık ve saygısızlık yapılmış olabilir mi, diye baştan ayağa sarsılacağım.. )<br></p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0244.png" width="300" height="430" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0245.jpeg" width="340" height="522" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0246.png" width="304" height="430" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div></div></div><figcaption>Ben Yusuf, Yusuf mu dedim, Çağrılmayan Yakup'um ben..bir Çağrılmayan Yakup'un kütüphanesinde hangi kitaplar vardır..</figcaption></figure><p>Bu arada bu derece Sırlar Alemi'nin Kraliçesi Nurullah ve Devran'sa, ‘<strong>sosyal medyada</strong>’ peşlerine <strong>yüzlerce, binlerce takipçi</strong> takıyor ( hatta onlar ne güzel “kafa seçiyormuş”, “insan avlıyorlarmuş” vs, belgeselimiz dedikleri videoda yaptıklarını da böyle anlatıyorlar ), ekranda <strong>Ben Kaçarım Matmazel</strong> diyorlar, içerikte “Sen de gitme matmazel, sen gidince kış oluyor biliyorsun” diyorlar, gerçekteyse esas gerçek matmazel ve hatta matmazeller ne yaşam mücadelesi veriyor..<strong>Tutarsızlığın boyutu..Özel hayatta psikolojileri bu kadar bozuk ve depresiflerse,</strong> daha ekranda binlerce takipçi kasıp, peşlerine adam takmak ve “<strong>biz misyonluk işler yapıyoruz</strong>” demek ne demek? <br>Sonra ortaya arka planda aile gerçekliği, kısa filmlerine bile yansıttıkları psikolojileri, Nurullah'a neredeyse çok benzeyen, işin içinde <strong>misogony</strong>, <strong>incel</strong> mevzusu detayları olan <strong>Maraş Saldırısı</strong> gibi çok travmatik ve üzücü toplumsal olayları yaşıyoruz..Devran ile imza attıkları kısa filmlerinin kapağı da narsisistçedir, kendi bencil egoları için genç kızlara ve hayata <strong>nefret söylemidir</strong>, içerikte de "<strong>kafama sıkar giderim</strong>" temalı sahneler vardır, o silah hatırası da arka planda Nurullah'ın dinci rejimin memuru babasının silahından gelir..Yaptıkları da kendilerinin arka plandaki bu kadar <strong>sağlıksız</strong> psikolojilerini ekrana yansıtmak ve giydirmeye çalışmak üzerineyken, ne <strong>varoluş sancısı eseri</strong> olabilir, ne de erkeklerin <strong>melankolisi</strong> olarak kullanılabilir..</p><p><strong>Bu arada çileniz bitiyor mu</strong>, bitmiyor..<br><strong>Sizin için, ne yeri, ne zamanı</strong>, <strong>gündeminizde böyle bir şeye yer bile yok</strong>, durduk yere kendinizi bir anda “<strong>acaba ellerime manikür mü yaptırsam, ne yapsam, bu elleri nasıl güzelleştirebilirim</strong>” diye <strong>ulaşamayacağınız</strong> estetik kaygılar içerisinde kendinizi buluyorsunuz; maddi manevi büyük yıpranıyorsunuz..<br>Meryem Uzerli’nin bile yaşadığı <strong>tükenmişlik sendromu</strong> da böyle ortaya çıkıyor..<br><strong>Yargılarına yetemiyorsunuz</strong>..<br>Narsisistler sizi hem uzay olarak, hem doğa olarak, hem psikolojik olarak, maddi-manevi tüketir…<br>Niye?<br>Çünkü <strong>fiziken narsisistlik disleksi sonuç verir</strong>; inanın artık elinize en pahalı kuafördeki manikürü bile yaptırsanız, <strong>elleriniz o kadar sahte ve çirkin olacakmış gibi hissediyorsunuz(!)</strong>..<br>Ne demek istediğimi anlatabiliyor muyum:<br>Ellerinizin <strong>bütün doğası eleştirilerek</strong> çirkin dendiği için, <strong>artık o yargıyı karşılayamıyorsunuz</strong>..<br>Bir kere tıpta böyle bir <strong>el estetiği yok </strong>( yani tek tek parmaklarımın boyuna kadar uzatmam, düzeltmem, şekil vermem, ayasını bile yaptırmam mümkün mü?)<br>Deseniz ki var, emekli memur çocuğu bir öğrenci olarak ne el estetiği ameliyatı yaptırması? <br>Deseniz ki iyi hadi onu da çözdük, isterseniz en özel ameliyatı yaptırın, binlerce lira yatırın, siz ne kadar o meselenin üzerine gidin, <strong>artık elleriniz o kadar sahte ve çirkin</strong>..<br>Yani, “Sen değersiz bir çirkinsin, ancak bu kadar ameliyatla, yatırımla, estetikle belki bir şeye benzeyebilirsin..”<br>O zaman tabi ki artık kendinizle, hayatınızla ilgilenmenin anlamını kaybediyorsunuz, <strong>kendinizden vazgeçecek hale geliyorsunuz</strong>, kendinizi yaşamaktan vazgeçecek hale geliyorsunuz..<br>Bu çok ağır ve acı..<br>Zaten onu istiyorlar, “ben seni beğenmedim, o zaman sen sevilmeye/yaşamaya değmeyecek kadar berbatsın, sen niye yaşıyorsun ki, <strong>şu zavallıyı gördünüz mü</strong>, benden uzak dur aşağılık pislik, Allah korusun o değersiz ucube ile yan yana görülecektim, yakınım, onayladığım biri falan sanacaklardı..” <br>Sen iyisi mi kendinden vazgeç..</p><p>Abarttığımı da sanmayın, bunlar bile genel olarak bahsetmek sayılır…<br><strong>Mesela diyelim ki</strong> istemsizce bir sonraki buluşmaya manikür gibi bir şeyler deneyerek gittiniz, onu da eleştiriyor, “<strong>böyle de çirkin</strong>” gibisinden, ya da diyelim ki bir önceki buluşmada saçlarınıza bir şeyler söylenmiş olsun, bir sonraki buluşmaya bir deneme belki başka bir saçla gitmeye çalışıyorsunuz ( zaten bundan daha yoruluyor, yıpranıyor olamazsınız, vaktiniz saçma sapan uğraşlara heba oluyor ), size bakıyor, bazen beğense bile sizi elinin altında <strong>‘yargıyla’</strong> tuttuğunu düşündüğü için, olur da gerçekten o gün bir hoşluğunuz varsa bile o iltifat da <strong>özellikle</strong> edilmiyor..Bir narsisist tarafından üzerinize 'aşağılık yaftası' biçilmiş, aşağılık olarak yaşamaya devam etmeniz isteniyor..</p><p>Artık hayatı yaşamanız, nefes almanız, kendinize özsevgi, özsaygı, özgüven duymanız mümkün değil..<br><strong>Bu da ölüm gibi bir şey olması zaten</strong>, artık bedeniniz/varlığınız üzerine <strong>kurşun yağdırılmış</strong>.. <br>Bir değil, iki değil; bir değiller, iki değiller..<br>Bunları sadece okulda sunumlarınıza değil, sadece evde ailenizden değil, erkek arkadaştan sadece ellerinize değil, yanaklarınıza, saçlarınıza, kaşlarınıza, gözlerinize, boyunuza posunuza, hatta kişiliğinize, farklı farklı zamanlarda tekrar tekrar yaşarsanız, bir de bu buluşmalarda yine karşı tarafın <strong>o tarikatlarda beyinleri nasıl yıkanıyorsa</strong>, kadın bedeninize karşı sağlıklı kadın-erkek yakınlaşmasına girmeyecek şekilde yaklaşılırsa, <strong>bedeninize sizi kendinizi allak bullak hissettirecek şekilde dokunulursa</strong>, <br><strong>DAHA BU BEDENLE YAŞAYABİLİR MİSİNİZ?</strong><br>Bir insanın elinden <strong>ellerini almak</strong> bile yeterince <strong>ölümcül</strong> bir kötülükken, ben çok daha ağır başka psikolojilerin mücadelesini vermek durumunda kaldım; bunun ne yazık ki esprili bir tarafı yok, hayatta da olmayabilirdim, bu metinleri de hiç okumuyor olabilirdiniz, arkalarına bile bakma gereği duymadan keyif içinde bir genç kızın cenazesinin üzerinde tepinmişler..</p><p>Daha bir de çalıştığım mekana ( o zamanki haliyle Beşiktaş’taki kahvaltıcı <strong>Faruk Kafe</strong> ) yeni kız arkadaşıyla gelinip, öğlenin 3’ünde, 4’ünde, “<strong>bizim masamıza servis yap, arkamızdan yemediklerimizi topla, bu kahvaltı ve sevgili pornosunun hesabını al</strong>” denilecek..<br>Ben daha ne deyim?</p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0248-1.jpeg" width="536" height="722" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0252-1.jpeg" width="267" height="400" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0253-1.jpeg" width="206" height="305" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div></div></div><figcaption>Mary Shelley Narsisistlik üzerine belki de bu yeryüzündeki en kutsal eseri yazmıştır, narsisist insanoğlunun elleri tanrıcılık oynamaya kalkarsa ortaya nasıl bir Frankenstein dramı çıkar..Pinokyo da gerçek bir çocuk olmak istiyordur, ona sürekli sahte olduğu hissettirilir..Steven Spielberg meseleyi alır, günceli de yakalayarak, 'Artificial İntelligence' filminde humanizm arayışını arşa çıkarır..</figcaption></figure><p><strong>“Ben Kaçarım Matmazel”</strong> in arkasındaki <strong>misogony, incel, aşağılık kompleksi, Sırlar Alemi psikolojisi, Medusa yılanlığı, Circe gibi kedinin fare ile oynamak isteme arzusu, budur işte</strong>..<br><br><strong>Aklımın bir onuru var</strong>, kral çıplaksa, <strong>kral çıplak(!)</strong> dersiniz; tamam <strong>şiddet</strong> göreceksiniz..Tabi ki eleştirilmeyi, konuşulmayı kabul etmiyorlar ( bu da Medusa’nın kaybetme psikolojisinden gelir, kaybetmeyi tolere edemiyorlar), sizi sadece ellerinin altında böyle kullanmalık <strong>gizli güç kaynağı</strong> olarak görmek istiyorlar, başka ‘<strong>pozisyona</strong>’ çıkmanız kabul edilmiyor:<br>“<strong>Ne yani ben şimdi bunun üzerinden aşağılık kompleksimi istediğim gibi tatmin edemiyecekmişim?</strong>” diye kendinizi savunmanız, korumak istemeniz de <strong>şiddetli tepkiyle</strong> karşılık buluyor?!</p><p><strong>Devran Bostancıoğlu</strong> bir neye ‘<strong>maşa</strong>’ olduğunu otursun düşünsün..<br><strong>Filmi Google’da arattığınızda filmi Devran yapmış görünüyor</strong>, “ben nasıl kısa film yaptım ama öyle” diye ortalarda geziniyor; filmi <strong>vitrin olarak kullanıp</strong> sosyal medyada ve yazılım sektöründe iş alıyorlar; <strong>gerçekteyse filmin bütün sağlıksız ve sakıncalı detayları ve içerik Nurullah’tan geliyor</strong>..<br>Zaten film, kısa film de olsa konusu da <strong>narsisist kişilik bozukluğu fantezisi</strong> ürünü olan bir konu: bir sabah kalkıyormuş ve herkesin ağzından kendi dizelerini duyuyormuş, o da nesiymiş öyle..<br><br><strong>Narsisistliğin doğası odur</strong>, kendileri <strong>suçluluk psikolojisinde</strong> mükemmeliyetçi oldukları için <strong>doğrudan kendi ellerini bulaştırmazlar</strong>, yanlarına <strong>yancı</strong> kimi seçtilerse, kendilerini <strong>gölge</strong> tutarlar, eylemi ‘<strong>adamlarına</strong>’ yaptırırlar..Onu da öyle bir lanse ederler ki “<strong>hadi yine iyisin kerata, sayemde namın yürüyor</strong>” diye hissettirirler..<br>Bunu isterseniz şu an havalarından geçilmeyen, <strong>kim bilir kimin maşası narsisist liderleriniz</strong> için de hesaba katabilirsiniz..<br><strong>Medusa ve Hecate</strong> arasındaki ilişki de budur, <strong>Circe ve yeğeni Medea</strong> arasındaki ilişki de, diğer <strong>Güney Düğümü aşağılık kompleksli yapılanmaların</strong> karakteristiği de budur..<br><br>Filmdeki karakterin adı da <strong>Nuri Kuhbeden</strong>’miş bu arada?!<br><strong>Narsisistlerin bedenleriyle, cinsellikleriyle, cinsellikle ciddi sorunları vardır!</strong><br><br>Arketip olarak o da önce <strong>Medusa’dan</strong> ve <strong>diğer bedeniyle ve hayatıyla ‘barışık’ olmayan</strong> yargı bekçisi Güney Düğümü tayfadan gelir.. <strong>Medusa annesini beğenmez</strong>, annesini zayıf ve yetersiz görür ( Hecate’ı güçlü görüyor ), üstüne de bedeniyle de barışık değildir; yine annesini ve anne soyunu suçlar; hayatıyla da barışık değildir, yine annesini ve anne soyunu suçlar; yaşadıklarından ötürü de <strong>“annem güçlü olsaydı, beni korusaydı, böyle olmazdı”</strong> diye düşünür, yine annesini suçlar..</p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0254.jpeg" width="602" height="332" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0255.jpeg" width="1710" height="900" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div></div></div><figcaption>keşke hepimizin bir Lily Potter gibi annesi olsa di'mi..Sen bir de Andromeda'ya sor :/</figcaption></figure><p><strong>J.K.Rowling</strong> Harry Potter’da size <strong>Lily Potter</strong>’ın anne şefkatinin gücünü özellikle vurgulayarak kutsal bir detaya imza atmıştır; <strong>Voldemort’a iyi bakın, en büyük yoksunluğu odur, anne sevgisi</strong>..Hortkuluk’larından birisi annesinin yüzüğüdür, detayları iyi yakalayın, annesinden güç bulmak ister, ama bulamaz, “ben o zavallının çocuğu bir muggle mıyım”..<br>Ne kadar hortkuluk, ölümsüzlük, güç istiyorsa, o kadar <strong>zayıf</strong>, <strong>korumasız</strong> ve <strong>güvende</strong> değildir..</p><p>Bunu kutsal Yeşilçam’da da işlediler, <strong>Yıldız Kenter’in filmi 1971 yapımı Anneler ve Kızları filmi</strong>, orada hizmetçinin kızını oynayan karaktere iyi bakın, öteki kızın hayatını ve annesinin ünlü, zengin bir kadın olmasını, sahip oldukları şeyleri <strong>nasıl kıskanıyor ve özeniyor</strong>; tamam Voldemort da öyle, Medusa da, Circe de, yer üstünde hayatları olanlar sizler olduğunuz için, yeraltındaki aşağılık kompleksli Güney Düğümü tayfa da..Sahip olduğunuz zamanlara, ışıklara, hayatlara kadar kıskanırlar..</p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0256.jpeg" width="376" height="531" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0228.jpeg" width="1333" height="1333" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0257.jpeg" width="320" height="490" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div></div></div><figcaption>Yanlış hatırlamıyorsam Gülseren Budayıcıoğlu'nun anlattığı gerçek hayat hikayelerinden biri de bu kitabındaydı..meğer bir tane genç kız varmış, ben ünlü olacağım diye evini kendi yakıp, kendine öldü süsü verip evden kaçıyormuş, sonra da yıllarca gizli bir kimlikle gizli saklı yaşamak zorunda kalıyormuş, hatta annesi de evin oğluyla yasak bir beraberlik yaşıyormuş ve birbirlerinden habersiz Madalyon Kliniği'nde Gülseren Hanım'ın önüne geliyorlarmış..</figcaption></figure><p>Günümüzde kesinlikle yanlış anlamayın ben o kızı öyle kötü ve suçlu görmüyorum, onu ayrıca bir başlık açıp yorumumu paylaşmak isterim, ama <strong>Anna Delvey</strong> örneği var mesela; bir o kız çocuğunun öz ailesinden ne kadar kopuk olduğuna, onların kızlarını nasıl hiç anlamadıklarına, belgeselde doğrudan kendi annesinin kızını nasıl ‘şeytan’ diye yaftalayıp geçtiğine, mahkemelerde arkasında bile olmadıklarına bir bakın, <strong>kız ne kadar yalnız, izole, okurken ‘göçmen kimliğinden’ ötürü dışlanmış ve mobbing de görmüş bir çocuk</strong>..<br>Bu yeryüzünde bir kız çocuğu “<strong>benim babam çok büyük şahsiyet, karun gibi adam</strong>” diye hayal ediyorsa, o kadar <strong>korunmak ve kendini güvende hissetmek</strong> istiyordur..<br><strong>Kader de bu ya, korktuğun başına gelir</strong>, <strong>o kız ne kadar güvende, korunaklı, garanti bir hayat istediyse</strong>, bir de sanattan da anlıyormuş garibim, kaliteli insan, kızı gittiler <strong>T-Bag’in</strong>, <strong>Eppstein</strong> gibilerin olduğu Amerikan hapishanelerine koydular, bile bile, hem de 12 yıl ile cezalandırarak :/<br>Zalimsiniz..</p><p><strong>Circe</strong>’nin hikayesi de böyledir, ben onu Medusa vücut bulmuş olarak görüyorum, onu gözleri <strong>kedi göz</strong> diye bir adada izole ediyorlar, <strong>yani o bir cezalandırılmış kaybedendir</strong>, hem de bedeninden ötürü; denizciler, <strong>Odyseus</strong> da dahil, tutsak tutulduğu adaya ona tecavüz etmeye geliyorlar ( Medusa’ya da Poseidon tecavüz etmiştir; bunu söylemek de ürkütücü ama ne yazık ki gerçeklik adına paylaşıyorum, bilinçaltı olarak da toplu sömürüye maruz kalmak gibi fantezileri vardır; sosyal linç ediyorlarsa, sosyal linci ve kaosu sevmek gibi bir fantezileri vardır, mahalle yanarken Medusa saçını tararmış ) <strong>Circe de güya namus travması yaşıyor</strong>, adaya gelen adamları ‘<strong>domuza</strong>’ çeviriyor, namusunu koruyor..<strong>Odyseus hariç</strong>, ona gelince de tam tersi onu adaya bağlamak için yapmadığı büyü kalmıyor..Odyseus en son <strong>ayılıp</strong> güç bela elinden kaçmayı başarıyor, kaçtığı gibi de “<strong>biliyorsunuz alkol bütün kötülüklerin anası</strong>”dır diyen bir ‘<strong>muhafazakar</strong>’ kaptana/babaya dönüşüyor, <strong>Kral Kaybederse</strong> diyelim, Sütçü’ye ( <strong>Milkman</strong> ) bir de bu gözle bakın..</p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0260.jpeg" width="635" height="1000" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0261.jpeg" width="673" height="1000" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0220.jpeg" width="1000" height="1493" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div></div></div></figure><p><strong>Kutsal Yeşilçam</strong>’daki <strong>Tarık Akan, Gülşen Bubikoğlu, Adile Naşit</strong>’in oynadığı <strong>Ah Nerede</strong> filmi de bir diğer kutsal örnek olsun: meğer Adile Naşit Circe’ymiş mesela bir de o gözle bakın, Zehra da en çok kıskandığı <strong>Küçük Kara Balık</strong>...<br><br>Güney Düğümü’nün en büyük silahı, <strong>bağımlılık ile bağlamaktır</strong>, gözettiği matematik <strong>kısır döngüye almaktır</strong>; <strong>patojen mantarlar da onlardan gelir, beyinsizce mantar gibi çoğalmak da, çoğalıp diş geçirip bırakmamak da..O mantarlar bağırsaklarınıza bir girerse sizi şeker ve tatlı bağımlısı yapacak tatlı gıdalar da onlardan gelir</strong>..bkz. <strong>Hansel ve Gratel</strong>..<br>Odyseus adada böbreği bıraktı bırakacakken Circe’den kurtulmayı başarır, siz de “<strong>eşek hoşaftan ne anlar”</strong> diye duyarsınız..<br><br>Bu arada Circe de aslında <strong>Güneş’in kızı olduğunu öğrenir</strong>, “madem babam bu kadar büyüktü de beni neden korumadı, neden bu adada başıma bunlar geldi” diye <strong>delirir</strong>..Güya sinirinden ölümsüzlükten bile vazgeçer ve iksir içip ölümlü bile olur ama bu sefer de kafayı ‘<strong>oğul’</strong> soyuna takar, onu da bilin, <strong>Odyseus ile benim oğul soyum kutsal soy sayılsın</strong>, benim soyum yaşasın, devam etsin, Küçük Kara Balık’ınki ölsün çünkü..En büyük kıskançlıkları Küçük Kara Balık’tır, onu da bilin; en önce sesinden ve tatlı dilinden, çünkü Şeytanınız ve Circe aynı zamanda <strong>sahnelerin kadını</strong> olmak isteyen bir ergen-Bergen’dir ( sanatçımızdan sözüm meclis dışı ), <strong>arabeskin assolist kraliçesi</strong> olmak gibi bir hayali vardır..Sonra Küçük Kara Balık’ı içten ve samimi sevgisinden ötürü kıskanırlar, maneviyatından ötürü kıskanırlar, içten gelen güzelliğinden kıskanırlar, sonra da kadınlığından ötürü..Bu yeryüzünde <strong>esas aile kurbanı Andromeda’dır, Yusuf’tur, Küçük Kara Balık’tır</strong>, hatta Şeytan ile, Circe ile paralel sorunlar yaşarlar, ama aksine onların yazgılarına Medusa ya da Circe ya da diğer aşağılık kompleksli tayfa gibi <strong>intikam</strong> içerikli bir tepkileri yoktur, <strong>bireysel mücadelelerini de cesurca verirler ve bu anlamda sistemin beklenmeyen çocuklarıdır..</strong></p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0262-1.jpeg" width="727" height="1000" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0265-1.jpeg" width="345" height="500" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/57FE2D3C-30F1-4E4D-B68A-B02C2E35BC1C.png" width="1042" height="1509" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div></div></div><figcaption>Hansel ve Gratel'deki cadı evine bir de bugün artık tatlıcı ağına dönmüş tarikatlar gözüyle bakın isterseniz..Kafa Güney Düğümü'nün örümcekliğinden akıl alınca, yüzlerce yıldır anlatılan bir tatlıcı-cadı hikayesi olmasına rağmen, ortaya ne yaptıklarını gözü bile görmeyen çikolatacı/tatlıcı tarikatlar çıkıyor..Seni daha iyi yiyebilmek için..Müşterilerinizi de kurbanda kesip yiyin tam olsun..Esnafın tarikatlara değil, ne yaptığını bilen esnaf odalarına ve hukuka ihtiyacı vardır..</figcaption></figure><p><strong>Narsisistler isterse erkek, isterse kadın olsunlar</strong>, en önce <strong>anneyi sevememekle</strong>, sayamamakla başlar, sonra hayatı ve dünyayı ve bedenlerini, cinselliklerini..<br>Sapıkça düşünürler, sapıkça yargılarlar, <strong>bel altı vurmaya çalışırlar</strong>..<br>Fiziki gerçekliği, geçmişi, özü budur:<br>Anne bedenini/hayatını, kadın bedenini/hayatını tolere edemezler ve kadın haklarına da, hayata da, diğer insanlara da ‘<strong>saygı</strong>’, sevgi, empati, sempati gösteremezler..<br>Bir kadını ya da genel olarak kadınları kendilerine hedef seçerlerse de, onları <strong>namussuz</strong> olmakla yaftalamaya çalışırlar, <strong>nefret söyleminde</strong> bulunurlar, derindeyse <strong>kıskanıyorlardır</strong> ve kapanmalarını, geride kalmalarını, onların altında olmalarını isterler vs…<br>Bunu narsisist erkek partner de yapabilir, narsisist kız arkadaş da, narsisist kayınvalide ya da görümce de, narsisist liderler de..</p><p>Bir narsisist erkek arkadaş <strong>durduk yere</strong> benim bedenimi ve hayatımı bu kadar <strong>değersiz</strong> görüp, değersiz davranmaya kalkmasa, ben ailemle yaşıyorum, kaliteli bir bölümde okuyorum, onurum için yaşıyorum, karşılıklı sevgi ve saygıya dayalı bir ilişki yaşamayı hak ediyorum; onun yerine durduk yere karşı tarafın <strong>patolojik yargı dünyası</strong> yüzünden değersiz ilan ediliyorsunuz, değersiz muamelesi görüyorsunuz ve zorla ‘<strong>değersizleştiriliyorsunuz</strong>’, bu çok ağır ve acı..</p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0267.jpeg" width="1000" height="1409" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_1800-4.png" width="1024" height="1024" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div></div></div><figcaption>Şeytan erkek değildir, küçük kara balık'ı, prensesi kıskanırlar, ahlak bekçiliği yaparlar..Yüzü çok daha ergen, ahlak bekçiliğinden başını beyaz yazma ile kapayan ve gözleri böyle çekik/yılan/kedi göz diyebileceğiniz küçük gözlerdir..Güney Düğümü Konseyi olarak sembolleri Dark V'dir..AI'da yaklaşık ancak bu kadar yapabildim, tarihi belgedir, gerçek vizyondur..</figcaption></figure><p><strong>Narsisistlik eril değil, patolojik dişi ve omurgasız psikolojisidir</strong>..<br>Kız gibi arabesk yapmak, kız gibi kıskanmak, kendini külkedisi ilan etmek, kız gibi dedikodu yapmak, kız gibi ‘namusumu koruyayım’ travması, kız gibi yargılamak, kız gibi uğraşlara girmek, kız gibi görünüşüne düşkün olmak, kız gibi ayakkabı düşkünü olmak, kayınvalide gibi oğul soyuna takmak ( kayınvalideniz Jacosta gibiyse, Circe gibiyse ), kadınları hakir, hor görmek..</p><p><strong>Nurullah Eren’in ortaya koyduğu incir ağaçlığına ve disleksi tabloya bir bakın:</strong> <br><strong>Gerçekte külkedisi benim</strong>, onlarsa bir incir ağacının bir arıyı yutması gibi gerçek külkedisini komple yutmuşlar, ezip, susturmuşlar, <strong>benim yaşadıklarımdan ötürü sesim bile çıkamıyor</strong> ( zaten önce çok uzun süre devam eden bir tedavi görmek durumunda kaldım, sonra da kendimi yeni sayfa açma mecburiyetinde gördüğüm için <strong>bir anka kuşunun küllerini taşımak misali ülkeyi bile terk ettim</strong> ), onlarsa piyasada <strong>kendilerini külkedisi ilan etmişler</strong>, külkedisini oynuyorlar, misyonluk iş yaptıklarını, <strong>tarih yazdıklarını</strong> söylüyorlar..</p><p><strong>Bu patolojik psikolojiler genel olarak Hecate ve Medusa’dan gelir,  Medusa da Poseidon tarafından sömürülmüştür</strong>, kardeşleri arasında <strong>ölümlü</strong> olmakla cezalandırılmıştır, o da delirir: hem <strong>ölümlü</strong> olmayı, hem <strong>anne olacak olmayı</strong> tolere edemez..<br>Tekrar ölümsüzlüğe kavuşmak ister, her yolu denemeyi göze alır, kendini 40’a böler, kafasını loğusadaki 40 gün için 40 kazaya/haramiye karşı <strong>40 yılanla</strong> donatır, gözlerini <strong>ona yaklaşamasınlar diye</strong> bakanı <strong>taşa çevirecek</strong> şekilde değiştirir..</p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/A4EC2479-2BFD-4FE2-A700-4685002AD907.png" width="1024" height="1536" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0273.jpeg" width="1703" height="2272" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0274.jpeg" width="515" height="767" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div></div></div><figcaption>Harry Potter'daki Slughorn'un gerçekte erkek değil de bir de kadın olduğunu, meşhur Oz Büyücüsü'nün o olduğunu ama Medusa'nın, Circe'nin, Voldemort gibi çocukların zaafına denk geldiğini düşünün..Cem Karaca da demiş ki 'namus belasına'..</figcaption></figure><p>Bu bilgiyi de hasta yatağımda tarihi araştırmalar yapamadığım için kanıtlayamıyorum ama yıllardır gördüğüm <strong>tarihi vizyonlar</strong> üzerine yorumlayacağım, o Medusa göz meselesini de, <strong>Kahinliğin Tanrıçaları</strong>’ndan biri olduğu için, <strong>Ay Anne</strong>’lerden biri olduğu için, <strong>Phoebe Ana</strong>’dan almış olabileceğini düşünüyorum..<br><br>Harry Potter’da <strong>Slughorn ve Voldemort</strong> arasında yaşanan zaafın gerçekte <strong>Phoebe ve Medusa</strong> arasında yaşanmış olabileceğini düşünüyorum; çünkü <strong>Ay</strong>, Venüs için <strong>‘arı’lığın</strong> sembolüdür, <strong>Theia’dan gelir</strong> ( Theia annenin ne yaşadığını bilmiyorsunuz ), o soydan gelen kadınlar için ‘<strong>iffet</strong>’ çok önemlidir, Medusa da ne yazık ki <strong>Callisto</strong> ( <strong>İnci Küpeli Kız</strong> odur) gibi sömürüye uğramıştır ve cezalandırılan kadınlardan biri olmuştur.. <br><strong>Phoebe’yi “bak sömürüye uğradım ya, bir daha kimse bana yanaşamasın Phoebe Ana” diye kafalamış olabileceğini düşünüyorum</strong>..<br>Meşhur <strong>Oz Büyücüsü</strong>’nün de <strong>Phoebe</strong>’den geldiğini düşünüyorum.. <br><strong>Ben onu gördüm</strong>, biz karşılaştık yani, şimdilik özelimde tutacağım, gördüğümde <strong>Oz Büyücüsü</strong> olduğunu anladım ama <strong>Phoebe Ana</strong> olabileceğini sonradan fark ettim, nasıl biri olduğu bende mevcut şu an yani, <strong>ama Uranüs gibi onu da görselleştirmeyeceğim</strong>, onlara saygım sonsuz, görsele taşımayı düşünmüyorum..</p><p><strong>Pinokyo</strong> isterse hikaye olsun, <strong>eğer gerçek çocuk olmak istediyse o da Phoebe’nin yolundan geçmiştir</strong>, nasıl bir karakter olduğunu anlayın diye örnek veriyorum..Yeryüzünün karakterlerini, gizemlerini bilin diye..Çünkü o onun için <strong>Ay Anne</strong>’lerden biridir..<br><strong>Medusa da zaafına gelmiş olabilir diye düşünüyorum..</strong><br><strong>Medusa’nın ne kadar korkular aleminde, anksiyeteler içerisinde, nasıl bir namus travması ve ölüm korkusu yaşadığını bilin</strong>, narsisistlerin anksiyetelerinin kökenlerini bilin..</p><p><strong>Ve Medusa’nın sonu size çok şey söylüyor:</strong><br>-Önce bir, uzay kanunudur hiçbir şey <strong>sır kalmaz</strong>, yani bu anlamda Medusa’nın sonunu <strong>Allah</strong> yazmıştır.. <br>-Sonra iki, kahraman <strong>Perseus</strong>, <strong>‘Zülfikar’</strong> ile dehşet saçmış başını alır ve boynundan 2 parça kopar:<br>-<strong>biri oğludur</strong>, yani <strong>meğer anne olmaktan o kadar korkuyormuş</strong>, <strong>en büyük korkusu o imiş, sırrı açığa çıkar</strong>;<br>-diğeri kanatlı bir attır, <strong>Pegasus</strong>’tur, yani o karanlık taraf, o korkular aleminde, anksiyeteler içerisinde olmak o kadar dayanılmaz, buhranmış ki, <strong>en Şeytan bile</strong> bir gün <strong>sema’ya kavuşacağı, aydınlığa, feraha kavuşacağı günü</strong> beklermiş, <strong>Allah Baba size bir şey söylüyor</strong>..<br><br><strong>Perseus’un hikayesinin detayları da önemli</strong>, oradaki detayları da iyi okuyun, öyle dan dun “<strong>hadi ben şimdi kahraman olayım</strong>” diye çıkmıyor Medusa’nın karşısına..Zaten <strong>emir büyük yerden</strong> çaresi yok, bir o antik Yunan Tanrıları akıllı, <strong>madem bu kadar güçleri varmış</strong> kendileri neden çıkmıyor Medusa’nın karşısına di’mi, Perseus’u yolluyorlar ve Perseus düşmanının özelliklerine karşı donatılmıştır, <strong>donanarak gidiyor</strong>, Medusa’nın gücü olan her şeye karşı bir koruma kalkanı vardır: <strong>görünmezlik pelerini</strong> vardır, <strong>uçan sandalı</strong> vardır, taşa dönmesin diye <strong>ayna gibi parlak kalkanı</strong> vardır ve yılanların en büyük korkusudur, kılıcı, <strong>Zülfikar’ı vardır</strong>..Medusa ve yılanlar kastre edilmekten korkuyordur, <strong>korktuğu başına gelir</strong>, kastre edilir..<br><strong>Açığa çıkmaktan korkuyorlardır</strong>, korktuğu başına gelir, bütün sırları açığa çıkar..<br><br><strong>Güney Düğümü,</strong> <strong>Hecate</strong> başta olmak üzere, ahlak bekçisi, yargılayıcı, sırlar içindeki Saturn çetesi, <strong>hiçbir zaman güttüğü planı bırakmaz</strong>, sizi materyal kazançlar üzerinden <strong>kısır döngüye alırlar</strong>, çünkü <strong>bütün uzay hak üstünedir</strong>; bir kere <strong>haksızlık</strong> etmeye başladınız mı ellerine düşersiniz zaten; bir kere <strong>suç işlediniz</strong> mi ellerine düşersiniz zaten..<br>Ve matematikleri de budur: ‘<strong>musallat</strong>’ olurlar, '<strong>diş</strong>' geçirirler, bırakmazlar, isterse hücresel boyutta düşünün, isterse global boyutta..<br>Kaybeden anksiyetesini, ölüm anksiyetesini en güçlü şekilde yaşadıkları için <strong>güç kaynaklarını kaybetmek istemezler</strong>, elinizi verirsiniz kolunuzu kaptırırsınız..</p><p><strong>Bir kere o karanlık yola düştünüz mü bedeli her zaman olur</strong>, uzayda hak tecelli eder..<br><strong>Allah Baba da o yüzden saçını başını yoluyordur, o haramiliğe düşmeyin de, bunların düzeni bozulsun..</strong><br>Nasıl haksızlıklara sebep oluyorsanız tekrar tekrar dünyaya gelirsiniz, Güney Düğümü de keyif içinde “<strong>biz işimizi görüyoruz</strong>” diye düşünür, kaza vermeye fırsat bulurlar, çalacak zaman/hayat bulurlar; <strong>aşağılık kompleksi tayfa olarak planları ‘ayaklar baş olsun’</strong> istedikleri için, ayaklar baş olana kadar da durmak istemezler, intikam yeminleri de “siz de <strong>çekin</strong>”dir..<br><strong>Siz de onların yaşadığı cehennemi yaşayasıya kadar durmak istemezler</strong>..<br><strong>Olur da cehennemi yaşayacak olursanız</strong>, <strong>aşağılık kompleksi kazanmış</strong> demektir:<br>“<strong>Ee tamam hak ettiler, bize bu kadar hak verip, insanlıktan çıkarken düşünselermiş, biz size onların günahkar insanoğlu olduğunu, kötülük tohumları olduğunu söylemiştik; ulu, yüce, ari soy ve en haklı olan biz Güney Düğümü Konseyiyiz”</strong> diyeceklerdir..</p><p>Kafaları budur, matematikleri budur..</p><p>Hayata nefret ve depresyon duymaya, intikam yemini içmeye, onları ne yaraladıysa sizi onlarla yaralamaya, zayıf buldukları bedenler üzerinde dünyaya dehşet saçmaya devam ederler..</p><p><strong>Kutsal olan</strong>: kendinizin yaşamak istemeyeceği şeyi başkasına yaşatmazsınız, kendinizin ezildiğini söyleyip de başa gelip binlerce, milyonlarca hayatı katletmezsiniz (!); eğer bu yeryüzünde yaşadığınız bir acı varsa başkası da yaşamasın istersiniz, onun için hukuki bir şekilde, akli meleke ile mücadele edersiniz..<br>Tarih yazmak da budur..</p><p>Narsisistlerse, kazalara kapı olmakta başta gelirler, <strong>yani ellerini Güney Düğümü’ne yarayacak kötülüklerle kirletenler narsisistlerdir</strong>, Medusa’dan beri bu böyle..<br><br>Suçluluk psikolojisi yaşarlar, o psikolojiyi <strong>normalleştirmek</strong> için gerçekten insanlık suçlarını da işlerler; içten içe hep “<strong>kötüyüm ben kötü</strong>” psikolojisi yaşarlar ve aslında gerçekten Güney Düğümü’ne o hizmeti de yapıyorlardır; orada da kalmaz işte <strong>Nurullah-Devran örneğinde olduğu gibi, bir de yancıları vardır, birilerini de kendilerine adam/maşa seçerler</strong>..<br>Ya da narsisist liderlerinizin örnek olsun, kim bilir kapalı kapılar ardında hangi birtakım gölgelere maşadırlar, uzaya gelene kadar, bir de daha kendi aşağılık komplekslerine maşa kitleler yaratırlar..<br><strong>Şizofren ve akli dengesiz bir şekilde de kendilerini ilah ilan ederler..</strong></p><p>Şeytan’ın, Circe’nin arzusu da budur, <strong>iktidarı ele geçirmek</strong>, Güneş’i yani en büyük güç kaynağını ele geçirmek, o zaman kimse onlara bir şey yapamaz di’mi?<br>Halbu ki ayaklar baş olursa, uzayınızın gerçek <strong>sağlayıcıları Kuzey Kolonu’dur, Güney Düğümü’nün maşası olmayacaklardır</strong>, hem <strong>başsız</strong> kalırsınız, hakkınızı koruyacak ve sürdürülebilir olmayı sağlayacak hayatlar kalmaz, hem de güneş sisteminiz bile düşer..</p><p><strong>Ez cümle karanlık kaybeder, karanlığa uyanlar kaybeder</strong>..</p><p><strong>Omurganızı boşuna kaptırmayın</strong>; Sır-At’ta geçerli olacak olan size zaten verilmiş omurgayla <strong>omurgalı</strong> yaşamış olmanızdır; tiyatrosuna, akli melekesine güvenilir olmaktır..</p><p><strong>Hiçbir devlet otoritesi de halkına omurgasız yaşamayı ve aşağılık kompleksine yenilmeyi, ahiretliğinden olmayı, cehennemi yaşamayı dayatamaz</strong>..</p><p>Bu iktidarı ele geçirme mevzusu da eril değil, <strong>dişi bir patolojidir</strong>, Hecate’ın da, Medusa’nın da, Circe’nin de, Medea’nın da özünde yaşadığı budur: <strong>en doğru, en yüce, en haklı kadın</strong> olmak arzusu; yani aslında ‘<strong>babanın en gözde partneri</strong>’ olmaya çalışma arzusu, babaya bak ben neler yapıyorum diye kendini kanıtlama, onaylatma arzusu..Daha patolojik olamaz tabi ki de..</p><p>Narsisistler de, <strong>isterse düzgün aile birlikleri içinde iyi annelerden doğmuş olsunlar</strong>, kendilerini sevilmeden dünyaya gelmiş, atıl çocuk olarak görürler, nasıl Medusa kardeşlerinden ayrı muamele görmüş, nasıl Circe adaya atılmış, hayata güya ‘<strong>baştan yenilmişlerdir</strong>’ ve <strong>3 yaştan beri ağır depresyondadırlar</strong>: “bu anne bana bunu nasıl yapar”, hayata dair güya depresyonları ağırdır ve o depresyonu da <strong>başkalarına da yaşatmak</strong> isterler..</p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/4F788CB4-FCF4-474A-A67E-88454C4C4A0A.png" width="1122" height="1402" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/94ABAA19-27B6-4A78-862E-9FA8A3E331DE.png" width="1122" height="1402" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/2A655F3D-72B5-4075-850D-963BA520A513.png" width="1122" height="1402" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div></div></div><figcaption>Kendimi AI'da antik zamanlardaki Andromeda yapmaya çalıştım, ortaya bu görseller çıktı :) Biliyorsunuz tokasız çıkmam, meydan muharebesi bile olsa..Sizin Küçük Kara Balık..Mihrimah 1, ben 2 :)</figcaption></figure><p>Nurullah ve Devran’ın ortaya koyduğu o kısa film, hem başlıkta, hem içerikte <strong>‘hayata’, yaşamaya</strong>  dair <strong>nefret söylemidir:</strong><br><strong>Hayatın onuru bendim, doğum günüm bile 21 Mart</strong>, <strong>matmazel bendim ve görmediğim şiddet kalmadı</strong>..Filmin adı da <strong>onun itirafıdır</strong> zaten, sizi sokak ortası kullanıp bırakmak Nurullah Eren’e o kadar keyif verir ki saatlerce matmazel dediği kadına “<strong>iyi hadi yallah aşağılık</strong>, benden uzak dur, ben kaçarım matmazel” der, hem de öyle bir keyif alır ki, bir de ekler, “waow ne güzel söyledim öyle, <strong>ağza çok iyi geliyor</strong>, ben bunu gidip kullanayım” ve gerçekten de ‘<strong>kendi Nurullah projesine</strong>’ slogan yapıp, bir de yıllarca obsesif bir şekilde kullandığını öğrenirsiniz..</p><p><strong>Aynı söylemde olduğu gibi, sizin onurunuza, hayatın ve bütün genç kızların onuruna en ağırından bir topuk gelir</strong>..Kader de bu ya, hem de <strong>Kuşkonmaz Yamacı’nda</strong>, <strong>İstanbul’un kanatlarını kırdığınız için kuşların bile konmadığı o Üsküdar Sahili’nde..</strong></p><p>Binlerce yıldır birçok ulu insan <strong>o kanatları</strong> ve <strong>İstanbul’un onurunu iade etmek için mücadele eder</strong>, tarihi böyle yazmak ister, Hazerfen Çelebi gibi, Nurullah ve Devran ise tam tersi keyif içinde “biz misyonluk iş yapıyoruz, tarih yazıyoruz” diye bile isteye o kanatları tekrar tekrar kırarak geri alırlar..</p><p><strong>Daha sayıyla 5 dakika önce</strong> karşı tarafın gün içerisindeki tutumuna <strong>güvenerek</strong> bütün kalkanlarınızı indirmişsinizdir, saatlerdir iki sevgili tekrar buluşmuş gibi davranıyordur, Kız Kulesi’nin karşısındasınızdır, İtü’de Mimarlık okuduğunuz için, siz de bir ‘<strong>Mihrimah</strong>’ olduğunuz için, önce <strong>Mimar Sinan’ın Mihrimah aşkından</strong> bahsetmişsinizdir, Mihrimah Cami’nin hikayesini anlatmışsınızdır, sonra <strong>Kız Kulesi Aşıklarını</strong> anlatmışsınızdır ( ‘<strong>senede bir gün</strong>’ demişler ), sonra da prensesin başına gelenleri..<br>Meğer <strong>Şeytan Ayrıntıda Gizli'ymiş</strong>, Allah bile bebek masumdur demiş, yine de Güney Düğümü Konseyi ahlak bekçiliği ile kadının soyuna kafayı takmıştır, bebeği de ölsün isterler, soyu tamamen kurusun isterler, "<strong>bu bebeği bir yılan öldürecek diye üzerine kehanet koyarlar"</strong>, çaresizce prensesi kuleye kapatırlar ( su içene yılan bile dokunmaz misali ), ama <strong>Şeytan sinsidir..</strong> <br>Şeytan ayrıntıda gizlidir, herkes devcileyin bir yılan beklerken, yılan bir meyve sepetinin içinde içi kurtçuklu meyve olarak kuleye gelir ve <strong>prensesin içine kurt düşer</strong>, onu içten içe yiyerek bitirir..<br>Siz de göremediğiniz ama kendinizi tehdit altında hissettiğiniz bir durum yaşarsanız istemsizce “<strong>içime kurt düştü</strong>” dersiniz..<br></p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0282.jpeg" width="1000" height="1427" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0283.jpeg" width="506" height="684" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/05/13A5463C-AA67-4829-9F9D-805F9686965E.png" width="1023" height="1537" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"></div></div></div><figcaption>İstanbul'un Kanatları..Birçok tarihçi, ozan, tiyatrocu, şair, yazar, yönetmen onurunu iade edin diye umut eder..Yüzü normalde, gerçekten söylemesi çok ilginç biraz Beren Saat'i andırıyor, ama oyuncumuz tuhaf karşılayabilir diye AI'da o şekilde görselleştirmedim..Kadın melek olmuş, Allah ve uzay onu öyle bilmiş, ışıklar içinde ışık saçıyor..</figcaption></figure><p>Daha 5 dakika önce karşı tarafın tutumuna güvenerek bunları anlatıyorsunuzdur, <strong>5 dakika sonra</strong> o meşum Kuşkonmaz’da, “iyi hadi yallah aşağılık, benden uzak dur, ben kaçarım matmazel, waow çok iyi söyledim”..<br>Daha o <strong>Groundhog Day</strong>’den çıkamadınız, çoktan iade etmiş olmanız gereken İstanbul’un kanatlarını iade edemediniz, bu yeryüzünün <strong>en kutsal hayat ağaçlarından biri</strong> İstanbul’dadır ( gerçek tarihi bilgi ), daha bir de o kutsal İstanbul’un kutsal ağaçları yerinden sökülüyor olacak ve Nurullah Eren’in tüm bunlar yaşanıyorken <strong>güç zehirlenmesinin arkasındaki</strong> en büyük ego kaynağı radikal dinci rejim ile olan bağları olduğu için, keyif içindeki header’ı da:<br> “<strong>İnşaat Ya Resulullah</strong>” olacak.. <br>Bir de onlar <strong>kuhbedenmiş</strong>..<br><br>Sevgilerimle,<br>Zoey/Andromeda<br><br><strong>dip not</strong>: bu metinle bağlantılı olarak <strong>Ben Kaçarım Matmazel</strong>'i daha henüz <strong>Maraş Saldırısı </strong>yaşanmamışken ilk eleştirmeye başladığım, ama Furkan Bölükbaşı Nurullah Eren'in liseden arkadaşı olduğu için, beni sözlükten bile atmalarına ve defalarca susturulmak istenmeme sebep olmuş diğer eleştiri yazımı da blogtan okuyabilirsiniz:<br><strong><a href="https://www.neptunianclouds.com/2026/04/01/ben-kacarim-matmazel-uzerine/">Ben Kaçarım Matmazel Üzerine İlk Eleştirimdi -&gt;</a></strong></p><p><strong>dip not 2</strong>: Neden bu metni <strong>Andromeda mahlası</strong> ile yazmak istediğimi de söyleyim: <strong>Andromeda</strong> bu yeryüzünde <strong>Medusa</strong> ile en hazırlıksız yakalanmış yüzlerden birisidir..<strong>Perseus</strong>'un bile dönemin Antik Yunan Tanrıçaları tarafından sağlanmış bir yığın kalkanı varken, Andromeda savunmasız ve bir başınadır; hem 6 yıldır yaşadıklarımla hem de genel olarak yaşadığım hayat hikayesi ile onunkini çok bağdaştırdığım için bu metine özellikle onun adını seçtim..<br>Öz hayat hikayemde <strong>sizlerin bilmediği</strong> daha çok detay var; mesela doğumumdan önce <strong>babamın rüyasına girilerek</strong> ailemin uyarılması, ama onların yine de Allah'ın '<strong>özel çocuk</strong>' dediği çocuğa bile yıllarca kendi narsisistlikleriyle <strong>aile içi şiddet</strong> uygulamaları gibi..Ben konuştukça belki derdim, kelamım daha anlaşılır olacaktır..<br> <br><strong>dip not 3:</strong> Çok basit ve özet de olsa metinde ismi geçen bazı <strong>Antik Yunan karakterlerinin</strong> arasındaki ilişkiyi gözünüzde daha iyi canlandırın diye bu diagramda özetle göstermeye çalıştım..Diagramda <strong>Hecate,</strong> <strong>Medusa</strong>'dan küçükmüş gibi görünüyor ama değil, tam tersi, <strong>Medusa</strong> onun boyunduruğu altında, aynısı <strong>Circe</strong> ve yeğeni <strong>Medea</strong> için de geçerli..<br>Diagramdan da görebileceğiniz gibi <strong>Phoebe Ana </strong>(Ay Anne'lerden, kahinliğin tanrıçalarından ), <strong>Apollo</strong> ve <strong>Artemis'in büyükannesidir</strong>..Mesela Medusa ve Hecate'ın da <strong>büyük üvey teyzesi</strong> gibi bir şey olmuş oluyor..<br><strong>Apollo</strong>, Güneş'in Tanrısı olarak kabul edilir, <strong>Artemis</strong> de Ay'ın, bu konuda yazmaya devam edeceğim, tabi ki aile ağacında öncesi ve başka karakterler de var..</p><figure class="kg-card kg-image-card kg-card-hascaption"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/05/IMG_0587-1.jpeg" class="kg-image" alt="Bir de Andromeda’dan Dinleyin"><figcaption>Medusa, Phorcys ve Ceto'nun 3 Gorgon kızlarından birisidir; Stheno ve Euryale'den ayrı olarak o Posedion'dan hamile kalır ve ölümlü olmakla cezalandırılır..Bu tabi ki daha birçok kardeşi olan bu aile ağacının çok küçük bir bölümüdür..Sadece Hecate, Medusa ve Phoebe Ana'nın nerede bulunduğunu özetle göstermeye çalıştım..Perseus'un annesi de Zeus'un başka eşlerinden birisidir, dönemin tanrıçalarından birisi olmasa da Argive Prensesi'dir ve oğlu Perseus'un da yarı-tanrı konumunda ve gücünde olduğu söylenir; Medusa'nın başını alınca kahraman ilan edilmiştir..</figcaption></figure>]]></content:encoded></item><item><title><![CDATA[23 Nisan’a bir Küçük Kara Balık Notu]]></title><description><![CDATA[<p><strong>Ekrem İmamoğlu</strong>’nun <strong>Küçük Kara Balık</strong> paylaşımından etkilenerek bir şeyler eklemek istiyorum..<br>Biliyorsunuz bir <strong>Küçük Kara Balık da benim</strong>, hikayemin detayları masalda anlatıldığından farklıdır, o küçük kara balık bu kıyıdan o kıyıya sürükleniyorsa, <strong>çok gururludur,</strong> sürekli kendini saygısızlığa, art niyete, yanlış anlaşmalara maruz kaldığı bitmeyen olaylar silsilesinin içinde bulur, <strong>o</strong></p>]]></description><link>https://www.neptunianclouds.com/2026/04/23/23-nisana-bir-kucuk-kara-balik-notu/</link><guid isPermaLink="false">69ea00469d07f1000133f55a</guid><category><![CDATA[The Earth]]></category><dc:creator><![CDATA[Neptunian Clouds]]></dc:creator><pubDate>Thu, 23 Apr 2026 11:30:02 GMT</pubDate><media:content url="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/C746A10C-0449-47D0-93CB-F35EFC3FBCEC.jpeg" medium="image"/><content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/C746A10C-0449-47D0-93CB-F35EFC3FBCEC.jpeg" alt="23 Nisan’a bir Küçük Kara Balık Notu"><p><strong>Ekrem İmamoğlu</strong>’nun <strong>Küçük Kara Balık</strong> paylaşımından etkilenerek bir şeyler eklemek istiyorum..<br>Biliyorsunuz bir <strong>Küçük Kara Balık da benim</strong>, hikayemin detayları masalda anlatıldığından farklıdır, o küçük kara balık bu kıyıdan o kıyıya sürükleniyorsa, <strong>çok gururludur,</strong> sürekli kendini saygısızlığa, art niyete, yanlış anlaşmalara maruz kaldığı bitmeyen olaylar silsilesinin içinde bulur, <strong>o ne kadar altın kalpli, içten iyi niyetli ise maneviyatı o kadar kötüye yorulur, o da gururundan bu köşeden o köşeye savrulmaya başlar, en son bir umut okyanus’un derinliklerine sessiz bir yolculuğa çıkar</strong> ( Eşim olmasa zaten sesimi hiç duyamayacaktınız bile, herkes arkamdan diyecekti ‘<strong>ya bir küçük Zoey vardı gördün mü</strong>’, vala bilmiyorum en son şurada bir şeyler konuşmuştuk bir daha görmedim..Oradan oraya, o insan grubundan, bu saygısızlığa, gururumdan uzaklaşa uzaklaşa, siz hiç beni duyamacaktınız bile )</p><p>Küçük Kara Balık’ı bugüne kadar edebiyatta en zengin içeriklerle <strong>Reşat Nuri Gültekin, Çalıkuşu</strong>’nda anlattı, daha önce örneği yoktur..<br><strong>Dünya yangın yeri,</strong> ‘<strong>Kültigin/Gültekin</strong>’ herhalde geldik o meşum sona demiş, herhalde artık kıyamet kopuyor demiş, meğer işte o kadar <strong>vatanpervermiş</strong> ki, o zaman bu Türk halkı ahiret kapısında neyin geçerli olacağını, Sır’at’ı nasıl uçabileceğini bilsin demiş, <strong>o küçük kara balık’ın masumiyetinin ve gururunun ne demek olduğunu, o kız çocuğunun onurunun ne demek olduğunu bilsin de cennete kavuşsun demiş</strong>; yeryüzünde ilk kez <strong>Enkidu’nun Günlüğü</strong> sayılabilecek o kutsal eseri yayınlaşmış..<br>Sizler <strong>Sır’At’ın omurgası</strong> ne bilin diye, <strong>cennetin kapısına kavuşabilin diye</strong>, öyle bir vatansevermiş yani..</p><p>Mimarlık okudum ama çocukları çok severdim, liseden beri <strong>TEGV’de eğitim gönüllüsüydüm</strong>, kurucusu <strong>Suna Kıraç</strong> da benim yeryüzü meleğimdir, hastalığımda da kader benzerliği yaşadığımızı hissettim, onu anmadığım gün yok gibi bir şeydir..Eğitim gönüllülüğümü yıllarca sürdürdüm; <strong>Çalıkuşu da o çocuklara gönülden annelik yapar, öyle şefkatlidir</strong>; çünkü bu yeryüzünde az buçuk insansanız kendi yaşadığınız acıları başkaları yaşasın istemezsiniz; <strong>Çalıkuşu’nun en büyük yarası annesizliğidir</strong>, o da eline geçen ilk fırsatta <strong>bütün Anadolu köylerindeki çocukların annesi olur, daha kendinde yok Munise’yi bağrına basar</strong>.. Hatta insanların art niyetleri yüzünden, onun için üzücü bir şekilde adı bile Hayrullah Bey olan o anlayışlı, olgun, Feride’ye kol kanat germeye gönülden razı hayırlı insanla mecburen evlenmek durumunda kalacağında bile o Kuşadası’ndaki çiftliklerini <strong>kimsesiz çocuklar yuvasına çevirir</strong>, şefkatini paylaşmayı sürdürür..</p><p>Ben şu an ağır hasta olduğum için yazdığım doğum günü notumu ( blogta <strong>‘Tabutta Röveşata’</strong> olarak geçendir ) gözlerimi bile açamadığım yatağımda, o gün de belki ölüm günüdür, bu yeryüzüne bırakabileceğim bir sözüm olsun diye, deyim yerindeyse can havliyle yayınlamıştım, bütün mesaj Şeytan’a uyup kız çocuklarına zulmetmeyin diyedir..</p><p>Doğum günüm 21 Mart’tı, hikayesi <strong>Prensesin Uykusuyum’dur</strong>; <strong>kardelen karın altından geliyorsa, bütün güney düğümü’nün kabuslarını görür de gelir, bütün kış uykusuna yatanların hain planlarını bilir de gelir, ben yandım, başka canlar yanmasın ister, göğe haber uçur, kuşlara, bulutlara haber uçurur</strong>; şarkısını <strong>Redd</strong> söylemiş, <strong>bana gelince hayat neden masalsız</strong>..</p><p><strong>Bana gelince hayat hep masalsız oldu</strong>, hayatımdan detaylar anlatmaya devam edince belki benimki de yeni Çalışkuşu romanı sayılabilecek bir genç kızın gizli defterine döner; bu Küçük Kara Balık’ınkinde ne yazık ki sevimli detaylar yok, ne yazık ki kurgu roman, hikaye değil, ben bu yeryüzünde bu kötülükleri gerçekten yaşadım..</p><p>Nerede sizlere atalarınız, bu vatanperver yazarlar ve Atatürk gibi kutsal liderler tarafından “<strong>kız çocukların değerini bilin</strong>, eğitin, okutun, kendi ayakları üzerinde hayata tutunabilmelerini sağlayın, şiddet uygulamayın, hepsinin en azından aynı <strong>Feride</strong> gibi onurlarını koruyabilmek adına bir diplomaları olsun”, denmiş olması; nerede ülke bile tam da bizler için kurulalı bir asır olmuşken, benim okurken ve çalışma hayatımda <strong>Taşkışla’dan mimarlık ofislerine yaşadığım kan dondurucu bullyingler, sözlü yazılı tacizler, gördüğüm mobbingler..</strong><br><strong>Hakkımla girdiğim İTÜ Mimarlık’tan, hem de yıllar sonra öğreneceğim meğer onur öğrencileri de benmişim, not ortalamam bile 3.40’mış, o çocuğu eze eze, her gün onuruna dokuna dokuna, doğrudan hakaretlere maruz bıraka bıraka, neredeyse diplomasını bile alamayacak, meslek sahibi bir kız çocuğu olamayacak hale getirilmiş olmak</strong>..<br>Hatta hayatını bile yaşayamayacak hale getirmek..<br>Çok zulm ve kötülük gördüm, nefes aldırmadılar; bazen en ağır tondan eleştiriyorsam, <strong>başka kız çocukları yaşamasın, diyedir; umuttur bu eleştirileri yayınlamak</strong>..<br><strong>Kardelen de odur, bana gelince hayat masalsız ama siz bu çocukları masalsız bırakmayın..</strong><br><strong>Bir toplumun gencinden umut edemezseniz, artık bir şey söylemenin manası kalmıyor..</strong><br><br>Bugüne notum:<br><strong>Kız çocukları üzerindeki şeytani ellerinizi, şeytani pazarlıklarınızı, şeytani kıskançlığınızı, hasedinizi, fesadınızı, sapıklığınızı, psikopatlığınızı çekin!</strong><br>Bu, <strong>%100 bilimsel uzay bilgisidir</strong>:<br>Bir dünya kız çocuklarının ve anne sağlığının değerini ne kadar iyi bilirse, Doğa Ana’nın değerini ne kadar iyi bilirse, <strong>ancak o zaman sürdürülebilir olur</strong>, ancak o zaman ışık, nefes, sevgi, güzel, iyilik içinde, şifa içinde, huzurlu, ferah, sulak, verimli, bereketli yarınlara kavuşabilir..<br><strong>Sürdürülebilir olan Kuzey Düğümü’nün Venüsü’nden gelir</strong>, o zaman Venüs’ün onurunu sürdürmeyi sürdürün..<br>( Bugünü en önce Ayla Kara öğretmen ve öğrencileri için, sonra da bu kara cahil rejim yüzünden yok yere kaybedilen Arda Sel gibi çocuklarımız için anıyorum, Allah onları bağrında masalsız bırakmasın..)<br><br>Sevgilerimle,<br>Zoey</p><figure class="kg-card kg-image-card kg-card-hascaption"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/C746A10C-0449-47D0-93CB-F35EFC3FBCEC.png" class="kg-image" alt="23 Nisan’a bir Küçük Kara Balık Notu"><figcaption>Behrengi bu yeryüzüne düşmüş en kutsal yazar tanelerinden biriydi, korkunç sevgi ve saygılarımla..</figcaption></figure>]]></content:encoded></item><item><title><![CDATA[40 Satır Üzerine Çay Sohbeti]]></title><description><![CDATA[<p>40 Satır diyince anlaşılmıyor, biraz daha maddeleyim istedim, bazıları tekrar gelebilir, kusuruma bakmayın:<br><br>-<strong>Ayaklar baş oluyor demektir</strong>, yani uzayınızın ayak tarafı, karanlık tarafı, akli dengesiz, şizofren, psikopat, kaçık, narsisist, egosundan, güç zehirlenmesinden şaşırmış, ‘gang’ yapılanmasını bir halt sanan ordadır, o zaman siz de narsisistliği azıya alıyorsunuz demektir, anlayışı, sevgiyi,</p>]]></description><link>https://www.neptunianclouds.com/2026/04/22/40-satir-uzerine-cay-sohbeti/</link><guid isPermaLink="false">69e900259d07f1000133f4c8</guid><category><![CDATA[The Great Dark Spot]]></category><dc:creator><![CDATA[Neptunian Clouds]]></dc:creator><pubDate>Wed, 22 Apr 2026 17:18:06 GMT</pubDate><media:content url="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0174.jpeg" medium="image"/><content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0174.jpeg" alt="40 Satır Üzerine Çay Sohbeti"><p>40 Satır diyince anlaşılmıyor, biraz daha maddeleyim istedim, bazıları tekrar gelebilir, kusuruma bakmayın:<br><br>-<strong>Ayaklar baş oluyor demektir</strong>, yani uzayınızın ayak tarafı, karanlık tarafı, akli dengesiz, şizofren, psikopat, kaçık, narsisist, egosundan, güç zehirlenmesinden şaşırmış, ‘gang’ yapılanmasını bir halt sanan ordadır, o zaman siz de narsisistliği azıya alıyorsunuz demektir, anlayışı, sevgiyi, empatiyi, sempatiyi, manevi güzelliği, hatta genel olarak iyilik ve güzellik halini, sosyal dayanışmayı kaybediyorsunuz demektir, üstüne Aydınlık Kuzey Düğümü’nü de kaybediyorsunuz demektir, <strong>başlar madem çok biliyormuşsunuz, buyrun görelim der, bu kadar pisliğe elini bile bulaştırmadan çeker gider</strong>, Allah’tan değil, mikroplardan merhamet dilenecek dünyaya kalırsınız..</p><p>-Ayaklar baş oluyorsa, <strong>korkulardan, nefretten, kinden, stresten, huzursuzluktan, acıdan besleniyorlardır, Kuzey Düğümü, aydınlık taraf fiziken de yetersiz kalıyor demektir, o zaman yaşama umudu olacak şeyler değil, korkular, anksiyeteler gerçekleşmeye başlar</strong>..Umduğunuzu değil, korktuklarınızı yaşamaya başlarsınız, korkular, stresli şeyler başınıza gelmeye başlar..<br>Kendileri ne kadar dehşet içindeyse, nefret, mutsuzluk içindeyse, size de onu yaşatmak isterler, <strong>hayat tabi ki bunun içinden geri çekilecektir</strong>, o zaman da sürdürülebilirlik için tanrılar kurban istiyor kafasında, <strong>artık kan da içerler, kız çocuğu da isterler, birilerini de doğrarlar, aklınıza gelebilecek her türlü sapıtmış karanlık fikri koyun</strong>, sürer mi sürmez, acı çeke çeke, tükene tükene bitersiniz..<br><strong>Birileri acıdan, ezilmişlikten, sömürüden keyif alıyorken, diğer yandan milyonlarca canlının süründüğü hayat, hayat değildir, dünya dünya değildir!</strong></p><p><strong>Sizi korkularınızla, bilinçaltınızla, kabuslarınızla, rüyalarınızla yönetmek isterler, ve bunu da yapmaya başladılar şu an zaten</strong>, yeni çıkan birçok teknolojik yazılımda sizin gözlerinizden, bakışlarınıza, parmaklarınızdaki sıcaklığa, eğer yükleyip kullanıyorsanız not tuttuğunuz, rüya bilgilerinizi vs girdiğiniz uygulamalara, yıldız haritası vs okumalı programlara, paylaştığınız paylaşımlara, bu bilgileri de ele geçirip, iyice herkesi tek tuştan kendileri yönlendirip, yönetmek istiyorlar..<strong>Bilgisayarı istatistiğin onuru için, kitle yönetim veritabanı olarak kurgulamaya devam ediyorlar, sonu hayırlı olmayacak</strong>, bugün ne ekerseniz yarın onu biçersiniz..</p><p>Bu boş ahkam ya da anksiyete değil, <strong>sadece 10 sene içerisinde geçirdiğiniz dönüşümü gözünüz görmüyor</strong>, çok uzun sürmedi yani..<br>Hayatta işim olmaz ben sosyal medyada içerik üreticisi değilim, oturayım Allah’ın kelamını şu platformdan anlatmak zorunda kalayım, insanlar burada diye mecburen sesimi duyurabileceğim muhattap arıyorum, sokakta yazıp anlatmaya kalksam karşıma gelecek insan yok..<br>O ekranlara oynayanlar da tamamen ekran kölesi, bağımlısı olmuş, reklam kölesi olmuş, pirincin taşı da ayıklanmıyor, istedikleri kadar segment açsınlar <strong>bu kadar kitleyi ekran aracılığıyla yaşatmaya çalışmak kaostan geçilmiyor..</strong><br>Saçma sapan kalitesiz, tarihi değeri bile olmayan sunumlar içerisindeler, <strong>gülmek bile giderek plastikleşiyor, tiyatro giderek anlamını, dokunulur olmayı kaybediyor..</strong><br><br><strong>Hayat 1 günse</strong>, o da bugünse, siz çok değil 3 gün sonra sileceğiniz ya da boş bir şekilde geride kalacak içerikler için <strong>bütün gününüzü ekrana taşıyorsanız</strong>, 3 gün sonra da şunu sileyim, yeni içerik yükleyim, ya da bu doldu artık atayım, ya da bu sıktı yeni platforma geçelim diyorsanız, <strong>hangi tarih yazmak artık?</strong>..<br><strong>Bu içerik çöplüğünü miras bırakamazsınız</strong>..<br>Miras olacak eseri de ya bastırmıyorlar ya da artık alıcısı yok..<br>Devir değişiyor da, <strong>işte sağlıklı değişmiyor</strong>, sıkıntı orada, tarihi sağlıklı akışta yaşamak demek, bugün bütün Türkiye Varlık Dergisi okuyor olurdu demek, sizse sosyal medyadan nerden geldiği belli olmayan 2 kuruş bilgeliklerle geçiştiriyorsunuz hayatı..</p><p><strong>Teknoloji, gelişmişlik göstergesi değildir</strong>, hem de böylesi kurgulanan teknolojiler..<br>Ben bugün hukukun son kalan damlasıyla bu notu yazıyorum da, bu kafayla giderseniz 3 gün sonra istediğiniz baba ‘NUTUK’u, hitabeyi kaleme alın karşınızda <strong>insani etten kemikten omurgadan akli melekeden muhattap alabileceğiniz nüfusu bulamayacaksınız</strong>..<br><br>Bu teknolojileri aldıkları akıllar, uzayın karanlık sinek, böcek, plastik, robotik, <strong>hayatların değersiz olduğu dünyalar</strong>, <strong>satılık bir mesele</strong>, kafa da basmıyor, havalarından geçilmiyor, çok eminler herkesi ‘mikrobik’ hale getirip, milyar milyon mikrobu böyle yönetebileceklerinden, <strong>Allah aptal mıymış?</strong><br>( ben sadece teknoloji geliştiren büyük devletlerden bahsetmiyorum şu an burada, ben size bunların akıl aldığı uzaydan bahsediyorum, yani hem dünya hem uzay 2 yerden birden düşünün..)<br>O karanlık mikroplar da size bu teknolojileri verip de “<strong>iyi hadi siz güzel güzel oynayın</strong>” demezler tabi ki de, elinizi verirsiniz kolunuzu kaptırırsınız..<br><strong>Teknolojileri bu kadar şeytani kullanmaya kurgulamasalar iyi hadi ağzımı açmayım da</strong>, o karanlık tarafa bundan daha büyük hizmet edilemez..<br>Allah ya da aklın onuru, akli melekenin onuru olan aydınlık Kuzey taraf da bunların <strong>enayi uşağı</strong> değil..<br>Komple otur dediklerinde otur, kalk dediğinde kalkılsın ablak kitleler istiyorlar iyi hoş da, o 2 papel cehennem çukuru kazacak kadar basan sinek böcek akıllarıyla tabi ki hem yönetemeyecekler, öyle bir güçleri ve matematikleri yok, <strong>hem de çaresizlikten ölüyor olacaksınız</strong>..</p><p><strong>-Allah’ın, Kuzey Düğümü’nün hakkı koruyabileceği sınırları aşıyorsunuz demektir</strong>, o zaman Şeytan iyice azıya alacak demektir, <strong>yani istediklerini harcarlar, istediklerini sömürürler, bu gitsin, bu kalsın, derler, onların onay verdiği yaşasın, diğeri sürünsün isterler</strong>.. Bunu da olgun akli meleke ile değil tabi, nerede ne kadar iyilik, güzellik, umut olabilecek yaşam var onu harcayarak yaparlar; <strong>size, sizi özgürce, aklı ile hür, vicdanı ile hür yaşatmazlar</strong>, kendi dünya programlarınızı sağlıklı bir şekilde gerçekleştiremezsiniz, gerçekleştiremedikçe ölüp ölüp dirilirsiniz, dirilir dirilir ölürsünüz, başka seçenek kalmıyor, üzgünüm açıklamak zorundayım! İnsan ömrü niye bir 70 yıl olsun..Reenkarnasyon var; <strong>tarihi iyileştirene kadar, haksızlığın hakkını yerine koyana kadar tekrar tekrar dünyaya gelirsiniz</strong>; <strong>tamam dünyaya gelmek en büyük umudunuzdur o zaman zaten</strong>, elinizden o umut alınırsa hangi güzel yarınlara kavuşmak?<br><br><strong>Bu dünya eviniz!</strong><br>Cennet tutarsanız da siz yaşayacaksınız, cehenneme çevirirseniz de siz yaşayacaksınız!</p><p>-<strong>Omurgasızlardır</strong>, tutarsızlardır, akli melekeleri sakattır, onlara keyif veren şeyler seviyesizce ve sapıkçadır, nerede duracaklarını bilmezler, <strong>saygıları yoktur</strong>, emekten, haktan anlamazlar, şiddete ve sadistliğe meyillidirler, mazoşist partnerler isterler, hangi akla, kime, neye güvenip, uyacağınızı şaşırırsınız, sömürülürsünüz, harcanırsınız, pazarlanırsınız, sapıtmışlığa maşa edilirsiniz..<br><br><strong>Tarihiniz, kültürünüz, ana diliniz, toplum ve devlet sözleşmeniz öyle bir korunmalı ki</strong>, siz kendinizi bilmelisiniz, <strong>toplumunuz omurgası olan insani değerlerini psikolojik ve genetik olarak korumalı!</strong><br><strong>Kimse zaten bu çukura daha en baştan düşmemeli!</strong><br><strong>Bırakın devlet koltuklarını, sapıtmışlık, ahlaksızlık, etik dışı bozulmuşluklar, olgun akli meleke dışı şark kurnazlıkları için kullanmaya kalkmayı</strong>, medeni, modern anlayış, hukuk zaten kazaları en aza indirecek şekilde oturmalıydı!<br><br><strong>Ahlak bekçiliğinden bahsetmiyorum</strong>, karalamadan, bağnazlıktan, yobazlıktan bahsetmiyorum!<br><strong>İnsani akıl</strong>: sırtınıza <strong>omurga</strong> vermişler, adı <strong>belkemiğidir</strong>, ucunda da küçük beyniniz var, o kafanın parasempatik sinir sistemine, <strong>maneviyatınıza bir sahip çıkın</strong>..<br><strong>Eliniz zaten 10 parmak matematik</strong>, ellerinizde o olgun akli meleke zaten var, en başta say’maktan başlayın, gözünüzün önünde olsun diye o 10 parmak, <strong>unutmayın</strong>!<br><strong>Devlet sözleşmesi ve hukuk memurları</strong>, <strong>topluma aşağılık kompleksiyle yaşamayı dayatamaz!</strong> Kültüründen, ata dede yadigarı binlerce yılın tarihi kazanımlarından çıkmayı, 40 satır’ın onursuz köleleri olmayı dayatamaz!<br>Tarihte görülmemiş saçmalık..<br><strong>Kurgulayan da kaybeder, kafa 2 papel demektir, maşa olan da</strong>..</p><p><strong>Kapitalizmle de açıklayamazsınız</strong>; şu anki çukur artık kapitalizm demeyi aşıyor!<br>Sadece 100 sene önceki ağalar bile bu çocukları nasıl yetiştirelim derdi!<br>30 sene önce futbol toplumların afyonu deniyordu, <strong>bugün stadyuma gidilsin diye yalvaracağız!</strong><br><strong>Bugününüz neyse yarınınız o, karanlık da kafaya bunu kitlemiş, omurgalarınızın peşinde, gözyaşlarınızın peşinde, huzurun, nefes’in peşinde</strong>..<br>Tekrar tekrar toplum sözleşmesi, gelenek, görenek kazandırmak yaşatmak ile uğraşamazsınız!<br>Çoktan toplumunuzun genel anlayış seviyesi bir temele oturup onun üzerine koya koya gitmeniz gerekirdi, <strong>oynama bozarsınız demişler, oynamayın bozarsınız, kafanız 2 papel!</strong></p><p>-<strong>Lüksün sonu yok, ta ki kara deliğe kadar</strong>, boşuna beyinlerinizin disiplinini bunun için kaybetmeyin, kaybettirmeyin! <strong>Şeytan kartlarını kısır döngüye oynar</strong>, bağımlılığa oynar, zevke, şeker’e oynar, bir o akıllı ya, en <strong>‘hidious’</strong> bulduğu matematik budur! Kısırlaşana kadar bırakmaz, <strong>kemiğiniz iliğiniz kurur</strong>, ellerine geçirdikleri güç kaynaklarını da bırakmak istemezler, bunu yerden göğe maddi manevi her şeye uyarlayın..<br><strong>İyi niyeti kaybetmeyin!</strong><br><br>-<strong>Şaşırmışlara Şeytani taraf kolay geliyor olabilir</strong>, tam tersi, onlar sizi zorlar, çaresiz hissettirir, hatta çaresizliğe mecbur eder, ağırlaştırır, yorar, yıpratır, cüceleştirir, nefes aldırmaz, boğar, sıkar, öldürür, zehirler, taciz, tecavüz, şiddet..<br><strong>Allah’ı yanlış düşünüyorsunuz!</strong>: esas Allah Baba size nefes aldırır, kolaylık sağlar, anlayış, sevgi, empati, sempati gösterir, cesaret verir, güç verir, hak verir, umut verir, sevinç verir, kimsenin özlük haklarına tecavüz edilmez! Nefes alırsınız, hayat sakinler, huzur olur, boyunuz da uzar, ömrünüz de, başaklarınız da, herkeste dayanmaya güç olur, sabır olur, metanet olur..<br><strong>Cennet zaten antik dilde Uranüs’tü</strong>: <strong>Hava’dır</strong>, Gaea’nın oğludur, 7’dir, uçmaktır, kanatlılardır, havadar, ferah olmaktır, nefes alabilmektir, şiddet, zulm, baskı, değil, <strong>güven içinde yaşayabilmektir</strong>!<br>Elinizde sevgi olacaksa, o Uranüs'ten, gökten şırıl şırıl  <strong>temiz su yağar</strong>, <strong>su damlası hayattır</strong>; elinizde acı çekilecekse <strong>kurur</strong> kalırsınız!<br><strong>Pontus</strong> dünyaya geldiyse, <strong>acıları siz başlattınız</strong>, tuzlu suyu, gözyaşını siz başlattınız, tuz isteyen yaraları siz başlattınız!<br>Gökten de kemik yağmayacak!<br><strong>Kemiktir</strong>, Kuzey Düğümü’nün dişleri, kalkanı, <strong>ederi</strong>; istatistikten çıkarken 2 kere düşünün, <strong>fiziğe şirk koşamazsınız!</strong></p><p>Söz konusu <strong>Sır’At’a gelince:</strong> <strong>o öyle incecik bir köprü değildir işte:</strong> At uçmayı temsil eder, Sır ayak tarafı, karanlık tarafı, sırlar aleminin eline düşmeyi, kaybetmeyi: <br>O ahiret kapısında Uranüs’ün adalet memurlarının aklı ‘<strong>kuş tüyü</strong>’ kadar hafiftir(!); Sır’At’tan uçmak da, <strong>size zaten verilmiş omurgayı, belkemiğini gösterebilmektir, aklına, tiyatrosuna güvenilir olmaktır..</strong><br>Bunu koruyup sağladığınızda bu Dünya zaten cennetiniz olacak!<br>Sır’At, <strong>bu Dünya’ya arkanızda omurga bırakarak yaşayıp gidebilirseniz mümkün</strong>; bu metin de benim omurgamdır!<br><br><strong>Ve şeytani Medusa’nın sonunu unutmayın:</strong><br>Bu yeryüzünde hiçbir şey <strong>sır</strong> kalmaz! Allah Baba size bir şey söylüyor!<br>Ölüm anında boynundan 2 parça kopar:<br>-<strong>Biri oğludur</strong>, o 40 yılan başlı başının altında meğer en büyük korkusu o’imiş, <strong>ANNE olmak</strong>;<br>-Bir başka parça daha kopar, o da <strong>PEGASUS</strong>’tur; meğer o kadar yılanların içinde olmak, o kadar vahşet dehşet içinde olmak, o karanlık dünyası onu o kadar sık boğaz ediyormuş ki, <strong>o kadar kaybetmiş ki</strong>, <strong>en büyük arzusu uçup Sema’ya kavuşabilmekmiş!</strong></p><p><strong>Medusa’nın sonunu unutmayın</strong>, Antik Yunan Tanrıları değil, <strong>Allah yazdı</strong>:<br>Bu yeryüzünde en kutsal olan: <strong>Şefkat’tir!</strong><br><strong>Şefkati’n ne demek olduğunu bilmektir!</strong><br><strong>Anne</strong>’nin, <strong>kadın bedeninin değerini</strong>, kadın haklarının onurunu bilmektir; anneliğin psikolojisini, sevgisini, şefkatini koruyabilmektir; <strong>şefkatli aile yapılarını</strong>, <strong>şefkatli toplumları koruyabilmektir..</strong><br><strong>Ve tabi ki doğanın</strong>, Venüs’ün şefkatini, değerini, onurunu bilmektir; her şey Dünya Annemiz <strong>Gaea</strong> ile başlar; çocuklarıyla adalet, cennet, kanatlılar, etiniz, kemiğiniz, suyunuz olacak oğlu Uranüs’ü bile doğuran odur!<br>Işığın, Şafağın, Dolunay’ın, gülün, gümüşün, sevincin, baharın, kardelen’in, rüyaları sayesinde rüya görebildiğiniz kelebeklerin büyük annesi odur!</p><p><strong>Ve sabır</strong>, en kutsaldır, <strong>ama sizin bilmeniz gerekir</strong>, <strong>Allah’ınkini zorlamak değil!</strong><br><strong>ANDROMEDA/YUSUF/ZOEY</strong>’nin eyyorlaması bugünlük bu kadar..<br><strong>Bende kibir yok, ben uçup gidicem..</strong><br><strong>Hiçbir materyal derdim de yok, maşası olmaya da niyetim yok, bağımsızlığımı da kimseye ezdirmem!</strong><br><br>Sevgilerimle, <br>Hani bir de Ece :/</p><figure class="kg-card kg-image-card kg-card-hascaption"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0174-1.jpeg" class="kg-image" alt="40 Satır Üzerine Çay Sohbeti"><figcaption>Perseus'un Medusa'nın başını aldığı anın heykelidir..Ona uçan bir sandal, gözlerinden korunmak için parlak yansıtıcı bir kalkan ve görünmezlik pelerini verirler..Andromeda da Medusa'nın elindedir, onu da kurtarır..Bu yeryüzünde Medusa'yla yüz yüze kalan benden başkası yok, Perseus da dahil..Yukarıda Allah var..O Antik Yunan tanrıları öyle bir güç zehirlenmesi içindeki, neymiş nymph'ten güzelmişim, anneler üzerine yazmaya devam edeceğim..</figcaption></figure>]]></content:encoded></item><item><title><![CDATA[Aşağılık Kompleksi Üzerine Biraz Daha Çay Sohbeti]]></title><description><![CDATA[<p>Biliyorsunuz ben son 6 yılımı sizin şahsına münhasır sevgili <strong>Şeytan’ınızla</strong> burun buruna geçirdiğim için, uzayınızın ‘<strong>aşağılık kompleksi</strong>’ tayfaya <strong>savaş açmış bir Zoey’im</strong>..Aşağılık kompleksi olanları neden baş etmemelisiniz, ederseniz neye imza atmış olursunuz, biraz daha detaylandırayım:<br>Uzayınızın aşağılık kompleksi tayfa, konum olarak da aşağıda olan, yer altından beslenen,</p>]]></description><link>https://www.neptunianclouds.com/2026/04/17/asagilik-kompleksi-uzerine-biraz-daha-cay-sohbeti/</link><guid isPermaLink="false">69e22b389d07f1000133f461</guid><category><![CDATA[The Great Dark Spot]]></category><dc:creator><![CDATA[Neptunian Clouds]]></dc:creator><pubDate>Fri, 17 Apr 2026 12:50:54 GMT</pubDate><media:content url="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0121.jpeg" medium="image"/><content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0121.jpeg" alt="Aşağılık Kompleksi Üzerine Biraz Daha Çay Sohbeti"><p>Biliyorsunuz ben son 6 yılımı sizin şahsına münhasır sevgili <strong>Şeytan’ınızla</strong> burun buruna geçirdiğim için, uzayınızın ‘<strong>aşağılık kompleksi</strong>’ tayfaya <strong>savaş açmış bir Zoey’im</strong>..Aşağılık kompleksi olanları neden baş etmemelisiniz, ederseniz neye imza atmış olursunuz, biraz daha detaylandırayım:<br>Uzayınızın aşağılık kompleksi tayfa, konum olarak da aşağıda olan, yer altından beslenen, <strong>karanlık</strong>, <strong>ayak tarafıdır</strong>, <strong>zehir zemberek tarafıdır</strong>, <strong>dengesizlerdir</strong>, <strong>psikopatlardır, zayıflardır, ergenlerdir</strong>; <strong>ayaklar baş oluyor</strong> derken de Şeytani taraf azıyor demiş olursunuz..Tabi ki yer üstündeki hayatını Kutsal Aydınlık Kuzey’e borçlu olmasına rağmen <strong>insanlığını satmış omurgasız farelere teşekkür edin</strong>..<br><strong>Boynuz kulağı geçiyor</strong> derken de, Şeytan’ın Allah’ı alt ediyor oluşundan bahsedersiniz; sıradan usta-çırak ilişkisinden bahsetmiyor o deyiş; ‘<strong>boynuz,</strong>’ keçi başlı Şeytan’ı sembolize eder, ‘<strong>kulak</strong>’ 5 duyu organına sahip çıkarak yaşamak, <strong>dengeli</strong> hareket etmek, sizlere aydınlık hayatları yaşatacağı için, <strong>Kuzey’i</strong>, <strong>Allah’ı sembolize eder</strong>, kulağınızın arkasına küpe olsun; eğer yeryüzündeki karanlık, kötülük, <strong>iyiliği ezmeye başladıysa</strong>, boynuz kulağı geçiyor dersiniz, ayaklar baş oluyor dersiniz..<br><br>Şeytan da sadece keçi başlı değildir, aynı zamanda <strong>simsiyah yılandır da, kafa da yılan gibi çalışır, yılan psikolojisi gözetir, narsisisttir ( narsisistlik, aşağılık kompleksidir onu da bilin )</strong></p><p>( Siz Türkçe’de ‘<strong>nergiz</strong>’ diyorsunuz, sözüm sevgili hanımlarımızdan meclis dışı, tarihi bilgi aktarmaya çalışıyorum, çiçeğin adı yabancı dilde <strong>narcissus</strong>’tur, sizin şeytan; aynaları nasıl kullandıklarını fizikçileriniz araştırsın bir zahmet, aynalardan, sırlar aleminden çıkıp çıkıp gelirler )<br><strong>Aşağılık kompleksinin nasıl çalıştığını da bilin:</strong> Kendileri ne kadar aşağılık kompleksi yaşıyorlarsa, <strong>komplekslerini tatmin etmek için</strong>, sizi de o kadar <strong>aşağı çekmeye</strong>, <strong>ezmeye çalışırlar</strong>!<br>Kendileri ne kadar aşağılık kompleksi yaşıyorlarsa, sizi de o kadar mutsuz etmeye, acı çektirmeye, küçük düşürmeye, rezil etmeye çalışırlar..<br><br><strong>Yılan psikolojisinin</strong> en net özelliklerinden biri hem <strong>psikopati</strong>dir, <strong>medikal olarak psikopatlık gözetmektir</strong>, hem de <strong>kin gütmek</strong>, mesnetsiz/manasız <strong>intikam gütmektir</strong>; <strong>kendi kendilerine eziği oynarlar</strong>, kendi kendilerine <strong>ezik olmayı kurgularlar</strong>, kendi kendilerine <strong>kendinlerini kurbanlaştırırlar</strong>…<br><strong>Kurban-katil</strong> denkleminde yaşarlar, esas kendileridir <strong>sadist ve şiddet uygulayan taraf</strong>..<br><br><strong>Kurbanlık iddiaları ve ezilmişlikleri</strong> konusunda da <strong>haklı değillerdir ve onlara laflar hazırladım</strong>:<br>Kendini yetiştirmek ve istenileni, emekle, hakla, saygıyla, hukuğu, medeni hal tavrı gözeterek elde etmek, <strong>sizin sorumluluğunuzdur</strong>; <strong>Yukarıyı</strong>(!), <strong>Allah</strong>’ı, <strong>Kutsal Kuzey</strong>’i, ‘<strong>aşağı</strong>’lık’ kompleksinize maşa edip de, Allah’ın kitabına <strong>en ters</strong> olacak psikolojiye, <strong>‘biz Allah’ız</strong> (!?) diyemezsiniz!<br><strong>Dikey örgütlenmeler içerisine girip,</strong> gayriresmi, illegal örgütlenip, sınavla, eğitimle, <strong>yetişmiş akıl gücüyle</strong> kazanılması gereken koltuklara ve maddi, manevi kazanımlara, Allah’ın adı kullanılarak, hazıra konmak istenerek, emeğe ve hukuka saygı gösterilmeden çökülemez..</p><p><strong>Allah katında dikey yapılanma/örgütlenme yoktur</strong>..Allah tanrı bile olsa..Bir de yalnız mı; herkesin işlevi, görevi, uzaydaki yeri ve nasıl idare edeceği bellidir, matematiğe bakar..<br>Gayriresmi örgütlenen, <strong>dikey örgütlenen</strong>, baş olandan 3 yaşındaki çocuk gibi her istediğini hazır bekleyen, ‘<strong>gang</strong>’ psikolojisi gözeten, <strong>Şeytani ayak tarafıdır</strong>..<br><br><strong>Allah katı medeni hukuktur!</strong><br>Allah kimsenin <strong>bilinçsiz, yalaka ibadetini istemez</strong>; hem <strong>ihtiyacı yok</strong>, hem <strong>bütün varlıkları bilinç ve olgun akli meleke üzerinedir</strong>..Bilinçsiz kara cehalete boşuna ‘bu Allah’ kılıfı giydirmeye çalışmayın kısacası..<br>Saygı duymak ve yaşanılır kılmasını sağlamak istemek başka şey, ilahi olanı yaptığını iddia ederken, tam tersi şeytanın karanlığına, <strong>ergenliğine</strong> hizmet etmek başka şey..<br><strong>İbadet gibi bilgelikler,</strong> bu yeryüzünü yaşanılır ve sürdürülebilir kılmak için vardır; sizin yarınınız için kendi sorumluluğunuzdur; fizik sizin sorumluluğunuzdur, ne ekerseniz onu biçersiniz..)</p><p><strong>Yılan psikolojisi gözetmeye devam edelim</strong>: Yılanlar biliyorsunuz 2 dişe sahiptir, biri <strong>zehirli</strong> dişidir, diğeri de <strong>panzehir</strong> olan dişidir; niye?, bir şeytan akıllı çünkü, tuzaklarına düşerseniz ayağına gitmeye mecbur olun, hep o kazansın ister..Şimdi bu bilgiden devam edelim:<br><strong>Aşağılık kompleksi olan narsisistler</strong>, sizi özellikle aşağılayacak, küçük düşürecek, zehirleyecek ( ister psikolojik ister medikal ) hasta edecek bir şey yapıp, <strong>size bir kaza verip</strong>, sonra da onun diğer dişindeki panzehire mecburmuşsunuz gibi ayağına yalvarmaya gitmenizi beklerler, <strong>lütfüne mecburmuşsunuz gibi ondan onay, kabul istemenizi beklerler</strong>; kazazede sizsinizdir, daha hala onure edilmeyi bekleyen onlar olur; hem sadistlerdir, hem de psikopat..<br>Çünkü, <strong>bu onlara bir yandan keyif de verir, egolarını, psikolojilerini böyle beslerler, hem de böyle ‘sevgiyi’ yaşadıklarını düşünürler</strong>?!<br>Yani <strong>yakınlaşmayı</strong> ancak böyle yaşayabilirler, nasıl diyim, normalde <strong>herkese kapalıdırlar</strong>, dışarıya kapalıdırlar, <strong>açık vermeye</strong>, <strong>eleştirilmeye gelemezler</strong>, <strong>suçluluk psikolojisinde mükemmeliyetçilerdir</strong>, kendi yılan deliğinde kendi kendine histerikçe kurulurlar, kağıt üstünde konuşkan ve dışa dönük görünürler, gerçekte çok ‘<strong>internal</strong>’ ve <strong>sevgi duyamayan</strong> karakterlerdir; söz konusu yakınlaşmaya gelince, keyif aldıkları, sevgi olarak gördükleri yakınlaşma böyle psikopatlıklardır, bak herkes ne güzel acı çekiyor, bak herkes ne güzel benim kapımda ağlıyor, birileri ona yalvarsın, acı çektirdiği halde daha hala ona desinler ki ‘<strong>tam da sensin</strong>’..</p><p>Bu arada nasıl bir kazayla, ne sebeple ellerine düştüyseniz, eğer sizi gerçekten ellerinde hissederlerse, siz onların egosuna <strong>güç kaynağı</strong> olmuşsunuz demektir, bırakmayacaklardır, <strong>kedinin fare ile oynadığı gibi oynamak isterler</strong> ( buradaki kedi de Allah’ın aslanı değildir, Circe/Şeytan olan kedidir, narsisistlerin kediliğidir ); <strong>çünkü kağıt üstündeki iddialı görünüşlerinin aksine yıldızları ve psikolojileri çok zayıftır</strong>, <strong>size onay ya da hak vermek</strong>, kafalarını taktıkları imaj anlayışlarına <strong>zayıflık göstergesi</strong> olurmuş gibi hissettikleri için, <strong>o hakkı/onayı tanımak istemezler</strong>, hem de artık <strong>hasta egolarına yemleri olduğunuz için</strong>, hasta egolarını sizle yaşadıkları münakaşa üzerinden besledikleri için, bırakmak istemezler, bir yerde gerçekten de lütfüne kalmış gibi olursunuz, <strong>omurgasız yılan olmak</strong> bunu gerektirir, bundan öte de ‘<strong>sakatlık</strong>’ yok zaten..</p><p>Ez cümle, bu psikolojide olanları deyim yerindeyse, <strong>Bakırköy’de zapt etmeniz gerekir</strong>..<br>Başka açıklaması mümkün olsa söyleyim, başka bir uzay ve kutsal bilgi yok, bu sakat psikolojiye, ‘<strong>Allah biziz</strong>’ diyemezsiniz; Allah'a böyle bir kılıf giydirmeye çalışmanın sakatlığına, sakatlığın boyutunun büyüklüğüne girmiyorum bile..</p><p>Sevgilerimle,<br><strong>Zoey </strong><br>Kutsal Kuzey’den aldığı güçle, aklının, kaleminin gücüyle aktarıyor..<br>Yukarıda Allah var..<br>The Saga of Yusuf</p>]]></content:encoded></item><item><title><![CDATA[46 Maraş Üzerine]]></title><description><![CDATA[<figure class="kg-card kg-image-card kg-card-hascaption"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/5BB34AB7-E6E6-4BB6-894C-949888764ABF-2.png" class="kg-image"><figcaption>Bir düşün böyle altın kaplamalar içinde, zenginlik içinde, ırmaklar, kelebekler içinde, Venüs'ün bağrında bir Maraş'ın varmış, hayal kurmak da mı yasak :/</figcaption></figure><p>Ben durmadan hasta halimle Türkiye’de yaşanan bu kadar akıl dışı, çağ dışı negatif olaylara kondisyonumdan ötürü post atamam ama, <strong>3 gün olmuş hasta halimle en azından toprağı için</strong></p>]]></description><link>https://www.neptunianclouds.com/2026/04/16/46-maras-uzerine/</link><guid isPermaLink="false">69e0d6799d07f1000133f419</guid><category><![CDATA[The Earth]]></category><dc:creator><![CDATA[Neptunian Clouds]]></dc:creator><pubDate>Thu, 16 Apr 2026 12:43:21 GMT</pubDate><media:content url="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/5BB34AB7-E6E6-4BB6-894C-949888764ABF-1.png" medium="image"/><content:encoded><![CDATA[<figure class="kg-card kg-image-card kg-card-hascaption"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/5BB34AB7-E6E6-4BB6-894C-949888764ABF-2.png" class="kg-image" alt="46 Maraş Üzerine"><figcaption>Bir düşün böyle altın kaplamalar içinde, zenginlik içinde, ırmaklar, kelebekler içinde, Venüs'ün bağrında bir Maraş'ın varmış, hayal kurmak da mı yasak :/</figcaption></figure><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/5BB34AB7-E6E6-4BB6-894C-949888764ABF-1.png" alt="46 Maraş Üzerine"><p>Ben durmadan hasta halimle Türkiye’de yaşanan bu kadar akıl dışı, çağ dışı negatif olaylara kondisyonumdan ötürü post atamam ama, <strong>3 gün olmuş hasta halimle en azından toprağı için direnen köylülerimizin toprağına geri kavuştuğunu görmeyi umut ediyorum, ciddiyim de, bunu istemeyeceğiz de neyi isteyeceğiz, vatandaş evinden, tarlasından atılıyor, artık kan dondurucu, bir kere de güzel bir şeyler olsun</strong>. Daha onun müjdeli haberini alamadan ne akla hizmet okullarda can da verilen, artık büyük skandal sayılacak silahlı olaylar oluyor..Bir şeyleri en azından yolunda görmeyi beklerken, hiç beklemediğiniz yerlerden karşınıza ne şiddet, ne sakatlıklar çıkıyor, <strong>niye, çünkü balık baştan kokar</strong>.. <strong>Bu ülke nefes almasın mı?!</strong></p><p><strong>Ben size söylüyorum bunlarda kutsal Kuzey’in eli yok, karanlığın kitabını uyguluyorlar, karanlık güney düğümü’ne uydukça da delirirsiniz, dengesizleşirsiniz, akli melekeden çıkarsınız, nefret, kin artar, sevgisizlik, negatiflik artar</strong>; onların psikolojisidir ‘<strong>ben yaşamıyorum o zaman yer üstünde bu hayatlar da yaşamasın</strong>’; bu <strong>sağlıksız intikam duygusu</strong>, yer üstünde yaşayanların kapılmaması gereken şeytani bir psikolojidir; ne yazık ki <strong>balık baştan kokuyor</strong>; koca bir halka <strong>kendi öz değerlerini, insanlığını</strong> kaybettirmişler, <strong>sağlıklı hayat görüşünün</strong> ne demek olduğunu kaybettirmişler, bütün Türklük ve insanlık tarihini çarpıtmak gibi kan dondurucu <strong>bir şirk içerisindeler</strong>, kan dondurucu bir karanlığa hizmet içerisindeler..<strong>3  insanlıktan çıkmış rant döndürecek diye</strong> meydan meydan kindarlık pompaladılar, konuşunca ben kötü oluyorum..Siz <strong>kindarız diye doğrudan karanlık güney düğümü’nün dilini ve psikolojisini kullanacaksınız, yıllarca milyonlara slogan olarak servis edeceksiniz, halkın birbirine olan sevgisine, saygısına, halkın dünya’ya, hayata, ülkesine, toplumuna olan sevgisine bir şey olmayacak!</strong></p><p>Halkın kimyası da, psikolojisi de, yarın yaşayacağı genetik de, doğal olarak tüm geleceği ve <strong>soyu sopu negatif bir şekilde değişime uğruyor</strong>..<strong>Bundan öte vatan hainliği mi var?</strong> <strong>Bundan öte soykırım mı var?</strong> <strong>Allah da affetmeyecek</strong>, <strong>Allah’ın bütün varlığı huzur ve akli meleke üzerine, bu yeryüzünde son affedeceği şey adının kindarlığa, nefret söylemlerine maşa edilmesidir, doğrudan şeytanın psikolojisi</strong>. Bunlar şeytanın kitabını uygulamaya devam ettikçe, hayata, yaşama dair duyulan nefret tabi ki yükselir, yaygınlaşır, ortaya da daha çocuk yaştan gençliğini yaşamak varken ölüm makinesine dönmüş kayıp hayatlar çıkar..<strong>Bir devlet bunu kendisine niye yapar?!</strong></p><p><strong>Maraş’tan anlamanız için,</strong> <strong>Aziz</strong>’den de, <strong>Milkman</strong>’den de( eseri biz dururken İngilizler yazıyor, edebiyat ödülü bile alıyor ), <strong>Kral kaybederse</strong>’nin ne demek olduğundan da, hatta <strong>Noel Baba</strong>’dan bile anlamanız gerekir..Önce bir Mars erkeği olmasından yaşadığı ego zehirlenmesi ile Behlül tadında bir karakterdir, bencil, sadece kendi havasının, cakasının, egosunun peşinde, ama sonra sanki uzayda bir ‘<strong>Kral Kaybederse</strong>’ butonu vardır, orta yaşta bir anda değişime uğrar, ben ne halt yedim de bu Dünya’yı böyle yaşayacağımı sandım diye, sebep olduğu haksızlıklar ve saygısızlıklar ona ağır gelir, suçluluk psikolojisini çok derinden yaşar, o sınır tanımaz, saygı duymayı bilmez karakter gider, yerine olur sana ‘<strong>muhafazakar</strong>’, herkesin hakkını, halini düşünen, herkesi muhafaza etmek isteyen, sahip çıkmak isteyen, herkesin onurunu düşünen, yarınını düşünen, en önce de <strong>çocukları koruyup kollamak isteyen</strong> bir <strong>Noel Baba..</strong> Bırak gençliğindeki düşüncesizliğini, <strong>en düşünceli o hareket eden bambaşka bir kaptan!</strong></p><p><strong>Yufka yüreklidir</strong>, kendi elleriyle <strong>incik, boncuk işler</strong>, içimden geldi der, ne güzel hanımlar taksın, ikram eder; varsa bir ineği sağar çocuklar yesin, içsin der, kendi ağzına bile koymadan ikram eder, benim karnım tok bile der; hatta <strong>dondurma yapmayı bile öğrenir</strong>, bizim Romalılardan neyimiz eksik, <strong>bu çocukların yüzü gülsün</strong> ister; kendi elleriyle <strong>tesbih dizer</strong>, içimden geldi der beyler dua ederken kullansın ikram eder; öyle bir peynirimiz olsun ki der, sert, dayanıklı olsun haftalarca yiyebilelim, o da yumruk gibidir, bir yumruk sert beyaz Elbistan peynirinden gerçekten de haftalarca peynir ihtiyacınızı giderebileceğiniz bir peynir formülü ortaya çıkar, hellimden daha sert ve tuzlu..</p><p><strong>Sizden de öyle bir yufka ekmek ister ki</strong>, hanımlar bak bu bir yumruk hamurdan öyle bir ekmek çıkaralım ki 40 kat olsun hepimizin karnını doyursun; Maraş ve o coğrafyadaki kat kat yufka ekmekler, börekler, bir kaşığa sığması istenen 40 tane mantı öyle ortaya çıkar; <strong>o kaşığa 40 mantı girsin ki hepimizin karnı doysun, birimiz aç yatarken birileri tok olmasın</strong>!</p><p>Maraş’ta ‘<strong>kömbe</strong>’ ekmek vardır, çünkü büyük annelerimiz yere ocak çukuru kazardı, ekmeği çukura gömerek pişirirlerdi: çukuru kazarlar, çukurun kenarlarını elleriyle düzeltirler, düzgün derin bir çukur olur, ortasına odun yığarsın, odun ateşi yakarsın, mahallenin bütün hanımları o çukurun başında toplanır, herkesin kömbeyi yaparken bir işlevi vardır, kimi hamuru yoğurur, kimi hamuru ince ince yufka halinde açar, kimi ateşin başında hamurları pişirir..O incecik açılmış hamuru çukurun duvarına yapıştırırsın, gömmek oradan gelir, çukurun duvarındaki hamur pişince artık kayıp düşecek gibi olur, elini ateşin içine atarsın pişmiş yufkayı ateşin içine düşmeden havada kapar kenara koyarsın, bu işlemi saatlerce tekrarlayarak bütün mahallenin karnını haftalarca doyurmaya yetecek kadar kat kat kömbeleriniz olur..<strong>Hem ucuzdur herkesin bütçesine uygundur, hem karın doyurur, hem dayanışma içerisinde, paylaşım içerisinde, muhabbet içerisinde üretilir, keyiftir, gururdur, çayın yanına da tadından doyum olmaz..</strong></p><p>( Maraş katliamı da bu kadar üzücü ise, en büyük sebeplerinden biri bu detaylardır, beraber ekmek yaptıkları, yufka yürek paylaştıkları komşular birbirini katlediyor..)</p><p>Üniversitedeyken stajlarımı yurtdışında yapmak için çok gayret ederdim, fırsat bu fırsat hem biraz uzaklaşmaya ihtiyacım olan zor günler geçiriyordum, hem de hala bir umut işte dağarcığımıza ne kazandırabilirsek; Avrupa’dayım dur bir de şu bölgeyi gezeyim diyorum, <strong>bir anda karşıma Türk esnaf çıkıyor, laf lafı açıyor derken meğer Maraşlıymış</strong>, aa diyor sen burada karşıma nerden çıktın, öyle bir tebessüm; <strong>taa Japonya’dayım</strong> 35 milyonluk Tokyo, bir gün yine şu mahalleyi de gezeyim diye bir sokağın köşesini bir dönüyorum <strong>koca Tokyo’nun göbeğinde karşıma Maraş dondurmacısı çıkıyor</strong>, o bana soruyor <strong>sen buraya nasıl düştün, ben ona soruyom sen buraya nasıl düştün</strong>; Londra’ya geliyorum biliyorum 80’lerden beri göç eden aile üyelerimiz var, ama Kuzey Londra’da artık öyle bir nüfusa ulaşılmış ki, <strong>Elbistan mı daha büyük, Türkiye mi</strong> diyecek hale gelmişler :)</p><p>Maraşlılar ‘<strong>tama</strong>’ der, Türkiye’de başka coğrafyada olmayan bir cümle bitiriş söylemidir, nasıl örnek vereyim, otur tama, getir tama, <strong>çay koy tama</strong>; özellikle emir cümlelerinin sonunu istemsizce ağız alışkanlığı tama ile bitirirler..Tama aşağı, tama yukarı..<strong>Antik zamanlardan kalmış</strong>, Allah aşkına demek gibi bir şey, T ve M sesleri antik dillerde tanrıları, tanrıçaları sembolize eden ses hecelerindendir, yani ister dişi olsun ister eril olsun, tanrılar aşkına bir şey yap demiş gibi oluyorsunuz; farkında değiller tabi ki bu dili nereden nasıl böyle kullandıklarının, artık ağızları nesiller boyu öyle alışmış..</p><p><strong>Maraş budur anlatabiliyor muyum?</strong> Yufka yürekli insanlar..Dedem de adı bile <strong>İmam</strong>’dı, kendi bile bir kerpiç damda yaşar, bir çorabı 10 kere diker tekrar tekrar giyer, ona rağmen hep başkalarını düşünür, bostanda boş kütük bulsun hiç üşenmez onu hemen üstüne oturmalık banka çevirir, mahalledeki kadınlar muhabbet etmeye toplanıyor ya taşa oturmasınlar der, bankları, oturakları olsun diye yaptım der..Amcalarımdan biri esnaf emeklisidir örneğin başka bir eğitimi yok diye belirtmek istedim, ama oturur hayata, aşka, sevgiye şiir yazar mesela, kimsenin bilmediği kendi köşesinde, kendi damının altında kendine şair bir <strong>Aşık Veysel</strong> gibi..</p><p>Bu kadar düşüncelilerdir..</p><p>Arketip psikoloji diye bir şey vardır, Jung büyük bilgedir, <strong>benim Maraşlı atalarım budur kısacası, büyüklerimden aldığım miras budur, bildiğim Maraş budur..</strong> Büyük dayılarım da vakti zamanında Osmanlı’ya çok başkaldırmış, kılıçtan bile geçirilmişler, o zamanki aile büyüklerimin en geçmişe gömmek istediği, sessizlik yemini ettiği katliamlardan biri olmuş, Kurtuluş Savaşı zamanı da o büyük dedelerimiz, dayılarımız, amcalarımız canını ortaya koymuş, <strong>halkın egemenliği kazansın</strong> istemişler, <strong>ömürlerinde Ankara’yı bile görmeyecekler</strong>, arkadan gelecek torun torba kazansın demişler, <strong>biz yaşayamadık onlar yaşasın demişler</strong>; bırakın şeytani nefret, intikam, çekememezlik duygularına kapılmayı..</p><p>Felsefede nasıl diyorsunuz <strong>düşünüyorum o halde varım</strong>; ben de diyim ki <strong>ben Maraşlıyım di’mi, tamam ben Atatürkçü, Cumhuriyetçi, halkın egemenliği kazansın, halkın ferahı ( ferahı diye özellikle söylüyorum ), mutluluğu kazansın isteyen, yufka yürekli bir Maraşlıysam, o zaman Maraş da hala böyledir</strong>…</p><p>O ilin sınırları içerisinde bu akılla yaşayan bir tane bile insan varsa, Maraş hala budur, <strong>Maraş daha düşmedi yani!</strong> Ne zaman ki ben ölürüm, <strong>ne zamanki benim omurgamın bu yeryüzünde esamesi okunmaz</strong>, ne zamanki arkadan gelen Maraşlı evlatlar <strong>yufka yürekli, vicdani ile hür, aklıyla hür, bir kömbeyi omuz omuza pişiren</strong> Maraşlı olmanın ne demek olduğunu, ata mirasını gerçekten unutur, ancak o zaman dersiniz Maraş düştü..<strong>Maraş daha düşmedi, ben de, omurgam da buradayız</strong>..</p><p>Bu yeryüzünde sıradan vatandaştan bile ‘<strong>GBT</strong>’ yiyecek olanınız da varsa gelin beni öpün, şakasız, <strong>siz bana bu yeryüzünde neler yaşatmadınız ki</strong>; ayak üstü insani bir şekilde muhabbet ediyorsunuz, derken:</p><p>-Ee ufaklık sen böyle ne güzel tatlı tatlı konuşuyon da <strong>memleket neresi sorması ayıptır?</strong></p><p>-<strong>Maraşlıyım</strong></p><p>-……</p><p>( <strong>Önce bir error veriyor</strong>, bu şimdi Maraşlıyım dedi, Atatürkçü Alevi midir, bağnaz yobaz mıdır, Maraş’tan artık ne anlar hale geldiyseniz, önce bir error veriyor ) Sonra durur mu yapıştırıyor GBT’yi:</p><p>-Yapma yaw, çıkart kimliğini göster, ben tam olarak ikna olmadım?!</p><p>-……</p><p>( <strong>Bu sefer de ben error veriyorum</strong> )</p><p>Sevgilerimle,<br>Zoey</p><figure class="kg-card kg-image-card"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/FC2DDE54-6696-45B5-B728-CD9726A2D932.png" class="kg-image" alt="46 Maraş Üzerine"></figure><p>Bu metin yaşanan elim olaydan bağımsız olarak Maraş üzerine düşüncelerimi ifade etmek için kaleme aldığım bir metindi, yaşanan üzücü olayı ve kaybettiğimiz masum insanları bu metinle bağdaştırmak istemiyorum..Gazeteden aldığım bilgiye göre, kendini öğrencilerine siper eden o değerli hocamız <strong>matematik öğretmeni Ayla Kara'ymış, öğrencileri Furkan Bala, Bayram Nabi Şişik, Belinay Poryaz, Zeynep Kılıç, Şuranur Sevgi Kazıcı, Kerem Erdem Gürgör, ve Adnan Göktürk Yeşil</strong>, Allah hepinizi rahmet eylesin..</p>]]></content:encoded></item><item><title><![CDATA[Karanlık Güney Düğümü’ne Uydukça]]></title><description><![CDATA[<p>Karanlık Güney Düğümü’ne uydukça, <strong>Aydınlık Kuzey Düğümü’nün onurlu Venüs’ünü nasıl kaybediyorsunuz</strong>, Venüs’ün onuru olan kalemlerden bir bir nasıl çıkıyorsunuz, tane tane bir de böyle bir metinle anlatmaya karar verdim..<strong>Venüs</strong>, ışığın, suyun, havanın, toprağın, aklın, rahmin, vericiliğin, eşliliğin, sevginin, iyiliğin, şifanın, sanatın onurudur..<br>Aydınlık taraftaki, baş</p>]]></description><link>https://www.neptunianclouds.com/2026/04/12/karanlik-guney-dugumune-uydukca/</link><guid isPermaLink="false">69dbd6909d07f1000133f2aa</guid><category><![CDATA[The Great Dark Spot]]></category><dc:creator><![CDATA[Neptunian Clouds]]></dc:creator><pubDate>Sun, 12 Apr 2026 19:20:00 GMT</pubDate><media:content url="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/0B8E3730-1957-4356-92E9-1B2C64791037-2.jpeg" medium="image"/><content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/0B8E3730-1957-4356-92E9-1B2C64791037-2.jpeg" alt="Karanlık Güney Düğümü’ne Uydukça"><p>Karanlık Güney Düğümü’ne uydukça, <strong>Aydınlık Kuzey Düğümü’nün onurlu Venüs’ünü nasıl kaybediyorsunuz</strong>, Venüs’ün onuru olan kalemlerden bir bir nasıl çıkıyorsunuz, tane tane bir de böyle bir metinle anlatmaya karar verdim..<strong>Venüs</strong>, ışığın, suyun, havanın, toprağın, aklın, rahmin, vericiliğin, eşliliğin, sevginin, iyiliğin, şifanın, sanatın onurudur..<br>Aydınlık taraftaki, baş taraftaki Venüs, '<strong>onurlu olanlar</strong>'dır, uzayınız için hem <strong>anayasadır</strong>, <strong>hukuktur</strong>, <strong>medeniyetin beşiğidir;</strong> hem de <strong>yürütme</strong> ve <strong>sürdürülebilirliği </strong>gözetendir..Onu kaybetmek demek, sürdürülebilir olmayı, toprağı, havayı, suyu, enerji kaynaklarını kaybediyorsunuz demektir, insanlıktan da çıkıyorsunuz demektir.. Ayakları baş ediyorsunuz, <strong>narsisistlik</strong>, <strong>çok bilmişlik</strong>, <strong>toksiklik</strong>, <strong>anksiyeteler</strong> baş oluyor demektir..<br><strong>Şeytan,</strong> aydınlık Venüs'e bilenmiştir, sadece Allah'a değil yani, esas dertleri bu: yukarıdaki Venüs'ü alaşağı edip, <strong>kendi zehir zemberek 'Dark V' örgütlenmelerini baş etmek..Ay</strong>'ın aydınlık tarafına bilenmiştir, anne soyuna bilenmiştir, Gaea'ya bilenmiştir, Theia'ya, Pheobe'ye bilenmiştir, Hıdırellez'e, Maia'ya, oğlu Hermes'e, yeryüzü prenseslerine ve meleklerine, kadınlığa ve <strong>Yengeç Dönencesi'nin</strong> koruyucu doğasına bilenmiştir..<br><strong>Şu an Ubermatenga, Sinekler Vadisi ve karanlık güney düğümü'ne uyan karanlık liderlerle</strong> size ayakları baş etmek, yani Şeytani bir emel dayatılıyor, Venüs'ü kaybediyorsunuz, bir de kendilerini tarih yazmakla '<strong>ilah</strong>' ilan etmeye kadar ileri gidiyorlar..</p><p><strong>Karanlık Güney Düğümü</strong> <strong>'patolojik'</strong> ayak tarafıdır, o <strong>mikrop beyinlere uydukça büyüyen tehlikeleri bir daha vurgulayım</strong>:</p><p><strong>1-Kuraklık</strong>: Hem su, hem gıda, hem ham madde tükenmesi</p><ul><li>Güney Düğümü, programı mantar gibi çoğalan canlılardır, suya da taparlar, kor gibi yanmış bir şekilde kör göz su ihtiyacı duyarlar..</li><li><strong>Şeytan kendi de baş Candida’dır</strong>, kendi de tatlı suya tapan bir yılandır, askerleri de <strong>su</strong> ister..Doğanızda su kaynakları limitliyken, hem bir yandan mantar gibi çoğalıp, hem bir yandan bu kadar yeraltı, yerüstü su isteyen milyar nüfus olursa, <strong>o su kaynakları kime dayanır?</strong> Üstüne de su kaynaklarınız bir de atıklarınızdan ötürü bu boyutta kirleniyorsa?<br><strong>Suyun sürdürülebilirliği sevgi ve güven üzerinedir</strong>, çünkü <strong>bahar yağmurları</strong>dır hayat taşıyan, elinizde acı çekeceğini bile bile hayat vereyemeceklerine göre, <strong>su da olmaz</strong>..Su biliyorsunuz yeraltı havzalarına bakar, yeraltının karanlığı güç kazanırsa, siz bu kadar sadist, kavurucu, yakıcı olursanız, kardelen karın altından gelip de bahar yağmurları yağdıracak bulutlara hayatı ve baharı, sürdürülebilirliğin devamlılığını müjdeleyemez..<strong>Ben bu kadar yandıysam elinizde başka canlıların yanmasına nasıl izin vereyim?</strong> Siz böyle devam edecekseniz, ne o kardelen gelecekten umut edebilir, <strong>ne de kardelen yoksa,</strong> sizi kış uykusuna yatanların hain planlarından koruyabilecek kar da olmaz, kardelen yoksa sizi geceye çöken gölgesizlerden koruyabilecek <strong>Ay</strong> da olmaz..<strong>Mihrimah ( 21 Mart)</strong>, Ay'ın Şefkati Olan Prenses demektir, mihri şefkat demektir, mah ay; kardelen yoksa doğayla olan bağınızı, barışınızı, huzuru, sevgiyi, anlayışı kaybediyorsunuz demektir, seçimlerinizin bedelini ödersiniz..</li><li>Programları ve intikamları, kemiğinizi iliğinizi kurutmak üzerinedir; <strong>kısır döngü tuzaklarına düşürüp</strong>, kısırlaşana kadar tüketmek üzerinedir; verdikleri hastalıklarla hem bedenleriniz kısırlaşır; hem tuzaklarına alet olursanız, doğanız kısırlaşır, uzayınız kısırlaşır..</li><li>Güney Düğümü ve ona uyanlar olgun akli meleke, medeni düşünce, empati ve sempati gösteremez</li><li>5 duyu organları da, akli melekeleri de sakattır, incir ağacı gibi hareket ederler, her şeyi bencilce tükenene kadar istemekten, kullanmaktan durmazlar, <strong>nerede duracaklarını bilmezler, durmayı da düşünmezler</strong>.. <br>'Siz dua edin Allah rızkını verir?!' diye bir de yalan yanlış algı çalışması yürütürler ya da ölümsüzlüğün peşinden gitmek gibi şeytani anksiyetelere kapılırlar..<br><strong>Allah enayi uşağınız mı? Uzayın onurları enayi uşağınız mı?</strong></li><li>Uzay hak üstünedir; ne ekerseniz onu biçersiniz..</li><li>Enerji, su, hammadde kaynaklarınız limitlidir; <strong>sürdürülebilirliği için</strong> doğru istatistik kullanarak yaşamak gerekir, ve <strong>yaşatmak</strong> sizin sorumluluğunuzdur..</li><li>Şu an 7 yıl kuraklık olacak desem, bu haldeki toplumla ve nüfusla altından nasıl kalkacaksınız?</li></ul><p><strong>2-Zaman/ Enerji yetersizliği yaşamak:</strong> Hayatın ağırlaşması ve zorlaşması</p><ul><li>Güney Düğümü karanlık taraftır, kendi yıldızları, zamanları yoktur, panik içinde, kısa vadeli hareket ederek, çökecek hayat, yıldız, enerji, zaman ararlar</li><li>Verdikleri hastalıklar da, tuzakları da, bağımlılık yaratacak bir yerden yakalayıp, <strong>radikalize olana kadar kitleyip</strong>, içinden çıkamayacak hale getirmektir..Bedenlerinizde patojen büyümesine sebep olurlar, dünyanızda hayatların ağırlaşmasına..</li><li>Sinir sisteminizi ele geçirirler, sağlıksız olduğunu bildiğiniz halde vazgeçemezsiniz, bir yandan sağlığınızı kaybederken bir yandan da giderek ağırlaşırsınız ve <strong>kendi bedeninizi yaşamak bile bir psikolojik harbe döner</strong>..</li><li>Tuzakları da <strong>hayatınızı psikolojik harbe çevirir</strong>; ağırlaştırır, boş içeriklerle yalan yanlış yere meşgul olursunuz, hayatı yaşamayı zorlaştırırlar..Kullanıcılar giderek bağımlı ve radikalize olur, 5 duyu organları ve beyinleri disiplin gösteremez hale gelir..</li><li>Kendi bedenlerinize de, Dünya’ya da, laf anlatması, anlaşması daha zor, yorucu, yıpratıcı hale gelir</li><li>Hastalıklar da dahil yorgunluk ve <strong>tükenmişlik</strong> artar</li><li>Bu kadar alet, edevat, teknolojiye karşılıksa, hayatı yaşamakta anlam bulmak zorlaşılır</li><li><strong>Mantar büyümesi</strong> nasıl bir beden için, bir organ için ölümcüldür, o organın çalışmasını tıkar, zorlar, ağırlaştırır, sömürür, en nihayetinde tüketir; örneğin, diyabet ve böbrek yetmezliği..Eğer önünü almazsanız, ayakları baş ederseniz, karanlık büyümesinin de, <strong>güneş sistemininizin düşmesine kadar yolu var</strong></li><li>Aydınlık yıldızların da bir limiti ve sınırı vardır. Onlar da yetersiz kalıyor. Üstüne de enayi uşağınız değiller; <strong>Güney Düğümü’nün kötülüğünün elinde acı çekileceğini bile bile sistemin sağlayıcısı, destekçisi olamazlar</strong>. Ellerini, doğalarını da kirletemezler..</li><li>Şu an <strong>Sineklerin Tanrısı</strong>’ndan akıl alan silikon vadisi yüzünden bundan daha ağırlaşmış olamazsınız..Elinizdeki bilgisayar teknolojilerini <strong>gerçekten insani ihtiyaçları görecek şekilde</strong> kurgulasanız; hesaplama, gerçekten istatistiğin onuru ve halkı sağlıklı yönetmek için kullanılıyor olsa; sınırlarınızı ve nüfusunuzu, doğanızı korumayı gözetseniz, <strong>böyle bir karanlığa servis tepsisinde olmayacaksınız</strong>..</li><li>Size servis edilen uzaylı imajlarina da iyi bakın, sinek, böcek kafalı, uzayın en karanlık, robotik, kalpsiz varlıkları</li><li>Onların dünyaları gelişmiş dünyalar değildir! <strong>Teknoloji, gelişmişlik göstergesi değildir</strong>; tam tersi, <strong>disleksi</strong> söz konusudur; <strong>toksiklik</strong> içindeler, nefes alamıyorlar, plastikler, organikliklerini tamamen kaybetmiş durumdalar, biyolojileri, <strong>genetikleri digitale mecbur kalacak şekilde bozulmuştur</strong>; o kafalar ne kadar kocamansa, içi de o kadar sığ ve değersizdir..O kadar kısa vadeli çözümlerin peşinde, 7 göbek yaşatacak doğayı ve sürdürülebilirliği kaybetmişlerdir..O kadar parazit gibi başka dünyaları  sömürmeye muhtaçtırlar..Bırakın onlardan akıl almayı, <strong>onlar zaten sizin dünya’nızın ve kaynaklarınızın peşinde</strong>.. Hakaret etmek için söylemiyorum, size çarpık kentleşme içindeki tarihi şehirleriniz nasıl batık geliyorken, tam tersi gelişmemiş topraklardan gelen göçmenleriniz kendini cennette görüyor ve hatta yam yam gibi doğal yaşam alanlarınıza saldırıyorlar, o hesap, örnek olsun..</li><li>Karanlık tarafta, hayatların hiçbir değeri yoktur; <strong>robotik şekilde programlarına onursuz köleler olmanız beklenir</strong>; sorunlarınız, hastalıklarınız, acılarınız, yaralarınız, derin çaplı düşünülüp, çözülemez, kestirip atarlar. <strong>Sıradaki gelsin</strong> muamelesi yaparlar; uzun vadeli, yapıcı, sürdürülebilir düşünüp, hareket edemezler.</li><li>Şu an siz de <strong>beyinlerinizin disiplinini ve uzun vadeli düşünebilmeyi kaybediyorsunuz</strong>.. Düşünceli, tam matematik hesaplı insanlar olmayı, sabrı, zamanı, tam istatistik kullanarak herkesin hakkını yaşatabilmeyi kaybediyorsunuz..</li><li>Nerede duracağınızı da, üstüne hangi psikolojiyle kurgulayıp, programlayıp, kullanıma öyle sunmanız gerektiğini de düşünmeniz gerekir</li><li>Ekranların başında herkes birbirinin zamanını istiyor, <strong>vaktini çalıyor</strong>, kendi düşünce yapısına hizmet istiyor, profiller radikalize oluyor, takipçiler radikalize oluyor, <strong>kendileri de dahil her şeyi pazarlıyorlar</strong>..</li><li>Gerçek hayatta kimin nasıl yaşayacağı artık hissedilmiyor, düşünülmüyor..</li><li>Ekranların başında hareketsizleşilmiş, hayat zorlaşmış, ağırlaşmış, kitlenmiş, yorucu hale gelmiş.. Bir yandan da <strong>gerçek hayatı sürekli digital dünyaya taşıyan, artık ekrana yaşayan zombilere dönüşülmüş</strong>..</li><li>Hiçbir uzayın vakti böyle bir çılgınlığa yetemez. <strong>Bir zaman makinesinden 8 milyar da bu şekilde zaman isterse, bir Güneş’ten 8 milyar da bu şekilde enerji isterse, o uzay ne olur?</strong> Uzay sizin karar verme mekanizmanıza göre çalışır, siz ne kadar aceleci, hızlı, telaşlı, tamam uzayınızın zaman çarkı da o kadar hızlı döner, <strong>o hızda da düşenler olur tabi ki</strong>, huzuru, aydınlığı ve selameti koruyamazsınız</li><li>Güney Düğümü’ne uydukça, aynı onlar gibi zaman için, enerji için <strong>panik içinde kaynak arayan bencillere dönersiniz</strong>..Panik artar, stres artar, huzur, derin düşünce kaybedilir, <strong>kısa vadeli çözümler ile perişan olunur..</strong></li><li>Medikal olarak, <strong>enflamasyon içinde kalırsınız</strong>, mikroplar hayatınızı yaşar..<strong>Ne yapacaksınız Allah yerine, mikroplardan mı merhamet dileneceksiniz?</strong></li><li>Kendilerine bir güç kaynağı bulunca, elindeki güç kaynaklarını kaybetmemek ve <strong>yok olma anksiyetesini en şiddetli şekilde yaşamak</strong> gibi bir psikolojileri vardır, ister hücresel boyutta medikal anlamda olsun, ister toplumsal boyutta kitlesel anlamda olsun, <strong>musallat olurlar</strong>..En önce de <strong>algı bozarlar</strong>..İlk iş girdikleri hücrelerin duvarını bozarlar, tanımlanamayacak hale getirirler, çöpçü hücreleriniz atamaz, <strong>yerleştikleri hücrelerin mitokondriyel faaliyetlerini sömürürler</strong>, o organınız temel işlevini sürdürdükçe bu matematikle yayılmaya devam ederler, en son organınız komple yetersizlik yaşar..</li><li>Toplumsal olarak da, <strong>haramiler halkın algılarını hedef alır</strong>, toplumun tarih bilincini yok etmek ve çarpıtmak isterler, kuruldukları kaynakları sömürürken, algıları bozulmuş kitlelerin tekrar akli meleke kazanıp, akıllarını başlarına toplamaları için, tekrar tarihlerinin, kimliklerinin ne olduğunu anlatmak için mücadele etmek zorunda kalırsınız..</li><li>Aynı organ, aynı hücre, hem sizin işinizi görmeye hem de patojenlere enerji sağlamaya yetemez, <strong>fiziğe şirk koşamazsınız</strong>…Siz yatağa bağımlı hale gelirsiniz, kendinizi yaşayamaz hale gelirsiniz, mikroplar sonuna kadar sizin üzerinizden yaşamak isterler..</li><li><strong>O koltuklar, </strong>halkın ihtiyaçlarını sağlayacak programları düzenlemek yerine, kendi <strong>şahsi fantezileri</strong> için kullanılmaya kalkılırsa, fiziken ( gündelik zaman olarak) halkın ihtiyaçları ertelenmiş, hiçe sayılmış, görmezden gelinmiş olur, <strong>bugün vaktinde atılmayan adımlar, düzenlemeler de, yarın hiç yerine getirilemez</strong>..Yine aynı şey fizik diye bir şey var, fiziken mümkün değil..Bugün ne ekerseniz yarın onu biçersiniz..<strong>Aynı kasa</strong>, toplumun ihtiyaçlarını düzenlemek için kullanılmak yerine, <strong>zimmete para geçirmek gibi hinliklerin peşinde kullanılmaya kalkılırsa</strong>, fiziğe şirk koşamazsınız, fiziken yarın o kasada halk için bir birikim bulup da kullanabilmek mümkün olmaz..</li><li>Kafa sinek, böcek akıldan öte çözümlere, fare gibi aşırmaktan, kemirmekten öte  işlere çalışmaz</li><li><strong>Burası çokomelli</strong>, Güney Düğümü de, karanlığa uyanlar da, suçluluk psikolojisini en ağır derecede yaşarlar, <strong>o psikolojiyi normalleştirmek için gerçekten suç da işlerler</strong>, suç ağı kurarak yapılanırlar, üstüne de suçlarının bedelini ödememek için de 40 takla atarlar..Bu yüzden o ahiretten kovulanların en başında Şeytan gelir; <strong>karanlığın örümcek beyinli fareleri için cehennemi yaşamaya and içmediyseniz</strong>, hiçbir güney düğümü meczubunun da boş yere ne suç ortağı olun, ne suçlarını normalleştirin..Daha fazla geleceğinizi yakacaklara el vermeyin..</li><li>Elinizi verirsiniz, kolunuzu kaptırırsınız..</li><li>Şu an gözünüz görmüyor ama artık modern bilim adı altında <strong>sizi iyice biyolojik bağlarınızdan koparacak çalışmalara başladılar</strong>; uzayın bir matrix’i, bir matematiği olması başka şey, çünkü uzay matematik üzerinedir, hayat görüşünü tamamen bambaşka digital bir akılla çarpıtıp, <strong>biz simulasyonuz diye yormak başka şeydir</strong>; şu an fiziği bile buna zorluyorlar…Bir onlar akıllı..</li><li><strong>Söz konusu Ay’a endüstri taşımak gibi hamlelere gelince</strong>, Ay zaten Venüs’ün onuruydu, Venüs’ün gözyaşlarıydı, dünyasını bu hale getirip de uydusunda tam olarak nasıl bir şirk peşinde olabilirsiniz, anlatabiliyor muyum? Burayı harca yok et, orayı harca yok et; tamam Kuzey Düğümü’nün onurlarını kaybediyorsunuz sıkıntı orada; <strong>onursuz ve başsız kalacaksınız kısacası</strong>..Başlar gidecek, ayaklar baş olacak, siz çok bilmişliğinizin bedelini ödüyor olacaksınız, <strong>kimse de artık hakkınızı gözetmiyor olacak</strong>..<br><strong>Bunun sağlıklı versiyonu neydi:</strong> sizin tabi ki göklerden beklemeden, duayla bilmem ne ile değil yani, kendiniz sorumluluk göstererek, <strong>kendi olgun akli melekeniz ile</strong>, geçmişi, tarihi iyileştirmiş, süregiden haksızlıkların hakkını yerine koymuş, size tanınan bu hayat olasılıklarını neyi iyileştirmeniz gerekiyorsa, nasıl bir dünya programı görmeniz gerekiyorsa onu insani bir şekilde görmüş, toplumlarınızı eğitmiş, doğayı, canlılığı, sürdürülebilirliği, <strong>kendi ayaklarınız üzerinde durarak</strong> sağlamış olmanız gerekiyordu..<br>Suç batağından çıkma bir tane ergen bir devlet doğuyor, hiçbir tarihi geçmişleri ve yeterlilikleri yok, oraya buraya dayılanarak, çok bilmişlik kasarak, arada elinin altındaki kuklalardan tarihi eser kaçırarak caka satıyor, hiçbir halttan anladıkları yok, manipulasyon başkanı, gelişmişlik adı altında şeytani bir akılla kapitalistlik çukuru, manipulatif teknoloji çukuru kazıyor..<br>Size her şeyiyle verilmiş bu doğal Venüs’ü plastik, çer çöbe çevirip, nereye kaçacaksınız, <strong>kim size uzay olur?</strong></li></ul><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/4AACDB9E-DC61-40AB-84EF-6ECF2041B119-1.png" width="1024" height="1536" alt="Karanlık Güney Düğümü’ne Uydukça"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/34B0F152-EB19-4CC1-9329-01A0B084D0D9.png" width="1024" height="1536" alt="Karanlık Güney Düğümü’ne Uydukça"></div></div></div><figcaption>Açmayın dedeler...Enerji kaynakları konusunda panik içindedirler, toksiklerdir, nefes alamıyorlardır..Zehir zemberekliğe uymak size böyle bir plastik, inorganik, beyni şekil olarak büyümüşken, tam tersi, içi sıpsığ, insanlığını, içtenliğini, kanlı canlılığını yitirmiş, birilerinin programlarına robotik, onursuz köleler olmaya mahkum yarınlar getirir..Çok bilen çok yanılır..Ölümsüzlüğe kapılmak, organik ve insani çözümler yerine, yapay ve kestirip atmalık kısa vadeli çözümlerin peşinden gitmek şeytanidir, o da zaten bir akıl sineklerin tanrısı'na satılıktır..Size Yengeç Dönencesi'nin onurlu Venüs'lerini ve 'başları' kaybettirir..Sisteminizde 'Başsız' kalırsınız, hakkınızı ve sürdürülebilirliğinizi gözetecek anaç onurlarınızı bulamazsınız..</figcaption></figure><p><strong>3-Disotonomik ve dengesiz hale gelmek</strong></p><ul><li><strong>Şeytan disleksisinden ötürü disotonomi hastasıydı</strong>, bu hem genetik hem bağışıklık sistemi sorunu; benim de şu an covid sonrası en ağır seyreden rahatsızlıklarımdan birisi bu..zor bir hastalık; <strong>ana otonom sinir sisteminiz hastalanıyor</strong>, bütün sinir sisteminiz ve organlarınız fiziksel olarak adrenalin içinde çalışıyor. <strong>Nöroenflamasyon</strong>, karın enflamasyonu ve varsa nöropatiler geçene kadar çok <strong>limitli bir enerji zarfı içinde</strong> binbir çılgın semptom ile hayat burnunuzdan gelmiş kalıyorsunuz..Şeytan en önce bu hastalığa deliriyor, ‘bu dünyanın enayisi bir ben miyim?’ diye..En büyük intikam yeminlerinden biri de bu rahatsızlığı 40 satır’da çektirmek istediklerine yaşatmak; <strong>hem de balık baştan kokar, lider gücünüz disotonomikse, siz de disotonomik olursunuz</strong>..( Genetik olarak yatkınlığınız varsa, siz de o antik soydan geliyorsunuz demektir, yok etmek istediklerinden biri de o tarih ve o tarihin üyeleri.. )</li><li>Disotonomide, <strong>normalden daha fazla ve daha çabuk yorulursunuz</strong>, dinlenseniz bile dinlenemiyorsunuz, uyku düzeniniz, sindiriminiz, nefesiniz, tansiyon mekanizmanız, kalp ritminiz, böbrek üstü bezlerinizin çalışma mekanizması, ‘<strong>kulak</strong>’ sağlığınız bozuluyor, mide bulantısı, kas ağrıları/krampları, fibromyalgia gibi eklem ağrıları, baş ve boyun ağrıları ve başka bir yığın semptomla hastalığı neresinden tutup neresinden iyileştireceğinizi şaşırır hale geliyorsunuz..</li><li><strong>Enerjiniz dayanmıyor</strong>, sinirleriniz yıpranıyor, sürekli susuyorsunuz, <strong>sürekli elektrolit ve tuz ihtiyacı çekiyorsunuz</strong>, <strong>ekstra</strong> hiçbir negatifliği ve stresi, sıcağı, fazla lokmayı vs tolere edemiyorsunuz..öldürmeyen, ama <strong>süründüren</strong> bir rahatsızlık</li><li>Doğanız ve uzayınız disotonomik hale geldikçe de, <strong>en önce su, tuz, beyaz enerji kaynaklarının yetersizliğini çekersiniz</strong> ve doğanız da ağrır acır, uzayınız da ağrır acır, uzay da stres çeker, her şeyin psikolojisiden anlayın..</li><li>Farkındaysanız artık <strong>ekstra</strong> hiçbir olayı tolere edemiyorsunuz; hem bir yandan eskiden çok rahatlıkla gülünüp geçebilecek olaylara gülemez hale geldik, hem de bir yandan da <strong>yaralar çok derinleşti,</strong> birçok insanlık dışı gördüğümüz muameleye en üst perdeden '<strong>şiddetli</strong>', '<strong>agresif</strong>' tepkiler vermek durumunda kalıyoruz, ama <strong>'sistem'</strong> tolere edemiyor, çözüm üretmiyor, kaynak yok diyor ve <strong>insanlığı da, insan gibi yaşamayı da yaşayamaz hale geldik..</strong></li><li>Disotonominin en büyük ilaçlarından birisi de <strong>zeytin ağaçlarıdır</strong>, kutsal hayat ağacıdır çünkü, bu kadar disotonomik hale geliyorsanız doğanın dengesini ve sürdürülebilirliğini kaybediyorsunuz demektir, ez cümle <strong>ne kadar zeytin ağacı, o kadar hayat</strong>..Medikal olarak da otonom sinir sisteminizin dengesini bu kadar kaybediyorken, en çok zeytin yağı ile kulak sağlığınızı korumaya ihtiyacınız var demektir..21 Mart sıradan bir dünya barış günü değildir, <strong>hayatın onurunun günüdür</strong>, doğayla yaptığınız en antik anlaşmalardan biri <strong>zeytin dalını korumaktır</strong>; o dalı kırarsanız şeytani dengesizlikten sizi kim, niye, nasıl korusun?</li><li>Okyanus ve deniz yaşamın özüdür, denizlerden gelecek omega 3 ve <strong>yosun şifasına ihtiyacınız var demektir</strong>, orayı da zehirledikçe disotonominin önünü alamayacaksınız demektir</li><li>Disotonomik hale gelirseniz, sürüngenler ne kadar sürünüyorsa siz de o kadar sürünürsünüz, <strong>daha net özetleyemem</strong></li><li>Toplumunuz ve insanlığınız, <strong>bel kemiği olan, omurgası olan çizgilerini kaybeder, ilkelerini, hayati kararlarını kaybeder</strong>, olmadık şeylere olmadık tepkiler veren agresif kitlelere dönüşürsünüz</li><li>Yok yere yorulur, stres olursunuz, laf anlatamazsanız</li><li><strong>Pireyi deve yaparlar</strong>, tam tersi deveyi de pire yapmak isterler</li><li>Tuz, su, enerji ve zaman kaynaklarınız yetersiz hale gelir, <strong>birileri bulduğu kadarını götürür, diğerleri de burası neyin cehennemi diye sorar</strong></li><li>Toplumun ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırken, büyük dengesizlikler, <strong>makaslar ortaya çıkar</strong></li><li>Hem medikal hem toplumsal olarak, akli dengesizlikler, <strong>tutarsızlıklar artar</strong></li><li>Doğa olayları <strong>kontrolsüzleşmeye</strong> başlar, doğanız ve uzayınız da olmadık doğal afetleri olmadık düzensizliklerde yaşamaya başlar</li><li>Üstüne doğanın da bir onuru vardır, bugüne kadar boşuna mı bu dünyanın dengesini gözettik der, <strong>vazgeçer</strong>, küser, <strong>nesli tükenir</strong>, parçası olmaz..Arılar hala enayi uşağınız gibi bal yapacak sanıyorsanız..</li><li>Rüzgar eken fırtına biçmiş olur</li><li>Fiziksel deformasyonları <strong>3 günde düzeltemezsiniz</strong>, duayla düzeltemezsiniz, fizik hem sizin sorumluluğunuzdur hem de ne özrünüz kabahatinizden büyük olabilir, ne de inatla sürdürdüğünüz kabahatleriniz özrünüzden büyük olabilir; bir yerden sonra isterseniz en içten özrü dileyin, en baba ilacı tıbba kazandırın, en baba bilimsel formulü yazıyor olun, dönüşü olmayacaktır; fiziğin bozulması demek genetiğin de bozulması demektir, geleceğin de bozulması demektir..</li></ul><p><strong>4-Ergenleşmek, fantastik kurgulara dönmek, ciddi ve gerçekçi olamamak, ego zehirlenmesi yaşamak</strong></p><ul><li>Karanlık Güney Düğümü tayfa <strong>kaçıktır,</strong> başka tarifi mümkün değil, dengesizlerdir, ergenlerdir, hatta en büyük yaraları da dış görünüşleridir, birbirlerine ‘kaybedenler klubü’ psikolojisinden kenetlenirler, kendilerini kurbanlaştırırlar, dramatize ederler, ‘gang/tarikat’ psikolojisi gözetirler, yatay değil, dikey yapılanırlar, yani her zaman bir baş vardır ve balık baştan kokar, duayla, yakarmayla, örgütlenmelerinden güç alarak <strong>kaçak göçek işlerle hazıra konmak isterler</strong>, emek gözetmeyi bilemezler, emeğe saygı duyamazlar, yasadan, haktan anlamazlar, yetmekten, yetememekten anlamazlar, <strong>psikolojileri, egoları zayıftır, taşıyamazlar</strong>, en ufak bir elde ettikleri şey karşısında hemen <strong>güç ve ego zehirlenmesi yaşarlar</strong>, o mikrobun dişine bir kere o şeker değdi mi de vazgeçmek istemez, <strong>gayriresmi hareket etmek isterler</strong>, olgun medeni akıl ve davranış gösteremezler ve <strong>Şeytan kendini kurgular</strong>, projeleştirir; Sineklerin Tanrısı da komple bilim kurgu dünyalar zaten</li><li>Eğlence anlayışları da seviyesizcedir, '<strong>hakaret etmek için söylemiyorum olgun düşünün</strong>', sirk gibi, arabesk gibi, pavyon gibi..Zevkten, hayattan anladıkları da seviyesizcedir, görgüsüzcedir, <strong>zengin detaylar ve bilgelikler içermez</strong>, bir tarihi nesiller boyu yaşatabilecek zenginlik ve <strong>vericilik içermez</strong>.. <strong>Alıcıdırlar</strong>..Maddi-manevi sömürü ve tüketmek üzerinedir..</li><li>Giderek delirirsiniz, giderek ciddiyetten, <strong>akli melekeden çıkarsınız</strong>, herkes çocuklaşır, ergenleşir ve ergence isteklerde bulunmaya başlar, giderek derin düşünce ve anlayış gösterebilmekten çıkarsınız</li><li>Herkes şeytan gibi kendini kurgulamaya başlarsa, kendini proje etmeye başlarsa, <strong>tamam zaten fantastik kurgu hayatlara dönersiniz</strong>..</li><li>Yatay dayanışma gösterebilecek olgunlukta olmak yerine <strong>herkes dikey örgütlenmelerin ve yaşam koşullarının peşinden gitmeye başlar</strong>, farklı gruplaşmalar arasında kopuşlar başlar, toplum kırılır, toprak kırılır..</li></ul><p><strong>5-Depresyonun, yasın, yalnızlığın, stresin, korkunun, güvensizliğin ve hatta çirkinliğin artması</strong></p><ul><li><strong>Güney Düğümü kinden, nefretten, sinirden, küskünlükten, güvensizlikten beslenir, enerjileri çok karanlıktır ve ruh emicidirler</strong>, enerjileri ürkütücüdür, kendileri de 40 harami örgütlenmelerine rağmen yalnızlık içindedir, dehşet içindedir, size de korkuyu, nefreti, küslüğü, yalnızlığı, kopmuşluğu, kaybetmeyi yaşatmak isterler..</li><li>Stres vermeyi, <strong>kabuslarınızı</strong>, yaralarınızı, <strong>size karşı kullanmak isterler</strong>..</li><li><strong>Anksiyete ve korku en büyük besin ve keyif kaynaklarıdır</strong>, hani 'biz yaşayamadık, siz de yaşamayın', intikam yeminleri budur, size sıkıntı çektirmekten keyif alırlar..Özellikle korkunç görüntüler içerikli filmler, videolar izleyip, aklınıza sokmayın</li><li>Doğal olarak pozitif ve iyileştirici olabilecek olan şeylere ve kişilere karşı gelirler, onları hain planlarını yürütebilmek için yok etmek isterler, <strong>Şeytan da en büyük kaybedendir, asla kaybetmeye gelemez</strong>, bütün tuzaklarını hep kazanacağı yerden kurmaya bakar, materyal uğraşlar peşinde gidip de düşmeyin ne diyim..</li><li>Hayatı yaşamanın bir anlamı olmasını, sevmeyi, sevilebilir olmayı, <strong>sempatiyi kaybedersiniz</strong></li><li>Ruhlarınız ve psikolojileriniz de giderek <strong>çirkinleşir</strong>, çirkinleştikçe bedenleriniz de çirkinleşir, buna karşılık estetik ve kozmetik müdahalelerle bu genetik/fiziki değişimi karşılayamazsınız..</li><li>Gözünüz görsün, ekranlar sadece elektrik ihtiyacı yüzünden doğanızı sömürmüyor, <strong>sizin de kanlılığınız, canlılığınız çekiliyor</strong>..6 yıldır ağır hastaydım hiçbir şekilde ekrana bakamıyordum, son birkaç haftadır artık hücre hapsinden beter böyle yaşamaya devam edemeyeceğim için 2 kelam etmeye kendimi zorluyorum, 3 gün sürmedi gözlerimin altına birden bire morluk oturması, 5 yıldır meğer bembeyazmış..Bunu kozmetik müdahale ile karşılayamazsınız, şimdi şu terapi, şimdi bu metod, oradan oraya savrularak yıpranırsınız, hem de stres içinde, zaten o da çirkinleştirir..</li><li>Bu klişe değil, <strong>güzellik içten gelir</strong>..Venüs’ün kalemidir sevmek, iyilik, güzellik, şifa, heyecan ve heves duyma, empati, sempati; ruhlarınızı temiz tuttukça, ruhlarınızın pozitifliğini ve iyiliğini korudukça, Venüs de ancak o zaman doğanızda bunları mümkün ve korunaklı kılabilir..<strong>Yoksa Venüs’ün onurlarını kaybediyorsunuz, aklın da onurudur, enayi uşağınız değiller, neyi çok biliyorsanız onu yaşarsınız</strong>..</li><li>Toplum kırılır, insanlık kırılır, mavi gök kırılır, şiddet ve kırgınlıklar artar, agresyon artar, 'sen bana x dedin', 'sen bana x yaptın', kan davası, <strong>yılan hikayesi obsesif, kronik anlaşmazlıklar artar</strong>; küs, yalnız, kimsesizlik çeken kitlelere dönüşürsünüz, içleriniz, ruhlarınız çekilir, <strong>giderek mutsuzlaşırsınız</strong></li><li>Işık dolu, heyecan, <strong>heves dolu sesleri kaybedersiniz</strong>, en başta da özel sanatçıları kaybetmek üzerine, bir daha bu Dünya'ya gelmek istemezler, gerçekten de karanlığa gömülürsünüz..</li><li><strong>Güvenilir</strong> ve sağlıklı düşünen ve hatta <strong>sağlıklı kalabilen</strong> bedenleri kaybedersiniz; kim kime güveneceğini şaşırır; hem özgüven kaybı çoğalır, hem toplumundan, doğasından, uzayına, <strong>bütün kolektif güven sarsılır</strong>..</li><li><strong>yazarken bile içim sıkıldı :/</strong></li></ul><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0052.jpeg" width="1140" height="855" alt="Karanlık Güney Düğümü’ne Uydukça"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0053.jpeg" width="1920" height="1080" alt="Karanlık Güney Düğümü’ne Uydukça"></div></div></div><figcaption>Çünkü kuşlar..Behrengi size söyledi, kargalar dedi..Her uzayın hakkı korumak için bir mahkemesi vardır, kuşlar mahkemeye hizmet eder..Uranüs, Sır'At'ın onurudur..At, kanatlılardır..Sır'At da ince bir köprü değildir, 'omurga'dır; ne kadar aklı sağlam omurgalı yaşarsanız, Sır'At'ın hakkını o kadar verebilirsiniz..</figcaption></figure><p><strong>6-Gelelim nihayate, ya taş olursunuz, ya da başınıza taş yağar :/</strong></p><ul><li>Karanlık Güney Düğümü tayfa ve onlara uyanlar, <strong>önyargılıdır, peşin hükümlüdür, saldırgandır, yargılayıcıdır</strong>, kırıcıdır, bozucudur, sınır tanımaz, yargıları da, eylemleri de hak tecavüzüne girer, travmatik olur, donup kalırsınız, taşa kesersiniz, tarihi sağlıklı akışta yaşayamazsınız..</li><li>Bundan daha başka türlü söylemesi mümkün olsa söyleyim ama değil, <strong>binlerce yıldır size demişler taş olursunuz taş, tamam taş olursunuz, sizi 'taş devrine' sokarlar</strong>..Hastalıklarınız bile sizi taşa çevirir, safra taşı da sevdaya dahildir, doğanız da canlılığını yitirir, kurak, çöl, çorak, dağ, taş topraklara kalırsınız..</li><li>Özellikle sosyal medya başta olmak üzere, herkes birbirinin sınırına, alanına bu kadar giriyorken, birbirini bu kadar eziyorken ve rahatlıkla üzüyorken, önüne geleni o paylaşımın arkasındaki özel hayatı bile bilmeden yargılayıp taşlıyorken, <strong>başınıza da taş yağar</strong>..</li><li><strong>Göktaşları uzayın gözyaşıdır!</strong> Her şeyin bir psikolojisi vardır, göktaşının da ne demek olduğunu bilin..Kim bilir hangi kaza sonucu kimin yıldızından kopmuş gözyaşıdır o..Bu dünyanın gözyaşları da bu dünyaya çarpar..Sevimli bir gök olayı da değildir, radyoaktif uzay taşları..Atmosferin de bir sınırı ve sabrı vardır, o da Venüs’ün onurudur, <strong>korumaya yetebileceği taş yağmurunun da bir sınırı vardır</strong>..Göktaşı yağmurları gelecek olayı değil, geçmiştir, yani kim bilir kaç yıl önce kimin kazasında o taş koptu anlatabiliyor muyum, uzayda ışık yolunu alana kadar..</li><li>Başka türlü söyleyebilsem söylerim, başka bir dil mümkün olmadığı için doğrudan dile getireceğim, <strong>kuşlar da size en güzelinden ebeniz kaç bucak destanı anlatır..</strong> Biz buz devrinden beri bunun için mi bu dünyanın hukukunu gözetiyorduk diye..Allah’tan aldıkları yetkiyle sizin dağa, taşa çevirdiğiniz çorak arazilerde gagalarını bir güzel sivriltirler, siz de görürsünüz <strong>Allah Darwin’in Evrim Teorisi’ni kendi elleriyle mi yazmış</strong>..Tarih tekerrür eder, onurlu Ebabil’ler balçıkla, batak böcek beyin karanlık Güney Düğümü ile şaka nasıl olmayacağını size gösterir, siz de Atatürk’ün şapka kanunu neymiş bir daha anlarsınız..</li><li>Doğanın adaleti ve onuru tecelli eder..<strong>Hak yerini her zaman bulur</strong>..Hak kaybetmez, ışık hiçbir zaman kaybetmez, karanlıkla kazanabileceğini sananlar kaybeder..<br><strong>Şeytan geçmişte de en büyük kaybedendi</strong>, çünkü değiştirmek ve mücadele etmek yerine, bütün kartlarını satışa, materyal sömürülere, kısır döngüye ve 40 satır'a oynadı, gelecekte de kaybeder..</li><li><strong>Ayağınızı toprağa basın</strong>, güç, enerji, şifa, hayat, sevgi, merhamet ondan gelir, toprağın onuruyla oynamayın..Dünya tarım ihtiyacı içinde kıvranıyorken <strong>Anadolu'nun hakkı</strong> organik tarımdır, organik kumaştır, organik tekeldir; Anadolu çiftçisinin bugün eli cebinde dünya turu yapabiliyor olması gerekirdi, kendi kumsallarımızda köylümüzden işçimize bizim güneşleniyor olmamız gerekirdi..<strong>Sevgi ve saygı varsa su da var, filiz de var; yoksa herkes kaybeder</strong>..</li></ul><p><strong>Kaderinizi siz değiştirirsiniz, kendi mucizeniz kendiniz olursunuz</strong>..<br>Sevgilerimle,<br>Zoey</p><figure class="kg-card kg-embed-card"><iframe width="200" height="113" src="https://www.youtube.com/embed/1JuSIn8ZimI?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen title="13 April 2026"></iframe></figure><p><strong>Valsler kimin için çalıyor</strong>..En sevdiğim eserlerin başında geliyor, <strong>Dmitri Shostakovich Waltz No-2</strong>, iyileşmek ve bu çalışmaları sürdürmek için o kadar hevesli ve umutluydum ki..Artık hayatımın üzücü özeti haline gelmiş <strong>dip notum</strong>: bu videoda da hastayım, hastalığımın ilk ayları, (videonun görünmeyen arka yüzü mesela, haftalar olmasına rağmen hala ateşli hastayım, disotonomiden ötürü kalp ritmim bile 150-180 arası oynuyor, ayakta zor duruyorum ), kusuruma bakmayın, elimden geldiğince işte..</p><p><strong>Edit olsun: </strong>bu görseli oluşturmaya<strong> X'te Elon Musk'ın 'ölümsüzlük' </strong>zırvası üzerine dehşete kapıldığım için karar verdim..<strong>Bill Gates de dahil, o Sinekler Vadisi</strong> olarak size şu an kafalarına uydukları, <strong>sinek, böcek bedenlere</strong> benzeyeceğiniz genetik bir dönüşüm ve karanlık bir gelecek dayatılıyor.. <strong>Bugün ne ekerseniz yarın onu biçersiniz..</strong>Sosyal medya ile hem beyinlerinizin disiplinini kaybetmeye başladınız<strong> hem de amel defterleriniz kabarıyor, arkanızdaki tarihi iyileştiremeyecek hale geliyorsunuz, </strong>o kafaların kocaman<strong> sinek kafası </strong>şeklinde olması o anlama da geliyor, ayıklamaları gereken<strong> tarihi yük </strong>dağ gibi büyümüş, hayat o kadar ağırlaşmış ve zorlaşmış yani, ama hayatın sürdürülebilirliğini sağlayacak ve onlara hayati çözüm getirebilecek<strong> 'canları'</strong> da yok etmişler,<strong> saplanıp bozuk plak gibi kalmışlar, 50 bin sene geçmiş</strong> yine de hala işin içinden ve çevirdikleri cehennemden çıkamıyorlar<strong>..Kanları çekilmiş, bütün canlılıklarını yitirmişler, temiz hava ve su da yok, ferahlık da yok, ferleri de yok, digitale mahkum olmuşlar; demek ki ölüp ölüp dirilmişler, dirilip dirilip ölmüşler, kaybedenlerden olmuşlar..</strong><br>Elinizin altındaki klavyelere ve bir ekranın arkasında olmaya<strong> </strong>güvenip <strong>'insanlık suçları'</strong>na girecek, <strong>etik dışı</strong> suçlar işlemeyin! <strong>Omurganızı</strong>, <strong>insanlığınızı koruyun</strong>, düştüğünüz tavşan deliğini aydınlık bir geleceğe kavuşturmak varken, içinden çıkılamaz<strong> kara deliğe çevirmeyin, 'gelecek uzun sürer'</strong> hale getirmeyin..<br><strong>Paylaşacağım kadın görseli,</strong> uzayın <strong>aydınlık yıldızlarından</strong>, aydınlık taraftan gelen bir kadın görselidir, <strong>gerçek vizyondur ( ciddiye alın yani)</strong>, bu kadını size <strong>neden gösteriyorum:</strong> hakkı, etiği, olgun akli melekeyi, saygıyı, doğayı gözetmeyi koruduğunuzda, yani beyinlerinizin <strong>terbiyesini</strong> koruduğunuzda, huzuru, aklı selim hareket etmeyi koruduğunuzda, <strong>size başka nasıl bir gelecek yaşatabilir</strong> görün diye, <strong>çünkü böyle yaşamak da mümkün</strong>, bunu yaşayan aydınlık yıldızlar da var, <strong>umut da budur</strong>..<br><strong>Bu gelecek ile Karanlık Sinekler Vadisi geleceği arasındaki fark ne:</strong> Kadının saçları o kadar uzun, doğal, canlı ve güzel ki, <strong>kat kat,</strong> dalga dalga örülmüş, çünkü uzayı o kadar huzurlu ve sakin yaşıyor, panik içinde kısa vadeli çözümlerin peşinde değiller, zamanları var, sabırlı ve sebat içindeler, saçları bu kadar uzayabiliyor, başakları 2 metre olabiliyor, fasulyeleri bulutların üzerine yükselebiliyor; <strong>teni capcanlı;</strong> afacan ve akıllı bakıyor, <strong>düşünceli,</strong> yüzünüze bön bön bakmıyor, <strong>içten, insani ve samimi</strong>, ikiyüzlü, kafada 40 tilki ne istediği belli olmaz halde değil, hatta tam tersi "<strong>senin için yapabileceğim bir şey var mı"</strong> gibisinden bakıyor, size <strong>güven</strong> veriyor; bedeni sağlıklı ve düzgün, boyu ortalama olarak yerinde ve sağlıklı; üzerine giydiği kumaş <strong>organik ve sağlıklı</strong>, <strong>modası onu onure edici çizgide ve kolaylık sağlıyor</strong>, <strong>onu yormuyor</strong>, uğraştırmıyor, <strong>kafasını bilmem kaç tane kombinasyon denemeleriyle yıpratmıyor..</strong></p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/05/04C82A53-1326-4198-BA94-ECC97B220710.png" width="1024" height="1536" alt="Karanlık Güney Düğümü’ne Uydukça"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/05/IMG_0522.jpeg" width="1217" height="1408" alt="Karanlık Güney Düğümü’ne Uydukça"></div></div></div><figcaption>Bir aradaki farka bakın..Gerçekten sağdaki çukura düşmek mi istersiniz? Ben böyle "bak şunu yapmazsan böyle olur" gibi sanki tehdit savurur gibi olan karşılaştırmaları kendim de sevmem, uygun ve sağlıklı bulmam, bunları yan yana paylaşma sebebim o değildir..Neyi seçmek istediğinizi bilin diye, uzayda başka nelerin de mümkün olduğunu bilin diye..Uzay size rağmen iyilik, güzellik yapamaz..Bütün uzay hak üstünedir, haksızlıkla yenebileceğinizi ve haksızlıkları yenebileceğinizi sanmayın..Ne ekerseniz, onu biçersiniz, uzay ve geleceğiniz sizin karar verme mekanizmanıza göre çalışır; iki görseli de yan yana koyarak paylaşıyorsam, soldaki kadın görseli 'omurganıza' ve 'insanlığınıza' sahip çıktığınızda mümkün..Zayıflık gösterip sağdaki çukura düşecek olan da, o çukurun sonunun nasıl bir 'dipsiz kuyu' olduğunu, çekilir çile olup olmadığını görsün.."ben bunlara uymam", "böyle bir gelecek ve böylesi bir karanlık yaşamak istemem" diyen de, nasıl bir 'kadına' ve 'kadınlığa', yani Venüs'ün onuruna nasıl sahip çıkması gerektiğini bilsin..Güzellik içten ve psikolojiden gelir, hem de anneler aktarır, siz bir yandan doğanızı ve toplumuzun psikolojilerini bu kadar bozup, yarın 'kozmetikle' ve plastik müdahalelerle güzel ve sağlıklı olmayı bekleyemezsiniz..Zaten bu kafayla giderseniz o kozmetiğe de kaynak olacak Venüs'ü kaybediyorsunuz..Gerçek şifa olan sevgi, müzik, ışığı da kaybediyorsunuz..</figcaption></figure><p></p>]]></content:encoded></item><item><title><![CDATA[Enkidu Üzerine]]></title><description><![CDATA[<figure class="kg-card kg-image-card"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0037.jpeg" class="kg-image"></figure><p>Cumartesi atıştırmalığı olsun diye kısa bir not paylaşımı yapayım dedim..Destanı eksik ve yanlış yorumladığınızı düşündüğüm için paylaşmak istedim..<strong>Ben Enkidu’yum</strong>, hastalığımdan ötürü artık reenkarnasyonlarımdan birinin Enkidu olduğunu biliyorum, ve gerçekten de 6 yıldır <strong>kaderimi değiştirmek için mücadele ediyorum</strong>; derin tarihi versiyonuma şu kondisyonumda ulaşmam mümkün değil, bunu böyle</p>]]></description><link>https://www.neptunianclouds.com/2026/04/11/enkidu-uzerine/</link><guid isPermaLink="false">69da4a0d9d07f1000133f243</guid><category><![CDATA[The Great Dark Spot]]></category><dc:creator><![CDATA[Neptunian Clouds]]></dc:creator><pubDate>Sat, 11 Apr 2026 13:34:03 GMT</pubDate><media:content url="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0037-1.jpeg" medium="image"/><content:encoded><![CDATA[<figure class="kg-card kg-image-card"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0037.jpeg" class="kg-image" alt="Enkidu Üzerine"></figure><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0037-1.jpeg" alt="Enkidu Üzerine"><p>Cumartesi atıştırmalığı olsun diye kısa bir not paylaşımı yapayım dedim..Destanı eksik ve yanlış yorumladığınızı düşündüğüm için paylaşmak istedim..<strong>Ben Enkidu’yum</strong>, hastalığımdan ötürü artık reenkarnasyonlarımdan birinin Enkidu olduğunu biliyorum, ve gerçekten de 6 yıldır <strong>kaderimi değiştirmek için mücadele ediyorum</strong>; derin tarihi versiyonuma şu kondisyonumda ulaşmam mümkün değil, bunu böyle niye belirttim çünkü mesela başka reenkarnasyonlarım da var; bazen vizyon olarak onları görüyorum, nasıl diyim halüsinasyondan bahsetmiyorum, fizik kanunu başka, gözlerimi bile açamıyorum zaten, gökler ve tarih size yardım ediyor, tarihi vizyonlar görüyorum; Enkidu’nun o tarif edilen antik yabani halini henüz hiç görmedim ( meselenin de görüntüsü değil, astronomik özelliklerinin olduğunu düşünüyorum ), yıldız haritasında birçok işareti <strong>Saturn</strong> olan bir karakterim, doğum günüm ise <strong>21 Mart</strong> olan bir kız çocuğuyum ( reenkarnasyonlarda illa aynı cinsten olacaksınız diye bir kaide yok, Antik Mısır’daki Yusuf gibi örneğin )<br><br>Enkidu’ya gelince tarihte ‘<strong>the Goat Fish</strong>’ olarak da bilinir, yıldız haritamdaki Saturn işaretlerden ve <strong>21 Mart</strong> doğumlu olmamdan bu sebeple detay verdim..Önce <strong>Enki</strong> üzerine bir şeyler söyleyim, dilinizde zaten mevcut olan bir kelime, ‘<strong>angel</strong>’ diyorsunuz, melek demek, yani yabani görüntüsünün aksine Enkidu altın kalplidir ve melek gibidir; ‘<strong>du</strong>’ da dilinizde mevcut, <strong>dudak</strong> demektir ( k ve g harflerinin de antik zamanlarda gökleri işaret etmek için kullanıldığını, hem kanat, gökyüzü, gökkubbe, hem zekanın temsilcisi olarak kullanılan harflerden olduğunu düşünüyorum ), yani yabani görüntüsünün aksine <strong>Enkidu çok tatlı konuşur ve tatlı dillidir, hem çok akıllıdır, hem konuşması da şifalıdır</strong>..Hatta o yüzden konuşmalarına çok dikkat etmesi gerekir, tatlı dil yılanı deliğinden de çıkarabilir, öfkeyle kalkan zararla da oturabilir..<br>Benim yaşadığım da, ben ne zaman dobra konuşayım, kızayım, sert çıkayım, <strong>kabak benim başıma patlar...</strong><br>Çok üzücü geliyor..<br>Üzüntüm konusunda da bundan daha ciddi olamam; çünkü ben kimsenin egosunun uşağı ya da keyfinin kahyası değilim..Benim de bir onurum var..Sürekli birilerinin huyuna gitmeye konuşamam ya da illa ki sadece birilerinin duymak isteyeceği şeyleri söyleyemem.. <br>Özellikle gerçekleri konuştuğumda çok zorlanıyorum..<br>Benim de insani bir şekilde kızmaya, küsmeye hakkım olmalı ( zaten bana karşı herkes o kadar <strong>rahatlıkla saygısızlık</strong> ediyor ki, bazen gerçekten hak ediyorlar da verdiğim tepkileri..bana gelince herkes dan dun ), ben konuşunca ben kötü oluyorum..<br><br><strong>Söz konusu Gılgamış’a gelince</strong>, o da dilinizde mevcut, bir örnek, <strong>Dul Kadir</strong>’dir diye yorumluyorum..<br><br>( <strong>Kullandığım isimler için de bir dip not daha ekleyim:</strong> Bütün uzay matematik/matrix/o matematikten gelen genetik ve tarihi kombinasyonlar üzerinedir..Mesela gezegenler, yıldızlar, uzayınızın matematiği ve genetik kodudur anlatabiliyor muyum.. <strong>Aynı zamanda bütün uzay hak üzerinedir</strong>, o hak kapısında <strong>tarihin onuru geçerlidir</strong>; tarihi yaşarsınız, ama sebep olduğunuz haksızlıklar ve kazalar varsa, <strong>tarihinizi 'sizin' iyileştirmeniz beklenir;</strong> bunu bir emir gibi değil, bir uzayı yaşarken o uzayın içindeki canlılar için doğal bir gereklilik olarak düşünün, uzay'ın en temeli hak üstüne olduğu için..Bu dünya da sizin dünyanızdır, <strong>tarihiniz sizin sorumluluğunuzdur</strong>; fiziğin ve genetiğin yaşanması sizin sorumluluğunuzdur..Doğal olarak tarihi karakterler hem uzayınız bu olduğu için kombinasyonlar içinde önünüze tekrar tekrar gelir, hem de kazalarınız varsa, siz refaha, feraha erene kadar, <strong>o tarihi iyileştirene kadar tekrar tekrar önünüze gelir</strong>..Ben de burada birtakım isimlere ve karakterlere örnek veriyorsam, <strong>doğrudan net bir tek o insanı düşünün diye konuşmuyorum</strong>, tarihten, tarihi motiflerden, doğanızdan, tarihte yaşanılanların kültürünüze, gündelik dilinize nasıl kazandırılmış olabileceğinden fikir vermeye çalışıyorum, okuyucuya perspektif kazandırsın kısacası.Mesela <strong>Robinson Crusoe</strong> da romandır ama tarihi psikolojik detaylar taşır; antik insanlar bu ozanlığı yapmadan bugünü yaşayamazdınız..Hepsinin derdi o Groundhog Day'den çıkmanız, tarihi travmaları aşmanız içindir )<br><br>Gılgamış'ın antik karakter olarak Güneş’in soyundan geldiğini düşünüyorum; modern bazı astrologlar gibi ben de onu Aries/Aprilios ile bağdaştıracağım.. <br>( tarihi belgelerde yorumu için İkizler olabileceği de geçer, kendi hayat hikayemden yola çıkarak yorumluyorum bu detayları..Hastalığımdan ötürü elimdeki bilgileri istediğim gibi araştırıp, inceleyemiyorum, umarım zamanla net bir şekilde ulaşmaya çalıştığım tarihi detayları çözeceğim ) <br><strong>Benim Gılgamış yorumumundan birisinin Dul Kadir olması:</strong> Güneş’in soyundan olan <strong>iktidar/kral</strong> anlamında gördüğüm içindir..<strong>Kadir</strong> iktidar, kudret sahibi demektir, antik dildeki <strong>Gamış</strong> kelimesinin ( hatta camış, suyu seven bir <strong>manda</strong> türüdür, biliyorsunuz uzayınız '<strong>çiftlik savaşları</strong>' ) zamanla <strong>Kadir</strong> ismine evrilmiş olabilir diye düşünüyorum; <strong>Gıl da Dul</strong>..( sadece bir örnek olsun )<br><br>Baba tarafından Dul Kadir Oğulları torunuyum, o da bana yorumlarken perspektif verdi, babam da Nisan doğumlu bir Koç erkeği olarak gözümde bir Dul Kadir’dir, bir Sütçü İmam’dır, Kral Kaybederse'dir, ama kendinden haberi yok..O da bir Ceviz Ağacı Gülhane Parkı’nda..<strong>Darth Mangal Rakı Vader..</strong>Çok çektim, bana sorun..Bu yüzden büyük dedelerimden sayılan Zeyneddin Karaca Bey’in Asya’daki geçmişini merak ediyorum, reenkarnasyonlarımdan biri olduğunu bildiğim Yusuf ile de bağım var mesela çünkü, Oğuz Türkleri ile de..ama hastalığımdan ötürü araştırma yapamıyorum..Metinlerde kendimi anlatıyorum, tarihteki yerimi paylaşmak istediğim için..Hem de bu benim kendi blogum, 6 yıldır hiçbir şekilde konuşamayan bir hastanın paylaşımları..Ölsem gitsem arkamda hikayemi bırakmak istiyorum..Hem baba, hem anne tarafımda gerçek tarihi figürler olduğu için, bir taraftan <strong>veli torunu</strong> olmak gibi, <strong>otobiyografik detaylarım size karışık gelebilir</strong>, gelmesin..Uzun bir süredir, bir yandan hem kendi reenkarnasyonlarımı görüyorum, hem ayrıca gördüğüm tarihi vizyonlar da derken <strong>6 yıldır dünya tarihi içimden geçiyor</strong>, söyleyecek çok şey var.. </p><p><strong>Tarihi destana gelince</strong>: <strong>Tanrılar Enkidu’yu cezalandırmıyor,</strong> tam tersi kurtarmak için çok yardım ediyorlar.. <br>( kendi yaşadıklarımdan yola çıkarak detay ekliyorum, şu an bana çok yardım ediyorlar, en önce tarihi bilgileri vererek, <strong>tarih size güç verir</strong>, <strong>V for Vandetta filminden hatırlayın;</strong> o da yanıyor benim gibi, hatta benim durumum ondan da kötü, o hareket edebiliyor, ben edemiyorum ve o bir kere yanıyor, benim beynim aldığım her nefeste yanıyor..<strong>ona da hücredeyken kendisine ulaşan tarihi aşk hikayesi dayanma gücü veriyor</strong> ) <br>Ama fiziğe şirk koşamazsınız... <br>( Fizik sizin sorumluluğunuzdur, onu da belirtmek isterim, dünyaya gelmek de..Allah katında zorlama/dayatma olmaz, Allah katı liberaldir; Allah için yaşamıyorsunuz yani, kendiniz için yaşıyorsunuz..Allah Allah..Çarpık hayat görüşlerinizi sağlıklı hale getirmek ve Allah'ı sağlıklı anlamanız için elimden geleni yapacağım..Ben bu metinlerde Allah'a vurgu yaptıkça da, ne ateist, deist, seküler olanlar, ne de farelerin dinciliğine uyanlar bozulsun..Ben İTÜ mezunu modernist mimar kadınım..Cehennemi yaşadığım günümde bir O vardı, anlatmıyım mi? Söz konusu hayatlarınıza gelince, her uzayın bir matematiği vardır, 'hak' gözetilir bu kadar ).. <br>Bunlar ilk kazaların patladığı antik zamanlar, siz hastalığın karakteristiğini ve nasıl baş edeceğinizi anlayana kadar iş işten geçmiş oluyor; <strong>kaza da Şeytan ve Güney Düğümü’nden geliyor</strong>; çünkü Enkidu, Şeytan’ın ayna versiyonu gibi bir karakterdir, hani yorumlarda Gılgamış ile ikisi ikiz kardeş gibi tarif edilir ve birbirinin aynası ‘iki kanka’ olarak anlatılır ya, ben ondan öte diyim ki, Gılgamış'la ilişkisini bir kenara koyun, karakteri/yazgısı <strong>Şeytan vs Enkidu gibidir..</strong> <br>( <strong>Edit</strong>: daha önce hiç vizyonunu görmemiştim ama bu metni yayınladığım gibi bir vizyon daha gördüm ve aldığım <strong>antik görüntüyü AI'da yaklaşık görselleştirerek metnin en sonuna tarihi belge değerinde ekledim</strong>..<strong>Boynuz meselesi,</strong> dış görünüşünden değil, astral haritasında Saturn işaretler taşımasından geliyor..Vizyonlarımdan anladığım Şeytan da öyle, ama işte ikisi birbirinin <strong>disleksi/zıt versiyonu </strong>gibi..<strong>Harry Potter vs Voldemort</strong> gibi düşünün; hayat detaylarında benzerlikleri vardır, hatta kaderleri de birbirine bağlanmıştır ve karşı karşıya gelirler, ama yazgılarına gösterdikleri insanlık tam zıttıdır..Enkidu konusundaki vizyonu bu metni henüz yayınladığım gibi aldım, tuhaf oldu..)</p><p><strong>Tarihi yaşayarak öğrenirsiniz</strong> ve tarih tekerrürden ibarettir, hele ki bir de hala o Nuh Kuyusu’ndan çıkamadıysanız, o Groundhog Day’den hala çıkamadıysanız; hayatınızı anlamak istiyorsanız her zaman tarihi deşin, geleceğinizi doğru konumlandırmak istiyorsanız her zaman tarihi deşin, <strong>gelecek tarihtedir</strong>..</p><p><strong>Şeytan da Goat başlıdır</strong>, gördüğüm animaguslarından birisi simsiyah bir yılan olduğu ( gece gündüz peşimdeler peşimde ), diğeri de obesesif, inatçı bir keçi başı olduğu..O da uzayınızda Saturn işaretiyle dolu yıldız haritası olan bir diğer karakterdir; nasıl <strong>Salinger</strong> <strong>Franny and Zoey</strong> eserini yazmış, Şeytan x Enkidu o ikizler gibi; <strong>paralel hayatlar</strong> yaşıyoruz, yazgılarımız neredeyse bire birdir, uğradığımız saygısızlık, kuyunun dibine konmak, hastalık, hapis vs, ama yazgımıza gösterdiğimiz tepkiler tam zıttıdır..Şeytan kendini kurbanlaştırır, drama queen’dir, arabesktir, intikam ister; Enkidu/Yusuf/Zoey/Arakne, arabesk yapmaz, gerçek kurbandır ama kendini kurbanlaştırmakla uğraşmaz, ‘<strong>kuraklık olacak bir şey yapın</strong>’ der..Şeytan vs Yusuf/Enkidu, birisi neyse, öteki zıttı.. <br><br><strong>Bir parantez daha açayım:</strong> bana da kitlenmiş durumdalar; bütün uzay biliyor siz ruhlar aleminden geldiğinizde sizin kim olduğunuzu, bir siz bilmiyorsunuz.. benim üstüme hastalıkla onlar geldi, ben bir şey yapmadım, ya da seçmedim, meğer işte benim kim olduğumu zaten biliyorlar, çocukluğumdan beri yaşadığım başka hatıralarım da var, bu metine hepsini taşıyamam, zamanla anlatırım; bunlar <strong>ben hiç böyle bir şey beklemiyorken mikrop gibi üzerime yağdılar</strong>, durmadan <strong>Ubermatenga'ya</strong> maruz kaldım, kaldıkça da her şeylerini öğrenmeye başladım, bu arada Veli dedelerim de imdadıma yetişti elimden tuttu Hacı Bektaşi Veli gibi, <strong>ben de kendimi bir anda Kuzey Düğümü ve Güney Düğümü arasında, hem arafta, hem bir yanda gökler bir yanda yeraltı, bir yanda tarihi sırlar vs, bir yığın gizemin içinde buldum..</strong><br>Bu sefer de birçok şeyi biliyorum konuşacağım diye susturmaya, yıldırmaya üzerime gelmeye başladılar..<strong>buyur burdan yak..</strong>Şu an bu çatışma devam ediyor..<br><br><strong>Uzayınızdan ve tarihinizden anlamanız adına</strong> genel olarak konuşmam gerekirse, <strong>doğum anı travmatiktir</strong>, anne karnındaki bilinci size unutturur; yoksa herkes kitabıyla geliyor, o aileyle ve hayatla ne yaşayacağınızı biliyorsunuz, ama doğum anı büyük travma oluyor, ‘ben ne halt yedim de bu dünya’ya geldim’ anksiyetesi yaşatıyor ve gerçekliğinizi bilinç altına itiyor, programlarınızı unutuyorsunuz, stres içinde Dünya’yı yaşamak ile mücadele etmeye çalışıyorsunuz, salim kafayla korkusuzca kitabınıza ulaşabilirsiniz..</p><p><strong>Yazgımın talihsizliğini de bilin</strong>: başkası mesela o meyve ağacını taşlar, istediği meyveyi koparır, alır yer, hiçbir şey olmaz; ben, ‘<strong>sen ne güzel ağaçsın öyle, gel sana bir sarılayım</strong>’ derim ve hatta gerçekten sarılır, severim de, ‘<strong>Enkidu ağacı yaktı</strong>’(!) derler, şakasız :/</p><p><strong>Şeytan</strong>, ahlak bekçisidir, suçluluk psikolojisinde mükemmeliyetçidir, kendini saklar, ama dengesiz bir şekilde sahnelerin kadını da olmak ister, üstüne de kıskançtır, Enkidu’yu en önce tatlı dilinden, sonra altın kalbinden, sonra şifacı gücünden, iyiliğinden, sonra da kendini yaşama konusundaki cesareti ve kendini ortaya koyma şeklinden kıskanır; onu didik ederler, bir kazayla kaydırabilmek isterler..</p><p>Şeytan, Gılgamış’ı arzular, iktidarı arzular, iktidar erkeği ve onun soyunu arzular, bu arada anladığım kadarıyla ( umarım kondisyon kazandıkça araştıracağım ) Güneş soyundan bağları var, birbirleri ile olan bağlarından haberleri yok, Game of Thrones’un tamamını hastalığımdan ötürü izleyemedim, ama yanlış görmediysem <strong>Khalesi</strong> karakterinde kullanmışlar bu tarihi bilgiyi; Şeytan atıl kız çocuğudur, atıl olduğunu öğrenince deliriyor, neleri yaşayabilecekken nelerden oldum diye, o da hasta çünkü; Enkidu da <strong>beklenmeyen çocuktur</strong>, sistemin error’u, Enkidu da hastalanır, ama o da tam tersi bu kader için arabesk içinde değildir ya da intikam derdi yoktur ( sistemin yeğeni, Ezel gibi ve Çalıkuşu'nda kuzen olmak gibi ) Ve Enkidu, iktidarlığı arzuladığı ya da iktidar olanın peşinden gittiği için, ne bileyim sahne istediği için Gılgamış ile beraber değildir veya ‘<strong>materyal</strong>’ sebeplerle parlamıyor, doğası öyle; esas materyalist olan diğerleridir, onu bulur..Fizik kanunu gibi düşünün, <strong>hani sen su damlası gibi azize ol, tamam bütün küf mantarları üzerine çullansın :/</strong></p><p>Destanda devrilen <strong>7 Sedir Ağacı</strong> Saturn’den gelen yargıyı simgeler, detaydan anlamayı bilin, Saturn sisteminizde kritik bir gezegendir, her güneş sisteminin Hak’kı korumak için mahkemesi vardır, güneş sisteminizin ‘<strong>Honor</strong>’ları/<strong>Yargıç</strong>ları Saturn’dendir..<br>Saturn’de Şeytan gibi yerin 7 kat dibinde de olabilirsiniz..<br>O koca sedirleri deviren Enkidu değildir, Enkidu masum, etrafındaki onun iyi niyetini art niyete yoran haset, fesat olanlar, <strong>aşağılık kompleksi olanlar kazalara sebep olur</strong>; olaylar silsilesini başlatan da Gılgamış’tır, Şeytan’ın hırsı Enkidu’yu bulur..</p><p><strong>Gılgamış</strong>, Enkidu’nun kaybının derdinde değil, detayları iyi okuyun, o çok bencil bir karakter, <strong>kendi suçluluk psikolojisinin derdinde</strong>; suçluluk psikolojisi yaşamayan ölümden o kadar korkmaz; gerçekten çok sevdiği birini kaybeden biri bırakın ölümsüzlüğün peşinden gitmeyi, ‘onunla ben de ölseydim’ der..Gılgamış <strong>ayaklı anksiyete</strong>, ben de mi böyle acı çekerek, hasta olarak öleceğim, diye tutuşuyor..<strong>Tutuştuğu da bir tek ölüm anksiyetesi değildir</strong>, yine detaylardan daha iyi anlayın, onun o kadar ölüm korkusu yaşaması sıradan bir ölüm korkusu değildir, o artık aynı zamanda 'kıyamet kopacak, başımıza taş yağacak' boyutunda yaşadığı kıyamet anksiyetesidir, cehennem anksiyetesidir; çünkü hani tarihte ne kıyametler koptu, <strong>korkusu o kadar derin ve büyük..</strong>Bu destanlar da eski ozanlar tarafından böyle anlatılıyorsa tarihi unutmayın diyedir, sürekli antik hataları tekrarlayıp Groundhog Day'de takılı kalmayın diyedir..Geleceği güven içinde, iyileşmiş halde yaşayabilin diyedir..Tarihin onuruna çalışıyorlar..<strong>Enkidu gibi bir çocuk kaybeder, acı çekerek ölür vesaireyse oyun biter</strong>, gibi bir psikoloji hakim, antik zamanlarda kopan kıyametlerden ötürü..<br><br><strong>Yusuf da bu yüzden çok zordadır</strong>, görüyor Dünya sırtına binmiş, pes etse o kuraklık vuracak başka kimsede o vizyon yok ( o da sona gelinmiş gibi hissediyor), tamam hak ettiler ne halleri varsa görsün di’mi, ama antik zamanlar, hala umut için zaman var, Yusuf umudu, sabrı ve cesareti seçiyor; <strong>o kadar yıl üstünüze öldü dendikten sonra, o kadar yıl azılı bir suçlu gibi hapis yatırıldıktan sonra kendini hala ifade edebilmek kolay sanıyorsanız..</strong></p><p><strong>Ayrıca bkz:</strong> <strong>Lidya'daki Arakne</strong>, hayatımın bir özeti de onun yaşadıklarıdır; beynim hasta yatağa düştüm, hala elimin altındaki klavye ile sözümü, sesimi yaşatmaya çalışıyorum..Arakne'yi bilmiyorum, ama ben şu an bırakın <strong>Athena</strong> gibi karakterlerle bir sorunum olmasını, onlardan bana güç vermesini bile diliyorum, ama bu yeryüzünde hiçbir zaman <strong>kibre kapılmayın</strong>, Circe/Medusa/Şeytan gibi örneğin, esas o zaman Athena'yı karşınıza alırsınız..<br>( Üstüne de ister aziz olun, ister veli olun, gerçekçi olmanız gerekir; Yusuf ve diğer peygamberler bugüne kadar umut etmiş, hala umut ve zaman mümkün diye, gelecek öngürülerinden insanoğlunu kurtarmaya çalışmışlar, şu gün ben artık size ne diyebilirim, <strong>3 günü var Venüs'ün onuruyla bu kadar oynadıkları için ne içecek su bilebilecekler, ne toprak gıda verecek</strong>, konuşunca ben kötü oluyorum..) <br>Arakne'nin hikayesinde dramı <strong>el becerisinden</strong> gelir; dokuma ve örgü konusunda hem çok beceriklidir hem de dokuduklarına dönemin iktidarı tanrılara eleştirilerini de işler..küçük <strong>Antigone</strong> misali..O da "sen bize <strong>diss</strong> mi atıyorsun" diye <strong>Athena</strong>'nın dikkatini çeker ve onun karşısına yaşlı bir kadın olarak çıkarak dokumalarını yarıştırmak ister ve Arakne gerçekten de oldukça üstün işler ortaya koyar..Athena da onu '<strong>örümcek kadın</strong>'a çevirerek cezalandırır..Arakne yine de kendinden vazgeçmez ve örümcek haliyle de yeryüzüne en güzel motifleri işlemeye devam ettiği söylenir..</p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0393.jpeg" width="800" height="451" alt="Enkidu Üzerine"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0394.png" width="1920" height="1080" alt="Enkidu Üzerine"></div></div></div><figcaption>Arakne'nin Athena ile sınanışı..</figcaption></figure><p>Şu an benim yaşadığım sıkıntıysa <strong>konuşmaktan </strong>geliyor, yani benim şu an özellikle sesim susturuldu, konuşamıyorum..( benimle de konuşulamıyor, nasıl diyim sesli ve görüntülü aktiviteleri de yapamıyorum, son birkaç hafta dışında parmağımı bile oynatamıyordum, yani kondisyonumdan bahsederken tekrar tekrar okuyucunun önüne gelebilir ama hücre hapsinden beter bir şey yaşıyorum derken ciddiyim, bu haldeyken bile doktorlardan yaşadıklarım ister yerli olsun, ister yabancı olsun, insanlık tarihi için skandal olmaya girer, <strong>ama siz artık ayakları baş ediyorsunuz</strong>, uzayınız, dünyanız, doğanız ve devlet idareleriniz giderek daha disotonomik hale geliyor, zaten ayaklar baş olursa hastalıklar da dahil her şey delirir, dengesizleşir, kim bilir daha kaç insan aynı benim gibi skandal bir tıp mücadelesi veriyordur.. )<br>Bu konuşamaz, hareket edemez halimle de, bir yanda içinde <strong>Robotik Sineklerin Tanrısı</strong> bile olan o meşum <strong>Ubermatenga</strong> ile, bir yanda tam da onların teknolojilerinden gelen klavye sayesinde bu metinleri aktarabilmek arasında yaşam mücadelesi veriyorum :/ <br><strong>Kibrimden konuşma hakkımı korumaya çalışmıyorum yani, tam tersi bunlar artık benim ahiret kapım..</strong>( hayatı karar vererek yaşarsınız )<br> <br>( <strong>Bir edit de buraya ekleyim:</strong> Yaşadıklarımın en ilkel başka bir diğer tarihi versiyonu da <strong>Andromeda'nın yaşadıklarıdır</strong>, o da kibirden çeker ne çekerse, o da Mısır ve Akdeniz coğrafyası ile bağı olan antik prenses bir karakterdir, o da Medusa'nın elinde taşa döner, ben nasıl şu an magmada yanan taşa kestim mesela, ama bunu başka metinlerde değerlendirmek istiyorum..)</p><p>Gılgamış, nasıl hikayenin sonunda okyanusun özüne ulaşıp, o artık <strong>hayat kaynağı</strong> diyeceğim '<strong>yosunu'</strong> bulup çıkarır ama yine de ölür, çünkü <strong>korktuğun başına gelir</strong>, yeryüzü kanunudur; Enkidu da mesela <strong>çok gururludur</strong>, en büyük korkusu <strong>yanlış anlaşılmaktır</strong>, yanlışa yorulmaktır, bize haksızlık etti, bize kötülük getirdi, denmesidir, <strong>kimsenin hakkına saygısızlık etmek istemeyecek kadar çok düşüncelidir</strong>, tamam işte onun da korktuğu başına gelir, hep yanlış anlaşılır, <strong>hep kötüye yorulur</strong>, kendinin cumhuriyeti olmak için yaşar, ama kuyunun dibine o düşer, köle o düşer, hapis o düşer, hasta ele ayağa o düşer..Şeytan, sır kalmak ister, açığa çıkma korkusu yaşar, çıkar da..gibi gibi..</p><p><strong>Bu dünya’yı yaşamak onur meselesidir..</strong>Bu klişe gelecek ama değil, korkularınızın sizi yönetmesine izin vermeyin..<strong>Bir çocuk 7'sinde neyse 70'inde o'dur' atasözü büyük bilgeliktir;</strong> sakince bir köşenize çekilin, durup düşünün, bebekliğiniz, çocukluğunuz size karakteriniz, özünüz hakkında ne söylüyor.. <strong>Gururunuza dokunanlar ne</strong>, kaçmak istediğiniz gerçekler var mı, tekrarlayan motiflerde rüyalarınız var mı, kabuslarınız ne..Karanlık taraf geceye çöker, rüyalara çöker, yaralarınızı, acılarınızı, stres ve korku kaynaklarınızı bilmek ve stresi, korkuyu size karşı kullanmak isterler..Rüyalarınızı fantastik şekilde değil de gerçek psikanaliz olarak yorumlamaya çalışın, kendinizi korkusuzca anlamaya çalışın; <strong>korkularınızı bilirseniz, karanlığın sizi ezmesine, kaderin sizi ezmesine mani olabilirsiniz, onurunuz ve tarihiniz korunmuş bir şekilde kendinizi gerçekleştirebilirsiniz..</strong>( <strong>Ursula K. Le Guin</strong>'in -kutsal eser diyeceğim- <strong>Yerdeniz Büyücüsü</strong> romanı örnek olsun, bu kutsal bilgiyi çok özel bir şekilde işledi, büyük bilgeliktir..)</p><p>Tekrar destanın detaylarına gelecek olursam, Gılgamış ve Enkidu’nun yaşadıkları, basitçe <strong>Denizkızı Ariel</strong>’den örneklendirilebilir: yanlış insan için doğandan çıkmak ve kaybeden olmak..<strong>Maneviyatım da art niyete yoruluyor</strong>, Yusuf, Arakne ne çektiyse odur; kendim olmam şiddetle karşılık buluyor; yani burada, <strong>kastre edilmeyi kendi kurgulayan Şeytan ile </strong>( gerçek yaşamış hayat hikayesi örneği de vardır bunun: <strong>Gülseren Budayıcıoğlu'ndan gelmiş bir hayat hikayesi</strong>: Kadının danışanına şeytan demiyorum tabi ki yanlış anlamayın, ama uzaydan ve tarihten anlayın diye örneklendirmek istedim; Ankara'da bir anne ve kızı birbirinden habersiz Gülseren Hanım'ın danışanı oluyorlarmış; kızı çünkü gençken evini yakıp, kendine öldü süsü verip şarkıcı olmak için evden kaçıyormuş ve yıllar boyu gizli, saklı bir hayat yaşıyormuş, anne de evin oğlu ile yasak ilişki içerisindeymiş örneğin, sonra ikisi de birbirinden habersiz Gülseren Hanım'ın önüne geliyormuş, tesadüf de bu ya..<strong>Tarih tekerrürden ibarettir..</strong>Şeytan da dramayı kendi kurgular, sonra kurbanı oynar..)<strong> gerçekten kastre edilen Yusuf/Enkidu/Arakne ve diğer bir yığın prenses hikayesi arasında ince bir çizgi vardır</strong>..( artık uzayınızın kaza müdürleri diyim, Enkidu'yu/Yusuf'u/Arakne'yi baskılamak isteyenlere hak verir)..Ben hastalığı örneğin kız kardeş yerine koyduğum ama tam tersi bana karşı kıskançlık ve kurnazlık göstermiş birinin doğum gününü kutlayacağım derken kaptım; bir incir ağacı bir arıyı nasıl yutarsa, sizi ezip geçip, kendileri yürüsün istiyorlar, psikopati içerisinde de yaşattıkları cehenneme dair bir empatileri yok..</p><p><strong>Enkidu’nun işlendiği çok eser var</strong>, kısa kısa bazılarına değineyim:<br>Türk edebiyatında bana en kutsal gelenler; Reşat Nuri Gültekin-<strong>Çalıkuşu</strong>, Oğuz Atay-<strong>Tutunamayanlar</strong>, Uşaklıgil-<strong>Aşk-ı Memnu</strong> ( beni beni Bihter’ini); Edip Cansever-<strong>Çağrılmayan Yakup</strong> ( gözümde bu yeryüzünde yazılmış daha zengin bir şiir yok, tarifi mümkün değil bu şiiri ne zaman okusam hissettiklerimin, tanrı gibi bir şey olmanız gerekiyor böyle bir edebi güç için ), Gülten Dayıoğlu-Yeşil Kiraz ve <strong>Ölümsüz Ece</strong> ( reenkarnasyonlarımdan biri Ece’dir de; Yusuf da reenkarnasyonlarımdan biridir dediğimde anlamıyorlar, Ece'yim dediğimde de, <strong>Çayırhan’da doğdum</strong>, İpekyolu’dur ), Nurgül Yeşilçay'ın oynadığı <strong>7 Kocalı Hürmüz </strong>( partner sayısı değil, <strong>dolaysız sevgisidir</strong> ), <strong>Eğreti Gelin</strong>, <strong>Merhamet</strong>'te Narin dediler..<br>Dünya edebiyatında; Jack London-<strong>Martin Eden</strong>; tam bütün detaylarıyla olmasa bile, gururuyla Jane Austen-<strong>Gurur ve Önyargı</strong>; yine İngiliz edebiyatında <strong>Bridget Jones</strong>, Thomas Hardy-<strong>Tess of D'urbervilles</strong> ( Hardy de mimar, bana çok dokunuyor; eserin gözümde Türkçe uyarlaması gibi gelen hali de hiç beklemediğiniz bir yerde, Aydan Şener’in tv filmlerinden biri, 1996 yapımı Yüzleşme filmi ), J.K.Rowling-<strong>Harry Potter</strong> ( astronomik detaylar tutmasa da, bir de buradan bakın, Harry erkek değilmiş, Voldemort erkek değilmiş ), Beckett, <strong>Godot’yu Beklerken</strong> ( bir de buradan bakın, <strong>hepiniz mırıl mırıl bir şeyler mırıldanır olmuşsunuz, konuşmayım mi?</strong> )<br>Fransız edebiyatında, Saint-Exupery-<strong>Küçük Prens</strong>, Victor Hugo-<strong>Esmeralda</strong> <br>( çocukken onun eserleri sayesinde günü çıkarıyordum diyebilirim, öyle bir özel, kutsal yeri var)<br>Ahmet Kaya da demiş ki <strong>Başım Belada</strong>, sevdim seni inanamayacağın kadar <strong>esmer kız</strong>, Cem Karaca demiş <strong>Namus Belası</strong>’na kardaş, düştüm mapus damlarına öğüt veren bol olur; sonra ‘<strong>ben bir Ceviz Ağacı’yım Gülhane Parkı’nda</strong>, ne sen bunun farkındasın ne de polis farkında..<br>Hayatımın özeti şarkılar..<br>Alman edebiyatında Hermann Hesse-<strong>Narcissus ve Goldmund</strong> ( kendimi keşfetmemi sağlayan eserlerin başında gelir, doğal olarak yerinin tarifi mümkün değil ), <strong>Bozkırkurdu</strong><br>Ursula K. Le Guin-<strong>Yerdeniz Büyücüsü</strong>, Mülksüzler-<strong>Shavek</strong> ( daha yalnız ve <strong>ayrık otu</strong> olamazsınız ), <strong>Omelas’ı Terk Edenler</strong> ( bodrumdaki çocuk, ben erkek değilim, kız çocuğuyum, Yusuf erkek olsa da, üniversite yıllarımda istemsizce kullandığım mahlas bile Yusuf Hanım’dı )<br>Rus edebiyatında Tolstoy, <strong>Diriliş</strong> ( farklı perspektif katabilecek olanları da listemeleye çalışıyorum ) <br>Beklenmedik bir de <strong>bonus</strong> olsun: <br>( bunu da ak trol Furkan yüzünden sözlükten uçurdukları için nedenini orada tam anlatamamıştım, ona da ne dedimse az bile demişimdir, gözettikleri baskı yüzünden oldukça kızgın ve üzgündüm, ben de <strong>Çerkez geliniyim</strong>, bir kere de gelinin sözü geçsin, çok ayıp ettiler ) <br><strong>Friends-Monica</strong> karakteri; tiyatroyu iyi izleyin, herkesin tiyatrosu aslında Monica’nın sırtındadır, dizideki en ‘ben’ detaylardan birisi de: bir bölümde Rachel, Joey ve Phoebe ‘ biz niye hep sizle pahalı restoranta gidiyoruz, bütçemiz zorlanıyor’ diye çıkışıyor, <strong>Monica vicdan yapıyor</strong>, çalıştığı restoranttan eve et getiriyor, müdürleri işletme suçu olarak görüyor ve Monica’yı işten kovuyorlar, esas en işsiz Monica kalıyor :) hayatımın özeti -.-<br>Japonya, <strong>Şeker Kız Candy</strong>, <strong>Death Notes-K</strong> ( <strong>long covid’imden nerelere geldim mesela di’mi?</strong>)<br><br>Sevgilerimle,<br>Zoey/Enkidu/Yusuf/Arakne/Ece<br>(beni beni Bihter'ini )</p><figure class="kg-card kg-image-card kg-card-hascaption"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_9850.jpeg" class="kg-image" alt="Enkidu Üzerine"><figcaption>Yaşanamamış bir hayatın pozudur, bu fotoğrafta bile ağır hastayım, sadece 5 dakika güçlükle ayakta durabiliyorum, 30'uma kadar cehennemi yaşadım sanarken, oyun yeni başlıyor..</figcaption></figure><p>( <strong>Dip not:</strong> <strong>Oz Büyücüsü</strong> de gerçektir, onu da bilin, onunla hatıramı da başka bir metine saklayım artık, ben de daha ne hikayeler var :) '<strong>Zoey'</strong> adım beni hastayken buldu, zaten Zeyneddin Karaca Bey torunuyum, ama Londra'da doktorlarım ojinal Türk ismimi telaffuz ederken çok zorlanıyordu derken Zoey'e döndü, bu yeryüzünde tesadüf diye bir şey varsa..<strong>Tarihte bir de Medas'ın kızıdır Zoey,</strong> <strong>hayat demektir</strong>, <strong>bahar demektir</strong>; şu an anlamı hayat demek olduğu için bu isme tutunarak yaşıyorum, bir gün iyileşirsem resmi isimlerimi ya da reenkarnasyonlarımdan gelen diğer isimlerimi değil, <strong>sadece Zoey adını kullanmak istiyorum</strong>, <strong>doğum günüm 21 Mart</strong>; Zoey de içten gül dalı materyal art niyetlere maruz kalmış bir diğer tarihi karakterdir; altın kalplidir, altına döner, bir nevi 'taşa keser'; <strong>Erdal Beşikçioğlu</strong> ile '<strong>46</strong>' dediler örneğin..Ben de deyim yerindeyse <strong>taşa kestim</strong>..Sizi nasıl Roma'lılar uyarmış 'bu <strong>Medusa</strong> bakanı taşa çeviriyor', <strong>J.K.Rowling</strong> de Weasley'lerin kızında kullandı o tarihi bilgeliği, <strong>Ginny Weasley</strong> Sırlar Odası'ndadır, basiliks kendisiyle göz göze geleni taşa çeviriyordur..<strong>Taşa kestim</strong>..Son hatırladığım şeylerden biri de gerçekten covid'i kaptığım doğum günü yemeğinde karşımda kız kardeş yerine koyduğum insanın beni kıskandığını anlayarak <strong>'göz göze geldiğim'</strong> o andır..O göz size değiyor kısacası, o art niyet size değiyor; <strong>o haset, fesat akılla ve bencil egoyla kazalara nasıl kapı olduklarına dair en ufak bir bilinçleri yok</strong>; karşılarında yeni evli barklı halimle eşimle oturuyorum, ikiyüzlülükleri hastalıkta ortaya çıkacak..Covid pozitif olduğunu da gizliyor örneğin, <strong>narsisistlikleri yüzünden hep gizli ajanda ile hareket ettikleri için</strong>; şubat 2020 sonu artık dünya yangın yeri, hatta 20 şubat - bir de simetrik bir tarih ve toplamı da 8, tesadüf bu ya-, kadın uluslararası yoldan geliyor söylemiyor, öksürerek hasta oluyor söylemiyor, egosu okşansın diye sizin ikram ettiğiniz, kendisinin onay verdiği programa katılmak için yataktan çıkıp geliyor, <strong>ama göstermelik geldiğini, günü bile paylaşmak istemediğini akşamın sonunda artık covid'i kaptıktan sonra, yani iş işten geçtikten sonra anlayacaksınız..</strong>Bu arada 1 ay sonra sizin doğum gününüz olacak, ambulansla hastaneye kaldırılacaksınız, ilk haber verdikleriniz onlar olacaklar, 6 yıldır sizi bir kere bile aramıyor olacak, bırakın doğum gününüzü eş değerde kutlamayı..<br>Şu an gözlerimi bile açamıyorum mesela..Ginny de kızıl saçlı bir kız çocuğudur, benim de kuzguni koyu saçlarımın altında 'nar çiçeği kızılı' saç rengi vardır, ben Ginny'nin çok zayıf kurgulandığını düşünüyorum, dileğim bir gün kendi Türkçe fantastik yorumumla kendi serimi yazabilmek..Bu dünya'nın zenginliğini de ne kadar kaybediyorsanız, sağ kolumda kolumun bir bölümü ve tüylerim az buçuk altın yaldızlı olacak bir şekilde parladı o kadar..Zoey tarihte nasıl boydan boya altına kestiyse, artık bu Dünya'da o zenginlik yok diye belirtmek istedim, kime ne anlamı olur bilmiyorum, bunları laf olsun diye anlatmıyorum, biliyorum belki çok fazla ama dürüstlük adına yaşadıklarımdan, gerçek yaşam öykümden detaylar paylaşıyorum...)</p><p>( <strong>Edit</strong>: Elim ayağım titriyor,<strong> Zoey'de hizmette sınır yok dersiniz</strong>, Enkidu'nun - içimden Yusuf olarak da geçer- görüntüsünü artık güncelleyebilirsiniz kısacası, <strong>bu kutsal bir tarihi dip not olacak</strong>, nasıl diyim, <strong>bunları tarihi belge olarak kabul edin gerçekten</strong>, aynısı diğer başlıklarda paylaştığım görseller için de geçerli, mesela Şeytan görselleri dediğim görseller olsun..AI'da yaklaşık yakalayabildiğim gerçek vizyonlar; kondisyonumdan ötürü vizyonları kendim illusture edebilmek yerine AI kullanmak zorunda kalıyorum, AI'da da ancak bu kadar oluyor..Yani yaklaşık bir görsel paylaşıyor olacağım, üzerindeki cekete vs takılmayın lütfen, artık o kadarını AI yapıyor..<strong>Bu vizyonları gördüğünüzde sadece kare değil, karedeki psikoloji de size geçiyor, yani nasıl diyim karedeki karakterden ne hissetmeniz gerektiği de size geçiyor; enerjisi çok yüksek, bıçkın delikanlı diyebileceğiniz, çok cesur ve savaşçı ruhlu, uzun boylu bir adamın gösterildiği bir kareyle karşı karşıya kaldım</strong>, bana <strong>Cesur Yürek</strong> filmindeki Mel Gibson'ın oynadığı <strong>William Walles</strong> karakterini anımsattı..En son '<strong>Özgürlük</strong>' diye haykırır..)</p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/68E166D2-64CA-4173-BBCC-A9B9631EB056.png" width="1024" height="1536" alt="Enkidu Üzerine"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/6568C26F-6F16-4276-B08E-BC98C6BAA83D.png" width="1122" height="1402" alt="Enkidu Üzerine"></div></div></div><figcaption>Saçları uzun ama AI'da doğru olmadı, üstünde tabi ki ceket yok AI'da bu kadar görselleştirebildim, yaklaşık diyebiliriz, uzun boylu, bıçkın bir delikanlı, ister Enkidu diyin ister Yusuf..Ben şaka yapmıyorum, 6 yıldır içinde olduğum gerçeklik..en antik tarihi karakterlere kadar vizyonlar görüyorum, ciddiye alınmak konusunda ciddiyim..</figcaption></figure>]]></content:encoded></item><item><title><![CDATA[Ben Kaçarım Matmazel ve Yalnızlar Mektebi Üzerine]]></title><description><![CDATA[<figure class="kg-card kg-embed-card"><iframe width="200" height="113" src="https://www.youtube.com/embed/nRduyoE3PVw?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen title="Ben Kaçarım Matmazel - Short Film - Trailer (So Long Mademoiselle)"></iframe></figure><p></p><p>Ayaklar baş olmuş, tam da bunların yaptığı bir şey işte..Başınıza beton yağacak, ne söyleyim?</p><p>Siz neyin sapıklığı, cehennemisiniz?</p><p>Siz nasıl bir iki yüzlülük ile psikolojileri bu kadar bozuk insanların egolarını kudurtup, onların sosyal medyada dehşet saçmasına sebep oluyorsunuz?!..</p><p>‘<strong>2 sickko like</strong>’ için, doğrudan masum genç kız aşağılama, doğrudan masum</p>]]></description><link>https://www.neptunianclouds.com/2026/04/01/ben-kacarim-matmazel-uzerine/</link><guid isPermaLink="false">69cd64a59d07f1000133f0a0</guid><category><![CDATA[The Great Dark Spot]]></category><dc:creator><![CDATA[Neptunian Clouds]]></dc:creator><pubDate>Wed, 01 Apr 2026 19:12:45 GMT</pubDate><media:content url="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/29FC48B8-97F3-45BD-A870-54E8193BDE05.png" medium="image"/><content:encoded><![CDATA[<figure class="kg-card kg-embed-card"><iframe width="200" height="113" src="https://www.youtube.com/embed/nRduyoE3PVw?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen title="Ben Kaçarım Matmazel - Short Film - Trailer (So Long Mademoiselle)"></iframe></figure><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/29FC48B8-97F3-45BD-A870-54E8193BDE05.png" alt="Ben Kaçarım Matmazel ve Yalnızlar Mektebi Üzerine"><p></p><p>Ayaklar baş olmuş, tam da bunların yaptığı bir şey işte..Başınıza beton yağacak, ne söyleyim?</p><p>Siz neyin sapıklığı, cehennemisiniz?</p><p>Siz nasıl bir iki yüzlülük ile psikolojileri bu kadar bozuk insanların egolarını kudurtup, onların sosyal medyada dehşet saçmasına sebep oluyorsunuz?!..</p><p>‘<strong>2 sickko like</strong>’ için, doğrudan masum genç kız aşağılama, doğrudan masum genç kızlara şiddete, hakarete, nefret söylemine girecek bir söylemi, hasta egoları böyle keyif buldugu için, kapak yapıp, slogan yapıp, piyasaya sürmüşler..</p><p>İçerik de kendi ağır <strong>narsisist kişilik bozukluklarına</strong> akli dengesiz, gerçeklikten kopuk bir zırva…</p><p><strong>Nurullah Eren</strong>’in <strong>Devran Bostancıoğlu</strong> karaktersizi ile kafa kafaya imza attıkları, ‘ben kaçarım matmazel’ sapıklığından bahsediyorum.</p><p>Kapakta ‘<strong>attention whore</strong>’lukları için sapıkça masum genç kız sömürüsü var; izleyici küçük aptal ya, dikkati böyle çekeceklerini, böyle havalı olduklarını düşünüyorlar ( sakatlık orada zaten); içerikse, matmazel’in onurundan alakasız, kendi narsisist kişilik bozukluklarına bir arabesk! <br>Sabırla okuyun..</p><p>‘<strong>Ben kaçarım matmazel</strong>’ söylemi, Nurullah Eren’in gerçekten sokak ortası bir genç kıza uyguladığı sömürü ve şiddet sonrası kullandığı, gerçek hikayesi olan bir konuşma..</p><p>Matmazel, gerçek bir genç kız yani..</p><p>O matmazel’in onuru, psikolojisi, hayatının değeri yok mu?</p><p>Siz bir kadının, <strong>en büyük travmalarının sürekli tetiklenecegi</strong>, ömrü hayatı boyunca karşısına çıktığı her yerde, duyduğu, gördüğü her yerde, hiçbir zaman kendine gelemeyeceği böyle bir söylemi slogan yapıp, piyasaya süreceksiniz de, o kadın nasıl yaşayacak?</p><p>Nurullah Eren öyle bir psikopatlık içerisindeki, bir dönüp de arkasına bakma gereği bile duymuyor, <strong>bir genç kadının cenazesinin üstünde tepinilmiş</strong>..</p><p>Hem de kendi sebep olduğu kötülükler üzerine..</p><p>O matmazel ne yaşam mücadelesi verdi..</p><p><strong>Siz bu yeryüzünde bu kadar pisleşemezsiniz</strong>!</p><p>Bu kadar ikiyüzlü, bir akıllı kendiniz sandığınız sömürülere, şiddetlere, <strong>çıkarcılıklara</strong> imza atamazsınız!</p><p>Bugün bu coğrafyada bu kadar kadın katlediliyorken, böyle bir sapıklığı, şiddeti, biz kültür-sanat camiasinda tarih yazıyoruz, misyonluk iş yapıyoruz diye kullanamazsınız!</p><p>İçerik bile akli melekesi sakat, asla malzeme edilemeyecek bir <strong>narsisist fantezi ürünü</strong>; neymiş bir sabah kalkıyormuş, herkesin dilinde kendi dizelerini duyuyormuş falan...Bu ne?!<br>( bu arada, bu eleştiri yazısıyla duyacak da..)</p><p>Bir tutarsızlık, akli dengesizlik de oradan geliyor:</p><p>-Bir yandan, filmin kapağı ve sloganı öyle bir sallıyor ki, hem sanki bunlar çok cool, çok böyle ‘Behlül kaçar’ havasında artist erkeklermiş, öte yandan bunlar sanki çok kurbanlarmış, dram içindelermiş, zavallılarmış, hatta onlar külkedisiymiş, bu hayat onlara zormuş falan?!</p><p>Şimdi o Nurullah Eren’in şeytani narsisistliğini, ikiyüzlülüğünü, <strong>ortaya çıkan</strong> <strong>disleksi tabloyu</strong>, imza attığı psikopatlığı bir düşün?<br><br>Çünkü öte yandan, bırak kendini acındırmasını, hayat kurbanı gibi arabesk yapmasını, tam tersi işte, esas matmazel gerçek kurban..</p><p>Hem de en ağırından psikopat bir narsisistin eline geçmiş, ne yaparsa yapsın şiddetinden kurtulamamış oluyor..</p><p>Bu söylemi kapak yapmak demek, o demek..</p><p>Bir genç kızı eline geçirmiş, ilişki anlamında değer vermediği halde, yıllar boyu sürekli, sapıkça ve psikopatça elinin altında <strong>şiddet masturbasyonunu</strong> yapmak için kullanmak istemiş oluyor..</p><p>Elinin altında psikopat psikolojisine gizli güç kaynağı tutup, ömür boyu onun üzerinden <strong>ego masturbasyonu yapmak için</strong> kullanmak istemiş oluyor..</p><p><strong>Kan dondurucu!</strong></p><p>‘“Nasılsa, o aşağılık, değersiz bir şeydir, sesi falan da çıkamaz, <strong>ben istediğime istediğim muameleyi yaparım</strong>, istediğim gibi de kullanırım, sahne benim”</p><p>Madem misyonluk iş yapıyorlamış, yazacak başka şey mi kalmadı?!</p><p>Bu çünkü yaratıcılık ürünü bir dize değil!</p><p><strong>Havalı, cool bir söylem değil</strong>..</p><p>Bunlar hem kız tarafı değil, erkek tarafı, hem de el bebek gül bebek hayatlarının içinde, <strong>patolojik kadın psikolojisi yaşıyorlar</strong>:</p><p>“biliyonuz kafama sıkıp gidebilirdim, hadi yine iyisiniz gitmedim, hala yaşıyom, benim akli dengesiz, mesnetsiz arabesklerime ‘like’ atın, ben çok biliyom, dramım çok özel..”<br><br>( <strong>Bu en derin 4.edit</strong>: Ben bireysel olarak bir kenarda bu eleştiri yazısı yüzünden Nurullah ve Furkan ile kendi onur mücadelemi veriyorken, daha henüz bu eleştiri yazısını yayınladıktan 2-3 hafta içerisinde Maraş'ta o acı okul saldırısı olayını yaşadığımız için '<strong>Ben Kaçarım Matmazel</strong>' isimli kısa filmleri üzerine söyleyeceğim <strong>yeni ek bilgidir bu,</strong> belirtmekte fayda gördüğüm başka bir detayı paylaşacağım..<strong>Bu filmde bir intihar sahnesi güzellemesi var</strong>, 'kafama sıkar giderim' tadında, akıllarınca ego şımarıklığı içerisinde, ama bir yandan da o da sağlıklı olmayan, devlet memuru bir babanın silahı ile yaşanmış bir hatıra kullanılıyor..<strong>Nasıl Maraş katliamı diyeceğim okul olayında saldırıyı gerçekleştiren çocuk müfettiş çocuğuymuş, silahlar evde babasının silahlarıymış</strong>, bu filmin detayındaki silah hatırası da arka planda böyle bir ev hayatı ve baba-anne-oğul psikolojisinden geliyor..Baba, radikal siyasi dinci rejimin devlet memurlarındandı, evde bulunan silah da memur babanın silahıdır, filmde kullanılan silah hatırası da gerçek hayatta böyle bir arka plandan geliyor..<br>Maraş'taki çocuğun hikayesi ve psikolojisi ile benzerlikler var kısacası - aynı karanlıktan beslenen egolar-..<br><strong>Niye vurguluyorum?</strong> <br><strong>Bunlar rejimin narsisist çocukları..</strong> <br>Ha 10 sene önce egolarından kudurmuş bir şekilde bir genç kızın onuru ve psikolojisi ile oynamışlar, sonra da eril ego şımarıklıklarını ve hatta <strong>sağlıksız psikolojik hatıralarını kısa film diye ekrana taşımışlar</strong>, ha biz bugün Nurullah gibilerin abileri sayılacak çocuklardan '<strong>incel</strong>' ve '<strong>misogony</strong>' dalgaları adında nefret kusan, sadist saldırı olayları yaşıyoruz..<br><strong>Aklım, ruhum almıyor!</strong> <br>Daha Nurullah ve Devran'ın böyle bir sakatlığa imza attığını yeni öğrendiğim gibi, <strong>bu eleştiri metnini yayınladığım gibi taze olarak üst üste yaşadığımız vakalar</strong>..Bu tepkiyi verdiğim gibi bir de Furkan ile beni susturmaya kalktılar, şu an güvenli bir adreste olmasam, hesaplarım kapatılıyor, uçuruluyorum vs, siz beni hiç duyamayacaktınız bile, aynısı genç kızken verdiğim mücadeleler için de geçerli.. Furkan kusuruma bakmasın sert konuştum ama baskıları asabımı bozdu, günler içerisinde de hayat haksız olmadığımı gösterdi ..<strong>Filmin adına, sloganına, artık tamamını kaldırmışlar ama fragmanı duruyorsa, bir fragmanına bakın..Psikopati içerisinde ne halt yediklerini 5 duyu organları da görmüyor</strong>..Aynısı belgesel dedikleri içerik için de geçerli, onda da kendilerini anlatmak yerine, edebiyatçıları karalamaya kalkmışlar, yayın dünyasına nefret söyleminde bulunmuşlar, <strong>eleştirdim</strong>, metnin devamında sabırla okuyun..)</p><p>Aklınız alıyor mu?!</p><p><strong>İntihar hatırası</strong>, kendi akli dengesiz ‘<strong>drama queen</strong>’liğiniz değil de, eğer <strong>gerçek bir ağır depresyon</strong> sonucu varılmış, gerçek çaresizlik içinde bir intihar düşüncesiyse, yaşayan için büyük onur acısı içinde kalınmış demektir..</p><p>Bu psikolojideki bir insanın da zaten bu dünyadan, hele ki insanoğlundan ‘<strong>like</strong>’ beklentisi, yeni gelinlerin sunum telaşı seviyesinde gösterisine izleyici beklentisi, <strong>materyal beklentileri olamaz, intihar hatırasını materyal çıkarcılıklar için kullanamaz</strong>!</p><p>İnsanoğlunun;</p><p>çiğ süt emmişliği..</p><p>bencilliği..</p><p>materyalistliği..</p><p>düşüncesizliği..</p><p>varlığına olan saygısızlığı..</p><p>gördüğü psikolojik ve fiziksel şiddet..</p><p>mobbing ve bullying..</p><p>dışlanma, ötekilenme, yalnızlık, tutunacak dal bulamamak..</p><p>sevilmemek, sevilebileceğine olan inancını kaybetmek..</p><p>bedenine gözetilmiş muameleden artık kendi bedeninin içinde bile nefes alamayacak hale gelinmiş olmak…</p><p>hele ki bir de gerçekten cinsel sömürüye girecek büyük beden yaralarına maruz kaldıysanız..</p><p>o bedene çok haksızca ve saygısızca dokunulup, kullanılmaya kalkıldıysa..</p><p>bedenini artık yaşayamamak, kendini artık insan içine çıkamayacağını hissetmek..</p><p>hayatın iyice ele ayağa dolanması, başarısızlık ve kayıp hissinin derinleşmesi..</p><p>yüzünü, başını kaldıramamak..</p><p>aldığı yaraların iyileşemeyecek boyutta büyük gelmesi..</p><p>kendini koruyamaması..</p><p>içinde tutmaya mecbur kaldığı sırlarının çoğalması..</p><p>hayatın, kendini yaşamanın ağırlaşması..</p><p>ve artık sürdürmeyi sürdüremeyecek hale gelmek...</p><p>İntihar ve ağır depresyon  budur!</p><p>Bunların neresi, Devran Bostancıoğlu ile Nurullah Eren’in <strong>2 sickko like</strong>, <strong>2 sickko görünürlük</strong> için intiharı kullanmaya kalkabileceği insanlık acıları?! Bunların neresi?!</p><p><br>Kaldi ki bunlar, tam da Nurullah Eren’in kapakta kullanmaya kalktığı o matmazel’e bizzat kendisinin yaşattığı cehennem!</p><p>Pazarlanmaya malzeme edilemeyecek şeyler, <strong>her şeyi kendilerine drama queen malzemesi olarak kullanabileceklerini düşündükleri</strong> sakıncalı psikolojileri yüzünden, leş gibi bir seviyesizlikle, düşüncesizlikle, ekrana malzeme ediliyor..</p><p><strong>Matmazel bile, kelime anlamı olarak</strong>, beyaz elbise giymeyi hak eden masum genç kız demek, beyaz gelincik demek, su gibi azize, melek kız çocuğu demek..</p><p>'Venüs’ün Prensesi' demek!</p><p>Siz neyin sapığısınız?</p><p>O zamanki haliyle bu şiddete ve sömürüye maruz kalmış Matmazel de gerçekten 21 yaşlarında, masum bir kadındı..Kız tarafı olarak, gayet düzgün bir aileden, hatta Nurullah Eren’den bile bölümü, derecesi yüksek bir üniversite öğrencisi..Çok yönlü, sosyal hayatta vakıf, dernek işleriyle bile ilgilenecek kadar yapıcı çalışmalar içinde bir genç insan..</p><p>Nurullah Eren, hayatını zehir edene kadar..</p><p>İlişki açısından hiçbir anormallik yok; iki taraf da bekar, yaşıt, ortak arkadaşları aracılığıyla tanıştırılıyorlar, hatta bir de Nurullah Eren kızı testten geçiriyor, <strong>narsisist ya</strong>, bakalım kızı başında şapka olarak uygun buluyor muymuş, '<strong>karısını şapka sanan adam'</strong>, misali…</p><p>Kağıt üstünde hiçbir sorun ve sebep yok..</p><p><strong>Buna rağmen</strong>, Nurullah Eren 'akılca sakat' olduğu için, böyle bir genç kız, Nurullah Eren tarafından <strong>sanki kızla sakıncalı bir ilişki yaşıyormuş gibi gizleniyor, genel-ev çalışanı bir kadından bile daha beter muamele görüyor, yıllara yayılmış bir şekilde saygısızca aşağılanıyor, ruh ve beden sağlığına zarar veriliyor</strong>..</p><p>Orada da bırakmayıp, bir de yayın yapılan her yere, ona uyguladığı muameleyi yıllarca <strong>slogan</strong> etmek ne demek..</p><p><strong>Bu slogan sadece bir özet</strong>, uzun süre devam eden bir psikopatlık söz konusu..</p><p>Kimse kimseyle arkadaş olmak, beraber olmak, <strong>bir ilişkiyi yaşamak zorunda değil</strong>..akli melekesi sağlıklı olan insan, insan gibi beraber olmak istemediğini söyler, tadında bırakır..</p><p>Karşı tarafın onurunu, yaşayacağı hayatı da düşünür..</p><p>Kendi akli dengesizliği ile laçka etmez..</p><p>Herkes kendi yoluna gider..</p><p>Hele ki bir de o insan, bu matmazel gibi birçok manevi değeri olan bir insansa..</p><p><strong>Saygı diye bir şey var</strong>!</p><p><strong>Nurullah Eren</strong> ve <strong>Devran Bostancıoğlu</strong>’nda asla göremeyeceğiniz..</p><p>Nurullah Eren’in önüne bu matmazel tarafından ‘<strong>narsisist kişilik bozukluğu</strong>’ teşhisi geldi; ama, <strong>Devran</strong> egosunu öyle bir kudurtmuş ki, “bu aşağılık matmazel benimle böyle konuşamaz, ben çok özel bir insanım”, diye o da bir işe yaramıyor, boşa konuşuyorsunuz..</p><p><strong>Devran’a gelince</strong>, bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim..</p><p>Hem hasta egonuzla, hasta yargı dünyanızla o insanı aşağılık görüp, hem de siz aşağılık görüyorsunuz diye, yıllarca materyal sömürmeye kalkamazsınız..</p><p><strong>Beraber bile olmak istemediğiniz bir insan üzerinden ona yaptığınız muameleyi kullanarak materyal sömürü isteyemezsiniz</strong>..</p><p>( <strong>Haberi bile yok</strong>, travmatik bir şekilde, en kötü gününde karşısına çıkıyor..)</p><p><strong>Böyle bir ileri gitmek</strong>, pisleşmek yok!</p><p>Aklınız alıyor mu, hangi psikopat(?) masum bir insana yaptığı muameleyi, ona çok keyif, çok gurur verdiği için <strong>kapak yapar</strong>?!</p><p><strong>Ayaklar öyle bir baş olmuş</strong>!</p><p><strong>Buymuş misyonları</strong>, bir de demeç veriyorlar, “<strong>biz misyonluk iş yapıyoruz</strong>” diye..</p><p><strong>Her gün kadın katledilen coğrafyada</strong>, daha da genç kız aşağılama, genç kız harcama, genç kızlara nefret söylemi kolaylaşşın diye, sapıkların ağzına slogan vermek!</p><p>Daha oku..</p><figure class="kg-card kg-embed-card"><iframe width="200" height="113" src="https://www.youtube.com/embed/-sBQPm6l7k0?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen title="Derginin Hikayesi - YM Dergi (Belgesel, 2021)"></iframe></figure><p><strong>Yalnızlar Mektebi</strong>’nin belgeseli adı altında bir video servis etmişler, bunlar oradaki incileri:</p><p>Her yaptıklarının altından en <strong>önce kendi sömürgen narsisist kişilik bozuklukları</strong> olmak üzere, sonra da <strong>ikiyüzlü</strong>, <strong>ahlak bekçisi</strong>, <strong>mahalle paçozu gibi dedikodu yaptıkları</strong>, magazincilik yaptıkları, ekmeklerini yedikleri insanların bile arkasından konuştukları yayınlar, videolar çıkıyor..</p><p>Hem <strong>çok sağlıksız</strong>, rahatsız edici mesajlar var, hem de zaten yeterlilikleri yok..</p><p>Olması gereken etiği ve disiplini gözetmeden zırvalıyorlar…</p><p><strong>Entelektüellik, ahlak bekçiliği değildir</strong>!</p><p>Entelektüellik, kara cahil mahalle paçozu gibi dedikodu, magazincilik yapmak değildir!</p><p>Yaptıkları hiçbir şey, ne medeni, ne modern, ne uygar, ne etik…</p><p><strong>Her şey dillerine vuruyor</strong>, kendi bencil egolarının pazarlamasına malzeme ediliyor..</p><p>Başkalarını kullanarak kendilerini övme karaktersizlikleri de cabası…</p><p>‘<strong>Yalnızlar Mektebi</strong>’ dedikleri fanzinde bile sığ, bencil, haksız ve saygısızlar...</p><p><strong>Mesleğin içinden bile değiller</strong>, önce bir kendilerini Silikon Vadisi’nden aldıkları mesnetsiz bir güç ve ego zehirlenmesi ile Allah ilan etmişler, insan avlıyorlarmış falan, <strong>kafa seçiyorlarmış</strong>, <strong>onlar super cool avcıymış</strong>, bu da kendilerinin açık açık verdigi demeç bu arada, tanrıcılıklarıyla keyif içindelermiş, onlar çok biliyormuş?!?!</p><p>Kendi narsisist yarım akıllarının beğenisi ile ne buyururlarsa, maraba toplar gibi sosyal medyadan ‘<strong>şimdi içimden şöyle geldi</strong>’ seviyesinde paylaşımlar yapan, herkesin zamanını meşgul eden çoluk çocuk topluyorlarmış..</p><p>( O zamanki yaşları ile söylüyorum, aşağılamak, <strong>küçümsemek için değil</strong>, masumlar ve gerçek kalemler kendini ayırsın, <strong>söz meclisten dışarı</strong>)</p><p>( bu arada yine o zamanki haliyle, blog platformlarındaki takipçileri de olgun akli meleke sahibi, <strong>reşit kullanıcılar</strong> değillerdi )..</p><p>Meslek erbabına da, bize de 3-5 bir şey yardım edin, hadi be güzel abim, diye geliniyormuş; onlar da <strong>gençler heves etmiş diye yardımcı olmaya çalışıyormuş</strong>..</p><p>Bunlar da görünürlük kazanıyormuş, <strong>2 sickko satış</strong> içindeymiş..( Hastalıklı konuştukları için 'sick'ko diyorum, <strong>küfretmek için değil</strong>, başka dilden anlayacakları yok )</p><p>İstedikleri malzemeyi, içeriği aldıkları gibi de, daha arkalarını bile dönmeden, sanki kendileri edebiyata el uzatmamış, istememiş gibi, hem de mesleği de yapmıyorken, <strong>bütün edebiyat dünyası için</strong>:</p><p>“Siz biliyonuz mu bunların hepsi kimin eli, kimin cebinde belli değilmiş, <strong>bunlar kahpe</strong>..Biz çok namusluyuz, namusumuzu koruduk, bak gördünüz mü, biz bıraktık artık yazmıyoruz işte, siz de bırakın bu edebiyat işlerini falan”</p><p>diye demeç veriyorlar..</p><p>Bunlar sevimli <strong>tutarsızlıklar</strong> ve <strong>dengesizlikler</strong>, <strong>ikiyüzlülükler</strong> değil..</p><p>Gerçekte, <strong>2 papel akıllarıyla</strong> ve saygısızlıklarıyla, meslekle gerçek bağları, alakaları olmadığı için, icra etmeyecekleri için, narsisist küçük hesap kitap, yüzeysel yaklaşım içinde oldukları için, kendileri batırmıșlar…</p><p>Kendileri <strong>yetersiz ve alakasızlar</strong>, onun yerine edebiyatçıları karalamaya kalkmışlar.</p><p><strong>Kedi uzanamadığı ciğere</strong>..</p><p>Erkek psikolojisinde konuşmalar bile degil!</p><p><strong>Patolojik kadın psikolojisinde konuşuyorlar!</strong></p><p><strong>Arabesk de Şeytan’ın psikolojisidir</strong>..</p><p><strong>Yılan psikolojisi gözetmek de,</strong> patolojik kadın psikolojisidir, şeytan psikolojisidir, <strong>güney düğümü psikolojisidir</strong>..</p><p>İşine nasıl gelirse öyle kertmek isteyen <strong>‘kertenkele’</strong> psikolojisi de..</p><p>İşine gelmeyince kuyruğu bırakıp kaçmak da..</p><p><strong>Timsah gözyaşları</strong> da..<br>( Gözettikleri psikolojinin <strong>doğası ve uzayı buysa</strong> konuşmayım mı; bu doğal analiz ve doğal eleştiri olmuş oluyor yani; gerçekten ben ne yapabilirim siz doğadan ve uzaydan anlamıyorsanız; tabi ki işaret edeceğim.. )</p><p><strong>Aşağılık kompleksi</strong>, güç hırsı, obsesiflik, kurnazlık, bir akıllı kendini sanmak, iki yüzlülük, uyanıklık, çıkarcılık, histeriklik, ahlak bekçiliği, mahalle paçozu gibi dedikodu, attention whore, ilgi ve dikkat sömürüsü, seviyesiz gösteriş, yeni gelinlerin sunum telaşı, ergenlik, arabesk, kendini külkedisi ilan etmek, kıskançlık, çekememezlik..</p><p><strong>En önce kadın haklarına ve kendini yaşayan kadınlara saygısızlık, kadınlara karşı nefret söylemi..</strong></p><p><strong>Daha sayıyım mi?</strong></p><p>Aklınız alıyor mu bunların yaptıklarını?</p><p><strong>Yayıncılık</strong>, kitlelere hitap etmek; politika, felsefe, olgun akli meleke, sağlıklı düşünce yapısı, ne yaptığını bilmek, vizyon, yukarıdan bakabilmek, hukuk, tarih ve psikanaliz bilgisi, disiplin, belgeleme, dizinden anlamak gerektirir..</p><p>Bunlarda tabi ki yok..</p><p>Yaptıkları herkes için vaktini çalmak ve vakit kaybına sebep olmak, boş ahkam kesmek, kendilerinin el uzattığı Türk edebiyatına nefret söylemi yaygınlaştırmak olmuş oluyor..</p><p><strong> ve 2 sickko için yıpratmak</strong>..</p><p>Belgeselimiz demişler; içerikte, yayınlarının, tanıtım ve anlatımı bile yok..<strong>Görünürlükte ve yaygınlaşmasında emeği olanları zaten hiç göremediğiniz</strong>, kendi havasının peşinde olan Devran ve Nurullah’ın sıfatlarına, nefret söylemine maruz kalıyorsunuz..</p><p><strong>Yetişkin meslek erbabı insanların özel sektör hayatı yargılanıyor</strong>..</p><p><strong>Lafın artık onurlu kadın yazarlarımıza bile gideceği düşünülmüyor</strong>..Beraber bile çalışmadıkları yazarları, edebiyat dünyasını karalıyorlar. Buna da belgeselimiz demeye kalkıșılmıș..</p><p><strong>Ee hani edebiyat severlerdi?!</strong> <br><strong>Yani 2 aklıevvel</strong>, bir derenin kenarına kendi kendine çimmeye gelmiş, koca 'çağlayan'ın hiçbir alakası yok, haberi yok, çağlayan yine çağlayan, çağlayan işinde gücünde..Çağlayan’dan birileri insanlık kazansın demiş, bunlara 3-5 damla yardımcı da olmuş, o da cepte.. yani herkesten, aileleri de dahil, sosyal çevreleri de dahil, maddi-manevi her türlü dayanışmayı ve desteği de görüyorlar.. ( yayın için kullandıkları matbaa bile nurullah eren’in rejiminden, muhafazakar aile çevresine, iş yapan kendi ailesinin matbaası..)</p><p>Ona rağmen ‘biz çok yalnızdık biliyonuz mu güzel abicim’ diye bir arabesk karşınıza çıkıyor..</p><p>Bunu, <strong>Medarı Maişet Motoru</strong>’nu basmak isteyen <strong>Sait Faik Abasıyanık</strong> söylesin de, <strong>Sabahattin Ali</strong> söylesin de, bunlar ne alaka?!</p><p>Kendi kendilerine gelmişler, sonra da, ‘ya biz bu derede niye çimiyoruz, işimize gelmedi’ demişler.. çimdikleri dereyi de bırakmışlar..</p><p>( böyle konuştuklarında esas önce kendileri harcıyor..)</p><p>Daha arkalarını yeni döndükleri gibi de, biliyonuz mu o çağlayan kahpe?!</p><p><strong>Allah’a bi o çağlayan kahpe de bakıyım, Allah sizi kaçla çarpıyor?!</strong><br><br>( <strong>edit 1: Biliyorum</strong> bu yaptıkları kadarı da kolay değil; <strong>ben emeği ve gerçekten emeği olan insanları küçümsemiyorum</strong>, ya da yargılamıyorum..Ben o zamanki haliyle, dönemine münhasır İTÜ mimarlık okumuş insanım; bırakın bir fanzini, her gün ansiklopedi basmaya girecek boyutta deadline'ları olan proje sunumları teslim ediyorduk, yediğim hakaretler de krema sosu olurdu.. Üstüne, ben de o dönem ucundan da olsa istemsiz bir şekilde kendimi bir anda başka bir fanzin projesinin içinde buldum, onlara da zaten gücüm el verdiğinde çok ağır eleştiri yazısı yayınlıyor olacağım - hatta yayınladım, ama Furkan Bölükbaşı bütün sözlük hesabımı uçurduğu için o metinler de gitti, datama da şu an ulaşamıyorum-, yani özellikle bunların emeğine laf ettiğim, <strong>bunlara kasti yüklendiğim bir tutum yok</strong>..<br>Genel olarak <strong>daha hala yayında olan bir psikolojiyi işaret ediyorum</strong>, <strong>çünkü bir genç kızın hayatını da bu psikoloji mahvetti:</strong><br>Bir toplum onlar için daha ne yapsaydı; maddi-manevi her türlü destek buldukları halde videoda, '<strong>biz işimize gelmediği için edebiyatı artık bıraktık, siz de bırakın bu edebiyat işlerini falan, baksanıza kimin eli, kimin cebinde belli değilmiş', gibi bir şeye indirgemiş oluyorlar vermek istedikleri mesajlarını</strong>; tam da onu eleştiriyorum zaten, <strong>herkes bel altı vuruluyor</strong>; budur zaten nefret söylemi, daha öte narsisistlik ve nefret söylemi mi var..Editten geçmiş ve 8 milyara açılmış, kamuya açılmış videoları.. Analiz etmiyim de ne yapayım, eleştirmeyim ne yapayım, detaydan anlamayı bilin..'Ben Kaçarım Matmazel' söyleminin arkasında da bu dengesiz, tutarsız, narsisist psikoloji var çünkü; çorap söküğü gibi birbirine bağlı ve beraber işaret etmeyi önemli gördüğüm belirleyici detaylar..)</p><p>Bunlar çok saygısız ve seviyesiz konuşmalar..Yaptıkları işi anlatmanın bin bir türlü yolu varken, <strong>bütün belgeseli, kimin eli kimin cebinde belli değil, gibi bir söyleme indirgemişler</strong>...</p><p>Türk edebiyatı da, iddia ettikleri Türk tarihi ve medeniyeti de bunların yaklaşımlarını hak etmiyor..</p><p>Lafı kendi ağızlarıyla, bizim derdimiz edebiyat değildi, kendi sıfatımızı göstermekti, egomuzu tatmin etmekti, piyasa yapmaktı demeye getirmişler..</p><p>O fanzinde, <strong>Ahmet Hamdi Tanpınar</strong> gibi yazarlar bile ‘<strong>Kubilay</strong>’ muamelesi mi görmemiş, kafası koparılıp, hiçbir şekilde adamı onure etmeyecek bir kapak ilustrasyonu içinde, muhtemelen mirasçılarından bile izin alınmadan, 2 papele mi pazarlanmamış..</p><p>“Bu ayın ‘<strong>konu mankeni</strong>’ Tanpınar, hadi tükenmeden alın..”</p><p>“Yine iyisiniz keratalar, <strong>size 2 papel</strong>..“</p><p>Kim, kimi, kime peşkeş çekiyor tam olarak?</p><figure class="kg-card kg-image-card kg-card-hascaption"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0007.jpeg" class="kg-image" alt="Ben Kaçarım Matmazel ve Yalnızlar Mektebi Üzerine"><figcaption>Bu Ahmet Hamdi Tanpınar gibi onurlu yazarları onure edecek bir illustrasyon anlayışı ve kapak degil..Kan dondurucu ve sapıkça..Adam yaşamıyor, sesi çıkamaz diye, ne şekilde kullanılmaya kalkılmış oluyor..</figcaption></figure><p><strong>Ahmet Hamdi Tanpınar gibi yazarlar onursuz uşağınız mı?</strong></p><p>“Ne güzel, elimize düşen isimleri kapakta onursuzca sömürüyoz, biliyonuz öldü ya, sesleri de çıkamaz zaten, istediğimizin kellesini istediğimiz gibi kullanabiliriz”…Matmazel de dahil..</p><p>O belgesel dedikleri neyin kafası işte?! </p><p><strong>Oğuz Atay</strong> böyle konuşmuyor, ben Türk edebiyatında misyonluk iş yaptım diye; adam gerçek kutsal eser ‘<strong>Tutunamayanlar</strong>’ı yazmış..Zaten konuşsa Oğuz Atay olur mu? Mesele o..</p><p>Bunlar neyle Türk edebiyatında tarih yazmışlar da, misyonluk iş yapmışlar da, egolarından geçilmiyor?</p><p>Hatta bir de  işte yazarlar ahlaksızmış, bunlar zirvede bırakmış falan?!</p><p><strong>Bakırköy’de zapt etmeniz gerekir!</strong></p><p>Bunlar, editten bile geçmiş videoları..</p><p>Defalarca izleyip, editleyip, kurguladıkları, emin olarak akıl çağında yayınladıkları videolar..<br><strong>Konuşmalarıyla gurur duyarak yaptıkları yayın yani</strong>..<br><br><strong>Örneğin</strong>, videoda havalarını atmak için yaptıkları uygulama ile övünüyorlar; gerçekte, sözlükte ve sosyal medyada kendileri arkasından, biz yapay zeka kullandık, kullanırsanız siz enayisiniz, diye konuşuyor?!<br>( böyle bir uygulama, yapay zeka kullanmadan yapamayacağınız bir uygulama zaten; kendileri işi kabul ediyor, parayı alıyor, sonra da yine kendileri parasını yedikleri insanlara ve kullanıcılara arkalarından laf ediyorlar?! )</p><p>Yani <strong>karakter ve omurga yok!</strong>..</p><p>Onları bir yazar, bir yönetmen yetiştirmemiş!</p><p>Bilgisayar bölümü mezunu da değiller..</p><p>Nurullah’ın ailesi sayesinde alaylılar..</p><p>Buna da artık demeç vermezsiniz?!</p><p><strong>En azından bu şekilde, bu ağızla, bu psikolojiyle değil</strong>..</p><p>Profillerde sanki modern, çağdaş, işte misyonerlermiş bir de, eğitimli, okur-yazar gençler imajı veriyorlar; arka plandaysa, fanzin bile, kasası radikal muhafazakar tarikatlardan beslenen kendi ailelerinin matbaasında, muhafazakar aileden, topluma, rejime, maddi-manevi destekle basılıyor..<strong>Olgun ve medeni akli meleke ile de hareket etmiyorlar, ergence bir narsisistlik söz konusu..</strong></p><p>O tutarsız ağız bir açılıyor, ‘bis misyonluk iş yapdık, çok  yüceyiz, çok özeliz’, o ağız bi kapanıyor, ‘bis işte kaybeden, zavallı ve yalnız, drama queen, külkedileriyiz’..</p><p><strong>Kutsal zeytin ağaçları bile sökülürken</strong>, Nurullah Eren header’ı “İnşaat Ya Resulallah” olan bir insandı..</p><p>Başınıza da aynen duası gibi beton yağacak..</p><p>Dinime küfreden benden müslüman olsa..</p><p><strong>Gelelim tekrar o kısma</strong>:</p><p>Söz konusu kısa filmimiz dedikleri, yine neyin kafasıyla övündükleri bile belli olmayan, narsisist kişilik bozukluğu saçmalığı, ‘<strong>Ben Kaçarım Matmazel</strong>’e gelince, <strong>esas bu ahlaksızlık!</strong></p><p>Bunlar kaç insanın malzeme edildiği, yapıma dönüştürdükleri, doğal olarak defalarca edit’ten geçmiş, hepsinin gayet kafalarına yatmış, beğenerek, gurur duyarak piyasaya sürdükleri saçmalık!</p><p>Gözleri de mi görmüyor?!</p><p>Hiçbiri mi, biz ne halt yiyoruz demiyor?!</p><p>Kulakları da mı duymuyor?!</p><p><strong>Tam olarak nasıl bir psikopati söz konusu?</strong></p><p><strong>Gerçek de bu</strong>:</p><p><strong>Kaçıncıya</strong>, kadınla buluşmak isteyen Nurullah Eren’in kendisi, iki sevgili buluşmuş gibi davranan kendisi, genç kızda gördüğü değerler üzerine, aa sen çok matmazel bir insansın, sana artık matmazel diyeceğim, diyen kendisi..Günün sonunda aynı kadına,</p><p>“<strong>Sen bugünü sevgili olmak mı sandın</strong>, yoo sevgili falan değiliz, ben zaten bugünkü buluşmayı da gizliyorum, sen malsın, ben seni böyle gizli, saklı enayi mal gibi sokak ortası sömürüyordum, hadi ben kaçarım matmazel..” diyen yine kendisi..</p><p><strong>Kaçıncıya</strong> kendisinden teklif edilen bir başka buluşmanın sonunda, yine kaçıncıya,</p><p>“ Bir daha da konuşmayacağız bak ona göre”, diyen bir akli dengesiz…</p><p>“Ya doğru ya, <strong>ben seni ne güzel harcıyorum öyle</strong>, ne güzel sokak ortasında bırakıyorum gerçekten, çok güzel söyledim, çok hoşuma gitti, ulan Nurullah çok kral adamsın, ben gidip bunu kullanayım” (!?) deyip, kadını da gerçekten sokak ortasında bırakarak, yoluna kadar bile geçirmeden, psikopat gibi bu konuşmayı da aynen böyle yaparak giden kendisi!</p><p><strong>Aklınız alıyor mu?</strong></p><p>Bu gerçek hikaye, gerçek konuşma! Yani o kadın matmazel olmasa, o kadının değerlerine dayanarak ortada böyle bir söylem olmayacak; matmazel artık o kadının ilişki içerisinde hem lakabı/adı/sanı, hem o kadını o kadın yapan isim, matmazel onun varlığı/değerleri yani; o kadar değerleri olan bir kadın böyle bir saygısızlığa uğramasa, ortada böyle bir söylem yok..</p><p>Nurullah Eren’in konuşması da aynen bu, noktasız, virgülsüz..</p><p><strong>Ben kaçarım matmazel, ortaya böyle çıkıyor; kadını ne güzel sokak ortası harcıyormuş, ona çok cool gelmiş</strong>..</p><p><strong>Söylenecek söz kalmıyor</strong>..</p><p><strong>Kadın sokak ortası neden susturuluyor</strong>, sürekli, tekrar tekrar, bir daha konuşmayacağız neden deniyor, ben size söyleyim, kadının kendisini savunmasına izin vermemek için..</p><p>Yani, “<strong>Ben sana istedigim muameleyi yapayım, hatta yapıyorum, ama sen ağzını bile hiç açama..</strong>Zaten sana bilerek rezil rüsva davranıyorum, sen benim hasta yargı dünyamla değersiz bulduğum kadınsın, sana yaptığım rezil muameleyi de konuşamayacağına göre, ben istediğim gibi kullanırım..”</p><p>Bu arada kız ailesi ile yaşıyor, kaliteli bir bölümde okuyor, kendi ayakları üzerinde durmak istediği için çalışarak okuyor..</p><p>“<strong>Bu konuşamaz di’mi</strong>, aşağılık bir şeydir, ben öyle buyurdum, hem aşağılık hem matmazel, iyi hadi sana yallah!”<br><br><strong>Yani söylemi kullanamazsınız tabi ki</strong>..<br><strong>Başka yerden düşünün:</strong> Sizi patronunuz işten kovuyormuş, hem de ne hakaretlerle, adınız da diyelim ki ofiste '<strong>küçük abla</strong>' olsun; patron sizi kovarken, <strong>"Hadi yallah küçük abla, seni böyle kovarım işte"</strong>, diyormuş; sonra da devam ediyormuş, <strong>"Ulan çok kral patron adamsın, ne güzel söyledim öyle ya lan, hadi yallah küçük abla, wow, ağza çok iyi geliyor, ben bunu kullanayım"</strong> dese..Siz de gerçekten kovuluyormuşsunuz bu arada ve ofiste de uzun süre yaşadığınız mobbingten ötürü büyük bir hayat mücadelesi veriyormuşsunuz, güç bela özsaygınızı ve özgüveninizi toplayıp, hayata devam etmeye çalışıyormuşsunuz; derken bir gün <strong>billboardlarda</strong> bir afiş karşınıza çıkıyormuş, <strong>devcileyin slogan halinde "'Hadi yallah Küçük Abla', ofis hayatında patronların yaşadığı zorluklar, çok zordaydık biliyor musunuz, artık sloganımız bu, Ticaret Odası'nın kapağında artık bu sloganı kullanacağız'</strong>..<br><strong>Aklınız alıyor mu?!</strong></p><p>Bu hikaye tabi ki bu kadarla sınırlı değil, yıllara yayılmış bir kötülük söz konusu..</p><p>Bu sadece bir sayfası..</p><p>( <strong>edit 2</strong>: Bu söylemin kullanılmasından bu kadar şikayet ediyorsam, <strong>en büyük sebebi de budur</strong>: ben meseleyi <strong>kişiselleştirmiyorum</strong> ya da <strong>suç isnat etmiyorum, abartmıyorum da</strong>; oldukça patolojik ve benim açımdan çok üzücü bir durum var; bu zaten mahrem bir hatıra; eğer bir erkek arkadaşın yanındaki kız arkadaşına az buçuk saygısı varsa, bu söylemi keyif içinde beraberindeki bütün erkeklerin ağzına onlar da kullansın diye verip, kız arkadaşına yaptığı muameleyi bütün erkeklerin ağzına malzeme etmez; <strong>Nurullah ve Devran bu sloganı kaç erkeğin ağzına vermiş oluyor?!</strong> <br>Ciddi bir beraberlik yaşadığınızı düşündüğünüz, eski de olsa partneriniz olmuş bir insanın sizi bu şekilde kullanmak istemesini görmeniz o kadar acı bir şey ki, <strong>ben artık her şeyi konuşurum</strong>; ne kadar aşağılandığınızı, hakir görüldüğünüzü, ne kadar onurunuzla oynandığını, ne kadar 'karaktersiz' bir sömürüye malzeme edildiğinizi bir kendinizi benim yerime koyarak düşünün..  <br><strong>Hiçbir zaman,</strong> siz aramıyorsunuz, siz yazmıyorsunuz.. Önce terk ediyor, zaten terk edilmişsiniz, tamam diyorsunuz ben yoluma gideyim, <strong>gerçekten de detoks yapmaya çalışıyorsunuz, kendinize gelmeye çalışıyorsunuz</strong>; çünkü hani o ilkini bile çok şiddetli, yine sokak ortası şiddete girecek şekilde yaşamışsınız, aşağılık pislik benden uzak dur?! gibi konuşularak terk edilmişsiniz, <strong>bu bile bir genç kız için çok ağır</strong>; tamam ben yoluma gideyim o zaman..Bir süre sonra yine kendi tekrar buluşmak istiyor(!); size çok <strong>needy</strong>, merhamet dilenen, maneviyatınıza oynayan ve her şeyden öte sanki size hakkınızı, onurunuzu iade etmeye geliniyormuş gibi bir buluşma mesajı geliyor, mesaj da öyle bir geliyor ki, gidiyorsunuz, ne istiyor..Karşı taraf doğrudan iki sevgili tekrar buluşmuş gibi davranıyor, ama saatler sonra ortaya çıkıyor ki, <strong>ilk dakikadan beri derdi sizi o gün sadece egosunu tatmin etmek için kullanıp bırakmak</strong>; üstüne de, sanki yine siz çok pislik, aşağılık, ona bulamış leke gibi bir şeymişsiniz de, bir pislikten kurtulmaya çalışıyormuş gibi terk edileceksiniz.. <strong>Saatler içerisinde hem matmazelsiniz hem aşağılık.. Sanki kendisi aramamış, buluşmak istememiş gibi..</strong><br><strong>Bu çok ağır bir dengesizlik</strong>, sizin seçiminiz değil, o mesajdan ve buluşmadan günün sonunda böyle bir şey yaşamayı beklemiyorsunuz, <strong>aşağılanmak size dayatılmış oluyor!</strong>..Ve bunu tekrar tekrar sürdürecek, her seferinde aşağılanacaksınız, susturulacaksınız, bak bir daha konuşmayacağız denecek vs; ağzınızı açamayasanız; ilişki yoksa neyi tartışabilirsiniz di'mi, susup gideceksiniz..Yolun ortasında bir başına kalıyorsunuz, gerçekten de <strong>Ortadoğu'nun hıyar ağası gibi</strong> önden basıp gidiyor, bir de başımı eğip o yolu arkasından mı yürüyim?!.. Yani kan dondurucu bir psikopatlık söz konusu..Ayağına tekrar tekrar <strong>bu masturbasyonu</strong> yapmak istediği için çağırmış oluyor..<strong>Böyle bir muameleye hiçbir insanın psikolojisi ne bir defa, ne de defalarca yaşamaya dayanamaz</strong>..Daha 21 yaşındasınız, karşı taraf da üniversite okuyor, hatta okur-yazarlığı ile hava atıyor diye, akli melekeye güvenerek gidiyorsunuz bu görüşmelere, arada geçen sürede akıllanıyor mu, bir fikir mi değişiyor, anlam bulmaya çalışıyorsunuz.. Yok işte, <strong>medikal olarak akli dengesiz</strong> bir durum söz konusu..<strong>Ben bu metinde hiçbir terimi küfretmek, hakaret etmek için kullanmıyorum; bu, bu insanın ve ona uyanların gerçek medikal durumu</strong>..Bunları da sırf bu psikopatlığı yapabilmek için <strong>gizleyerek</strong> yapıyor, hem ilişki demiyor ki o zaman istediği muameleyi yapabileceğini düşünüyor, hem de yine onu da sizi aşağılamak için kullanıyor, ikisi bir arada, hani sana zaten kız arkadaşım bile demem..Her yerden psikolojik şiddete ve hakarete maruz kalmış oluyorsunuz..Bu buluşmaları da hiçbir zaman siz değil, karşı taraf isteyip, bu şekilde kullanmaya kalkıyorsa, daha ne, 'ben kaçarım matmazel', diye bir de slogan yapıp, <strong>kapaklara</strong> taşımak..<strong>Kadınlara hiç mi saygıları yok, madem edebiyatta misyonluk iş yapıyorlarmış</strong>; yanlarındaki partnerlerine de mi hiç sevgileri, saygıları yok; başka, kadınlar, aşk ve hayat için söylenebilecek söz mü kalmadı?!..<strong>Nefret edersiniz bu şımarıklığa</strong>..Kan dondurucu<strong>,</strong> demeyim de ne diyim; psikopat demeyim de ne diyim; sapık demeyim de ne diyim..Böyle bir eril ego şımarıklığı yok..<strong>Ben niye durmadan tekrar tekrar benden bu kadar uzak durmak istediğini iddia eden birinin yıllar boyu eril ego masturbasyonuna maşa olayım?</strong> <strong>Nurullah</strong>, <strong>niye yıllar boyu benim üzerimden</strong> bu şekilde faydalanıyor olsun; niye daha hala <strong>benim üzerimden kendini ve hatta beraberindeki diğer bütün erkeklerin egosunu tatmin ediyor olsun?!</strong> <strong>Google'a Devran Bostancıoğlu yazın bu kısa film çıkıyor</strong>, yazılım ve sosyal medya sektöründe bu söylemi ve filmi <strong>vitrin</strong> yaparak iş alıyorlar..Kan dondurucu!<strong> </strong>Yanında eşi var! Karısı olan bir adam, ben kaçarım matmazel, diye ortalarda geziyor.. Ben de şu an evliyim, yayından kalkması için anlatmak mecburuyetinde hissetiğim seviyesiz muhabbetlere bak! Daha buluşmanın başından biliyorsa sizi '<strong>gelin</strong>'i yapmayacak, o zaman elinizi bile tutamaz, anlatabiliyor muyum? Artık sadece elinizi bile tutsa, o bile sömürüye girer, ve gün sonunda leş gibisiniz, bu çok fazla..<strong>Bu çok ileri gitmek</strong>..O kadar akli dengesiz bir kararsızlığı saatler içinde yaşıyorsunuz ki, bir önce ilişkiniz varmış gibi oluyor, ayak uydurmaya çalışıyorsunuz, sonra yok sen aşağılıksın bana yakın olabileceğini mi sanıyorsun hadi yallah, bu arada yakınlaşan kendisi?! Yani tutarsız diyemezsiniz, akli melekelerden tamamen çıkmış bir akli dengesizlik söz konusu; yüzünün, havasının halini de görmeniz lazım çünkü..<strong>Niye anlatıyorum</strong>, bu psikoloji hala meydanda, yayında ve gördüğünüz gibi <strong>sınır tanımıyor</strong>; eleştirmiyim de ne yapayım?<br><br><strong>Tarih de vereyim:</strong> muhabbet <strong>2010-2012 yılları</strong> arasında yıllara yayılmış bir şekilde yaşanıyor, söylem <strong>2012 yılında</strong> sokak ortasında bu gerçekten yaşanmış olay üzerine çıkıyor, Nurullah anladığım kadarıyla blog, fanzin, dergi, yayın nereyi bulursa <strong>ona çok keyif ve gurur verdiği için</strong> her yere taşıyor, bunu belgeselimiz diye hava atmaya kalktıkları yayından anlayacağım, aşağıda detayı devam eden meselede Nurullah'ın sonradan kız arkadaşı olduğu E. ile, Matmazel'in çalıştığı mekana öğlenin 3'ünde çıkıp çıkıp sanki koca İstanbul'da başka mekan yokmuş gibi kahvaltı yapmaya gelmeleri bile <strong>2013 senesi</strong> yaşanıyor, <strong>yani hala inatla söylem onlara havalı geldiği için genç kızın arkasından kullanılmaya devam ediyor</strong>, orada da kalmıyor, söylemi kısa filmimiz dedikleri işe isim ve kapak yapmaları da <strong>2017 senesini buluyor</strong>, o kadar dayananamışlar ki, hala o kadar gurur ve keyif içindeler ki <strong>Youtube'ta 8 milyara açıyorlar</strong>, hatta anladığım kadarıyla film, kısa film festivallerine vs bile yollanmış (!?) Ben yıllar sonra <strong>tesadüfen</strong> öğreniyorum, yani bu söylemin keyfi artık nasıl bir keyifse, yıllara yayılmış bir <strong>obsesif tutum</strong> söz konusu! Yıllar geçiyor hiçbir <strong>olgun akli meleke</strong> gösterilmiyor(!), yanlarındaki partnerlerine bile hiçbir saygıları yok ki, eşleri bile varken hala 'ben kaçarım matmazel' ile piyasa yapmanın peşindeler..Başka ortaya koydukları bir şey yok, <strong>bu sloganı kendilerine vitrin olarak kullanarak, yazılım ve sosyal medya sektöründe 'biz misyonluk iş yapıyoruz, tarih yazıyoruz' diye iş alıyorlar</strong>..<strong>Bugün 2026,</strong> daha 3 hafta önce ağır hasta halimle bu eleştirimi yayınlamıştım, Furkan önce defalarca sansürledi ve defalarca sildirdi, en son Furkan'a patladım ve sözlük hesabımı komple sansürlediler, üstüne Maraş Saldırısı'nı yaşadık, nesil olarak ve yıllarca sosyal medyada yayın yapıyor olarak, Nurullah ve Devran gibi isimler, bu çocukların abileri sayılır..<strong>Üzülmeyim de, ne'yapayım?</strong> )</p><p><strong>O matmazel ne hayat mücadelesi verdi</strong>..</p><p>Bölümü bile kendisinden yukarıda olduğu halde, <strong>Nurullah, hiçbir saygı ve ahlak değerine sahip olmadığı için</strong>, bir genç kızın bütün üniversite hayatına tecavüz etmiş, bütün hayatını mahvetmiş, bütün psikolojisine, ruh ve beden sağlığına tecavüz etmiş, onurunu yaşanmayacak boyutta zedelemiş, tedavi görmesine sebep olmuş, arkasına bakma gereği bile duymadan, <strong>söylem üzerinden keyif içindeki ego masturbasyonunu ise yıllar boyu sürdürmüş..</strong></p><p>Matmazel’in hayatı, nefesi, onuru, psikolojisi, ailesi yok mu?!</p><p>Bir devcileyin yılan baş, basiliks başın eline geçiyorsun, hayatında yer vermeye değil, şiddet masturbasyonuyla psikopatlığını tatmin etmeye kullanmak istiyor..</p><p>Matmazel’in okurken <strong>kendi ayakları uzerinde durmak için çalıştığı kafeye</strong> bile şiddet uygulamış biri Nurullah..</p><p>Hiçbir şekilde kadın onunla görüşmediği halde, geride bırakmaya, hayatına devam etmeye çalıştığı halde, yine de, hem de yeni kız arkadaşıyla ( yani artık Nurullah’ın görüştüğü başka sevgilisi de var ), ceplerinde baba parası, ceplerinde tarikatlarının, rejimle keyif içindeki kasalarının parası, hem de her seferinde öğlenin 3’unde-4’unde, kapakta kullandığı matmazel’in çalıştığı yere, kendi ayakları ile gelip, masalarına kahvaltı servisi yapmasını bekleyen bir karaktersiz..</p><p>Öğlenin 3’ünde, genç kızı, kendi ‘<strong>kahvaltı ve sevgili pornolarına</strong>’ maruz bırakmaya geliyorlar..</p><p>Mekan küçücük, kaçabileceğiniz, gidebileceğiniz, uzaklaşabileceğiniz hiçbir yeri yok..</p><p><strong>Kadın köşeye sıkıştırılmış oluyor</strong>..</p><p>Zaten orası, o kadının iş yeri, çalışma hayatı, eşşek gibi çalıştığı iş saati..</p><p>Daha işini bitirecek, herkesin okuldan çıktığı akşam vaktinde o okula yeni giriyor olacak, sabaha kadar da okulda ödevlerini yetiştirmeye çalışacak..</p><p>Her şeyi geçtim, <strong>orası hayata tutunduğu tek yer</strong>!</p><p>Koca İstanbul’da gidilecek başka mekan mı kalmadı?</p><p>O zamanki haliyle sadece aynı sokakta bile aynı menüyü veren en az 10 ayrı mekan var!</p><p>Semte girmiyorum bile..</p><p>Kadının orada garsonluk yaptığı biline biline, bu şiddet, <strong>psikopatlığın keyfi bu yönden alınmak istendiği için</strong>, genc kıza defalarca uygulanıyor!</p><p>Kadın, burada ne işin var, diye sorduğu halde..</p><p>Yeni sevgilisi ile şiddet masturbasyonu için çıkıp çıkıp geliyorlar..</p><p>Kaç erkek eski sevgilisine böyle bir muamele yapar, yaparsa <strong>adamlığı hakkında ne söylemiş olur?</strong></p><p><strong>Niye anlatıyorum?</strong></p><p>Eş zamanlı olarak bir de bütün bunlar yaşanıyorken, aynı kadına sokak ortası uyguladığı muameleyi, ben kaçarım matmazel’i, arkasından, hiçbir şekilde haberi ve bilgisi yokken, slogan, kapak yapıp bulduğu her yere pazarlıyormuş?!</p><p>Aklınız alıyor mu?</p><p><strong>Tam olarak nereye kaçmış?</strong></p><p>Kendi ayakları ile geldiği mekanda 2 papel ucuz kahvaltı yemeye mi?!</p><p>Hem de yeni sevgilisi varken..o kadın da ayrı sorguya iştigal..</p><p>Tam olarak nereye kaçmış?</p><p><strong>Kim partnerinin/eşinin bir genç kıza şiddetini ve sömürüsünü pazarlamasıyla gurur duyar?!</strong></p><p>Genç kız tabi ki orada daha fazla çalışmaya dayanamıyor, elinden ayakta durmasını sağlayan işini de almış oluyorlar..<br>( Bu meselede A. Y. Ü. de o dönem sağ olsun hem omuz arkadaşım hem çalışma arkadaşım olduğu için şahidimdir..O dönemki kız arkadaşı E. ile ne istendiğinin anlaşılmadığı, eski de olsa bir kız arkadaş olduğunuzun hatırlatıldığı bir e-mail ve mesaj yollanıyor, yine de defalarca önünüze kahvaltıya yapmaya geliyorlar..Çok ağır psikopati gösteriyor..)</p><p>Kızın yaşadığı zor döneme de, en ağır onur acılarını koymaya devam ederek..</p><p><strong>Kim dayanır?!</strong></p><p>Aklınız alıyor mu?</p><p>İlişki içerisinde de, <strong>genç kız sürekli hakarete uğruyor</strong>; sürekli, “sen aşağılıksın, sen çirkinsin, bak ellerin bile çirkin, ben kadında en önce ellere bakarım (?!) ben beğenmiyorum, seni değersiz buluyorum, neyse zaten buluştuğumu da kimseye söylemiyorum, kız arkadaşım bile demem..” vs?!</p><p>(Bu arada hayatını elleriyle kazanan bir kadın, ellerine bile en ağırından hakaret gelmiş )</p><p><strong>Kim dayanır?!</strong></p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_1748.jpeg" width="1247" height="2222" alt="Ben Kaçarım Matmazel ve Yalnızlar Mektebi Üzerine"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0459.jpeg" width="2059" height="1955" alt="Ben Kaçarım Matmazel ve Yalnızlar Mektebi Üzerine"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0604.jpeg" width="1106" height="1736" alt="Ben Kaçarım Matmazel ve Yalnızlar Mektebi Üzerine"></div></div></div><figcaption>yanakları çirkinmiş, saçları üst tonun altında doğal olarak bile nar çiçeği kızılı, saçlarını kızıla boyarsa çok çirkin ve sahteymiş..Kaşını alırsa, lens takarsa, çok çirkin ve sahteymiş..Elleri çirkinmiş, eli sevgili diye tutulmazmış...</figcaption></figure><p>“Bak ben işte bu yeni sevgilim gibi kadınları beğeniyorum, onları koluma takar böyle önüne getiririm, sen de işte anca bizim masamıza servis yaparsın, öğlenin 3’unde yemediklerimizin arkasını toplarsın..”</p><p>Bunlarmış size “<strong>biz çok yalnızdık biliyor musun güzel abicim</strong>” diye yalnızlık arabeski zırvalayan..</p><p>Daha da, bir de edebiyat dünyası ahlaksızmış, kahpeymiş…</p><p>Bunlar çok masummuş..</p><p>Dinime küfreden benden...</p><p><strong>Matmazel ile bütün bağı, ona yaşattıkları gizleniyor!</strong></p><p>Çok ağır <strong>psikopat olmanız lazım</strong> böyle bir pisliğe imza atmak icin..</p><p><strong>Arkasındaki hikayeyi bilmeseniz bile</strong>, söylem, genç kız ortada bırakma, topuk yapma söylemi; genç kız aşağılama, şiddet, nefret söylemi, <strong>çok çiğ eril ego şımarıklığı</strong>..</p><p>‘<strong>Aysel git başımdan</strong>’ gibi bir şey söylediklerini sanıyorlar, sakatlık orada başlıyor..</p><p><strong>'Aysel git başımdan' </strong>diyen ozan, kadın seçip, istediği kadına istediği muameleyi yapmak için o dizeyi yazmıyor; onu diyen ozanın, kendisine bile yeteri yok..</p><p>Kimseye zarar vermek istemiyor..</p><p>Onu ancak gerçek <strong>Issız Adam Alper</strong> ya da <strong>Bojack Horseman</strong> gibi bir karakter söyleyebilir..<br><br>Kusuruma bakmayın, bir <strong>Hitler</strong> kendini <strong>Bojack Horseman</strong> sanıyorsa, <strong>şizofreniye</strong> girer..<br>( Hitler'inki <strong>aşağılık kompleksi</strong> olduğu için örnek verdim, Bojack'inki <strong>varoluş sancısıdır</strong>, arada uzay farkı var..)</p><p><strong>Issız adam</strong> için de örneğin; <strong>Ada ben ayrılmak istiyorum</strong>, demek bile aynı şey değil! Issız Adam'da bir kere karşınızda olgun, yetişkin 2 bekar bireyin karşılıklı yaşanan bir ilişkisi var; adam psikolojisi gereği ilişkiyi taşıyamıyor, Ada gibi bir kadını bile terk ediyor; kaldı ki o bile işte Ada’nın onuruna çok ağır bir saygısızlık; Alper oldukça tutarsız bir karakter, ergen, bugünü yaşayamıyor, psikolojisi oturmamış, ilişkiyi illa ki kendi istiyor, sonra haftalar içinde yine kendi sonlandırıyor, film de onu anlatıyor zaten; kadın da onurundan ülkeyi bile terk ediyor; Alper de sadece Ada'yı değil, kimseyi gelin almayacak..Yani Ada'ya istediğimi yapayım, gündelik kullanmak için ayağıma çağırayım, sonra da <strong>narsisistlik projemin vitrinine</strong> hangi kadın işime gelirse onu gelin alayım, demeyecek; Alper hiçbir zaman gelin-damat olmayacak..<br>Aynı şey değil ama, <strong>Çağan Irmak</strong> her bulduğu yayın organına slogan halinde ¨biliyonuz Ada ben ayrılmak istiyorum'u ben dedim, çok havalı değil mi, alın size sloganı¨ dese, mesela sosyal medya hesabı açıyormuş, Ada ben ayrılmak istiyorum, yazıyormuş; kitap çıkarıyormuş, Ada ben ayrılmak istiyorum, yazıyormuş; slogan yapıp, kapaklara, vitrinlere koyuyormuş; o nasıl bir Çağan olur artık, kadınlara ne muamelesi yapan bir Çağan olur, egosu nasıl bir Çağan olur, <strong>Çağan olur mu? </strong>İlhami Algör bile, <strong>Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku</strong>, dedi; aşk da, ozanlık da, insanlık da, <strong>illa bir maskülenlik, adamlık aranıyorsa</strong>, o budur..</p><p><strong>"Aysel git başımdan" dendiğinde</strong>, Aysel’in yaşı belli, olgun, yetişkin bir kadından bahsediyoruz..ıssız adam'da Ada olgun, yetişkin, kendi ayakları üzerinde duran bağımsız bir kadın..</p><p><strong>Matmazel dediğinizde</strong> de genç kızın yaşı belli; su gibi azize, melek kız çocuğu demiş oluyorsunuz..<strong>’el’</strong> sesi melekler için kullanılır, <strong>mois</strong>/mus/muse/muz/müz/mas/maz, su tanesi için kullanılır, ma'<strong>dam</strong>, dome/dam, gök kubbedir, havanın, Venüs'ün onuru için kullanılır..<br><strong>Matmazel, Venüs’ün prensesidir</strong>..<br>( Yani sadece bekar kadın demek değildir, hakkını, bedenini korumanız gereken genç kızdır; yabancılar bile bu kelimeyi bir kadına söylüyorsa ona iltifat etmek için kullanır, eril ego şımarıklığı ile onu aşağılamak için değil..)</p><p>Tamam ben de onu soruyorum, <strong>siz neyin cehennemi, neyin sapığısınız?</strong></p><p>Bu yeryüzünde imza atılabilecek en cehennem söyleme imza atmışlar, kendilerini bir halt sanmalarından geçilmiyor..</p><p><strong>Ahiretlikleri bile yok</strong>..</p><p>Zaten zikredilirken de çok psikopatça bir sömürü ve şiddet söz konusu..</p><p>Artık yazarlarınız, ‘<strong>Lolita</strong>’ bile demiyor; keyif içinde, ‘<strong>Seni ne güzel harcarız Lolita</strong>’ diyor..Ben abartmıyorum..yaptıkları, kişisel olarak Nurullah'ın psikolojisini de bildiğim için budur..Dillerine vuran, keyif veren, kullandıkları, pazarladıkları konuşmalara bak; görünen köy kılavuz istemez demişler; bunlar görmüyor, duymuyor..</p><p>Ayaklar baş olmuş, buna denir işte; demeyim de ne yapayım? Eğer en okur-yazar olduğunu iddia edeniniz bile bu yaptıklarını, havalı, cool, özel iş ilan ediyorsa, ayaklar baş olmuştur..</p><p><strong>Lolita</strong> bile insanlık tarihi içeren bir eserdi, ona rağmen ortalık ayağa kalktı, eser yasaklandı, yazarın kellesini giyotinle alacaklardı nerdeyse..</p><p><strong>Devran ve Nurullah’a ne yapmak lazım o zaman?</strong></p><p>Medyada yer aldıkça, <strong>bir kadının bütün travmalarını her karşısına çıktığında tekrar tekrar kanatıyor olacak</strong>, tekrar tekrar tetikleyecek, nefes aldırmayacak; gördüğü tedaviye de, verdiği mücadeleye de, hayatı boyunca yaşayacağı psikolojiye de, ailesinin onuruna da, bütün hayatına tecavüz ediliyor olacak..<strong>Google'a Devran Bostancıoğlu yazın, doğrudan bu videolar ve kapak yaptıkları için bu söylem çıkıyor, cehennemi yaşıyorum</strong>..Bu filmi ve sloganı kullanarak 'biliyorsunuz biz çok havalıyız' diye yazılım dünyasında iş alıyorlar?!</p><p><strong>2 sickko</strong> ‘<strong>attention whore</strong>’luk için böyle bir psikopatlık…</p><p>Ağır hastayım, mahkemesi ile şu an ilgilenemiyorum, tedavi arayışı bile devam eden kondisyonda bir insanım:<br>Ya yayından kaldırırsınız, ya filminizin adını vs değiştirirsiniz; ya da en önce masum genç kız sömürüsü ve kadın aşağılamadan iyileşmeyi başarırsam, <strong>sizi maddi-manevi mahkemeye vereceğim</strong>..İyileşemezsem, ölmeden kayda geçsin diye anlatıyorum; hakkımı helal etmiyorum, onun için yazıyorum bu eleştirileri zaten..<strong>Saygı gereği</strong>, özür yayınlayıp, kaldırmaları gerekir..</p><p>Coğrafyanın hali ortada zaten..</p><p>Bunlar modern hukuk devleti Türkiye Cumhuriyeti’nde, Türk edebiyatının, Türk sinema ekranının malzemesi, konusu olamaz!<br><br><strong>Esefle,</strong><br><strong>Zoey</strong></p><figure class="kg-card kg-embed-card"><iframe width="113" height="200" src="https://www.youtube.com/embed/LT8Jt6xTR9Y?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen title="5 April 2026"></iframe></figure><p>Hastalığa yakalandığımın ilk aylarıydı bu video; madem çocukluğumdan beri istediğim enstrümana kavuştum, o zaman ilk benim için manevi değeri büyük olan ‘<strong>Moon River</strong>’ parçasını çalmak istiyorum demiştim.. <strong>Breakfast at Tiffany's</strong> filminin soundtrack parçası..film de kutsal bir eser çünkü, bir kadının onurudur Breakfast at Tiffany’s filmi; nasıl ‘<strong>Al Yazmalım</strong>’ kutsal eser, nasıl <strong>‘Pretty Woman</strong>’ kutsal eser; bu film ve parça da o eserlerden biridir..Ay, Venüs’ün kanatları ve gözyaşlarıdır; Moon River da dile getirilmiş en dokunaklı halidir..Kadınların değerini bilin, onurunu bilin, kolunu kanadını kırmayın..<br>-videoda hastayım, bu kadar olabildi-</p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0022.jpeg" width="1200" height="1201" alt="Ben Kaçarım Matmazel ve Yalnızlar Mektebi Üzerine"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/DBECA298-1055-402B-81F4-B829CAE4350E.jpeg" width="800" height="1000" alt="Ben Kaçarım Matmazel ve Yalnızlar Mektebi Üzerine"></div></div></div></figure><p><strong>edit 3: </strong>Söz konusu ifade özgürlüğüne gelince, sanıyorsanız Allah tanrı diye delirmez, Allah bile delirir anlatabiliyor muyum? Yoksa o <strong>Asi</strong> o doğada tersine akmaz. Asi’nin tersine akması odur, Allah’ı bile delirtirsiniz ki, zıvanadan çıkmışlığınızı unutmayın der, o Asi öyle tersine akar, hatta önce Venüs’ün onurları çarpar o tokadı.. Asi, asiliğinden tersine akmıyor yani, sizsiniz en tersinden hareket eden..Daha hala o <strong>Groundhog Day</strong>’den çıkamadınız..<strong>Böyle giderse de artık o Asi’nin doğada o şekilde bulunmasının bir manası kalmıyor; artık o da denize döner, okyanusa karışır, yatağı kurur, siz de kendi seçtiğiniz cehennemi yaşıyor olursunuz</strong>..Allah bile olsanız sabrın bir sınırı vardır, peygamber bile olsanız sabrın bir sınırı vardır..Birilerinin bunlara fren mekanizmasının ne olduğunu hatırlatması gerekiyor; <strong>çünkü güç zehirlenmesi içindeler, fren mekanizmaları yok..</strong></p><p><strong>Eşek, eşekse ona artık ‘çüş’ dersiniz, anlatabiliyor muyum?</strong> Eşek ile konuşabileceğiniz başka bir dil yoktur çünkü; ona artık ‘çüş’ dersiniz..<br><strong>Bunlar yüzünden tarihe ağzı en bozuk prenses olarak geçeceğim..</strong><br>Tarih de teşhis koyarak yaşanır; teşhis koymadan tarihi de, bir uzayı da yaşayamazsınız..<br><strong>40 katır</strong>'dı zaten çoktan o narsisist eşeklikten çıkmanız gereken, artık <strong>40 satır</strong>'da Satürn bunları neyle çarpsın? <br><strong>Bir insan da neyse odur</strong>; atıyorum bir kirpiden ben şimdi öyle buyuruyorum, hadi benim için tatlı tatlı sevgi kelebeği ol diyemezsiniz; kirpi kirpidir..<strong>Anka Kuşu,</strong> Anka Kuşu..Erinç, erinç..<br><br><strong>Ben veli torunuyum;</strong> sosyal medyada içerik üreticisi değilim, yayıncı, siyasetçi de değilim, bilmem ne memuru da..Dünya'ya gelmiş bir azizden, azizeden, veliden, <strong>sizin düzeninize ya da keyfinize hitap eden konuşmalar servis etmesini bekleyemezsiniz</strong>; <strong>ben zaten bu sistemin erroru'yum</strong>; beklenmedik çocuğum; Yusuf ne demek onu bilin, Zoey ne demek onu bilin..Ben aldığı her nefeste beyni cayır cayır yanan, bu yeryüzünde yaşanabilecek en cehennem hayat hikayelerinden birisini yaşamış ve kimsenin dayanamayacağı en cehennem hastalıklarından birisini yaşayan insanım..Verdiğim mücadeleyi de veremezsiniz, <strong>çünkü yıllar boyu mobbing, bullying, taciz, onuruma, psikolojime, bedenime şiddet ve tecavüz hiçbir zaman bitmedi; yaşadığım hayatı da yaşayamazsınız..</strong><br>(sadece bu metin bile size örnek işte, güya sizden hoşlanarak geldiğini iddia eden erkek arkadaşın bile yıllarca şu yaşattıklarına bak..)<br><strong>Hayatım boyunca insanoğlundan muamele gördüm</strong>, şu an beyni artık komple yanmış bir insanım, bütün ruh ve beden sağlığımı kaybettim, <strong>artık benden alabileceğiniz bir şey kalmadı yani anlatabiliyor muyum?</strong> Artık sıra bana geçmiş, nasıl bugüne kadar herkes bana <strong>dan dun</strong> ne buyurursa öyle davranmış, tamam artık sıra bana geçmiş, <strong>şimdi ben, dan dun bu yanmış beyinle ne buyurursam onu konuşacağım;</strong> sonra da uçup gideceğim, siz yaşayacağınız yarını düşünün..Yani ben ponçik ponçik <strong>kendine lağım çukuru kazan farelerin</strong> egosu '<strong>uff</strong>' olacak diye edebiyat yapmayacağım..<strong>Ağır geliyorsa hak etmişlerdir, esas onlar ağız değiştirsin</strong>..Bu kadar ileri gidebileceğinizi sanarken düşünseydiniz..<strong>Venüs'ün onuru tecelli edecek</strong>..</p>]]></content:encoded></item><item><title><![CDATA[Tabutta Röveşata]]></title><description><![CDATA[<p>Bugün benim doğum günüm..21 mart..hep güz geçmiş baharlarım..</p><p>söylemek istediğim çok şey var, ama kondisyonum izin vermediği için tam metni henüz bitiremedim, onu tamamlamak biraz vakit alacak...</p><p>( Eşim Harun elimin altına bir klavye ayarladı, ekrana, telefona, bilgisayara bakamıyorum, kitap okuyamıyorum, yazı yazamıyorum, sesli konuşamıyorum veya dinleyemiyorum, ısığı, sesi</p>]]></description><link>https://www.neptunianclouds.com/2026/03/21/tabutta-rovesata/</link><guid isPermaLink="false">69be5e7e9d07f1000133f00d</guid><category><![CDATA[The Great Dark Spot]]></category><dc:creator><![CDATA[Neptunian Clouds]]></dc:creator><pubDate>Sat, 21 Mar 2026 10:50:30 GMT</pubDate><media:content url="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/03/IMG_2099.jpeg" medium="image"/><content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/03/IMG_2099.jpeg" alt="Tabutta Röveşata"><p>Bugün benim doğum günüm..21 mart..hep güz geçmiş baharlarım..</p><p>söylemek istediğim çok şey var, ama kondisyonum izin vermediği için tam metni henüz bitiremedim, onu tamamlamak biraz vakit alacak...</p><p>( Eşim Harun elimin altına bir klavye ayarladı, ekrana, telefona, bilgisayara bakamıyorum, kitap okuyamıyorum, yazı yazamıyorum, sesli konuşamıyorum veya dinleyemiyorum, ısığı, sesi ve hareketi tolere edemediğim için, 7/24 gözlerim ve kulaklarım kapalı hareketsiz yatmam gerekiyor…</p><p>klavye sayesinde her gün birkaç kelimelik konuşma limitiyle hareket edebiliyorum, o da günler alıyor..</p><p><strong>metnin dili de o yüzden böyle, kusuruma bakmayın</strong>;</p><p>kimseye de cevap verebilmemi beklemeyin ne yazık ki, sadece tek taraflı konuşabiliyorum; ağır nörolojik hastayım, sadece iletişim kurmam gereken şeyler kadar, tek taraflı hareket edebiliyorum. Kimseyi bile isteye cevapsız bırakmıyorum, kimseyle münakaşa edebilecek kondisyonda değilim.</p><p>daha da zarar veriyorsunuz..</p><p><strong>Ben ne dün ne de bugün, sosyal medyada içerik üreticisi değilim</strong>, ortaya çıktığı günden beri, sosyal medyayı sadece manevi amaçlarla kullanıyorum, paylaştığım hiçbir şeyi materyal sebeplerle paylaşmıyorum. Materyal sebepler için yasayan bir insan da hiçbir zaman olmadım. Beni kendi hasta egolarınızdan (çünkü çok kötülük gördüm), yapay gündemlerinizden, akıllarınızdan, zihniyetlerinizden uzak bileceksiniz..</p><p>Uzun yazdığım metinleri, yıllar önce yine manevi sebeplerle açtığım bloguma koymaya karar verdik, <a href="https://www.neptunianclouds.com/">www.neptunianclouds.com</a>’daki metinleri de okuyun. Yanlış İnsanlar Üzerine, hastalığıma sebep olan art niyetli, materyalist insanların beni ne kadar üzdüğü, beni ne kadar yanlışa, kötüye yorduğu üzerine yazdığım bir başlık oldu..onunla bağlantılı olarak, narsisist kişilik bozukluğunu değerlendirdiğim, ‘Taşıma Su ile Değirmen Dönmez’ başlığı var..diğeri de ‘Beklenen Deprem Üzerine’, Allah herkesin yardımcısı olsun ( depremden önce lokalleşin. İşletmeleriniz, işleriniz kritikse, kritik çalışanları depremden önce lokale taşıyın.. lokalde takılın, gündelik hayatinizi lokal tutun. Lokalde bütün ihtiyaçlarınızı giderebileceğiniz imkanlar olsun. Suyunuza, elektriğinize, bostanlarınıza sahip çıkın..)</p><p>bu metin de ‘Tabutta Röveşata’ başlığında yer alıyor..Derviş Zaim’e saygılarımla.. )</p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/03/IMG_4941.jpeg" width="3024" height="4032" alt="Tabutta Röveşata"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_3964-1.jpeg" width="1623" height="1217" alt="Tabutta Röveşata"></div></div></div><figcaption>Kucuk Kara Balik</figcaption></figure><p>Şimdilik tek söyleyebileceğim, hala yaşıyorum, hala mücadele ediyorum, gerisi de Allah’a kalmış..</p><p>Allah, Kuzey Düğümü, ulu önder aydınlık varlıklar, onların şefkati, merhameti, anlayışı, metaneti, düşünceli insanlığı, akli melekesi, şu an benim her şeyim..</p><p>Bugün imkânınız varsa,  benim için bir zeytin ağacı dikin, ya da ağaç bağışında bulunun.</p><p>Bugün imkânınız varsa, benim için bir anne, bebek yardımında bulunun.</p><p>Bugün imkânınız varsa, bir kız çocuğunun kendi başarması için elinden tutun.</p><p>Bugün kadın hakları için, artık affı olmayacak boyuta gelmiş bunca sapıklığa, psikopatlığa, sömürüye, şiddete dur demek için, gerekli ne kadar yasa varsa, o adimi atacaksınız, o yasaları çıkaracaksınız, Türkiye Cumhuriyeti’nin hak ettiği o medeni hukuku gözeteceksiniz.</p><p>Bu yeryüzünde bu kadar pisleşebileceğinize iman ederken düşünseydiniz!</p><p>Ne özrünüz kabahatinizden büyük olabilir, ne de kabahatiniz özrünüzden.</p><p>Bir yerden sonra isterseniz en içten özrü dileyin, fiziken dönüşü olmaz.</p><p>Türklük tarihinde de nar çiçeği kızılı saçlarımın tek telinin bile hakki varsa, nefesimden bu dünyaya 1 saniye bile nefes verilmiş, nefes alması sağlanmışsa, şu an o topraklarda yaşananlar için, hakkımı helal etmeyeceğim.</p><p>Asya’nın onuru benim.</p><p>Asya tarihi benim mirasım.</p><p>Size hakkımı helal etmeyeceğim.</p><p>Bu kadar çirkefliğe hakkımı helal etmeyeceğim.</p><p>Bu kadar alçak, seviyesiz, <strong>zehir zemberekliğe</strong> hakkımı helal etmeyeceğim.</p><p>Türkler zekidir, Türkiye Cumhuriyeti hukuk devletidir!</p><p>Hakkı budur!</p><p>Türklük tarihinin neresinde gördünüz, Türkler <strong>Güney Düğümü’nün fareliğine</strong> hizmet ediyor olsun?!</p><p>Türklük tarihinin neresinde gördünüz?</p><p><strong>Venüs’ün onuruyla oynamayın!</strong></p><p>Ne bozduğunuz doğanın dengesinin, ne de bu yeryüzünde son affedilecek şey olan bu kadar insanlık suçunun geri dönüşü olmayacak.</p><p>Bozulan fiziği 3 günde düzeltemezsiniz.</p><p>Bozulan fiziği duayla düzeltemezsiniz.</p><p>Bu doğada yalnız değilsiniz; bu doğayı yaşamaya ve yaşatmaya çalışan milyon başka canlı var.</p><p>Haddinize değil onların onuruyla oynamak, haddinize değil bunca emeğe saygısızlık etmek, haddinize değil bu doğanın psikolojisini bozmak.</p><p>Yarın da siz yaşayacaksınız; sizin dünyanız, <strong>burası bu dünyada var olmuş bütün canlıların EV’i</strong>!</p><p>Ahiret kapısında psikoloji tecelli eder!</p><p>Allah varsa, Ellez de var!</p><p>Anne sütünüz..</p><p>Aklın onuru, rahmin onuru, havanın, toprağın onuru, suyun, şifanın onuru, sevginin onuru, yaratının, yaratıcılığın, sanatın onuru..</p><p><strong>Enayi uşağınız değiller</strong>..Şu an uzayınızı ve doğa'nızı Kuzey Düğümü'nden Güney Düğümü'ne alter eden bir gidişat içerisindesiniz; yani ayakları baş ediyorsunuz; geri dönüşü olmayacak..<strong>Kuzey Düğümü'dür</strong> aydınlık yıldızlar, ışığın ve zamanın sağlayıcıları; hayatın, şifanın, <strong>sürdürülebilirliğin sağlayıcıları</strong>..Ayaklar baş olursa, narsisistlikten, bencillikten, düşüncesizlikten çoktan çıkmış olmanız gereken <strong>40 katır</strong>'ı tepiyorsunuz demektir; <strong>40 satır</strong>'a geçiyorsunuz demektir; 40 satır'a da kuzey düğümü hizmet edemez; sizin elinizde acı çekeceğini bile bile bu dünya'ya iyilik içerisinde hayatlar/canlılar veremezler..</p><p><strong>Gökten de kemik yağmayacak</strong>.</p><p><strong>Doğanın dişleri tuz’dur</strong>..Doğa’nın kemikleri, Kuzey Düğümü’nün kemikleri, sürdürülebilirliğin kaynağıdır..</p><p><strong>Tuz</strong>, hem yengeç dönencesinin gözyaşlarıdır, sevgisidir, şefkati, merhemidir, hem yaralarınızın merhemidir, hem kalbinizin kaynağıdır, hem nazardan, güney düğümü’nün kötülüğünden koruyacak güçtür, hem de enerji/yaşam kaynağınızdır..Hücreleriniz de, kalbiniz de tuz sayesinde çalışır.</p><p>Karanlık bile o tuz’un peşinde. Fiziğe de şirk koşamazsınız. Bile isteye uzayınızın kondisyonunu sadistçe, düşüncesizce yaralar açacak şekilde kullanıp, doğum-ölüm dengesinin matematiğini, istatistiğini bırakıp, tam hesap kitap hareket etmekten çıkıp, her gün yüz binlerce ölü bedeni yeraltına verip, yer üstündeyse milyon milyar düşüncesiz, bencil kitleler haline gelip, yine de sağlıklı, şifalı, ruh eşliliği içinde, dengeli, sevgili, şefkatli, uzun ömürlü yaşamayı bekleyemezsiniz..</p><p><strong>Bir uzaydaki hayat mücadelesinin bedelini dişlerinizle ödersiniz</strong>..Kemikle ödersiniz. <br>Eti senin, kemiği benim demişler.. <br>Kuzey Düğümü ile Güney Düğümü arasındaki antik anlaşma..</p><p>Dişleriniz de genetik değişime uğrar..</p><p>O yüzden diş çıkarmak o kadar streslidir. Kaderinizi, hayat yolculuğunuzu anlatıyorsunuz..Buydum, bu oldum, bunu yaşamaya geldim. <br>( Dişlerin analizinden, değerinden anlayın.)</p><p>Antik zamanlardan beri Türklerde <strong>diş buğdayı</strong> vardır.</p><p>( Ben diş buğdayımda sol elimle, <strong>kalemi seçmişim</strong>, solağım. Kalem seçen çocuk, okuyacak, akademik bir meslek hayati olacak demek; ayna vardır, ayna seçen çocuk sahne işi bir meslek yasamaya gelmiş demek; tarak vardır, el isçiliği, isçilik isteyen bir meslekte çalışacak demek..<strong>Kalem, kılıçtan keskindir</strong>..Akıl, nefretten üstündür..Akıl, akıldan üstündür..)</p><p>( Doğuştan tavşan dişliyim bu arada, ailede tek solak da, tek tavşan dişli de ben değilim..</p><p>Süt dişlerimi hiç dökmemişim; <strong>çünkü ben kastrasyon anksiyetesi değilim</strong>. O yılanların psikolojisidir, Şeytan’ın, Güney Düğümü’nün psikolojisidir. Beni bilin diye, ben tavşan süt dişlerimi bile dökmemişim).</p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/03/IMG_2110.jpeg" width="527" height="379" alt="Tabutta Röveşata"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/03/ChatGPT-Image-Mar-21--2026-at-08_29_27-AM.png" width="1536" height="1024" alt="Tabutta Röveşata"></div></div></div><figcaption>Prensesin Uykusu..sağdaki antik zamanlardan bir görüntü, tarihi belgedir; AI'da ancak bu kadar görselleştirebildim. O zaman antik bir pelerin var. Atatürk göklerden seçilmis bir liderdir. Bu pozuyla size söylemek istediği bir şey var. Şu an nöroenflamasyonum çok yüksek, 7/24 yatmam gerekiyor..</figcaption></figure><p><strong>Bir bedenin, insanın, canlının, doğanın, iyiliği, güzelliği, nasıl göründüğünde değildir, sizin nasıl baktığınızdadır!</strong></p><p>Hem bakan gözleriniz olarak, hem bakmak, ilgilenmek olarak, sağlıklı değerlendirebilmek olarak. <strong>Gül fidanının doğanızdaki varlığı kutsaldır</strong>, Allah'ın ve Venüs'ün en net mesajıdır bu doğaya nasıl sahip çıkmanız gerektiğinin..<strong>Sizin sorununuz, sizin sorumluluğunuz</strong>. <br>Ne Allah, ne de kutsal Kuzey Düğümü <strong>sizin işinizi yapmayacak</strong>; onlar matematiği gözetir, dünyanızı ve uzayınızı nasıl yaşatacağınız sizin seçiminiz, sizin sorumluluğunuzdur. Kuzey Düğümü sizin adınıza karar veremez, müdahale edemez..Bütün uzay hak üstüne..Uzay size rağmen iyilik, güzellik yapamaz. Uzay sizin karar verme mekanizmanıza göre hareket eder..Ne ekerseniz onu biçersiniz..</p><p><strong>Yarın iyi ve güzel bir dünya ve toplumu yaşamak istiyorsanız</strong>, bir toplumun en büyük ödevi, hem Venüs'ün onurunu, doğa ana'nın onuru korumaktır; hem de anne olacak kadınlarının ruh ve beden sağlığını korumaktır. Anneleri eğitmektir, kız çocuklarını çok yönlü yetiştirmektir. <strong>Psikolojik yeterliliği, akli melekeyi yükseltmektir.</strong></p><p>Çocuklarınıza sadece genetiğinizi aktarmıyorsunuz, annenin psikolojisini ve belleğini de aktarıyorsunuz. Yarın yaşayacağınız fiziki kondisyonunuz da, psikolojiniz de, hepsi etkileniyor, değişiyor..</p><p>O çocuklar sizin yarınınız.</p><p>O çocuklar yarın siz olacaksınız..<br><br>Bu dünya bir hayat olasılığında istediğiniz kazığı atıp gidebileceğiniz bir <strong>sınav yeri değil</strong>..Bu şeytan'ın çarpık söylemi, çarpıtılmış bir hayat görüşü; esas Şeytan ve Güney Düğümü sizi test eder, sınava tabi tutar, açık arar, kendilerine hak bulabilmek için.. <strong>Allah ya da Kuzey Düğümü değil</strong> yani; onlar zaten herkesin matematiğini biliyor..<br>Reenkarnasyon var..<br>Bu dünya her şeyiyle size sunulmuş <strong>evi'niz</strong>..Tekrar tekrar kendi doğanız olan bu dünya'da dünyaya gelirsiniz, dünya programlarınızı, yani sahip olduğunuz matematiği yaşatmanız beklenir. Ahiret kapısında geçerli olacak olan da nasıl yaşadığınızdır; zihniyetinizin, akli melekelerinizin güvenilir olmasıdır..<strong>Ama ahiret kapısı için yaşamıyorsunuz</strong>, Allah için yaşamıyorsunuz, Allah zaten Allah; o yüzden <strong>hayat görüşünüzü, hayatı sınav olarak görmeye indirgemeyin</strong>, kendi yarınlarınız için yaşıyorsunuz..<br>Bu hayat görüşünü kullananlara iyi bakın, bu dünya'yı sınav yeri gibi gördükleri için <strong>suçluluk psikolojisinde</strong> geçiştirmelik, göstermelik işlere kalkışırlar, gerçek insani dünya işlerini de görmezler, bir şeyler iteleyip, kakalayıp, uçup gitmeye bakarlar, <strong>hayatı yaşamaktan zevk alamazlar</strong>, kendilerine sunulmuş hayat olasılığının ne kadar değerli olduğunu göremezler, bu dünya'nın, doğa'nın değerini göremezler, doğru kullanmayı ve yaşamayı bilmezler..<br><br>Burayı kaçıp gitmek istediğiniz bir yer olarak görürseniz, zaten o hale gelir, yaşanmaz; <strong>hem bugün hem geleceğiniz için evi'niz olarak görürseniz</strong>, o zaman anlayacaksınız değerini..Doğrusu da bu zaten..<br>Cenneti yaşamak istiyorsanız da tamam bu dünya'da mümkün, siz bu dünya'yı cennet gibi korur ve kılarsanız, cenneti yaşarsınız zaten; cehenneme çevirirseniz de, tamam sizin seçimlerinizin, karar verme mekanizmanınız eseri olmuş olur, kendi seçimlerinizin bedelini ödersiniz..Bütün uzay hak üstüne, bunu cehenneme çevirip de gidebileceğiniz bir uzay yok..<br>Kendine çok iyi bakan aydınlık yıldızlar, sizin patolojik bedenlerinizi ve zihniyetinizi almazlar..<br>Şu saatten sonra ne olur? İyilerin ve akıllıların, dünya programını sağlıklı akli melekelerde yaşayanların ve iyi huylu, Kuzey Düğümü'nün bağrındaki canlıların nesli tükenir, ruhlarını taşırlar, bir daha dünya'ya gelmezler..  </p><p>Yaşayacağınız yarını siz düşünün..<br>Sizin seçiminiz olacak..<br>Her koyun da kendi bacağından asılır, diyemeyeceksiniz x'e uydum..<br>Ne başkasına uyun, ne de başka bir canlının kendi dünya programını yaşamasına müdahale edin; geçerliliği yok..</p><p>Her hayat olasılığı bir umuttur.</p><p><strong>Bir umut olduğunuzu hatırlayarak tarih yazın</strong>.</p><p>Allah’ın emri hiçbir zaman! kadınların kapanması, kadınları baskılamak, kadınlara zulüm etmek, istediğin muameleyi yapabileceğini düşünmek değildir! <br>Hiçbir zaman affı yok!</p><p><strong>Allah’ın emri, bu kadının saçının teline bile zarar gelmeyecektir!</strong></p><p>Adamlık da budur!</p><p><strong>Adamlık, centilmenliktir</strong>. Kadının da onuru olduğunu bilmektir; bir kadını nasıl koruyup, kollayacağını bilmektir; nasıl sarıp sarmalayacağını bilmektir; nasıl değer verileceğini bilmektir; nasıl davranacağını bilmektir.</p><p><strong>Medeniyet</strong>, sınır tanımayı, nerede duracağını, taşımayı, edebi, adabı, görgüyü, beyefendi, hanımefendi demeyi, merhaba, nasılsınız demeyi, herkesin bir onuru olduğunu bilmektir..kendi işine bakmaktır, kara cahil mahalle paçozu gibi başkalarıyla uğraşmak değil!</p><p><strong>Modernlik, herkesin nefes almasını, kendini yaşamasını sağlayabilmektir..</strong></p><p>Modernlik size nefes aldırır..</p><p>Modernlikte, psikolojik ve fiziksel şiddet olmaz.</p><p>Modernlikte, baskı, zulüm, dayatma olmaz.</p><p>Modernlik hukuk’u bilmektir!</p><p>Modernliği doğru yorumlamayı bilin..</p><p>Modernlikte, herkes fonksiyonunu da, fonksiyonlarını nasıl kullanacağını da bilir.</p><p><strong>Modernlik</strong>, bir toplumun ihtiyacı olacak yasaları çıkarmaktır, devlet organlarını, devlet mekanizmasını halkı doğru yönlendirecek, halkın ve toprakların gücünü, varlığını doğru değerlendirecek ve yönlendirecek yasaları çıkarmaktır..</p><p>Devletin ve halkın fonksiyonlarını iyiye kullanmaktır, iyiye yormaktır!</p><p>Modernlik, medeniyet, burjuva olmak, <strong>parayla satın alabileceğiniz şeyler değil</strong>. İnsani duruştur, hal tavırdır, psikolojidir, verilmiş karardır. İmaj ile olmaz. İmaj meselesi değil çünkü. Özentilik değil.</p><p><strong>Bu yeryüzünün en modernisti Nuh (Upanistim ) ve eşiydi!</strong> Bu yeryüzünün en modernist gelişmesi, en ilahi olan Nuh’un Gemisi’ydi.. Destanın mihenk taşı eşlilik zaten. Adamın karısını hiç etmişsiniz, o yüzden Hiç Ana diyeceğim..O gemiye iyi bakın, Hiç Ana bütün doğa ile konuşup, canlarını kurtarmaya çalışıyorsa, o hayvanların da o geminin içinde birbirine saygısı var..İtiş kakış, izdiham yok! Birbirinin yerine geçmeye çalışmak ya da birbirinin üstüne çıkmak istemek yok. Birbirini beğenmemezlik etmek, tepeden bakmak, hakir görmek, benim şimdi bunun yanında ne işim var demek, yok. Birbirini küçük görmek yok. herkesin bir yeri var, nerede duracağını biliyor. Huzur var! herkes birbirinin geleceğini düşünüyor, kaderi paylaşıyor, metaneti paylaşıyor, huzuru gözetiyor. Nuh tam matematik gözetiyor; sırf kendi egosuna hizmet olsun diye, bencilce tamam işte aldım bir tane tavuk, bir tane tavşan yeter, herkes desin ki Nuh büyük adam, böyle yapmıyor.. düşünceli ve başkacıl, kendi egosunun peşinde değil, has adam, has insan. En ilahi o!</p><p>Hiç Ana doğadan anlayan kadın, Nuh’sa eski devlerden, o dev kütüğü oyma kakma zamanın teknolojisi ile gemiyi yapan adam..herkesin geleceği için tam matematik hareket ediyor, tembel akıl yürütmüyor, tembel de değil..o gemide sadece her hayvandan bir çift yok, bitkiler, fidanlar, tohumlar da var..</p><p><strong>Bazı kutsal modern yapımlar:</strong></p><p><strong>Yavuz Turgul-Muhsin Bey filmi</strong>, çekildiği donemde örneği yok. Modern odur, Muhsin Bey, filmi TRT’den verin, orada da bırakmayın, filmin sonrasında film söyleşisi yapın, filmin detaylarını konuşun, özel isler..<strong>Yılan Hikayesi, Memoli</strong>; <strong>Gülbeyaz, Kadir</strong>; modernlik bunlardır.</p><p><strong>En kutsal örnekleriyle</strong>:</p><p><strong>Jane Austen, Gurur ve Önyargı</strong>, peşin hükümlü yargılamayıp, Elizabeth’in de bir onuru olduğunu, değerleri olduğunu, güçlü bir kavrayışla kollayıp, aşkı, sevgiyi, evlenmeyi hak ettiğini ona yaşatabilmektir.</p><p><strong>Atıf Yılmaz, Al Yazmalım</strong>, dünyada örneği yok filmin detaylarının zenginliğinin. Gelmiş geçmiş en modernist kutsal eserlerden biri. Asya isterseniz yol kenarında bulduğunuz, bir adamdan nikâhsız çocuğu olan bir kadın bile olmuş olsun, kendisine gerçek değer verildiğinde, anlayışla, akılla, yetmişlikle, olgunlukla kucaklandığında, prenses gibi bir çiçek tanesi..</p><p><strong>Reşat Nuri Gültekin, Çalıkuşu</strong>, gelmiş geçmiş en kutsal modernist eser. Modernlik, medeniyet, Feride’nin de bir gururu olduğunu, onurunun korunması, kendini yaşamasının korunması gerektiğini bilmektir. İyi niyetinin, masumiyetinin, sizin art niyetleriniz elinde, ikiyüzlü tiyatrolarınızın elinde, narsisistliğinizin elinde hiç olup gitmeden, onun değerinden anlamak, korumayı bilmektir. Korunduğunda, kendini yaşayabildiğinde, onun ne kadar diğerkâm, başkacıl, cömert, altın gibi bir kalbi olan, herkesin hayatına anlam katabilecek, güzellik getirebilecek ışıgı olan, içtenliği, yârenliği olan, eline geçen ilk fırsatta kimsesiz çocuklara annelik etmek isteyen, genç, cesur, dolu dolu bir kadın olduğunu görürsünüz..</p><p><strong>Gülten Dayıoğlu, Yeşil Kiraz</strong>; Hande Altaylı dizi haliyle Kahperengi/Merhamet.. ( dizi yorumlarına katılmıyorum bu arada, kadın haklarının belkemiğini koruyacak şekilde, tarihi psikanalize bağlı kalacak şekilde, detaylar zenginleştirilerek yeniden yorumlanmaları gerektiğini düşünüyorum. )</p><p><strong>Yeditepe İstanbul, Olcay</strong>, bir kadın kendi ayakları üzerinde durmaya ne kadar kararlı olduğunda, kapısını çaldığı mahalleli de, ona da, sanatçı ruhlu kızına da sahip çıktığında, herkes birbirine saygı duyduğunda, bu yeryüzünde izlediğiniz izleyebileceğiniz en kutsal tiyatro eseri. İnsancıl, dokunaklı ve erdemli &lt;3</p><p><strong>Pretty Woman</strong>, isterse o kadın sokak kenarında bulduğun bir eskort kadın olsun, ona hak ettiği değeri verdiğinde, meğer ondan prenses hayat arkadaşı yokmuş..içten, samimi, güler yüzlü, pozitif, akıllı, şefkatli..</p><p>Adamlık, medeniyet, modernlik, o filmde Richard Gere’in yaptığıdır; bir kadına istediğin muameleyi yapıp, sonra da ne hali varsa görsün demek değil..</p><p><strong>Narsisistler</strong>, kâğıt üstünde havalı, artist, özel, vaat edici görünebilirler, gerçekte size hiçbir zaman gerçek değerinizi görebileceğiniz bir hayat yaşatmazlar. Gerçek değerinizi de yaşatamazlar; size yapıcı, yaratıcı, yaşanabilir, sürdürülebilir, nefes alınabilir, değerleri korunmuş, erdemli, onurlu, saygın, güçlü, mutlu, canlı, renkli, cıvıltı içinde bir yarın getiremezler.</p><p>Kendinizi, hayat programlarınızı yaşayamazsınız.</p><p><strong>Değer yargıları sakattır</strong>, kendilerini de zayıf, yetersiz, eksik, hatalı, suçlu, kotu değersiz bulurlar, dışarıya belli etmemek için 40 takla atarlar..</p><p>Hayata da, dünyaya da, diğer insanlara da, değersiz bakarlar, değersiz davranırlar, değersizleştirmeye çalışırlar.</p><p><strong>Bir insan ne kadar narsisistse, o kadar kişiliği yoktur</strong>. Narsisist adam mı, tamam o kadar adam değil. O kadar aradığınız adamlığa ulaşamayacaksınız.</p><p>Kâğıt üstünde çok yüzeysel bir şekilde değerlilermiş gibi görünür, imaj olarak onu vermeye çalışırlar, ama gerçekte çok zayıftırlar, psikolojileri, yıldızları, akılları, ruhları, kişilikleri çok zayıftır. vaat ettikleri gibi taşıyamazlar, veremezler, gerçekleştiremezler, yoktur.</p><p>Kendileriyle, hayatla, dünyayla barışık değiller.</p><p>Mesele de o.</p><p>Dışarıdan ne kadar dışa dönük görünsünler, konuşkan davransınlar, ahkam kessinler, gerçekte dışarıya o kadar kapalıdırlar, insana, dünyaya o kadar kapalıdırlar. Ağızları da ezbere, boş, bilmiş konuşur. Kafalarındaki hasta yargı dünyasıyla yasarlar, kendi özlerini gizlerler, kimse onları görsün, anlasın, onların derinine ulaşsın istemezler. Çünkü kendilerini de beğenmezler. Çirkin görülmek istemezler. Kendi kuruntularıdır. </p><p>Sizi kendilerinden uzaklaştırmak için öyle artist konuşurlar mesela; <strong>mesele sadece havalarını atmak istemeleri değil:</strong> onlara yakın olmayın, onların içini görmeyin; çünkü zaten <strong>Sırlar Alemi'nin Kraliçesi Şeytan'ın psikolojisidir narsisistlik</strong>..O da sır olarak kalmak istiyor. Açığa çıkma korkusu yaşıyorlar, sır kalırlarsa, içleri içte kalırsa, özelliklerini, özel olmayı öyle koruyabileceklerini, öyle değerli kalabileceklerini düşünüyorlar.. Kendilerini ortaya koyarlarsa hem yargılanacakları hem de diğerlerini değersiz gördükleri için, onlarla bir olarak, değersizleşeceklerini düşünüp, anksiyete yapıyorlar. <br><strong>Suçluluk psikolojisinde mükemmeliyetçiler</strong>..Onlar suçlu, düşük, kötü; ben onlardan değilim..Yaşadıkları <strong>aşağılık kompleksi</strong> bu..</p><p><strong>Sıkıntı da burada</strong>, akli dengesizler, tutarsızlar; bu kadar <strong>patolojik</strong> bir psikoloji içinde oldukları halde, günlük hayatın içinde her yerdeler, <strong>her ortamda da en tepeye onlar kurulmaya çalışıyor</strong>. İnsanlar da anlıyor bu narsisistlerde, rahatsız edici, itici bir durum var, ama adını koyamıyorlar..Onlar neyle karşı karşıya kaldığını anlayana kadar da o narsisist çoktan o ortamda artık kimi, neyi kendine hedef seçtiyse, yem seçtiyse o kişiye/şeye vereceği travmatik yarayı, katliamı çoktan vermiş oluyor.. </p><p>Küçük beyinlerinde yaşadıkları için, <strong>gerçeklikten kopukturlar</strong>, gerçek ve gerçekçi değillerdir, bilge ve yüce akıllı, <strong>büyük düşünür değillerdir</strong>.</p><p>Kimsenin de gerçekliğini hissedemezler, anlayamazlar, zombi gibiler. Kafaları ne buyurursa, istediğiniz kadar konuşun, boşa konuşursunuz. Kendilerini neyi, nasıl uygun görürse, doğru bulursa öyle davranmak ister. Birçok şeyi de görev icabı yaparlar.</p><p>Herkesi dışlarlar, uzaklaştırırlar. Bana yakın olmasınlar. Hem açığa çıkma korkusu, hem hasta yargı dünyalarıyla başkalarını küçük gördükleri için, ben onlardan değilim, deme arzusu.</p><p>Özellikle değer yargıları sakat olduğu için, küçük gördükleri insanlarla yakınlaşmaya hiç gelemezler.</p><p>Hele onların özel bir şeyler yaptığını görmeyi hiç çekemezler, bunlar nasıl yapar?</p><p>Akli dengesizler, hem insan sevmezler, insancıl değillerdir, hem de ona ‘<strong>tam da sensin</strong>’ desinler isterler.</p><p>Yolunuzdan çıkarsınız, insanlıktan çıkarsınız.</p><p>Herkesin hayatını katlederler.</p><p>Kendi patolojik yargı dünyalarını, zevkten, beğeniden anladıklarını matah bir şeymiş gibi dayatırlar, çok biliyormuş gibi hiçbir şeyi de beğenmezler.</p><p>Tarihinizin akışını bozarlar, tarihinizi sağlıklı, ilerleyen bir akışta yaşayamaz hale gelirsiniz. Koya koya gidemezsiniz. Kendinizi başaramazsınız.</p><p>Sizi hayattan alıkoyarlar. Travmatik hatıralar verirler.</p><p>Kemiğinizi iliğinizi kuruturlar.</p><p>Psikolojiniz, yıldızınız, enerjiniz, moraliniz, hevesiniz, heyecanlarınız <strong>tükenir</strong>.</p><p><strong>Hayatı yaşamanın anlamını kaybedersiniz</strong>.</p><p>Çünkü onlar öyle hisseder, esas onlar bulamaz hayatı yaşamanın anlamını, size de kaybettirirler.</p><p>Hem bireysel olarak, hem toplumsal olarak.</p><p><strong>Narsisistlik disleksi sonuç verir.</strong></p><p>Şeytanın, Güney Düğümü’nün psikolojisidir narsisistlik; <strong>şeytan'ın hastalığıdır disleksi</strong>. Bir şeye şeytanlık, narsisistlik sirayet ederse, disleksi ortaya çıkar.</p><p>O yüzden '<strong>şeytana pabucunu ters giydirmek diyorsunuz'</strong>. Ayakları ters değil geri zekâlılar, disleksi hastası. <br><br>Ayakları baş ederseniz de, artık egolarınız şeytan'a pabucunu ters giydirecek hale geliyor demektir, şeytan'a yeterince hak veriyorsunuz demektir, çünkü o'ydu '<strong>bu insanoğlu ciğ süt emmiş, cehennemi yaşasın'</strong> isteyen, şeytan'ın 40 satır'ı kazanır..Bütün kartlarını 40 satır'a oynamış bir intikam bekçisi..Odur ağır ahlak bekçisi ve odur çok mükemmeliyetçi olan; tam da eline saymış oluyorsunuz..Bu düzeni ne güzel kurduk sanarken, kendi yarattığınız cehennemi yasarşınız..<br><br>Şeytan size dünya'yı yaşatmayacak yani, istediğine istediği kazayı vermek istediği, istediğinin hayatıyla istediği gibi oynamak istediği bir 40 satır'ın ve bir cehennem distopyasının peşinde..<strong>Üstüne o da satılık</strong>; şeytan ne anlar teknolojiden, robottan..<strong>Robotik Sineklerin Tanrısı'na satılık</strong>..Size servis edilen uzaylı görsellerine iyi bakın, sinek, böcek beyin koca kafalar..<strong>O kafa ne kadar büyükse, içi o kadar sığ</strong>.. Onlar karanlık yıldızlar; o dünyalarda hayatların bir değeri yok, <strong>uzun vadeli düşünemezler</strong>, yapıcı ve sürdürülebilir hareket edemezler..Sadece kısa vadeli ve günü çıkarmalık, panik içinde, ölüm anksiyetesi içinde, tamamen tüketmeye, harcamaya dayalı hareket ederler..Organik çözümler üretemezler, organikliği koruyamazlar..Plastik ve robotiklerdir..<br><strong>Neslican Tay'ın yaşadıkları</strong> da size örnek olsun; ağızlarından Karadeniz'i düşürmüyorlar, Karadeniz'in kanser sorununu organik yollarla çözmek yerine, o güzeller güzelinin kolunu, bacağını koparmışlar, kolunu kanadını kırmışlar, insanın içi parçalanıyor..Kazım Koyuncu herkesin içinde bir hüzünlü yara..<br><strong>Ayaklar baş olursa</strong>, Güney Düğümü doğanızı ele geçirirse, elinizdeki son umudunuz olan 24 saatinizi de panik içinde, bencillik içinde yaşar hale gelirsiniz, yarınları yaşamayı, sürdürülebilir olmayı kaybedersiniz, <strong>kaynaklarınız tükene tükene biter</strong>..Elinizdeki bilgisayar teknolojilerini istatistiğin onuru için kullanın, sınırlarınızı kontrol etmek için kullanın, nüfus planlaması için kullanın; kör göz harcamak için ya da kitle kontrol silahı olarak kullanmak için değil..<strong>İstatistiğin onuru ile oynamayın</strong>, dönüşü olmayacak..<br> <br>( <strong>burada bir parantez daha açayım;</strong> şeytan medikal olarak disleksi ve disleksisinden ötürü de <strong>disotonomi hastasıydı</strong>..ama ben burada narsisistlik disleksi sonuç verir derken, bir şeye şeytanlık sirayet ederse disleksi sonuç ortaya çıkar derken, <strong>psikolojik ve felsefi anlamda kullanıyorum</strong>. Sözüm tabi ki gerçek medikal olarak disleksi hastası olan masumlardan meclis dışarı. N<strong>e demek istiyorum;</strong> örneğin, şu an her gün sosyal medyada yüzlerce içeriğe maruz kalıyorsunuz, ama artık aksine insanlar akli melekeyi, olgunluğu, <strong>beyninin disiplinini kaybetmeye başladı</strong>.. bırakın akıllanmayı, giderek sığlaşıyor, giderek daha kısa/net madde halinde hazır sunulmuş içerikler istiyor, giderek <strong>beyni daha da tembel, yorgun, düşünemez hale geliyor</strong>..Giderek de <strong>yalnızlaşıyor ve bencilleşiyorsunuz</strong>..Kağıt üstünde adı sosyal medya, ama aksine artık herkes çok yalnız..Sizi hayattan ve doğal, gerçek, dokunarak yaşanan, dışarıda, doğada olan hayattan, insani bağlardan ve paylaşımdan koparıyorlar..Bu işte <strong>disleksi sonuç vermek</strong>; en doğru, güncel, çağdaş, gelişmiş olanı yapıyorum saniyorken, tam tersini yaşamak..<strong>bu bilgisayar programları bambaşka psikolojilerde de kurgulanabilirdi; </strong>sineklerin tanrısı'nı gelişmişlik sanan bilim adamlarınız ve yatırımcılarınız yüzünden güney düğümü'ne alter içindesiniz..)</p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/03/IMG_1764.png" width="1024" height="1024" alt="Tabutta Röveşata"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/03/IMG_1800.png" width="1024" height="1024" alt="Tabutta Röveşata"></div></div></div><figcaption>şeytan/medusa/pandeli/circe/ner'giz..sırlar alemi'nin karanlık venüsü..'Tarihi belgedir' AI'da ancak bu kadar görselleştirebildim..Ahlak bekçiliği ile gurur duyan bir psikopat. Kadınlar baş örtü taksın diyen o. Kendi de beyaz yazma takıyor, o çok masummuş..Odyseus da onun olsunmuş..akli dengesiz, tutarsız, hem ahlak bekçiliğinden lezbiyen, ben o kadınlardan değilim gibisinden, hem de erkekler ona tapsın, herkes ona sen çok yücesin desin..</figcaption></figure><p><strong>Güney Düğümü</strong>, sırlar alemi, karanlık yıldızlar, <strong>uzayınızın ayak tarafı</strong>, zehir zemberek tarafı. Uzayınız yay gibi döner, ona zemberek denir. Bunlar konum olarak da aşağıda olan, aşağılık kompleksi olan güney düğümü tayfa..</p><p>Omurgasızlar, sürüngenler, sömürgenler, yeraltı varlıkları, yeraltına kök salanlar, yeraltı olayları, mantar gibi çoğalanlar..<strong>Şeytan da baş Candida</strong>..<br><br><strong>Mantar büyümesi en sinsi hastalıklardan biridir</strong>, hemen göremezsiniz, MRI gibi kazaların organik değil, plastik sonuçlarını gösteren test teknolojileri göstermez ( tetkikte sadece MRI teknolojisine dayanmak yanıltıcıdır, lacking hareket etmektir..nasıl tarif edebileceğimi bilemedim.. ) Söz konusu mantar büyümesi olduğunda gazeteci gibi peşine düşmeniz gerekir. Nasıl bir mantar büyümesi girdiği organı sinsice kurutur, en son o organ yetmezlikten vefat eder, güney düğümü büyümesi'nden de, ayakların baş olmasından da, Kuzey Düğümü yetersiz hale gelir, <strong>sisteminiz düşer</strong>, kara deliğin dibini boylarsınız; bunca reenkarnasyon hakkını nasıl bu kadar şeytanlığa harcadınız da sisteminizi yaşatmak yerine, kurutup, düşürdünüz, kara kara düşünün bakalım..<strong>Kara delik uzayınızın yıkama programıdır;</strong> düşerseniz, zaten sisteminiz düşecek kadar patolojik hale gelmiş demektir, hasta bedenlerinizi ve çöplüğünüzü başka uzay almayacaktır, <strong>bu uzayın çöplüğü bu uzayda kalır</strong>..Kara delik de bütün olayları sondan başa yaşatır, ne halt yediğinizi bilin diye..Dibindeki <strong>kronun 40'ta biri ışıkta</strong> bile bir güneş patlaması genetiğini taşıyabilecek güneş sistemi olasılığı vardır. Ama tabi ancak bütün olayları eritene kadar..Kaç bin yılsa o kadar bin yıl düşenler özgür olamayacak demektir, akıllanmayanlar özgür olamayacak demektir, haramiliğe kazandıranlar özgür olamayacak demektir..<br><br>Mantar büyümesi de, Güney Düğümü'ne hak kazandırmak da, <strong>kronik yorgunluk sendromuna sebep olur</strong>, hayatlarınız ağırlaşır, enerji yetersizliği yaşarsınız..Aynı hücrenin mitokondirisi hem size hem o mikroplara hizmet edemez..Bilim, hücresel boyutta neyse, uzay boyutunda da, güneş sistemi boyutunda da o..Güneş sisteminiz de enerji yoksunluğu ve yorgunluk çeker..Birileri yere çakılır, birileri de ben ne güzel yaşıyorum bu dünya'yı diye keyfine bakar..</p><p>Dişleri de, akılları da zehirlidir.</p><p><strong>Hastalıklar</strong>, <strong>kazalar,</strong> onlardan ve onlara uyanlardan gelir.<br><br><strong>Allah'tan kötülük gelmez!</strong> Allah ve Kuzey Düğümü size bir umut yaşayın diye hem bu dünyayı ve doğayı verip, hem de kazayla sınamazlar..Kazalar, hasetliğinizle, fesatlığınızla Güney Düğümü'ne hak kazandırırsanız, hak bulan Güney Düğümü'nden gelir..Sırlar Alemi'nden çıkıp çıkıp gelirler, hak bulabilmek için sizi didik didik ederler..Bütün uzay hak üstüne, Güney Düğümü de olsalar hak bulmadan hareket edemezler..Ha ne var, Şeytan işine gelmediği için önce iyiler elensin, susturulsun ister..Eğer bu dünya'da bir masum vadesinden önce kaybediliyorsa, etrafındakiler o iyiliği korumak yerine, güney düğümü'ne nasıl servis etmiştir, siz düşünün..<br><strong>İyilerin hakkını vermeyi ve korumayı bilin;</strong> onlar uçup gider, siz kendi kıyametinizi yaşarsınız, kimse de sizin için bir şey yapamaz..Kendi kötülüğünüzün bedelini elbette ödersiniz..<br>Yapıcı olmayı da, af dilemeyi de bilin; iplerinizi başka canlıların eline verirken de 2 kere düşünün..<br><strong>Örnek</strong>, Uğur Mumcu, katillerini ve haklı sesini boğanları neden affetsin mesela? Hakkını aramayanları neden affetsin mesela? <br>Bir daha bu dünya'ya ayak basmaz, Allah'ın bağrında aydınlık başka bir yıldız sistemine gider, ışığını, nefesini oraya taşır, siz de yarın yaşayacağınız bit sürüsünde o uğur böceğini diz çöker mumla ararsınız..<br><br><strong>Ne özrünüz kabahatinizden büyük olabilir, ne de kabahatiniz özrünüzden..</strong><br>İnatla kötülüğü ve bencilliği sürdürecekseniz, inatla zehir zemberek olmayı sürdürecekseniz, tamam yapabilecek bir şey kalmıyor; kendi seçiminiz olur.. <br>Allah da affetmez, arada Allah yok çünkü; arada kimin hakkına girdiyseniz o var..<br><br>( Yusuf'un üstünden 3500 yıl geçmiş, bu dünya'da artık bir tane bile Yakup kalmaması gerekirken, ben en cehennem kazayı hala Yakup'um olmuş insanlardan yaşıyorum.. Yusuf 11 yıl hapis yatmış, ben hücre hapsinden beter haldeyim, kızkardeş yerine koyduğum bir insanın aşağılık kompleksinin ve kıskançlığının bedelini ödüyorum..Hastalığı verdi, elini kolunu sallaya sallaya kendi egosunun peşinde; iyileşemezsem hakkımı helal etmediklerimin başında geliyorlar..Bu nefret söylemi ya da intikam meselesi değil, hak diye bir şey var, akli meleke diye bir şey var, etik diye bir şey var..Tarihe not ve örnek olsun..Denizkızı Ariel bile kaç kere anlatılmıştır..) </p><p>Toksikler, psikolojik ve fiziksel olarak patolojikler.</p><p>Hasetlerdir, fesatlardır.</p><p>Kendi enerjileri, yıldızları, zamanları olmadığı için, çalacak hayat ararlar, güney düğümüne doğacak hak ararlar.</p><p>Seviyesizler.</p><p>Görgüsüzler.</p><p>Medeni değiller.</p><p>Tarikat zihniyeti gözetirler.</p><p>Kendi yapay örgütlenmelerini, kendi yapay mahkemelerini kurmak isterler, <strong>gayri resmi hareket etmek isterler</strong>.</p><p>Kuzey Düğümü’nün anayasalarını kendilerine tehdit olarak itham ederler.</p><p>Allah katında tarikat yok, Allah katı liberal..</p><p>( <strong>liberallik</strong>, kimse kimsenin sınırlarına, yaşamına, nefesine, onuruna, yıldızına, psikolojisine, yaşam hakkına tecavüz etmeyecek, olgun akli meleke gösterecek demektir;  kendini, özlük hakları korunmuş bir şekilde gerçekleştirebilecek demektir..Doğru yorumlayın. <strong>Allah katında zorlama olmaz</strong>; Allah, itaat, yalakalık beklemez. <strong>Allah, yalakayı n’apsın?</strong> Allah ve Kuzey Düğümü, bütün varlıkları olgun akli meleke, bilinçli hareket etmek, sorumluluk sahibi hareket etmek, 10 parmak matematik ve <strong>saygı</strong> üzerinedir..Allah'a gelince saygı duyun; kendinize gelince, <strong>kendiniz için ibadet edin</strong>. Bu dünyayı yaşanılır kılmak için, yarınınızı güvende ve sağlıklı kılmak için, sürdürülebilirlik için, ibadet gibi öğretiler ve bilgelikler var... Bu dünya için sizin sorumluluğunuz..Katleden, yıkan, yıpratıcı ve yorucu güney düğümü'ne hak kazandırmayın, sürdürmeyi sürdürün..)</p><p><strong>Hep kurban-katil denkleminde yaşarlar</strong>; esas kendileridir ölüm makinesi, ölümcül, yıkıcı, bozucu olan, ama onlar kendilerini kurbanlaştırır.</p><p>Sizi bir şeyle taciz ederler, alanınıza girerler, sinirinize dokunurlar, özellikle psikolojik şiddet yollu bir yöntem seçerler, bilinçdışı uğraşırlar, terslerseniz alacakları cevabı alırlar, o cevabı aldıkları gibi de kendilerini kurbanlaştırma yoluyla, kendilerini haklı, üstün, özel göstermeye çalışırlar.</p><p>İlgi ve duygu somürüsü yaparlar.</p><p>Hep çok <strong>needy</strong> ve <strong>down</strong> olurlar. Bunu da özel insan olarak göstermeye kalkarlar.</p><p>Ajitasyon yaparlar, drama queen’lerdir, attention whore’lardır, iyi insanların yaradılışını sömürürler. İyileri de çekemezler, işlerine, planlarına gelmediği için harcarlar. ( hâlbuki hayatı ayakta tutanlar iyi olanlardır. )</p><p><strong>Pireyi deve yaparlar, deveyi de pire yapmak isterler.</strong></p><p>Akli dengesizlerdir. Yeterlilikleri, öyle bir yıldızları, zekâları olmadığı halde ayaklar baş olsun isterler. Ayaklar baş olursa, giderek <strong>delirirsiniz</strong>..Herkes giderek çok dengesiz, çocukca, ergence ve deli saçması şeyler yapmaya başlar... </p><p>Güç hırsındadırlar, güç isterler, güce taparlar, güç kaynaklarını ele geçirmek isterler. Güçlü insanları seçerler, onları yanında görmek isterler, kendi patolojik yargı dünyalarıyla küçük gördüklerini ya enayi mallarıymış gibi kullanmak isterler, ya da harcarlar. Acımazlar, empati, sempati duyamazlar. 5 duyu organları sakattır.</p><p>Aşağılık kompleksi yaşadıkları için, ben küçük insanlardan değilim gibisinden, toplumda güçlü pozisyonlar isterler, ama onlar için de gerekli beyin gücünü, disiplini, olgun akli melekeyi, etiği gözetmezler, önlerine kim gelirse, ne gelirse sömürerek elde etmeye çalışırlar.</p><p>Olgun, güçlü, kavrayıcı, omurgalı akli melekeye sahip değillerdir.</p><p>O koltukların da hakkını vererek yapamazlar. Sadece kendilerini göstermeyi düşünürler, her şeyi gösterişten, ibaret sanırlar, bencilce işgal ederler. Verici, cömert, yaratıcı, yapıcı değillerdir. Çünkü yok.</p><p><strong>Suçluluk psikolojisinde yaşarlar</strong>, o psikolojiyi normalleştirmek için de, <strong>gerçekten suç da işlerler</strong>. Siz de ne kadar uyarsanız, o kadar suç ortağı olursunuz. Sizden suç ortakları olmanızı isterler.</p><p>Suçlarını normalleştirmenizi isterler.</p><p><strong>Ün, şan, şöhret isterler</strong>, çünkü şeytan ergen-Bergen'dir ( gerçekten sahnelerin kadını olmak isteyen bir şeytan'ınız var, ama sesi cırcır böceği gibi), kimin sahne almasına, ünlü olmasına da o karar vermek ister; ama eğlence anlayışları bile sakattır, ergencedir, seviyesizdir; pavyon sahnesi, sirk, oyun parkları, <strong>arabesk</strong>, magazincilik vs. gibi..<br>Bu arada eğer şeytani bir şekilde ün kazanırsanız, eğer haksız yere ve sömürüyle ün, şan peşinde olursanız, <strong>şeytan çıkışta bedelini keser</strong>; 'sana yürü ya kulum ben dedim' der, <strong>tarifesini alır;</strong> ez cümle haksız şöhreti yanınıza bırakmaz..</p><p>Olgun sanat anlayışına sahip değillerdir.</p><p>Gerçek sanatçılar gibi, gerçekliğe dokunmayı, gerçekliği açığa çıkarmayı, analiz etmeyi, işaret etmeyi bilmezler.</p><p>Ahlak bekçiliği yaparlar, ama tam tersi sapıktırlar, sapıkça düşünürler, sapıkça davranırlar, sapıkça yargılarlar.</p><p>Histeriklerdir.</p><p><strong>Şeytan</strong>/Medusa/Pandeli/Circe/Ner’giz, kendisi de beyaz yazma takan, kadınların kapanmasını isteyen, ahlak bekçiliğinde mükemmeliyetçilikten, suçluluk psikolojisinde mükemmeliyetçilikten psikolojisi bozulmuş, bu yüzden lezbiyen, tutarsız, sorunlu, psikopat, kastrasyon anksiyetesi bir kadın.</p><p>( <strong>sakız adası</strong>’na kendisine tecavüz etmeye gelenlere kurulmuş, onları domuza çeviriyor olabilir, öte yandan akli dengesizce, bilinçaltı fantezisi olarak, toplu tacize-tecavüze uğramayı kurgular, ben istemiyorum, mecbur kaldım, istemem yan cebime koy. böyle şeylerde detay vermek istemiyorum, gerçeklik adına mecburen yazıyorum. Voldemort’un gizli defteri, Harry Potter aktarıyor..)</p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/03/IMG_2111.jpeg" width="3213" height="5712" alt="Tabutta Röveşata"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/03/IMG_1802.jpeg" width="702" height="401" alt="Tabutta Röveşata"></div></div></div><figcaption>Şeytan, disleksi hastası..'Şeytana pabucunu ters giydirmek'..Medusa başını ters koymuşlar ki unutmayın..Hem arsanist, hem tatlı suya tapıyor,tutarsız.su içene yılan bile dokunmaz..O erkek fatma Ner'giz; diğeri de kız gibi erkek Ödip..Eşcinsellikte genetik ve fiziksel faktorleri de incelemeniz gerekiyor..</figcaption></figure><p>Gözleri kedi göz değil, gözleri yılan gözdür. <strong>Size verecekleri hastalıklar da sizi taşa çevirir</strong>. Ben magmada yanan taşa kestim..</p><p>Narsisistlerin konuşmaları, yargıları da, sizi tasa keser; travmatik olur, donup kalırsınız, ömrünüzden yer..bir de kendileriyle gurur duyarlar, ben ne kadar artist konuşuyorum diye..</p><p><strong>Kastrasyon anksiyetesi demek</strong>, penis kıskançlığı demek değildir. Dertleri iktidar olmak, üste çıkmak ama, penis için değil, en doğru, en yüce, en haklı, en özel beni görsünler; en haklı, en sevilen, sayılan, kabul gören, dinlenen ben olayım..<br>Kastrasyon anksiyetesi, suçluluk psikolojisidir (suçluluk psikolojisinde mükemmeliyetçiler) ve aşağılık kompleksidir ( bedenlerinden ya da hayatlarından, ailelerinden ötürü aşağılık hissediyorlar; şeytan'ın psikolojisi de o, güney düğümü meczuplarının da.. zaten birbirlerine oradan kenetleniyorlar ). <br><br>Kastrasyon anksiyetesi, kendini gizlemektir( o 3 yasta nasıl bir travma yaşanıyorsa, kendilerini en dibe gömüyorlar, alter başka bir ego çıkıyor, onu da diri tutmak, kaybetmemek için, nefret söylemi ile, sürekli başkalarını yargılamak ile besliyorlar). <br>Kastarasyon anksiyetesi yani, ben kendimi gizliyim, ama yine de beni beğensinler, en yüce, haklı, doğru ben olayım, baş tacı ben olayım, demektir. Ayaklar baş olsun, istemektir. <br><strong>Eşcinsellik psikolojik bir sorun demiyorum, ama eşcinsellerin de sorunlu bir psikolojisi var, diyorum</strong>. <br> Eşcinsellikte genetik ve fiziksel faktörlere de bakmanız gerekiyor..Tarih genetik demektir, genetik tarih demek..Şu an genetik aktarım olarak da soyunuz giderek eşcinselleşiyor..Şu an doğanın dengesini bu kadar bozuyorken, artık bu kadar sadist, şiddetli, bencil hale geliyorken, tabi ki sevgiyi de, sevilebilir olmayı da, yaşanılır olmayı da kaybediyorsunuz; doğanız da kısırlaşıyor, eşcinsellik de artıyor..Bir şeye şeytanlık sirayet ederse, kemiğiniz, iliğiniz kuruyana kadar kısırlaşırsınız..<strong>Doğa, Venüs, Kuzey Düğümü intikam almaz</strong>; ne ekerseniz onu biçersiniz..</p><p>Güney düğümü, şeytan, güney düğümü'ne uyanlar, narsisistler, <strong>gizli ajanda ile hareket ederler</strong>; bir var, bir yok hareket ederler, bir görünür, 2 kaybolur, 1 iyi davranır, 5 iticidir; bilgi gizlemeyi de, gizli saklı hareket etmeyi de, kendilerini özel kılacak, diğerlerinden farklılaştıracak bir tutum olarak görürler. hani sanki onlar fildişi kulede kimse o kuleye çıkamaz, onların yaptığını yapamaz, en özel onlar hareket ediyor, onlar biliyor; paylaşımlarını da kafaları ne buyurursa onun izin verdiği ölçüde göstermelik yaparlar.</p><p>Dürüst değillerdir.</p><p>İkiyüzlüdürler. Kendini ya da mahremiyetini korumak için beyaz yalan söylemenin ötesinde sağlıksız, rahatsız edici bir tutum. Çünkü karşı tarafı hedef alırlar.</p><p>Muhabbetin içinde de, sessizliği psikolojik şiddet aracı olarak kullanabilirler. Konuşmanız psikolojik şiddete uğrar, duvara çarpmış gibi olursunuz.</p><p>3 yaşını aşamamış ergenlerdir. <strong>En önce annelerini tolere edemiyorlar</strong>. Annelerinin kendini yaşamasını ve cinselliğini, bedenini tolere edemiyorlar. Annelerini, çirkin, sevgisiz, değersiz, günahkâr, düşük görüyorlar. Anneden tiksiniyor veya rahatsız oluyorlar..</p><p>Sonra kendilerini sevgisiz dünyaya gelmiş çocuk olarak görüyorlar, nasıl tarif edeceğimi bilemedim, söz meclisten dışarı, kendilerini p.. kurusu gibi hissediyorlar, <strong>istenmeyen çocuk gibi hissediyorlar</strong>. Kendilerine, annelerine, kadınlara, hayata, dünyaya sevgi, saygı duyamıyorlar. <strong>Bedenleri ve hayatları ile barışık değiller</strong>.</p><p>( Lezbiyen örneğin, <strong>kız gibi olursa aşağılık bir şey yapacakmış gibi hissediyor</strong>..<strong>gaylerin de sorumluluk mekanizmaları travma yaşıyor</strong>; ben bu baba gibi olmak istemiyorum, hatta ben de anneyim, kadın olmak güzel, ben de çok güzel giyinirim, ev kızı olurum, size börekler açarım, biri de bana sahip çıksın, beyim bilir, ben karar vermeyeyim..ortaya <strong>gündelik hayatta başka bir tablo çıkıyor</strong>, ikisi de heteroseksüel kadının kendini yaşamasını kıskanıyor, yarışıyor, onu hedef alıyor, onu yargılayıp, kendini onun üzerinden yüce göstermeye çalışıyor, onunla uğraşıyor..)</p><p>(Gayet normal evlilikler içerisinde ve iyi annelerden doğmuş olsalar bile, narsisistlerin kendini p..kurusu gibi hissetmesi, sanki atıl, sevilmeyen çocuk gibi hissetmesi <strong>kendi kurgularıdır</strong> ve şeytan'ın psikolojisidir.. o atıl kız çocuğuydu çünkü, öğrenince delirdiği şeylerden biri bu..Çünkü disleksisinden ötürü tek yaşadığı sorun cinselliği değil, <strong>disotonomi hastasıydı</strong>..anne soyuna bilendiyse, bir sebep de bu rahatsızlık oluyor; beni neden korumadınız, annem beni neden korumadı -<strong>lily potter ve harry potter'dan size örnek olsun</strong>- niye Ederlezi bir şey yapmıyor, üstüne de bu annenin bedeni nasıl ki beni böyle kötü bir rahatsızlık buldu, <strong>bu anne olmaz olsun</strong>.. annesinden gelen her genetik aktarımdan kurtulmak istiyor, <strong>vaftiz psikolojsine kapılıyor; ben bu anneden arınayım</strong>..disotonomi, zor bir rahatsızlık; benim de şu an <strong>post viral sendrom</strong> olarak yaşadığım, en ağır seyreden rahatsızlıklarımdan biri bu..ben de solağım örneğin, böyle olunca bu hastalığa daha yatkın oluyorsunuz, hem genetik hem bağışıklık sistemi rahatsızlığı..<strong>yaşadığınız enflamasyon sinir sisteminize zarar veriyor, nöroimmun rahatsızlıkları ortaya çıkıyor</strong>..bütün organlarınız adrenalin içinde, <strong>disotonomik çalışıyor</strong>; her fiziki deformasyon gibi, nöroenflamasyon, karın enflamasyonu, varsa nöropatiler, iyileşmesi mücadele ve sürekli dinlenmek isteyen, belirli limitte hareket edebildiğiniz için büyük sabır isteyen bir rahatsızlık..kasti bir şey değil..şeytan'da o sabır yok, göklerden istiyor, duayla istiyor..<strong>meditasyon bile emek ve akıl ister</strong>.. disotonomiyi ayrıca kaleme alacağım, şeytan'ın intikam yemini olarak, size 40 satır'da en çok yaşatmak istediği bu rahatsızlık...ayakları baş ederseniz sizi bekleyen en büyük tehlikelerden biri bu olacak, doğanızdan toplumunuza, uzayınıza, disotonomik hale gelmek; su an güneş'iniz bile taşikardi, 3,5 atıyor..<strong>disotonomide, tuz, su ve enerji kaynaklarınız yetersiz hale gelir</strong>..hastalıklarınız, disotonomi ve kronik yorgunluk sendromu, diyabet gibi enflamasyon ve patojen büyümesi kaynaklı hastalıklar olmaya başlar..detoks ihtiyacınız artar..akli dengesizlikler artar..<strong>insanlarınız olmadık şeylere olmadık tepkiler vermeye başlar</strong>..doğanız olmadık olaylara olmadık tepkiler vermeye başlar..kaynak yetersizliğinden, toplumun ihtiyaçlarını karşılarken dengesizlikler ortaya çıkar; 1'i işini görür, 5'i ağlar...gibi gibi..uzayınız, doğanız disotonomik hale geliyorsa, <strong>en büyük yaşam kaynağınız</strong>, en büyük şifa kaynağınız, ihtiyacınız olan <strong>tam da kutsal hayat ağacı olan zeytin ve dut ağaçlarıdır</strong>..venüs'ü onure etmek için <strong>söğüt ağacıdır</strong>..ve tabi diğer kuzey düğümü'nün bağrında kutsal fidanlar ve tohumlar..asma gibi..bu dünya bu haldeyken Venüs'ün onurlarının da, Allah'ın da, tabi benim de <strong>son affedeceğim şey</strong>, zeytin ağacı sökmek olur, bundan öte şeytan'a hizmet etmek yok çünkü..net uyarımdır..) </p><p>Kastrasyon anksiyetesi ve narsisistlerin psikolojisi, kimse beni görmesin, bana da sen kötüsün, namussuzsun, hatalısın demesinler, çünkü anne, abla, artık her kimse, abi, baba vs, onlar kotu, ben onlardan değilim..Hatalı olmayı ve eleştirilmeyi tolere edemezler. <strong>Buluttan nem kaparlar.</strong> <br>Ayakları baş ederseniz, buluttan nem kapacak hale gelirsiniz, hem psikolojik hem medikal olarak..</p><p>Başımı kapatayım, örtüneyim, adımı değiştireyim, sır gibi saklanayım, kendimi gizleyim, içimi gizleyim, kimliğimi gizleyim, <strong>cinselliğimi de bak o kadınlar gibi yaşamıyorum;</strong> o kadınlar kötü, ben değilim, <strong>hatta ben lezbiyenim</strong>, ben sizin kankanızım tamam mı 40 haramiler; ben en namuslu kadınım, ben en doğru, haklı, akıllı kadınım, beni seçin, <strong>bak şimdi güzel abicim</strong>, bu 40 haramileri kimse benim gibi sevemez, bu güney düğümü ucubelerini kimse benim gibi sevemez, siz de deyin ki, en yüce, haklı, onurlu, namuslu Şeytan Karısı..Yargıçlığı, yöneticiliği de bana verin, ben çok biliyorum bu dünya nasıl yönetilir; Kuzey Düğümü uzayı korumak için koyduğu anayasaları ile bize kötülük ediyor(?!), <strong>onları alaşağı edelim, bu uzay nasıl yönetilir, ben size göstereyim</strong>.</p><p>Allah öyle yapıyor sanki?!</p><p><strong>Allah, ahlak bekçisi değil!</strong></p><p>Bu arada bak çok masumum ya, beyaz yazma da takıyorum, en namuslu benim, Odysseus da benim olsun. Gerçekten masumiyet için 'ak' renge takık, kendi de beyaz yazma takan bir şeytan'ınız var; onun başı bağlı imiş, o çok bakire, masum, namuslu vs imiş, sakız adası'nda rakı bile ağzına koymazmış, o zaman Odyssesus'u o hak ediyormuş..Ahlak bekçiliğinin en yüce tavır olduğunu düşünüyor, ahlak bekçiliği üzerinden kitleler yaratıp, baş olmak, istediklerini elde etmek istiyor..Kadınlar da onun gibi kutsal olmak istiyorsa, başını kapasın, bakire meryem olsunmuş vs.. bir gün çok ahlak bekçisi olursanız, siz de meryem ana olabilirsiniz...(meryem ana'nın psikanalizini sonra konuşalım, derin mevzular..ağır hastayım, her şeyi açıklamaya kondisyonum yok..<strong>isa</strong>, çocuk olarak masum ) </p><p>Benim oğlum, benim oğul soyum yürüsün; en yüce, Odysseus ile benim ilişkim olsun, benim oğlumun soyu olsun. Erkekler bana tapsın.</p><p>Küçük Kara Balık’ı da recm edin, ona kahpe deyin, taşlayın, yanına bırakmayın, nefes aldırmayın..</p><p><strong>En büyük bilenmişlikleri bir kadının kendini yaşamasıdır</strong>.</p><p><strong>En büyük kıskançlığı, küçük kara balık’tır</strong>. Sesinden, endamına, içten sevgisine, sevilmesine, içten gelen güzelliğine, yıldızına, sanatına, değerlerine, maneviyatına, her şeyine bilenirler..</p><p>Oysa, odur azize; oysa, odur beyaz gelincik.. oysa, odur bu Dünya’nın tiyatrosunu sırtlamış, herkesin dilinden, ruhundan anlayan, doğaya nefes aldıran en olgun çiçek soğanı..</p><p><strong>Masumiyetini, iyi niyetini, bütün Kuzey Düğümü’nün bildiği, Omelas’ın bodrumundaki kız çocuğudur</strong>..</p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/03/IMG_1799.jpeg" width="2039" height="1536" alt="Tabutta Röveşata"></div></div></div><figcaption>Al karısı, gerçek tipini bana söyletmeyin. dış görünüşleri en büyük yaraları, kimseyi dış görünüşü ile yargılamayın..başlığı çalıp, o takarsa, prenses gibi güzel görünebileceğiği sanıyor. şeytan'la ahlak bekçiliği yapan bir diğeri de bu. küçük kara balık'a bilenmişler..kıskançlar..küçük kara balık'ın soyu kurusun..bir kadının kendini, guzelligini, eşyasını kıskandığınızda bu çakal'a uyuyorsunuz..</figcaption></figure><p>Narsisistler, şeytan, al karısı ( tilki kadın, küçük çakal, kafada 40 tilki bi o akıllı ) güney düğümü, <strong>patolojik kıskançtırlar</strong>.</p><p>Başkasının güzelliğini, hayatını değerli yaşıyor oluşunu çekemezler. Az buçuk kafanızı kaldırın, bu beni geçemez ya da geçmesin diye, gagalayacak, küçük düşürecek yer ararlar.</p><p><strong>Genelde de bel altı vurmaya çalışırlar</strong>, bir suç, sorun olmadığı halde kafalarından element uydurdukları ahlak üzerinden yargılamaya kalkarlar.</p><p>O kötü kadın, o değersiz kadın, o alçak, bak şunu eksik, noksan yapıyor; ben çok özelim, yükseğim, beni sevin, bana değer verin..</p><p>Söz konusu diğerlerine gelince onları sürekli aşağılar, aşağı çekmeye çalışırlar zaten.</p><p><strong>Kendileri ne kadar aşağılık kompleksi yaşıyorsa, sizi de o kadar aşağı çekerler</strong>.</p><p>Yanlarındaki partnerleri de dahil. Onlara da kendilerini yaşatmazlar, hayatlarına el koyarlar, kendi akıllarına kilitlerler, kendilerine hizmet ettirirler.</p><p>Narsisistler, gerçek sevgiyi duyamaz, veremez. Herkesi kucaklayacak kalbe sahip değillerdir. Anne yüreğine sahip değillerdir. Şefkat ve vicdan duymazlar.</p><p>Size baharı, sevinci, neşeyi, heyecanı, hevesi, festivali, cenneti veremezler. Vermek de istemezler.</p><p>Anne bedeni, kadın bedeni günahkâr değil!</p><p>Bu Allah’ın yargısı, emri değil, tam tersi..</p><p>Allah, iyi niyetin, masumiyetin ne olduğunu biliyor.</p><p>Anneler, anne sütünüz, anne kucağınız, anne karnınız..</p><p><strong>Kadınların ruh ve beden sağlığını koruyun</strong>.</p><p>Küçük kara balık söz konusu olduğunda, dağdan gelip, bağdakini kovma hesabı, yargılayıp, masum bebeği bile ölsün isteyen de yine dağ keçisi şeytan. Obsesif inatçı, kafaya kilitlediği yargıdan, intikamdan başka bir şey düşünemiyor.</p><p><strong>Yasak elma odur</strong>. Kız Kulesi’ne giren içi kurtçuklu meyve sepeti..bu bebeği bir yılan öldürecek demişler, üzerine lanet koymuşlar, şeytan ayrıntıda gizlidir, şeytan sinsidir, prensesi beklemedikleri bir şekilde içine düşen bir kurt kemirir..</p><p><strong>Narsisistler, kadınlara saygı duyamaz</strong>, kadınların kendini yaşamasını tolere edemez. Partnerlerine de yanlarında taşımalık çanta muamelesi yaparlar. Proje olarak görürler, imajına, tiyatrosuna uymasını isterler.</p><p>Sağlıklı cinsellik, cinsel hayat yaşayamazlar.</p><p>Sağlıklı erginlikte, olgunlukta bedenlerini, cinselliklerini ortaya koyamazlar.</p><p>Allah’ın tarikatında erkek çocuklara bile tecavüz etmişler, öyle yapınca tecavüz olmuyor sanki.</p><p>Aile babası, gaylerle girmediği ilişki kalmamış, öyle yapınca aldatma olmuyor sanki.</p><p>Ergin yaşta, normal şartlarda kız arkadaşa sahip, elini sağlıklı bir şekilde tutup, öpmek varken, geçinemiyorsa da karşı tarafın psikolojisine dokunmadan, yaralamadan, süründürmeden, olgun bir şekilde ayrılmak varken; ben şuna sürtüneyim, tersten ilişki vs. teklif edeyim, demesinler bakire kadına dokundu, sonra nasılsa evlenmeyeceğim, bak hadi yallah, sen zaten benim gözümde değersiz, alçak, çirkin kadın falansın, ben de dokunmadım tamam mı, ona göre, biz beraber değiliz, ben kendime masum evlenilecek kadın bulacağım..böyle yapinca sapıkça olmuyor sanki, hatta esas böyle en sapıkça ve travmatize edici olanı yapmış olmuyorlar sanki..</p><p>Böyle leş, seviyesiz, aşağılık değiller sanki..</p><p><strong>Bir kadının kendini yaşamasını, gerçekleştirmesini, başarmasını her kıskandığınızda, engel olmaya, mani olmaya kalktığınızda, korumadığınızda, baskı, zulüm, şiddet gözettiğinizde, haksızca ve saygısızca sömürmeye kalktığınızda, kullanmaya kalktığınızda, medeni hukuk dışı, akli meleke dışı yargılamaya kalktığınızda, ona karşı hasede, fesada giriştiğinizde, Şeytan’a uyuyor olacaksınız, Al karısı'na uyuyor olacaksınız, cinsellikle barışık olmayan güney düğümü'ne uyuyor olacaksınız.</strong></p><p>O da erkek bile değil, patolojik, psikolojisi bozuk bir kadın. </p><p>Siz doğanın dengesini bozdukça, toplumunuzdaki sevgi dolu aile birliklerini kaybettikçe, <strong>kadın haklarını ezdikçe</strong>, cinsel suçları azdırdıkça, daha çok eşcinsellik görürsünüz. <strong>Artık yapıcı olmaktan çıkıyorsunuz.</strong></p><p>Maddi manevi hiçbir sömürünün, tacizin, tecavüzün, nefret söyleminin, kindarlığın, şiddetin, kavganın, gürültünün, kıskançlığın, hasedin, fesatın, bir akıllı kendini sanmanın, ikiyüzlülüğün, toksikliğin, birilerini yolundan, insanlığından çıkarmanın hiçbir zaman affı yok!</p><p>Başkalarının hayatını mahvetmiş olursunuz çünkü..</p><p><strong>Eliniz bile 10 parmak</strong>, 10 akli meleke tecelli eder.</p><p><strong>Eliniz bile 10 parmak</strong>, saymak ve saygı tecelli eder.</p><p>Hak tecelli eder.</p><p>Etik tecelli eder..</p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/03/IMG_1797.png" width="1536" height="1024" alt="Tabutta Röveşata"></div></div></div><figcaption>sadece agacı değil, prensesi, beyaz gelincik'i de bahara cesaretlenmek için toplanırlar..bugün, temiz su ve ekmek paylaşın..bugün ateşle eğlenilecek, şımarıkca eğlenmeyi arşa çıkaracak bir gün değil. o kız çocuğu son nefesini bu dünya için veriyor. derdi de doğanın sürdürülebilirliği, korunması, canlıların hayatına, emeğine olan sevgisi ve saygısı..</figcaption></figure><p><strong>Bu yeryüzünün en büyük şifası sevgidir</strong>. İçten, gerçek sevgi olmadan yaralarınızı saramazsınız. Yaşamanın anlamını bulamazsınız. Sürdürmeyi sürdürmenin anlamını bulamazsınız. Herkes kaybeder. Şeytanın, Güney Düğümü’nün, aşağılık kompleksli, negatif, nefret dolu narsisistligi kazanır.</p><p>Bir şeye şeytanlık sirayet ederse, kemiğiniz iliğiniz kurur, kısır döngü içinde debelene debelene kısırlaşırsınız..</p><p><strong>Bu yeryüzünün en büyük yağmur duası, sevgidir</strong>. Hayat notlarını da baharın yağmur damlaları taşır. Eğer bu dünyada sevgi kalmazsa, daha fazla elinizde acı çekeceğini bile bile hayat veremezler.</p><p>Ne ekerseniz onu biçersiniz.</p><p><strong>Bahar kutsaldır</strong>. Bahar yağmurlarıdır Kuzey Düğümü’nün hayat, şifa, iyilik, güzellik, sevgi notlarını yağdıran yağmurlar. Her bir yağmur damlası içinde bir hayat notu taşır. <strong>Mevlana size söyledi</strong>, sen okyanusta bir damla değilsin, bir damlanın içinde okyanussun..</p><p>Bulutlar ve bütün doğa beyaz gelincik’ten gelecek haberi bekler.</p><p>Prensesin uykusu o, yeraltının bütün kâbuslarını görüp gelen o, kış uykusuna yatanların hain planlarını duyup, bilen o, en büyük direnişçi o.</p><p>Son nefesinde bile bu doğa için, hak için, adalet için, denge için, sevgi için, yarınlar için, korumak, kollamak için, elinden geleni yapacak, söylemek istediklerini aktaracak ve belki de öyle can verecek.</p><p>Ben kendim için yaşamıyorum.</p><p>Yaşayamadım ki, yaşatmadınız...</p><p>Şarkısını <strong>Redd</strong> söylemiş, Prensesin Uykusu demiş, <strong>bana gelince hayat masalsız</strong>..</p><p>Ben olmasam bile bu çocukları masalsız bırakmayın.</p><p>(Bir toplumun gencinden umut edemezseniz, artık bir şey söylemenin manası kalmıyor.)</p><p>O bahar yağmurlarından sonra gökkuşağı açarsa, <strong>bir umuttur</strong>, size hala bu dünyada zenginlik var demek için açar. Ateş böcekleri çıkarsa, bir umuttur, size hala bu dünyanın bir anlamı var, hala büyülü anlar yaşanabilir, demek için yanıp sönerler. Orman ahalisi, yabani atlar ve geyikler dikkat kesilir, onları bekleyen geceyi bilsinler, su uyur düşman uyumaz. Kurtlar hazır ola geçerler, ormandaki dişi canlıların birinin bile saçının teline zarar gelmesin. Kelebekler kozasından çıkar, rüyasını kurdukları güzellikleri, hala değiyorsa, o kısacık ömürlerinde dünyaya kazandırıp gitmek isterler; sevmek 1 ömür sürer, sevişmek 1 dakika demişler. Eğer kelebekler hala rüya görebilirse, siz de görebilirsiniz, size zamanı, yarını onların uykusu kazandırır. Arılar bal yapar, kış uykusundan uyanan vahşilerin onunu kessin, tatlı yiyelim tatlı konuşalım..kunduzlar baraj yapar, kar çözülünce ırmaklar hemen taşıp gitmesin, suyumuz, bereket korunsun, bolluğumuz olsun, hem hayvanların yuvalarını, hem balık larvalarını da korusunlar..kuşlar cıvıldar, kim kiminle nerede ne zaman, nasıl olacak bu isler..ağaçlar, çiçekler polen saçar, tükenmeden alın, bu hainlerin eline geçmeden, rengarenk cana can katalım..</p><p><strong>bahar kutsaldır</strong>..</p><p>Bugün imkânınız varsa, benim için bir çalıkuşunun kanadından tutun, bir kırlangıcın kanadından tutun, bir kekliğin kanadından tutun, en güzel dualarınızı okuduğunuz kuş yemleriyle kuşları besleyin; en güzel dualarınızı okuduğunuz balık yemleriyle balıkları besleyin..</p><p><strong>Hayat’ı bahara cesaretlendirin</strong> &lt;3</p><p>Sevgilerimle,</p><p>Zoey<br></p><figure class="kg-card kg-embed-card"><iframe width="200" height="113" src="https://www.youtube.com/embed/q9mzcapSS2E?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen title="Sertab Erener - Tuz ft. Ceylan Ertem, Karsu, Selin, Sena Gül, Safiye, Öykü Dörter, Eftalya, Chromas"></iframe></figure>]]></content:encoded></item><item><title><![CDATA[Beklenen Deprem ve Kuraklık Üzerine]]></title><description><![CDATA[<p>Bu metin, şu an kullandığınız Güneş takviminin tarihleri doğruysa değerlendirebileceğiniz bir metin; çünkü matematik kutsaldır, bütün uzay matematik üzerine, sayıların da astronominin de bir psikolojisi vardır.. Bu metin ancak takvimin doğruluğunda geçerli olabilecek bir vizyon paylaşımı..Ben bu arada gündelik hayatta, <strong>Ay Takvimi</strong>'nin kullanılması gerektiğini düşünüyorum..<strong>Güneş Takvimi sizi</strong></p>]]></description><link>https://www.neptunianclouds.com/2026/03/05/beklenen-deprem-uzerine/</link><guid isPermaLink="false">69a9e0c89d07f1000133f000</guid><category><![CDATA[The Great Dark Spot]]></category><dc:creator><![CDATA[Neptunian Clouds]]></dc:creator><pubDate>Thu, 05 Mar 2026 20:02:32 GMT</pubDate><media:content url="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/03/IMG_2025.jpeg" medium="image"/><content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/03/IMG_2025.jpeg" alt="Beklenen Deprem ve Kuraklık Üzerine"><p>Bu metin, şu an kullandığınız Güneş takviminin tarihleri doğruysa değerlendirebileceğiniz bir metin; çünkü matematik kutsaldır, bütün uzay matematik üzerine, sayıların da astronominin de bir psikolojisi vardır.. Bu metin ancak takvimin doğruluğunda geçerli olabilecek bir vizyon paylaşımı..Ben bu arada gündelik hayatta, <strong>Ay Takvimi</strong>'nin kullanılması gerektiğini düşünüyorum..<strong>Güneş Takvimi sizi doğadan koparıyor;</strong> odağınız, dikkatiniz günü harcamalık, doğayı, hayatı harcamalık başka yere gidiyor..Ay'a odaklanırsanız, doğayla bağınız kopmayacak; günü harcamak istemeyeceksiniz; hayatınızı, elinizdeki vaktinizi doğru konumlandırıyor ve anlamlı kullanıyor olacaksınız. Değer vermeniz gereken Ay'ın varlığıdır çünkü; su, şefkat, merhamet, anlayış, koruyuculuk, kutsal ışık ve kalp onda..Ay'a gitmek için roketlere ihtiyacınız yok, siz insanlığınızı en akli melekede yaşayın, Ay size gelirdi zaten! Şu andaysa bu kadar cehennem distopyasına dönmüş bir dünyada, Ay gidiyor, su gidiyor..( Ay üstüne de endüstrinizi taşıdığınızda ez cümle, Kuzey Düğümü'nü kaybediyor olacaksınız..Kimse Kuzey Düğümü'nün ve Venüs'ün onurunu düşünmüyor, oyunu büyük kaybediyorsunuz )<br><br>Tarihlere gelince:<br>8 Mayıs, 17 Mayıs, 26 Mayıs gibi 5, 8, 10, 13, 14, 17, 23, 26 ile ilişkili tarihleri hesaplayın, toplamı ya da günü bu sayilar olabilir, özellikle simetrik tarihleri de hesaplayin, 26 Mayıs 2026, 26 Ağustos 2026 gibi ( <strong>çünkü şeytan</strong>, kayıp, saklı kız kardeş, yeri göğü isteyen güç hırsından, mükemmeliyetçiliği, kaybeden psikolojisi ve disleksisinden ötürü, <strong>simetri hastası</strong> ) astrologlar hesaplasın. Özellikle 5 ve 8 ile ilişkili sayılar. Örneğin 17/8/1999 depremi, sayıların toplamı 8 yapıyor. Hem 17, hem de 8. ay. Toplamı da 8; çünkü <strong>kazalar hep Güney Düğümü'nden geliyor</strong>.</p><p>Bu minvalde birkaç tarih daha eklemek istiyorum..Şeytan, güce tapan, güç hırsında, ayaklar, yani Güney Düğümü baş olsun isteyen, bu yüzden de uzayınızın ana enerji kaynağı, güç ve zaman kaynağı Güneş'e gözünü dikmiş bir kadın..Güney düğümü güç kaynaklarına tapar; bu yüzden Muhammed size Güneş'e tapmayın demiş..Güneş hem gerçek kutsal yıldızınız, sisteminizde fiziken ışığın ve zamanın kaynağı (güney düğümü karanlıkta ve zamanları yok; zamana ve kaynaklara çökmek istiyorlar), hem de ilişkinizin sınırını bilmeniz gereken, limitli faydalanmanız gereken bir yıldız.. Güneş'inizin yönetici gezegeni Merkur, en uzun gün Haziran'da, oradan anlayın..<br>29 mayıs 2026 hem tarih olarak toplamı 26=8 olan, hem de Merkur, ikizler işaretinde olan bir tarih, ihtimaller arasına giriyor..<br>Bir diğeri de 19 haziran 2026, yine toplamı 26=8 olan bir tarih, ihtimaller arasına giriyor..<br>Ben astrolog ya da astronom değilim, başka veriler de vardır hesaba katılması gereken, eğitimini almışlar hesaplasın, ben ağır hastayım, bunları gözlerimi bile açamadığım bir kondisyonda iletmeye çalışıyorum, rahatsızlığımdan ötürü araştırma ve hesaplama yapamıyorum..<br>Ben sadece Allah vergisi vizyonumu paylaşıyorum; deyim yerindeyse, can havliyle kaleme alıyorum..<br>( bu notu paylaşıyorsam da, umudum şeytan'ın oyunlarının bozulması tabi ki; gidişat, göz yumulabilecek bir durumda değil..sorun sadece şiddetli yeraltı olayları değil, kuraklık da geliyor..bırakın 7 yıl kuraklığı, 7 gün sular akmasa, elektrik kesilse, böyle bir cehennem yok demektir..nasıl olacak? ne yapacaksanız?)</p><p>neden, 5 ve 8: <br>Dünyanın altındaki <strong>Öküz</strong> Ağustos, Karanlık Venüs, hayat veren Kuzey Düğümü Venüs'ü varsa, bir de can alan Venüs var. <strong>Öküz'ün sorumluluk mekanizmasi hasta </strong>( 50 shades of grey olan o, <strong>ortada karizmatik bir Grey yok</strong>, o eser oldukça sakıncalı derecede manipulatif ve ucuz roman, gerçeği, dağ fare doğurmuş, kendini Al Karısı'na kırbaçlatıyor, Şeytan'dan akıl alıyor vs ); kaza ve ölüm raporları görevi ağır geliyor, Şeytan'a, Al Karısı'na, robotik Sineklerin Tanrısı'na uyuyor..Aynısı paranoyak Kör Baykuş için de geçerli..Uzayın derin, karanlık tarafı onlar; karanlık Venus, Jupiter, Saturn, Pluton, Merkur.. <strong>Sırlar Alemi</strong>, sır gibi saklanıyorlar. Ölüm ve kaza notlarına karar veriyorlar. <strong>Zehir zemberek onlara denir</strong>; dişleri de, akılları da zehirlidir, patolojiktir, bir yandan programları böyle..</p><p>Uzayınız, zaman çarkınız, <strong>yay gibi döner</strong>, ona zemberek denir; bunlar ayak tarafı, karanlık taraf..Şeytan da görülerim gereği, muhtemelen ya Güneş burcu, ya Mars'ı <strong>Saturn/oğlak burcu olan bir Keçi</strong> ( kayıp kardeş o cepte, atıl olduğunu öğrenince deliriyor çünkü.. <strong>Ahlak bekçisi bir kara melek</strong>.. Eski Türk astrolojisinde <strong>Beçel</strong> vardır mesela..<br>(2,5,11) <strong>El/IL</strong> sesleri melekler için kullanılan seslerden; aynısı <strong>'at'</strong> sesi için de geçerli (7), kanatlılar..<br>Mars iktidarlığı sembolize eden gezegen; şeytan da bu güneş sisteminin iktidarı olmak istiyor.. <br>Benim Mars'ım da Merkur örneğin.. <br><strong>Şeytan'ın boynuzları gerçekten de ters 6</strong> ve çok asabi, agresif gözleri var...<br><strong>Saturn kritik bir gezegen</strong> -karar vericiler ( honour)-, yargılayıcılar, yerin 7 kat dibinde..<br><br><strong>Antik zamanlar gibi yeni yılı 21 Mart'a konumlandırdığınızda</strong>, ayları, burçları, gezegenleri yeniden düğündüğünüzde bütün perspektifiniz değişiyor..<br>Şeytan ve karanlık varlıklar, kulak sağlığınızı ve dengenizi bertaraf edip, <strong>küçük beyninizden sizi yönetmek isterler</strong>..<br>Sinir sisteminizi hedef alırlar..<br>Şakasız, hem <strong>Ninja Kaplumbağalar</strong> çizgi filminde, hem de <strong>Harry Potter</strong>'ın birinci kitabinda <strong>J.K.Rowling size söylediler</strong>..Ninja kaplumbağalardaki kötü karakter olan Beyin figurune iyi bakın, ablak olan karakterin karnından yönetiyor..<br>Bağırsak sağlığınızı güçlü tutun; Türk mutfağı probiyotik açısından zaten zengin, atalarınızın bir bildiği var..<br>Voldemort da Quirell'in ensesindeydi mesela..<br>Şu an <strong>40 Katır</strong>'ın kazanımı olan <strong>parasempatik sinir sistemini</strong> kaybediyorsunuz, geri evrime başladınız, <strong>semptaik sinir sistemi daha dominant hale gelmeye başladı</strong>, o da 40 satır'a yol yapmaktır..</p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0029.jpeg" width="350" height="350" alt="Beklenen Deprem ve Kuraklık Üzerine"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0027.jpeg" width="739" height="415" alt="Beklenen Deprem ve Kuraklık Üzerine"></div></div></div><figcaption>Ninja Kaplumbağalar ve Harry Potter Felsefe Taşı Bölümü'nün sonu..gerçek Voldemort erkek değil! Şeytan kastrasyon anksiyetesi bir kadın..Gerçek Harry Potter, Godot ne derseniz deyin erkek değil, ben kadınım, veli torunuyum..&nbsp;</figcaption></figure><p>Bir parantez daha açayım, Jüpiter ve D<strong>ark 5</strong> üzerine, <strong>Şeytan'ın sembolü Dark V</strong>.. Jüpiter yay burcunun temsilcisi olarak, zaman çarkının memurlarının geldiği gezegendir. Aydınlık olanlar da var, karanlık olanlar da..Bütün uzay hak üstüne, <strong>Kuzey Düğümü zaman tanıyacaksa</strong>, bir de tabi ki alacak olan taraf var..Uzayın dengesi gereği..Ama fiziği ve dengeyi korumak sizin sorumluluğunuz; ne ekerseniz onu biçersiniz..Jüpiter'den, <strong>biri yılanlarsa</strong> mesela, ömrünüzü sonlandırmaya onlar gelir, onlar zaman alır; <strong>diğeri tavşanlardır</strong>, tam tersi onlar da hayat vericidir, şifalıdır, tavşan kanı diyorsunuz mesela. Yani koca uzay bir yerde diş meselesi..<strong>Dişe diş bir mücadele</strong>..Dişleriniz hem güç kaynağınız, hem yazgınız/kaderiniz, hem <strong>hayatınızın faturası/hesap ödeme şekli</strong>..<br>Ben tavşan dişliyim örneğin..( kimsenin de enayi uşağı değilim, şu an bu bencillik ve sadistlikle devam ederseniz, ne arılar bal yapacak, ne çiçekler açacak..)</p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_1764.jpeg" width="1365" height="1024" alt="Beklenen Deprem ve Kuraklık Üzerine"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_1800.png" width="1024" height="1024" alt="Beklenen Deprem ve Kuraklık Üzerine"></div></div></div><figcaption>Şeytan..Sırlar Alemi'nin kraliçesi..Dark V..Tarihi belgedir, AI'da ancak bu kadar görselleştirebildim..Yüzü çok daha ergen, saçları biraz daha kısa..Simetri Hastası..yeri göğü istiyor..</figcaption></figure><p><strong>Güney Düğümü</strong>, akli dengesizler, psikopatlar..Sizin talihsizliğiniz..<br>Uydukça siz de dengesizleşirsiniz, hem doğa olarak, hem medikal olarak.. <br><strong>Şeytan, sizin geçmişiniz</strong>, sizin Dünya'nızın sorunu ve sorumluluğu..Yani bu geçmişi temizlemek, o meşhur Groundhog Day'den çıkmak sizin sorumluluğunuz..Çöplerinizi ayıklamak, temizlemek sizin sorumluluğunuz.. <br>Sadistler, intikam istiyorlar, toksikler, size nefes aldırmazlar, nefesiniz boğulur, sinirleriniz yanar, yıpranır, acı çektirirler.. <br>Duyu organları ve akli melekeleri sakattır; empati yapamazlar, sempati duyamazlar..<br>Ergenler; olgun akli meleke, olgun anlayış, medeni anlayış, saygı göstermezler..<br><br>Oğuz Atay benim için çok değerli, çok kutsal bir yazar, <strong>Korkuyu Beklerken</strong> eserinde kullandığı gibi ben de <strong>Ubermatenga</strong> diyeceğim, Güney Düğümü'nün yamuk yapılanması..<br><strong>Ubermatenga</strong>; keçi, öküz, yılan, fare, tilki (çakal, Al Karısı ), sinekler ( robotik sineklerin tanrısı) , baykuş ( ah ki ah en çok bu koyuyor, kör baykuş ), <br>örümcekler ( anne hastası oğlanlar ), mantar gibi çoğalanlar, sürüngenler, sürüngen bitkiler, omurgasızlar ve yeraltına doğru kök salanlar. <br>Kemik, omurga, dışkı/gübre, pislik, çer çöp, karanlık ve intikam isterler..<br><br>Korku, anksiyete, stres, nefret ile beslenirler..<br><strong>Korkmayın</strong>, anksiyete, stres yapmayın, kin gütmeyin.. <br>( yılanlar varsa <strong>kirpiler</strong> de var örneğin; nazar için kurşun dökmeyin, şeytan'a el vermeyin, kirpi besleyin, kirpi şeklinde nesneleri yanınızda ya da baş ucunuzda bulundurun, sadece bir örnek..korkmak yerine doğa'nın o yılanlarla nasıl başa çıktığına bakın..yılanlar varsa <strong>gözü kara deli mongoose</strong> da var...)<br><br>Şeytan da Medusa. <br>Yılan başlı. <br>Disleksi hastası. <br>Erkek değil. <br>Erkek Fatma Nergiz, diğeri de kız gibi erkek Ödip. <br>Al Karısıyla ağır ahlak bekçisiler. Ahlak bekçiliği yaptığınızda Şeytan'a uyuyorsunuz. Başı kapalı olan da bunlar. Psikolojileri bozuk, gizleniyorlar. Kastrasyon anksiyetesi içindeler, aşağılık kompleksi yaşıyorlar. <br><strong>Narsisistlik o, aşağılık kompleksi'dir</strong>. <br><strong>Yerleri de zaten aşağıda, konum olarak da Güney Düğümü</strong>. <br><strong>Sizi, aşağı çekiyorlar</strong>. <br><br>Bu hem uzayda kuvvet olarak böyle, <strong>Kuzey Düğümü yukarı çeker</strong>, nefes alırsınız, ferahlarsınız, havadar ve rahatta olursunuz, Kuzey Düğümü'nün akli melekesine uyarsanız, bu dünya'da zaman olarak <strong>bir gün 60 saat</strong> bile olabilir, yeryüzü o kadar huzurlu ve sakin olur, sevgi kelebeği gibi olursunuz, boylarınız uzar, ömrünüz uzar, fasulyeleriniz, başaklarınız bulutlara kadar uzanır, sabır olur, emeğe saygı olur, herkesin varlığına, yaşam hakkına saygı olur, etik olur, <strong>Hak kazanır, olgun akli meleke kazanır</strong>..<br><strong>Eskiden böyleydi</strong>, bir gün 60 saat..Hiç düşünmüyor musunuz deseniz o en küçük 60 kron ( artık en küçük o milisalise, planck zamanı nasıl tarif edeceğimi bilemediğim için antik dilde zaman için kullanılan kron'u tercih ettim; ışık yoksa, zaman yok; ne kadar ışık, o kadar zaman ) 1 salise, 60 salise 1 dakika, 60 dakika 1 saat, <strong>60 saat ne o zaman?</strong> 2 kere kaybettiniz, elinizi verdiniz mi kolunuzu kaptırırsınız, katlaya katlaya kaybedersiniz, önce 12 saat, sonra 24 saat kaybettiniz. Şu an bir günün 24 saat olması son şansınız, bu kafayla onu da harcamak üzeresiniz..48 saat daha kaybedip '-24 saate' düşemeyeceğinize göre <strong>sisteminiz düşer!</strong><br> <br>Güney Düğümü tam tersi, <strong>uzayda kuvvet olarak sizi aşağı çeker</strong>.. Yıpranırsınız, sürünürsünüz, nefes alamazsınız, kendinize gelemezsiniz, derin düşünce ve <strong>uzun vadeli hareket etme gözetemezsiniz</strong>, panik içinde bencilce şeyler yapmaya başlarsınız, herkes dan dun birbirinin hakkına girer, birbirinin alanına saldırır, cüceleşirsiniz, kısırlaşırsınız, bolluğunuz, bereketiniz kalmaz, tükene tükene bitersiniz..<strong>Son umudunuz olan 24 saatinizi de kaybedersiniz</strong>. Herkes kaybeder; <strong>Şeytan'ın 'insanoğlu cehennemi yaşasın' istediği 40 satır kazanır</strong>..<br>O şeytani kapitalizm yüzünden kendi ellerinizle toprağa cüce ve kısır tohum vermeye başlamışsınız zaten, ne ekerseniz onu biçersiniz; uzay size rağmen iyilik yapamaz, sizin karar verme mekanizmanıza göre çalışır..<br>O kapitalleri değerlendirmenin bin bir türlü yolu varken, bir yandan gelişmemiş toplumlardan sınırları hiçe sayarak köle bedenler topluyor, toprak üstündeki nüfusu istatistiğin onurunu hiç ederek çoğaltıyorlar (dokunmasanız o gelişmemiş ırklar kendi topraklarında kendi çarelerine bakacaklar), bir yandan da 3 çocuk yapın, 5 çocuk yapın diye orjinal halkları gazlıyorlar..<strong>E bi siz mi akıllısınız o bir gariban toprak bu kadar çılgına hizmet ediyor olsun!</strong><br><br>Ubermatenga, hak bulduklarında zamanlarınızı ve hayatlarınızı çalıyorlar..<br>Gericiler, cahiller, karanlıklar. Yıldızları karanlık. Sizin zamanınızı, yıldızlarınızı, ışığınızı çalıyorlar. Patolojik hareket edip kaptırmayın. Başkalarıyla uğraşmayın, şeytan işi. Kendinize bakın. <br>Şeytan, yılanlar, <strong>buluttan nem kapar, histerikler</strong>. Uydukça siz de buluttan nem kapar hale geliyorsunuz; hem doğa olarak, hem medikal olarak, hem psikolojik olarak..<br><br><strong>Katletmeyin, şiddetten uzak durun</strong>.<br><strong>Birini katlettiğinizde sizi ne bekliyor söyleyim</strong>: bütün uzay matematik üzerine, tarihi yaşarken nasıl bir karar verme mekanizmasına göre hareket ediyorsanız, matematik tecelli eder, uzayın matematiğine göre o canlı da doğanızda yerini bulur, dünya'ya bir kere geldiyse hak kazanmıştır, son saniyesine kadar kendi hakkını yaşama hakkına sahiptir; <strong>katlettiğinizde öyle bir şirk koşmuş oluyorsunuz ki</strong>, ben bu 40 küp uzayın bilyar bilyon hesabını biliyorum, bu hayatı keyfim buyurduğu için alabilirim, yarından da ben sorumluyum, ben çok biliyorum...Sizi ne bekler, o canlının bu doğa ve uzay için bir psikolojisi var di'mi, bütün uzay psikoloji üzerine, <strong>tamam psikoloji tecelli eder</strong>, artık o canlı kelimesi kelimesine bu dünya'ya, bu doğa'ya nasıl bir psikolojik katkıda bulunup gidecekti, onun psikanalizinden artık siz sorumlusunuz..<br>N<strong>e demek istiyorum</strong>, örneğin <strong>Uğur Mumcu</strong>, yaşasaydı tam olarak hangi metinleri kaleme alacaktı, hangi mesajları tarihe ve bu dünya'ya verecekti, hangi konuşmaları yapacaktı, ne bileyim adam belki 50'sinden sonra uçan spagetti canavarı olacaktı anlatabiliyor muyum, bilemezsiniz; katleden artık virgülü virgülüne, nefesi nefesine Uğur Mumcu yerine bunları yapmaktan mesul; ahiret kapısına gelecek, Uğur Mumcu'nun hakkı tecelli edecek, reenkarnasyon sırasına girecek, Dünya'ya tekrar gelip sebep olduğu haksızlıkların hakkını yerine koyması beklenecek! Uzayın adaletini bilin.. <br><br>O yüzden sadece iyiliği, aklı besleyin. <br><strong>Etik olun</strong>.<br>Sorunlarınızı akli meleke ile, hukuk ile çözün.</p><p>İnsanlıktan çıkmayın, sebep vermeyin. İyilik yapın. Özür dileyin. Bağış yapın. Kuşları besleyin. Parklara dut, zeytin, söğüt, cam ağacı gibi kutsal ağaçlar dikin. Marmara Denizi’ne tuz kayaları koyun. <br>Tekne alın. Nuh size bir şey söylüyor.. <br>Balık tutmayı öğrenin, denizleri temizleyin.. <br><strong>Bugün yunusların bile migreni varsa</strong>, ruhunuzu öteki tarafa taşımayacaklar demektir..<br><br>Felaketlerden ve kazalardan korunmak için, <strong>Felak, Nas okuyun</strong>. <br><strong>Felak, kuşluk vaktidir</strong>. <br>Ömrünüzde hiç sahil kenarında kamp yaptınız mı bilmiyorum..Yıllar önceydi, bir yanımız orman, bir yanımız adanın arkasında küçük bir koy; arkadaşlarla çöp temizliği çalıştayı üzerine kamp yapıyoruz; akşam elimizde sıcak şaraplarımız, ateş başında hayat üzerine tatlı sohbetler, bir yanda deniz, bir yanda yıldızların altında laf lafı açıyor, derken artık herkese bir ağırlık çöküyor ve uyumak için çadırlara çekiliyoruz; ben genelde uyuyamam, daha henüz sabahın çok erken saatleriydi herkesten önce uyanacağım tuttu, çadırdan bir çıktım, karşımda 5'er 10'ar <strong>yılkı atları</strong>..Meğer geceden beri yanımızdaki karanlık ormanda bizle beraberlermiş, bizimse doğa'nın gerçekliğinden hiçbir haberimiz yokmuş..<strong>Melekler Şehri</strong> filmini izleyenler hatırlar, meğer hiçbirimizin göremediği melekler varmış, tan ağarırken Güneş'i selamlamaya sahile gelirlermiş; işte o sabah karşımda Melekler Şehri'nden bir sahne bana bakıyordu..Yabani atlar gece boyunca o karanlık ormanda <strong>gölgesizlerle </strong>mücadele etmişler, kuşluk vakti de Samed'e duaları için sahile gelmişler..<strong>Atlar Samed'in melekleridir</strong>..İnsan elinden ne gördülerse, önlerine akşamdan kalma atıştırmalık bir şeyler koymaya çalıştım, ama huzursuzlandılar, ürkütmek istemedim, yılkı oldukları halde o kadar duru duruyorlardı ki, ben de sahilde bir kenara iliştim onlarla birlikte denize doğru ufukta yükselen Güneş'in doğuşunu izlemeye koyuldum..Hayatımın kelimelere dökmesi en tuhaf sabahlarından biri olarak hatıra defterimde yerini aldı..</p><p>Şeytana uyduğunuz için kuraklık oluyor. Bir şeye şeytanlık sirayet ederse, kemiğiniz iliğiniz kuruyana kadar batarsınız; bir şeye şeytanlık sirayet ederse, sizi kısır döngüye alır, kısırlaşana kadar batarsınız.. Şu an, Güney Düğümü büyüyor. Şeytan baş <strong>Candida</strong>, baş Fungi; hem medikal olarak, hem uzay. <br>Fungiler nasıl girdiği organı kurutuyor, şu an siz de fungi beyinlere, incir ağaclarına, Venüs'ün onuruna saygısızlara uyduğunuz için, toprağınız, suyunuz kuruyor. <br><br><strong>Ben bu yorumumu Ekşi Sözlük'e de yazdım</strong>, Furkan Bölükbaşı bütün hesabımı sildirdiği için artık bu metinlere ulaşılamıyor, ben de kendi datama ulaşamıyorum, hastayım, uyardım yukarıda Allah var, dinlemedi; <strong>ne kızdıysam az bile söylemişimdir</strong>, Nurullah'la bir olmuşlar daha hala zulm içindeler, ne dediysem Allah'ın kelamıdır hak etmişlerdir(!); şu an İstanbul'u artık öyle bir hale getirmişler ki, bir <strong>cehennem distopyasının başkentine</strong> dönmüş zaten..Şeytan keyif içinde, İstanbul'daki çarpık kentleşmeyi, nüfusu ve o nüfusun yaşam tarzlarını gördükçe..Arzulanan toksiklige ve kitlelere ulaşılmış..Şu saatten sonra İstanbul'da bir deprem olacak olursa, artık ancak Şeytan İstanbul'u 40 satır'ın başkenti yapıyorken, <strong>bir cengaver olur da ben İstanbul'u p.zevenklerin elinden alacağım deyip, güzel şeyler olsun diye çabalamaya kalkıp, idealist projelerin peşinden giderse, yılanların planlarına çomak sokmuş olacağı için, artık o zaman görürsünüz zelzeleyi</strong>..Ne diyim, söylenecek söz kalmıyor.. <br><strong>İstanbul'un onuru, tarihin onuruydu</strong>.. Siz daha o zaman kıyameti kopardığınız Groundhog Day'den çıkamadınız..Bundan sonra size ne kalır, <strong>size kuraklık kalır</strong>..Bu devran böyle ne güzel dönüyor diye sanarken, bir bakmışsınız sular bile akmıyor, toprak gıda vermiyor vs..<strong>Venüs'ün onuru tecelli eder</strong>..İstanbul'un kanatları Venüs'ün onuruydu; çoktan öyle bir insaniyet göstermeniz gerekirdi ki, tavuklar tekrar kanat takmış uçabiliyor olsun; sizse bu kafayla giderseniz <strong>uçan kenelere</strong> şahit olacaksınız..<br><br>Siz bu kadar düşüncesiz, psikopat yasadıkça hem göçememişler çoğalıyor, hem de azıyorlar. Onların da doğaya ihtiyacı var. Ağaç altında istirahat ediyorlar. Göçemediğinizde o ağaçlara sizin de ihtiyacınız olacak. Dikili bir ağacınız olsun demek, o demek. En önce kendi yarınınız için bu dünyayı yaşanılır kılmanız gerekiyor, çünkü bu sizin dünyanız, tam da siz yaşayacaksınız. <br><strong>Bu dünya 1 hayat olasılığında istediginiz kazığı çakıp gidebileceğiniz bir dünya değil</strong>; o Şeytan'ın edebiyatı sınava tabi tutmak, sınamak, Şeytan sınar, Şeytan test eder, Allah değil..<br>Bu dünya her şeyiyle size verilmiş <strong>kendi EV'iniz</strong>, kendi doğanız, sorumluluğu da size ait..Gökten kemik/tuz yağmayacak..<br><strong>Fizik, sizin sorumluluğunuzdur</strong>; fiziki deformasyonları da 3 günde iyileştiremezsiniz; duayla iyileştiremezsiniz..<br><strong>Lafla peynir gemisi yürümez</strong>..<br><strong>Bu yeryüzünü en büyük yağmur duası, sevgidir</strong>; sevmekten, sevilmekten çıktıkça, hayat veren bahar yağmurlarını da, suyu da kaybediyorsunuz. Venüs'ün, <strong>Çoban Yıldızı'nın onuruyla oynamayın</strong>..  </p><p>Bu kadar nüfus, bu kadar kötü yaşıyorken kaza notlarınız da kontrolden çıkıyor. <strong>Öküz'ün sorumluluk mekanizması zaten hasta</strong>; bu kadar nüfusun kaza notlarını kontrol etmeye gelemez, zaten artık hiçbirinin değeri yoktur der, sallarlar en büyüğünden patojen, trojen, toplu toplu ölür ölür dirilirsiniz, dirilir ölürsünüz..Covid örneğin, başlamışsınız bile.. <br>Doğanın dengesini kendi ellerinizle bozuyorsunuz, yeraltı kaynaklarını kendi ellerinizle düşüncesizce sömürüyorsunuz, yeraltı olaylarını da, doğal afetlerin şiddetini de kontrol etmek zıvanadan çıkar..<br>Zaten Şeytan'ın 40 satır'ı alması demek, o demek; istediğine istediği muameleyi yapsın, istediğini seçsin, istediğini harcasın, istediği zaman yıksın, sadece onun uygun gördüğü, istediği olsun, anlatabiliyor muyum..Bu düzene hizmet edenler de Şeytan'ın onursuz köleleri olurlar..<strong>Kedinin fare ile oynadığı gibi oynar</strong>. Deli zaten. Kaçıklar..Kadın zaten bu şekilde yönetmek istediği için uzayı ve dünyayı istiyor..40 satır'ı da alırsa, acımayacak bile, <strong>hak ettiler diyecek</strong>..Siz hak vermiş olacaksınız..<strong>Hiçbir devlet rejimi halkını 40 satır'ın onursuz köleleri olmaya mecbur edemez..</strong><br><br>Size Kuzey Düğümü tarafından sağlanmış, tanınmış hayat olasılıklarınızda, siz hakkınızı, olasılığınızı, zamanınızı, iyileştirici kullanmazsanız; olgun düşünce yapısı ile hareket edici, yapıcı değil de, maddi, materyal hırsların peşinden giden bir hayat tarzına çevirip, bunu yaşamak için de önünüze geleni sömürmeye kalkarsanız, o ahiret kapısını da kaybediyorsunuz; kendi seçiminizle bu dünyayı da, geleceğinizi de Şeytan'a, Güney Düğümü'ne servis etmiş oluyorsunuz..<br><br><strong>Kömür örneğin</strong>, yeraltının mikropluğundan sizi korusun diye vardı, artık yok, yakmışsınız, oydu zaten ben yandım başkası yanmasın isteyen(!); bir toprağın altında kömür yoksa, üstünde gül fidanı da gül vermez artık; doğal olarak o Maraş Depremi de o kadar şiddetli olur, İzmir Depremi de..Kuşlar da yeraltından çıkan mikroplu böceklere daha çok maruz kalır, toprağınız, havanız, suyunuz da..Kömür, özellikle dermatolojik sorunlar için çok değerli bir kaynak, ister sizin bedeniniz için olsun, ister toprağın bedeni..Güneş bu kadar kavurucu hale gelmişken, beyaz tenlerinizi ne koruyacak? <strong>Artık cehennem kremi pazarlamaya başlamışlar gözünüz görsün</strong>, spf faktorlu kremini sürdün mü, bak çok önemli ona göre, diye..Bundan 3-4 göbek önce dedelerinize, ninelerinize, yaz sıcağı 45 derece olacak deseniz, başımıza taş yağacak diye, tutuşurlardı, kıyamet koparırlardı..Bugün kimse kendine kondurmuyor bile..Sadece 100 sene önce bir Titanik bir buz dağına çarpıp batabiliyordu; bugün hem o buzdağı yok, hem de 1 gemi sadece 3 gün bir boğaza takıldı diye ekonomiler batıyor..Titanik'te de dünya sosyetesi vardı, okyanusun dibini boyladılar, hayat yine de devam etti, edebildi; bugünse felç oluyor. <strong>Küresel ısınma varsa</strong>, tam da sizsinizdir cehennem, tam da sizsinizdir çöl çorak beyin, <strong>sizden niye bağımsız olsun? </strong>Kim bilir kaçıncı reenkarnasyon daha hala materyal işler peşinde, haset, fesat peşinde, kim bilir..Bütün uzay hak üstüne, Allah kurunun yanında yaşı da yakmaz; iyilerin nesli tükenir, ruhlarını taşırlar, cehennem eden kötülüğünün bedelini elbette öder..<br>Ve tekrar tekrar aynı şeyi vurgulayacağım, uzay size rağmen iyilik, güzellik yapamaz; <strong>rüzgar eken fırtına biçer</strong>, yanına da kalmaz, o fırtınayı kendi yaşar..</p><p>Sebep olduğunuz haksızlıkların hakkını yerine koymak zorundasınız. Artık kimse hatalarını, insanlığını telafi etme tenezzülünde bile bulunmuyor.</p><p>Herkes egosunun peşinde. O zaman Güney Düğümü de daha dirençli, obsesif, agresif hale geliyor. Bir yerden sonra önünü alamayacaksınız. Nasıl bir böbrek, böbrek yetmezliğinden ölür, karanlık büyümesinden sisteminiz de düşer, cehennemi de yaşarsınız. <strong>Bu korku ya da anksiyete salmak vs değil</strong>, o Şeytan işi, <strong>ben rehberim</strong>; aklınızı başınıza toplayın, gidişat daha endişe verici olamaz..<strong>Türklük tarihinde görülmemiş saçmalıklar içindesiniz</strong>.. Türk dili zaten ataları tarafından tarih yazılmış, kutsal bir dil; bütün sizi koruyacak, aklınıza yarayacak atasözleri gündelik hayatınıza kazandırılmış..Ata, dede yadigarı bilgelikten çıkmayın..<strong>Sınırlarınız, nüfusunuzu, istatiğinizi koruyun</strong>.. <strong>Kuzey Düğümü'nün koruyabileceği, yetebileceği, affedebileceği sınırları aşıyorsunuz</strong>. Güney düğümü yükselişte, siz hak kazandırıyorsunuz.</p><p><strong>İncir ağacı gibi hareket edenlere uymayın</strong>. Kine, nefrete, paniğe kapılmayın. Anksiyete yapmayın. Stresi kullanıyorlar. Kendinizi, odaginizi, rahatlıkla, ferahlıkla dünya işinize verin. Aklınızı, dikkatinizi, psikolojinizi kaptırmayın.. Huzuru gözetin ve koruyun. <br><strong>Vatan hainliğine girer bir toplumun psikolojisini bozmak</strong>. <br>Çünkü bugününüz neyse, yarınınız o..<br>Psikoloji hem tarihtir, hem genetiktir..<br><strong>Bilinçli bir şekilde</strong> bir toplumun psikolojisini bozmak ve <strong>yıpratmak</strong>, toplumun genetiğini de, yarınını da değiştireceği için vatan hainliğine girer..<br><strong>Gerçek bir lider, aşağılık kompleksiyle kitleler yaratıp, halkı aşağılık kompleksi ile aşağı çekmez; koca bir halkı Güney Düğümü'ne, cehennem distopyasına, Şeytan'a peşkeş çekmez</strong>..Yukarı çekmek için, akli melekeyi olgunlaştırmak için, halka kazandırmak için çabalar..<br>Allah'ın ve Kuzey Düğümü'nün bütün varlığı, olgun akli meleke ve sağlıklı düşünce yapısı üzerinedir..<br><strong>En önce Allah'ın onuru affetmeyecek,</strong> adının ağızlara maşa edilip de, Güney Düğümü'nün ergenliğine, aşağılık kompleksine servis edilmek.. <br>Kazaları iyileştirin. <br><br>Elmayla armudu ayırt etmeyi bilin. </p><p>Elma, obsesif yargıç, ahlak bekçisi olan ve güç hırsındaki Şeytan'ın sinsiliğidir..<br>Armut, onurunu bilmeniz gereken Kuzey Düğümü meyvesidir, Venüs'ün onurudur..<br><strong>Kadın haklarını ve kadınların değerini korumanız kutsaldır</strong>..</p><p>Ak ile Kara'yı da ayırt etmeyi de bilin..<br><br><strong>Ak</strong>, yine Şeytan'ın sinsiliğidir, kendi de beyaz yazma takıyor, o çok masummuş..Bu arada kendi simsiyah bir yılan ( animagus ne demek bilin, var çünkü )..Saçları da siyah ve küt kesim, kendine has çok mükemmeliyetçi dalgalı bir fönle kullanıyor..<br><strong>Al Karısı</strong> da, Kırmızı Başlıklı Kız'ın başlığını çalarsa, kendi de onun gibi güzel görünecek sanan göçememiş bir kaçık; küçük çakal..<br><strong>O başlık da sürekli renk değiştirir</strong>; sürekli kılıf değiştirirler; yılanlar sürekli deri değiştirir; virusler sürekli varyasyon değiştirir..<br>Tekrar tekrar önünüze gelirler; hem görevleri bu, kaza notları, hem de obsesif ve takıntılılar..<br>Özellikle iyileri ve hassasları elemek, harcamak isterler; işlerine gelmediği için; onları yıldırmak için de burnundan getirirler..<br><strong>Sağ kanat partileri örneğin</strong>, ha babam yeni parti kurarlar, ha babam yeni kurucu çıkar, <strong>tam da şimdi Allah'ın en sevgili kuludur, hatta peygamberdir</strong>; bu arada en büyük günahları onlar işler, en büyük ahlaksızlıkları onlar yapar..Bir de bir haltmış gibi Güney Düğümü memurları gibi <strong>musallat olurlar, gitmezler, kemiğinizi iliğinizi kuruturlar</strong>..Az <strong>omurganız</strong> olsun!</p><p><strong>Kara</strong>, Hintce de bile olan bir kelime, Keira ( <strong>Gaea'da en antik dünya anne'dir</strong> ), Bahar demektir, Hayat, Zoey, Zeynep, Küçük Kara Balık demektir..Karadeniz'in onuru, Asya'nın onuru, Gülbeyaz'dır, kardelendir, beyaz gelinciktir..Saçlarım kuzguni..Ama altında '<strong>nar çiceği kızılı</strong>' saç rengi var, denizkızı Ariel gibi..<br>( Bazı reenkarnasyonlarda Sarıkız, Kaz Dağları'nın, Kaf Dağları'nın Sarıkız'ı olarak versiyonları vardır )..<br>Baba tarafından <strong>Dul Kadir Oğulları torunuyum</strong>, kaynaklara gore Oğuz Türkü'ymüşüz, Asya Türkleri..<strong>Zeyneddin Karaca Bey </strong>torunu olmuş oluyorum..<br>Anne tarafindan <strong>Düzgün Baba'nın torunuyum</strong>, büyük büyük dedem olmuş oluyor.. <strong>O da bir Veli'ydi</strong>; annemin babası olan dedem de, o aile soyundan Pirdesur'un Alevi dedesiydi..<br>Veli olan dedemi genç yaşta kaybetmişiz, Allah rahmet eylesin, ailem 70'lerden beri İstanbul, Londra ve Berlin'de ikamet ediyor. <br><br>Şu anda ağır hastayım, elimden tutan da dedelerim ve tarih..Dünyada örneği yok Düzgün Dedem'in türbesinin, türbesinden su çıkıyor oluşunun; <strong>Venüs size bir şey söylüyor</strong>..Şu an ekmek, su gibi ihtiyacınız olan öğretiler ve düzgünlük..<br><strong>Taşı sıksan suyunu çıkaracak kadar güvenilir ve doğru olmak</strong>..<br>Ve diğer elimden tutan, <strong>Hacı Bektaşı Veli ve Bek'taş</strong>..<br><strong>J.K.Rowling</strong>'in de size söylediği felsefe taşı, ölümsüzlük taşı, yani <strong>sabır taşı</strong> olan Bek'taş; hakkı Veli'de.. Allah bin kere razı olsun; sabrediyorum elimden geldiğince, başka çarem yok..<br><strong>Bu yeryüzünün en kutsal duası da, sabır dilemektir</strong>..<br>( <strong>Görünmezlik pelerini de</strong>, sessizlik yemini'dir; bilmeden etmeden konuşmamak, metaneti korumak, peşin hükümlü, önyargılı hareket etmemektir..Anlayıp, dinleyip, ölçüp biçip, düşünceli tartıp, zorlamayıp, akışına bırakmayı, zamana bırakmayı bilmektir..)</p><figure class="kg-card kg-image-card kg-card-hascaption"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/03/IMG_2165-1.jpeg" class="kg-image" alt="Beklenen Deprem ve Kuraklık Üzerine"><figcaption>1. maymuna örnek: Al Yazmalım'daki İlyas, biraz da Mark D'arcy( Akrep)..2. maymuna örnek: Hatırla Sevgili'deki Ahmet, Bir istanbul Masalı'ndaki Selim..3.maymuna örnek:Al Yazmalım'daki Cemşit, Çalıkuşu'ndaki Hayrullah, Yeşil Kiraz'daki Başkan karakteri..</figcaption></figure><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide kg-card-hascaption"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/03/IMG_2163.png" width="356" height="512" alt="Beklenen Deprem ve Kuraklık Üzerine"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/03/IMG_2164.jpeg" width="384" height="512" alt="Beklenen Deprem ve Kuraklık Üzerine"></div></div></div><figcaption>3 Maymun'u size Nuri Bilge Ceylan ya da Zeki Demirkubuz söylemedi; 3 Maymun'u size, J.K.Rowling söyledi: Ölüm Yadigarları..Bir diğeri de İran sinemasında Cafar Panahi yapımı olan '3 Faces' fimi..Yaşayan 3 gerçek kadın hikayesi üzerinden 3 maymun uyarlaması..</figcaption></figure><p>Bugün bu kadar robotik Sineklerin Tanrısı'ndan akıl alan teknoloji, astrolog, hacı hoca, yalan yanlış liderlerle giderek akli melekeden çıkıyorsunuz, <strong>giderek deliriyorsunuz</strong>..<br>5 duyu organınız da, <strong>10 parmak eliniz</strong> de bedeninizde, kendinizde zaten var..<br>Akli melekelerinize sahip çıkın; başkasından akıl almayı bırakın ( <strong>ben hariç</strong> :) ), aklı başkalarına teslim etmeyi, başkasına uymayı bırakın.. <br>Başkalarının hayatıyla uğraşmayı da, gösteri deliliğinizi de..<br><strong>Yaşamak demek, itibar, fotoğraf karesi vs demek değil</strong>.. <br>Kendi dünya işinize, programınıza bakın..<br><br><strong>Kendinizi anlamak istiyorsanız</strong>, durup düşünmeyi de bilmeniz gerekir..<br>Materyal kaygıları, malı, mülkü, özellikle geleceğe odaklanmayı, sürekli geleceği kurgulamayı, bugünü es geçmeyi, bugünü unutmayı bırakın o zaman. <br><strong>Geleceği doğru konumlandırmak</strong>, zamanınızı anlamlı değerlendirmek istiyorsanız, önce tarihi, tarihinizi ve geçmisi düşünün. <br><strong>Gelecek tarihte</strong>..<br>Tarihi deşin.. <br>Tarihten anlarsanız, hayatınızı da, size tanınmış hayat olasılığını da daha anlamlı değerlendirirsiniz..<br>Geçmişinizi düşünün, yaşanmışlıklarınızı, yaşadığınız olayları düşünün.. Doğadaki, tarihteki, uzaydaki motiflerden anlamaya çalışın..<br>Neyi yaşamaya ve yaşatmaya gelmiş olabilirsiniz, onu düşünün..Neyi iyileştirmeye, hangi haksızlığın hakkını yerine koymaya gelmiş olabilirsiniz, onu düşünün..Kendi yaralarınız mı, başkalarının yaraları için mi..<br><strong>Illa ki,</strong> size tanınmış zaman zarfında elinizdeki vakti olumlu tercihlerle iyiye yormak mümkündür..<br><br>Kendinizi dinlemeyi bilin ( bu klişe değil, ne anladığınıza bakar ), düşünmeyi, değerlendirmeyi, algılamayı bilin..<br><strong>Hayat size dokunur</strong>, yaşadığınız olayları görmeyi, anlamayı bilin..<br><strong>Daha 2 yaşındaydım</strong> küçük dayım kendi dükkanından bana küçük pembe bir tavşan hediye getirdiğinde, onsuz uyuyamazdım bile..Küçük dayımı şimdi detayına girmek istemeyeceğim üzücü bir şekilde kaybettik, benim hayatıma nasıl dokunmuş olduğunu hiçbir zaman unutmadım..Kelimenin tek anlamıyla beni bir o görmüş, sen busun demiş, sonra da kaybetmişiz..<br><strong>Daha 6 yaşındaydım</strong> bir gün önüme bir çamur haznesi içinde bir tokadan kopmuş kelebek parçası çıktığında, sanki gerçek canlıymış gibi geçip gidemedim bile, onu çamurun içinden aldım, ellerimle yıkadım, o yaşımda bile yıllarca cüzdanımda, yanımda taşıdım..<br><strong>Londra'ya geldiğimin ilk haftalarıydı</strong>, merkez bir lokasyonda bile olmayan arka mahalle bir sokakta küçük bir market alışverişi yaptım, kasadan ayrıldığımda bir madeni para diğerlerinden farklı duruyordu, meğer İngilizler gündelik hayatta halka sempati olsun diye tarihlerindeki değerli isimleri koleksiyon olarak sayılı madeni paralara işlermiş, elime o madeni paralardan biri gelmiş, <strong>Beatrix Potter</strong>'dı..Bir diğer çocukluk kahramanım olan Peter Rabbit'in yaratıcısı, benim için kutsal bir azize..O da cüzdanımdan, cebimden ayıramadığım, hep yanımda taşıdığım değerli detaylardan biri oldu..<br><strong>Hayat size dokunur</strong>, 5 duyu organınızı teslim etmeyin.. <br><br>Sabah kalktığınızda düşündüğünüz ilk şey, en yüce, en onurlu benim hayatım olacak, benim fotoğraflarım olacak vs bunlar olmasın, <strong>bu Şeytan'ın ergenliği</strong>; <strong>önce onurlu yaşamayı değil, onurlu nasıl ölürsünüz onu bir düşünün..O zaman bu dünyada bir şeyler değişmeye başlayacak</strong>..</p><p>Atatürk’ü, Ali’yi, Veli’yi. Rumi’yi, Düzgün Baba’yı dinleyin. Venüs’ün onuruyla oynamayın; yoksa su, gıda, enerji, şifa, şefkat, anlayış, huzur, yaşanabilir nefes, ışık, müzik yok. <strong>Sadistçe açtığınız yaralara merhem olabilecek tuz kaynağı yok</strong>. Fiziğe şirk koşamazsınız. Fiziki deformasyonlar 3 günde iyileşmez, duayla iyileşmez..<br>Bu kafayla ne 7 yıl kuraklığın, ne de bu kadar şiddetli yeraltı olaylarının altından kalkamayacaksınız. <br><strong>Siz ne kadar disotonomik</strong>, uzay da o kadar disotonomik ( tutarsız ve dengesiz yani ).<br>Uzayınızın, doğanızın teşhisi ME/CFS ( <strong>kronik yorgunluk sendromu</strong>, medikal olarak da sinir sisteminde patojen mantar büyümesi kaynaklı bir rahatsızlık; uzayınız için de karanlık büyümesi diyelim..hepinize yetecek enerji kaynağınız yok, siz çakılırsınız, <strong>mikroplar sizin bedeninizi yaşar</strong>.. bırakın insan ömrünün uzamasını, <strong>giderek mikropların kölesi oluyorsunuz</strong>.. uzun yaşayacağız derken, hastalıklı bedenlerinizle sürekli tedavi peşinde koştuğunuz bir gelecek sizi bekler..ne doktor yetişir, ne sistem ). <br><strong>Enerji zarfı kontrolünden anlamak zorundasınız, bunu tabi ki devletin yönetici kadroları için söylüyorum; hükümet, doğru planları uygulamaya koymazsa, halk ne yapsın?</strong> ( bu artık şaka, komik değil). <br><strong>İstatistiğin onurunu bir an önce yerine koymanız gerekiyor</strong>. <br><strong>Toksinliği azaltmak zorundasınız</strong>. Doğa, tıp, toplum, birey, hepsi için geçerli.</p><p>Ağır hastayım, daha uzun ve sürekli konuşamıyorum. <br><strong>Metnin dili o yüzden böyle, kusuruma bakmayın</strong>.. <br>En değerli şeyiniz 24 saatiniz. <br>Bugünün işini yarına bırakmayın. <br><strong>Özgürlük</strong>, Kuzey Düğümü’nde.</p><p>Sevgilerimle,<br>Zoey</p><figure class="kg-card kg-image-card kg-card-hascaption"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/04/IMG_0034.jpeg" class="kg-image" alt="Beklenen Deprem ve Kuraklık Üzerine"><figcaption>x ve instagram'da paylaştığım post'umdan..başka sözüm yok hakim bey!&nbsp;</figcaption></figure>]]></content:encoded></item><item><title><![CDATA[Tașıma Su İle Değirmen Dönmez]]></title><description><![CDATA[<p>Narsisist kisilik bozuklugu olanlar icin soylenmis bir atasozu. </p><p>Narsistler, kendilerini cok ustun, digerlerinden farkli, medikal olarak sizofren bir sekilde kendilerini bir halt sandiklari icin, ‘su kucuk insanlara uc, bes kemik bir sey atiyim, kafi’, diye hareket ederler.. saygi ve sevgi duyamazlar, egolarindan odun vermeye yuksunurler, iclerinden gelerek yapmazlar, ellerinin altinda</p>]]></description><link>https://www.neptunianclouds.com/2026/02/28/tasima-su-ile-degirmen-donmez/</link><guid isPermaLink="false">69a2d2409d07f1000133efd4</guid><category><![CDATA[The Great Dark Spot]]></category><dc:creator><![CDATA[Neptunian Clouds]]></dc:creator><pubDate>Sat, 28 Feb 2026 11:55:10 GMT</pubDate><media:content url="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/02/IMG_2025.jpeg" medium="image"/><content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/02/IMG_2025.jpeg" alt="Tașıma Su İle Değirmen Dönmez"><p>Narsisist kisilik bozuklugu olanlar icin soylenmis bir atasozu. </p><p>Narsistler, kendilerini cok ustun, digerlerinden farkli, medikal olarak sizofren bir sekilde kendilerini bir halt sandiklari icin, ‘su kucuk insanlara uc, bes kemik bir sey atiyim, kafi’, diye hareket ederler.. saygi ve sevgi duyamazlar, egolarindan odun vermeye yuksunurler, iclerinden gelerek yapmazlar, ellerinin altinda tutmaya devam etmek icin, kullanmak icin ya da susturmak icin, elestirme hakki dogmasin diye yaparlar; laf olsun diye, ezbere, hissiz yaparlar, goruntu icabi, check list icabi yaparlar..</p><p>Degerli gordukleri seyleri kendilerine saklarlar; bunu hem kendilerini digerlerinden farkli ve ustun tutmak icin yaparlar, hem de bir akilli kendilerini sandiklari icin, bir ben anlarim, onlar anlamaz diye pesin hukumlu insan yargilarlar, insanlari kucuk gorurler..</p><p>insan secerler, degerli seyleri paylasirlarsa da guc gosterisi yapmak istedikleri insanlarla yaristirmak icin, digerlerini baskılamak, ustunluk gostermek icin paylasirlar..</p><p>digerlerine degersiz paylasimlarda bulunurlar, kucuk gordukleri insanlarla yakinlasacaklari hissine kapilirlarsa, ben bu kucuk insanlardan degilim anksiyetesi yasarlar, bu kucukler benden otede oynasin, ben sunlara uc bes gostermelik bir sey yapayim, onlara kafi, diye hareket ederler..</p><p>kucuk gorduklerine, sig, yuzeysel davranmayi kendileri secer, boyle layik gorurler..</p><p>ama aslinda kendileridir sagliksiz dusunen, yanlis ve pesin hukumlu, hatta patolojik yargilayan, davranan; yaptiklari da gurur kiricidir, ama onlar tam tersi, ben en superini yapiyorum, onlar da zaten bu kadarina layik, diye dusunur…</p><p>benden de bundan fazlasini beklemesinler; ben ozelim, seckinim, onlardan yuksegim, bana yakin olamazlar…</p><p>hatta yaptiklari o yuzeysel, kucuk seyleri bile buyuk lutuf gorurler, aslinda cok gurur kiricidirlar, ama sizofren bir sekilde sukran bile beklerler…</p><p>kafadan kontak olurlar, sadece kendi patolojik yargi dunyalari ile yasarlar, istediginiz kadar kendi gercekliginizi konusun, aktarin, anlayis bekleyin, onlar başkalarına karsi sadece kendi hasta yargi dunyasiyla hareket ederler..her zaman da yine patolojik bir sekilde kendilerini ustun, hakli, cok bilmis gormeye devam ederler, sevgi ve saygi duymazlar, narsisistlerle gercek sevgi ve saygiyi paylasamazsiniz..gercek de degillerdir, gercekci de degillerdir. Konustuklari seyler de kendi patolojik yorumlaridir, kendi nefret soylemidir, gercek bilgi degildir. Narsisistlik nefret soylemidir, onu bilin, cunku kendileri en once anneden, sonra da hayattan, diger insanlardan nefret ederler, en iclerindeki gizli sucluluk psikolojileri, asagilik kompleksi; nefret soylemini de narsisistler baslatir, kimse kimseye kendini kanitlamak zorunda degil, bir narsisiste kendinizi kanitlamak zorunda degilsiniz..</p><p>gercek bilgeler alcakgonullu olur; olgun basak boyunu eger.. gercekten verici olmak icin, iyilik icin yasarlar, bilmeden etmeden insan yargilamazlar, pesin hukumlu hareket etmezler, dinlerler, olcer, tartar bicer oyle hareket ederler, 5 duyu organlari da, sagduyulari da, sevgi ve saygilari da vardir, insancildirlar; narsisistler, olgun bile degildir, ergenliginden cikamamis, hatta 3 yas ergenliginden cikamamis karakterlerdir..</p><p>tasima su ile de degirmen donmez…</p><p>en buyuk suc da etrafindakilerinin onlara karsi tutumudur.</p><p>Cevrelerinden guc bulurlar.</p><p>Etraflarina ozellikle egolarini besleyecek, kendilerine guc kaynagi olabilecek, kendilerini yuksek hissettirecek, yine yuksek, seckin gordukleri insanlari toplamaya calisirlar, insan secerler.</p><p>Sectikleri insanlari da kendilerine materyal somuru kaynagi yaparlar; egosu icin, imaji icin, bi akilli kendini sandigindan, icten hesap planlari icin, bozuk psikolojisi icin, prim kasmak icin kullanirlar…</p><p>Insanlar da o verdikleri imaji ve cevrelerinin tutumunu gorunce herhalde bir bildikleri var, diye dusunur; narsisistler de toplumda boyle yol bulur..normalde bakirkoy’de zapt etmen gerek..</p><p>yildizinizi, psikolojinizi, enerjinizi, moralinizi somururler; tecavuzcu zihniyetleri vardir, hayatiniza tecavuz ederler; incir agaci egolari da, ne nerede duracagini bilir, ne de sizi dusunur…</p><p>surekli onlari beslemeye, yukarida tutmaya calisirsiniz.</p><p>hicbir seyi de begenmezler, memnun olmazlar; bunu da kendilerini ozel olmak olarak gorurler..</p><p>siz de bir zahmet bir narsisiste o degirmenin oyle donecegini dusundurtmeyin. tasidiginizla, somuruldugunuzle kalirsiniz..tuketirler..yarinsiz kalirsiniz..birakin, ben bu degirmeni ne guzel donduruyorum, diye dusundurtmeyi, o degirmeni dondurcek gercek irmagi, dereyi bile kuruturlar…</p><p>narsisistlik, patolojik guney dugumu psikolojisidir: seytanin psikolojisidir; mantar, mikrop, zehir zemberek beyinli olanlarin psikolojisidir… surungenler, somurgenler, uzayinizin karanlik, ayak tarafi olanlar..ayaklari bas etmeyin..kemiginizi iliginizi kuruturlar, gozleri de gormez, 5 duyu organlari ve sagduyulari, anlayislari yoktur, boyle yasanacagini sanacak kadar da akli melekeleri sakattir..</p><p>sadece harcamaya, tuketmeye yonelik yasarlar; ben su kaynagi, su pozisyonu elime gecireyim, ben biliyorum nasil harcanacagini, ben biliyorum gosterisi, ben biliyorum itibari falan, gostereyim herkese… buyuk dusunemezler, kucuk hesap kitapla, hasta yargi dunyasiyla hareket ederler..imaja yonelik hareket ederler.</p><p>Insanlik da, guzellik de, kalite de, icerden gelir, basari da kendi dunya isinizi emeginizle kazanarak gelir, gostererek, somurerek sahip olacaginiz seyler degil!</p><p>Narsisistler, degerden anlamayi bilmezler, hatta kafadan histerikce, yuzeysel sebeplerle, dogrudan degersiz gorurler, rezil davranirlar, sizi degersizlestirmeye calisirlar, sizi suclarlar, nefret soylemleri uzerinize kalir, sizi yipratir, psikolojiniz, enerjiniz, yildiziniz soner..</p><p>hatiralariniza, hayatlariniza salca olurlar, tepeden kurulup, kendi hasta beyinleriyle kullanmaya, ugrasmaya, yargilamaya kalkarlar; en guzel, tadinda, hatta oldugu kadar guzelligiyle yasanacak hatiralar, gunler, zamanlar bile onlarin patolojik yargi dunyasinin elinde, onlarin tacizinde, tecavuzunde kotu, travmatik, uzucu, insani icten ice kemiren, basini dusuren, acitan, yoran hatiralara doner.</p><p>Zaten oldugu kadar guzel gormeyi, oldugu kadar degerlendirmeyi, zamana birakmayi, zamanla yasayarak kazanmayi dusunemezler; hemen her sey tam da onlarin istedigi gibi olsun isterler.. tam da o an, onlarin istedigi gibi degilse, oldugu kadar guzel gormeyi, davranmayi bilmezler..</p><p>hayat, hem oldugu kadar yasandiginda tadindadir, hem de oldugu haliyle zamanla yasayarak, olgunlasarak kazanirsiniz..</p><p>narsisistler, olgunlasmaz, hep ergendir, hep bastan pesin hukumlu, onyargilidir, o onyargiyi da degistirmeye direnirler, hatalı olmayi kabul edemezler.</p><p>Cunku zaten narsisistlik, sucluluk psikolojisinden dogar, surekli de onu baskalarina yansitirlar..</p><p>onlar hatali, yanlis, kotu, curuk, cakik; ben en ustun, ozel, farkliyim, hakliyim, dogruyum…asagilik kompleksi meselesi yaparlar…</p><p>sucluluk psikolojisinde mukemmeliyetcilerdir, aynalara, imaja bagimliliklari bundan.</p><p>Her seyi projelestirirler, en ustun, mukemmel, suclanmayacak, elestirilcek yer birakmamak icin.. halbu ki kimsenin zaten gundemi o degildir, onlari yargilayan, onlarla ugrasan, mesele eden yoktur, hatta her zaman cevrelerinden maddi-manevi destek gorurler, yine de arabesk yaparlar…</p><p>onlar her seyi kisisellestirir ve kendi projelerine cevirir, kendi projesi gibi gormeye kalkar..</p><p>hem kendi kimliklerini hem butun hayatlarini, partner, pozisyon, is, arkadas, hatta cocuklarina kadar..</p><p>Yasattiklarinin da telafisi yok ne yazik ki! nasil bir yilan sizi sokarsa, panzehir diger disinde oldugu icin, sizi ayagina gitmeye mecburmus gibi bir kazanin icinde birakir, narsisistler de, siz onun lutfune mecburmus, onun onayina mecburmus gibi davranirlar..asagilayarak, nefret soylemi ile sizden uste cikmaya calisirlar..bu kadar psikopat hareket ettikleri halde de, kucuk gordukleri, yargiladiklari insanlar, onlari kral/kralice gibi goruyor/gorecek diye dusunurler..</p><p>psikopat yilan psikolojisindedirler; onlar cok biliyor ya, ben bu ani/hatirayi/olayi/arkadasligi/iliskiyi istersem yasatirim, ben onaylamazsam, ben begenmezsem yasayamasin, diye hareket ederler..</p><p>genelde de kendilerini yuksek tutmak icin, size o iyiligi, guzelligi yasatmazlar; zehir ederler, rezil ederler, hadleri olmadigi halde, o sey her neyse, kendiniz de olabilirsiniz, bir pozisyon ya da sosyal etkinlik de olabilir, onlarin maliymis da tepesinden bakmasi kalmis gibi davranirlar..kendilerine ait olmayan meselelerde bile, ortamin, insanin ustune cokup, sanki onlara kalmis gibi davranirlar..</p><p>ama kisi kendinden bilir isi..</p><p>birileri size bu kadar rezil davranmaya, hissettirmeye calisiyorsa, kendi aklidir rezil!</p><p>narsisistlerin goremedigi kotuluk, yaptiklarinin ilaci yok.. olanla olmuse care olmadigi icin, fiziginiz-zamaniniz-psikolojiniz-yildiziniz-hayatiniz bir kere bu zehir zemberek yilan yarasi gibi narsisistlerden yara aldi mi, herkese kaybettirirler..</p><p>deger yargilari sakattir..kendinizi kimseye kanitlamak zorunda degilsiniz, narsisistlere hic degil..</p><p>bunu, bugunu, bu ortami harcadim, siradaki gelsin; bunu kullandim, hatta begenmedim, siradaki gelsin..</p><p>tahta kurusu ornek olsun, bu tahtayi yedik bitirdik, siradaki gelsin; fayanstaki kufler ornek olsun, buradaki sulak alani somurduk, suyu kuruttuk, siradaki gelsin…</p><p>Narsisistlerin toksikligi, size nefes aldirmaz, nefesinizi, hayatinizi bogar.. tam kendinize gelecek gibi olursunuz, tam guzel bir seyler yapip basinizi kaldircak gibi olursunuz, tam detoks yapacak gibi olursunuz, idare etmeye calisirsiniz, bir darbe daha gelir, kendileri ne kadar asagilik kompleksinde yasiyorsa, sizi de o kadar asagi cekerler..ellerine gecirdiklerini dusunduklerini de birakmazlar, kedinin fare oynadigi gibi oynamaya kalkarlar. O kedi, seytan olan circe bu arada, fare de, yilan da kendi zehir zembereklikleri…</p><p>oyle bir insan kaynagi yok, oyle bir Venus yok, oyle bir hayat kaynagi yok, oyle bir zaman kaynagi yok, oyle bir psikoloji, fizik yok, her sey tastamam da bir onlarin harcamasi, yargilamasi kalsin, kaldi ki hakli ya da saglikli bile degiller..empati de yapamazlar, karsi tarafa ne yasattiklarini da dusunmezler, psikopattirlar..bitirirler..</p><p>yaratici, yapici, surdurulebilir degillerdir; olumcul, toksik, tuketici, yorucu, yipratici, kirici, yikici, bozucu somurgendirler..</p><p>nefret soylemleri de herkesi yalnizlastirir; insanlari hayattan, insandan, dunyadan, birbirinden nefret edecek hale getirirler, zaten hatiralariniz da zehir zemberek olur, her seyi de zehir zikkim ederler, arkasi da yok, yapici ve yaratici olmadiklari icin, yargilaya yargilaya harcarlar, arkasi da yok, bu arada verici, iyi insanlari da kaybedersiniz…</p><p>varsa kendilerine uyanlari da toplumdan, yasamaktan koparirlar; herkesi kendileri cok biliyormus gibi hasta yargi dunyalarina hizmet edecek kitleler haline getirmeye calisirlar.. isterse gundelik hayatta bir arkadasiniz ya da partneriniz olsun, guc kaynagi gorduklerini kendi nefret soylemine baglamaya calisirlar...ondan nefret, bundan nefret, bitersiniz, mutsuzluk, sevgisizlik, bencillik icinde yok olursunuz..hayatiniz kararir..</p><p>omurgasiz, surungen, guney dugumu psikolojisidir.</p><p>Guney dugumu zaten, akli dengesizlerin tarafidir, gocememislerin, karanlik, gerici, masum olmayan cahillerin tarafidir, sinek bocek beyinlerin tarafidir, histerik yilanlarin, olgun dusunemeyenlerin tarafidir, paranoyaklarin tarafidir..disleri de, akillari da zehir zemberektir, toksik, patolojiktir…</p><p>ha babam sirlar alemi’nden gelip, yer ustundekileri didik didik edip, hak ararlar, elimize firsat gecse de kullansak..butun uzay hak ustune. Guney dugumu de olsan..hak bulmaya calisirlar..</p><p>narsisistler ve kiskanclar da en kullanisli aptallardir.. narsisistleri gozunuzun onune getirin, kendilerini en dogru, ustun goruyorlar di’mi, tamam o sizofreniyi dusun simdi, cunku seytan’in, guney dugumu’nun en kullanisli aptallari onlardir.. kotulugu onlar yapar, guney dugumu de hak kazanir, seytan o yuzden narsisistlere yuru ya kulum der, onlar da kendini bir halt sanar..en once de iyileri harcarlar, seytan’in isine gelmiyor cunku…</p><p>Guney dugumu’nun aydinlik, zamani olan yildizlari yoktur cunku, panik icinde parazitlerdir, cokecek kaynak ararlar..ustune de seytan, en obsesif, sizofren, yargic olmak isteyen, en ahlak bekcisi olan, 40 satir’i isteyen, yargilayip, kullanmalik firsat arayandir..ben cok biliyorum, ben yonetecegim…</p><p>ayaklari bas ederseniz, doganiz, dunyaniz, toplumunuz, hayatiniz, uzayiniz dengesizlerin eline gecer, her seyiniz dengesiz olur. Kemiginiz iliginiz de kurur, suyunuz, tasiniz, topraginiz da..</p><p>narsisistlerle battikca batarsiniz, bataklik psikolojisi..</p><p>Surungen beyinler, surundururler; yildirirlar, obsesiflerdir, ya istedigine sistematik iskence eder, ya da onursuz koleleri olursunuz, kendi dunya programinizi da yasatmazlar, kendinizi yasayip da bahara, senlige, cennete kavusamazsiniz.. seytan 40 satir’i alirsa, hak ettiler diyecek, acimayacak da; koyun can derdinde, seytan kasap et derdinde o demek…</p><p>olup olup dirilirsiniz, dirilir dirilir olursunuz..yarin yasayacaginiz hayat icin, narsisitlerinize tesekkur edin..her koyun da kendi bacagindan asiliyor olacak, diyemeyeceksiniz, ben suna uydum…</p><p>fizige de sirk kosamazsiniz..aklin onuru, havanin onuru, topragin, rahmin onuru, Venus, coban yildizi Hidir-Ellez, kuzey dugumu, aydinlik yildizlar, Allah, narsisistlerin enayi usagi degil..her seyden ote sizin elinizde aci cekecegini bile bile bu kadar toksik, patolojik, sadist, dusuncesiz, kalpsiz, sevgisiz, saygisiz dunyalara hayat veremezler..</p><p>sudur hayat..su damlasidir hayat tasiyan.. bahar yagmurlaridir hayat, sevgi, iyilik, sifa notlarini yagdiran..sizin elinizde aci cekecegini bile bile o hayatlari bu dunyaya veremezler..seytan’in 40 satir’i kazanir, narsisistlerin asagilik kompleksi kazanir..</p><p>ee, narsisist ruh hastalari icin mi cehennemi yasayacaksiniz?</p>]]></content:encoded></item><item><title><![CDATA[Yanlış İnsanlar Üzerine]]></title><description><![CDATA[<p>Derunumda çok şey var…bir yandan mesleğim, ailem, müziğim, röprodüksiyonlarım, illüstrasyonlarım, kitaplarım, fotoğraflarım, kendi el işçiliği mobilyalarım, diy eşyalarım, tariflerim… 6 yıldır hastalık yüzünden yaşayamadığım her şey, hayata dair bütün emeklerim; diğer yandan, yıllardır, benim bile seçimim, karakterim olmayan, maruz kaldığım bütün kötülükler...</p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/02/IMG_4223.jpeg" width="3024" height="4032"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/02/IMG_9270-1.jpeg" width="2517" height="2027"></div></div></div></figure><p>doğduğumdan beri üretici, yaratıcı, yapıcı, okur, yazar,</p>]]></description><link>https://www.neptunianclouds.com/2026/02/26/yanlis-insanlar-uzerine/</link><guid isPermaLink="false">699f45eb9d07f1000133ef1f</guid><category><![CDATA[The Earth]]></category><dc:creator><![CDATA[Neptunian Clouds]]></dc:creator><pubDate>Thu, 26 Feb 2026 11:52:56 GMT</pubDate><media:content url="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/02/IMG_7049-1.jpeg" medium="image"/><content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/02/IMG_7049-1.jpeg" alt="Yanlış İnsanlar Üzerine"><p>Derunumda çok şey var…bir yandan mesleğim, ailem, müziğim, röprodüksiyonlarım, illüstrasyonlarım, kitaplarım, fotoğraflarım, kendi el işçiliği mobilyalarım, diy eşyalarım, tariflerim… 6 yıldır hastalık yüzünden yaşayamadığım her şey, hayata dair bütün emeklerim; diğer yandan, yıllardır, benim bile seçimim, karakterim olmayan, maruz kaldığım bütün kötülükler...</p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/02/IMG_4223.jpeg" width="3024" height="4032" alt="Yanlış İnsanlar Üzerine"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/02/IMG_9270-1.jpeg" width="2517" height="2027" alt="Yanlış İnsanlar Üzerine"></div></div></div></figure><p>doğduğumdan beri üretici, yaratıcı, yapıcı, okur, yazar, her günü illa ki akıl, kültür, sanat içinde, felsefeden fene bir şeylerle meşgul olarak yaşamaya, hep kendini yetiştirmeye adanmış bir insandım..</p><p>daha 1 yaşındaydım diş buğdayında sol elimle kalemi tuttuğumda, solak çocuktum. Bebeklikten resme yatkın olduğumu görüyorlar, dayım İstanbul’da isim yapmış ressamlardan biriydi, Ankara’ya benim için özel resim malzemeleri getirirdi. Lisede resim atölyesindeydim, sanat tarihi üzerine, yağlı boya üzerine çalışırdık, her yıl Çankaya’da sanat galerilerinde sergiler açardık. Felsefe ve tarih üzerine çalışmalar yapardık; makalelerimle, incelemelerimle sempozyumlarda, konuşmalarda yer alırdım. Her zaman da derece öğrenciydim. İTÜ Mimarlık okuduysam arkasında çok büyük bir manevi anlam vardı.</p><p>Babam yazmama bile izin vermemişti, yüksek iyi bir puanım vardı, puanımı başka bölümlerde kullanmam için ısrar ediyordu, Taşkışla uğruna günlerce baba dayağı bile yedim…</p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/02/IMG_7602.jpeg" width="3024" height="4032" alt="Yanlış İnsanlar Üzerine"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/02/IMG_1332.jpeg" width="3920" height="3024" alt="Yanlış İnsanlar Üzerine"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/02/IMG_0063.jpeg" width="2457" height="3565" alt="Yanlış İnsanlar Üzerine"></div></div></div></figure><p>Hayat şartlarına rağmen İTÜ’yü de hiçbir zaman boş okumadım. kendi başarımla Avrupa’da, Japonya’da, İngiltere’de uluslararası stajlar yaptım. Kendi ayaklarım üzerinde durmak için, garsonluk yaparak okuduğum halde, liseden beri TEGV’de eğitim gönüllüsüydüm, onu bile yaz kış, yıllarca sürdürdüm.</p><p>Üniversitede kulüp çalışmaları harici, mimari fikir yarışmalarına katılırdık, ödüllerim bile vardı.</p><p>İstanbul ve Türkiye için ne zaman bir toplumsal ve mimari mücadele gerekse, her zaman parçası olurdum. Bütün sosyal hayatin içinde, toplumun içinde, toplumun yaşantısı için çalıştığınız bir bölüm..bu yüzden bu kadar okumak istedim zaten..</p><p>Her zaman da kültür sanat aktivitelerinin içinde oldum, birçok zaman, birinci elden üretici, yaratıcı, paylaşımcı zaten kendim olarak.</p><p>kendimi eğitmek için, yetiştirmek için, faydalı olmak için, çözüm üreten birey olmak için, üstüne de kendinin cumhuriyeti bir insan olmak için, didindim durdum, hayattan anladığım bu..</p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/02/IMG_0517.jpeg" width="6016" height="4012" alt="Yanlış İnsanlar Üzerine"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/02/IMG_7330.jpeg" width="6016" height="4012" alt="Yanlış İnsanlar Üzerine"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/02/book-review-antigone-on-your-knee.jpeg" width="871" height="558" alt="Yanlış İnsanlar Üzerine"></div></div></div></figure><p>Londra’ya geldiysem, Türkiye’de yaşadığım olumsuzluklardan, şiddetten, sömürüden, art niyetten, artık dayanamadığım acı hatıralardan sıyrılıp, bir umut için, bedenimi, psikolojimi korumak, akıl gücümü, her şeyim olan mimarlığımı, yaşayabileceksem bir hayati, yazgımı yaşayabilmek için geldim…bir anka kuşu’nun küllerini taşımıştım…</p><p>Hayatımda ilk kez, az da olsa kendime geliyordum, taşları yerine koymaya çalışıyordum..</p><p>6 yıldır hücre hapsinden beter bir yasam mücadelesinin içindeyim. Cehennem içindeyim..</p><p>Yaşadıklarım, yaşamaya mecbur bırakılan seyler, bu haldeyken bile birilerinin benim için iyileştirecek bir şeyler yapması yerine, daha hala muamele etmeye devam etmek istemesi, benim de bu muameleleri hak ediyormuşum pozisyonuna düşürülmek istenmem, hayatıma, onuruma, psikolojime artık psikopatlığa girecek boyutta böyle gözetilmiş saygısızlıklar, art niyetler, çok ağır geliyor…</p><p>kazayı vermeleri bile şeytanlığın arşıyken, yıllara yayılmış bir şekilde maruz bırakıldığım psikoloji, bu kadar seviyesiz insanlardan, bu kadar ağır katliama uğramış olmak, o zehir zemberek zihniyetlerine, egolarına böyle maruz kalmış olmak çok ağır geliyor…</p><p>bir gün iyileşirsem, onları çok büyük maddi-manevi davalar bekliyor olacak, daha da hala kendilerini bir halt sanmalarından geçilmiyor..</p><p>kimse de size benim kadar sabretmiş, olgunluk göstermiş, kredi tanımış olamaz..</p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/02/IMG_0981.jpeg" width="2268" height="4032" alt="Yanlış İnsanlar Üzerine"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/02/D0D46C27-C72E-4B44-AFFA-DEF0012F139D.jpeg" width="2224" height="1935" alt="Yanlış İnsanlar Üzerine"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/02/IMG_0188-1.jpeg" width="5800" height="4012" alt="Yanlış İnsanlar Üzerine"></div></div></div></figure><p>6 yıldır bırakın günü zor çıkarmayı, yeri geliyor bazen saatleri kurtarmaya çalışıyoruz, öğleni çıkar, akşamı sonra düşünürüz..</p><p>100/100 engelli hale geldim, bu metni bile her gün birkaç kelimelik konuşma limitiyle haftalara yayılmış bir şekilde ancak çıkarabiliyorum..</p><p>bunları anlatması da hiç kolay değil, büyük bir psikolojik zorlukla paylaşıyorum..</p><p>7/24 canlı canlı yanan bir beyni ve bedeni yaşamaya yatıp, kalkıyorum; başımın 50 ayrı yerinde, 50 ayrı ağrıyla…</p><p>magmaya dönmüş bir bedenle dünya savaşı veriyorum…</p><p>3 saat bir tane migren atağına bile dayanamazsınız, ben 7/24, 2200 günden bahsediyorum..</p><p>hastalık zaten bu kadar acı olmasa, az da olsa bir gündelik hayatim olsa, bir tedavi rejimim olsa, ben bunları konuşmayım bile..</p><p>Öldüm zaten, neye bu kadar direndiğimi bile bilmeden dayandığım için bugünü görüyoruz; vazgeçmediğimden de değil, mecbur kaldığım için..</p><p>patojenlerin sayısı da, ayni anda yaşadığım toksikliğin boyutu da çok fazla..</p><p>sadece covid değerim bile kazayı kapalı 2200 gün olmuş, bir bedenin tolere edebileceği üst değer 0.8’ken, benimki 2500!</p><p>O değer, 10 bile olsa ciddi hastasınız demek, benimki 2500!</p><p>Buna bile dayanmanız mümkün değil; kolay ölümden de beter, komadan da beter, hücre hapsinden de beter, bir dehşet içindesin..</p><p>daha covid sonrası gelişen diğer hastalıklar var..</p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/02/IMG_0141.jpeg" width="2268" height="4032" alt="Yanlış İnsanlar Üzerine"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/02/IMG_0145.jpeg" width="2268" height="4032" alt="Yanlış İnsanlar Üzerine"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/02/IMG_9818.jpeg" width="6016" height="4012" alt="Yanlış İnsanlar Üzerine"></div></div></div></figure><p>Ben, hayatımda, fotoğraflarda gördüğünüz hatıralarım da dahil, hiçbir zaman yaptığım ve başardığım şeyleri, materyal sebeplerden ötürü yapan biri olmadım; bunlar böyle olduğunuz için, kendinizi yasamak için, hatta hayatınızdaki bütün olumsuzluklara rağmen yasamaya çalıştığınız için, yaşadığınız şeyler…</p><p>( hiçbir zaman da aklımda, niyetimde, eylemimde, karakterimde olmayan şeylerin, birilerinin hasta beyni, hasta ağzı öyle buyuruyor diye bu kadar haksızlığına uğramayı hak etmedim..ben bu saçmalığı, kötülüğü, bu yanlışlığı Türkiye’de göreceğim kadar gördüm zaten, Londra’ya geldiysem, tam da birilerinin böyle sakat zihinlerine maruz kalmamak içindi..çünkü siz değilsiniz! kimse de kendisinin bambaşka yazgısı, değerleri varken, başkalarının çarpık, hasta yargı dünyaları öyle buyuruyor diye kendinden olmamalı…)</p><p>ne İTÜ’yü birileriyle uğraş, yarış olsun diye, ne maaşı, geliri, harcamayı, görüntüyü, materyal sebepleri düşünerek okudum, ne hobilerimin, ne de Ankara’daki yetişmişliğimin, başarılarımın böyle saçmalıklarla ilgisi var. Başkalarıyla da alakam yok! Ben başkalarının düşündüğü gibi de değilim,  kafasından uydurduğu da hiç değilim!</p><p>Hayatı, hırs içinde, güç, gösteriş arzusu içinde, kıskançlık içinde, illa siz üstün bilmem ne olun, aşağılık kompleksi içinde kudurun, tüketim yarıştırın, bir halt sandığınız şeyleri dayatın, rastgele insan yargılayın, böyle şeyler için, bunun için yaşayamazsınız zaten!</p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/02/IMG_8389.jpeg" width="2268" height="4032" alt="Yanlış İnsanlar Üzerine"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/02/IMG_8352.jpeg" width="2268" height="4032" alt="Yanlış İnsanlar Üzerine"></div></div></div></figure><p>Benim elimden bütün hayatimi alan, korunayım da, kendimi yaşayayım diye açtığım Londra sayfasını zehir eden insanlar, böyle insanlar…</p><p>ikiyüzlü, bi akıllı kendini sanan, içten pazarlıklı, karanlık, kurnazlık ve kurulmaktan başka kafası bir şeye çalışmayan, boş ahkam kesen, tutarsız, sürekli birileriyle yarışan, uğraşan, hatta en çok da Londra’da meslek hayatının olmasını başarmış kadınları hedef alan, hırstan, aşağılık kompleksinden delirmiş, kıskanç, diplomaları bile baba parasıyla, koca parasıyla zorlama özel okul zırvası olan, ne okurken, ne bugün, hayatta hiçbir zaman topluma, dünyaya bir emeği olmamış, sıpsığ, psikopatlık derecesinde de bencil, düşüncesiz ve saygısız insanlar..</p><p>en tehlikelisi de, sürekli kendileri saldırgan, katleden, kırıcı, yıpratıcı, taciz, art niyet gözeten tarafken, en önce etrafındaki bilendiği kadınlara karşı olmak üzere, kurban-katil denkleminde, birileri üzerinden dengesizce kendilerini kurbanlaştırmaya çalışmaları; akli dengesizce, ben özelim, ben farklıyım derken, bir yandan da kurbanın oynanması…</p><p>benim hiçbir zaman malzemesi olmayı kabul etmeyeceğim bir akıl, kurban-katil patolojisi…</p><p>bu dengesizlik, yüce duyguların insanı olmak değil!</p><p>bu hayatta en son kabul edeceğim şeylerden biri de budur zaten, birilerinin bu kadar hasta, sakat zihniyetlerine, egolarına bu şekilde malzeme olmak istenmek..</p><p>bir diğeri de birilerinin hadsize sizi bu kadar küçük, enayi görebileceğini düşünmesi…</p><p>dengesiz ve seviyesiz bir şekilde, ya küçük görülmek, ezip geçilmek isteniyorsunuz, ya da histerikçe, iki yüzlü, sizi bile ilgilendirmeyen bir kıskançlık karşınıza çıkıyor..</p><p>ben Londra’ya bunları yaşamaya gelmedim!</p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/02/IMG_0944.jpeg" width="3024" height="4032" alt="Yanlış İnsanlar Üzerine"></div><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/02/IMG_0277.jpeg" width="4032" height="2268" alt="Yanlış İnsanlar Üzerine"></div></div></div></figure><p>Ne iyi günümde, ne de ölüm döşeği günümde, birilerinin hasta egosu öyle buyuruyor diye, kondisyonum daha da zarar görerek, laf ebeliği, ağız dalaşı yapacak insan değilim..</p><p>ben bu insanlardan değilim!</p><p>Ne Londra’dayım diye, ne mimarim diye, ne Harun’la evliyim diye, ne kadınım diye, ben bu insanlardan değilim…</p><p>ne uğraşabilirler, ne yarışabilirler, ne kıskanabilirler, ne geçilmelik bir şey, ne ortak noktamız var..</p><p>O laf ebeliği, daha hala bu kadar ağır hasta edilmiş bedenin üstüne kurulmak istenmesi, o karaktersiz uğraşlar, tacizler, ezmek arzusu, artık gerçekten psikopatlıktır da!</p><p>hele ki bir insana ölebilirim, de dediyseniz…ne kadar zor bir yaşam mücadelesi verdiğinizi, tedavi bile bulamadığınızı net olarak aktardıysanız…</p><p>Bu dünyada yeterince saçmalık yaşadım sanıyorsanız..</p><p>Bu insanlar da çok emin bu dünya böyle dönüyor, onlar da ne güzel böyle yaşıyor, her şey de keyiflerine…</p><p>söylenecek söz kalmıyor, ahretlikleri bile yok..</p><p>Bu kazayı böyle yaşamama sebep olanların, bütün hayatımı, onurumu, psikolojimi, özlük haklarımı katledenlerin, hakkıma böyle girmiş olanların, yaşarsam beni kalan ömrümde onların kötülüklerinin acısıyla yaşamaya mecbur bırakanların, ahretlikleri bile yok..</p><p>iyileşemezsem, Hak da, ahiret kapısı da, hakkimi helal etmediklerimi biliyor..</p><p>Ben bu insanlardan değilim, böyle bir hayat için de bu dünyaya gelmedim..</p><figure class="kg-card kg-gallery-card kg-width-wide"><div class="kg-gallery-container"><div class="kg-gallery-row"><div class="kg-gallery-image"><img src="https://www.neptunianclouds.com/content/images/2026/02/IMG_1748.jpeg" width="1247" height="2222" alt="Yanlış İnsanlar Üzerine"></div></div></div></figure>]]></content:encoded></item></channel></rss>