

Biraz size Çoban-Hermes'in de annesi ve teyzeleri olan, Atlas'ın kızları Boğa Takım Yıldızı'ndan bahsedeyim dedim..
Boğa, Çoban Yıldızı’nın, aydınlık uzayın ve Venüs’ün onurları olan yıldızlardan ve aile soylarından birisidir..
( Kadınlar Venüs'ten diye düşünürseniz, uzayı, antik tarihi ve karakterleri anlamanız daha kolaylaşır, Venüs'ü geniş bir çatı olarak ele alıyorum, yoksa ayrıca birçok tarihi karakterin uzaydaki yeri ve temsil ettiği yıldız ve gezegenler farklıdır..)
Boğa kadınları, Iapetus'un torunları, Atlas'ın kızlarıdır..


Iapetus, 'Ölümlülüğün Tanrısı' olarak da geçer, Antik Yunan'da 'kosmos'u ayakta tutan 4 sütundan, batı sütununu temsil eder, ve yaşam ile öteki taraf arasındaki sınırları ve sınırda yaşayanları..
Öteki tarafı, genelde en batıda bir yer olarak tarif ederler, hani güneş oradan battığı için; orayı, karanlıkta, gecede, ışık olmayan yerde yaşanan yer ve olaylar olarak düşünürler; kendilerini Olympia'da merkeze koyarlar..
Hatta bir de Günbatımı ve Gece Perileri'nin kullandığı gizemli bir bahçeleri vardır, bahçenin perilerine Hesperides dendiği için sonradan bahçenin adı da Hesperide'lerin Bahçesi olmuştur..
Bahçenin perilerinin kimisi Gecenin Tanrıçası Nyx'in, kimisi Iapetus'un oğlu Atlas'ın kızları olan perilerdir..
Bahçenin başını 100-başlı-Ejderha Ladon'un beklediği söylenir..
Bahçenin en büyük zenginliğinin, güç ve hayat kaynağının ve hatta sürdürülebilirlik kaynağının, Dünya-Anne-Gaea'dan Tanrıça Hera'ya hediye edilmiş Altın Elma Ağaçları olduğu söylenir; Hera o altın elmalardan yedikçe gücünü ve devamlılığını koruyacaktır..
Baba Iapetus'un Titanlar Savaşı'nda Zeus tarafından dönemin Azkaban'ı diyeceğim Tartarus'un karanlık dehlizlerinde cezalandırıldığı söylenir..
Iapetus'un meşhur 4 oğlu vardır; onların baba, oğul, hayat hikayelerini değerlendirme şekliniz size bu yeryüzündeki en büyük bilgelikleri de verebilir, ya da onların düştükleri gafletleri ve delaletleri anlamazsanız, sizler de 'ölüm' karşısında onlar gibi birer 'kaybeden' olabilirsiniz...
Temsil ettikleri değerler, mesela öngörülü ve düşünceli hareket etmek, ama öngörüyü rahatsız edecek şekilde dile getirmek, ya da ne bileyim ahmaklık edip vakti zamanında düşünememek ve iş işten geçtikten sonra farkına varmak, ya da fazla cüretkar hareket edip, kibir ve küstahlık göstermek gibi..
Atlas da oğullarından birisi olarak, Titanlar Savaşı'nda Zeus'un elinden kurtulamayanlardan bir diğeri olur ve Zeus tarafından GÖĞÜ sırtlamakla cezalandırılır :/
( Ben burada derinlerden bir yerlerden gelip, dedesi Uranüs'ün hiçbirimizin bilmediği bir fizik içerisinde torununun elinden tutmuş olabileceğini de düşünüyorum, şu uzaydan az buçuk anlıyorsam şahsi yorumumdur ), eski rivayetler ama, rivayete göre Atlas o göğü sırtlama yalnızlığında, yalnız mücadelenin, seb'at'ın, dirayetin temsili olur; doğasından uzayına anlayan, yorumlayan bir filozofa dönmenin temsili olur..Öngörüleri ve özellikle de gök ve yıldızlar üzerine yorumlarıyla rehberlik etmeye devam eder, yani adam o cezadan peygamberlik çıkarmıştır da diyebiliriz..
Bir diğer rivayete göreyse, Perseus, Medusa'nın göreni-taşa çeviren-başını aldıktan sonra, Atlas'ı da dağa, taşa çevirmiştir; çünkü Atlas'ın ağzı durmaz, kehaneti görür, "bu velet bizim kutsal bahçemiz Hesperide'lerin Bahçesi'nden altın elma çalacak, bir şey yapın" der, Perseus'un da önüne çıkılmasına sinirlendiği ve Atlas'ı Medusa'nın başını kullanarak dağa çevirdiği söylenir..Perseus çünkü yanlış anlamadıysam o elmayı kendisi için değil, zorlu " bize Medusa'nın başını al gel" görevinde ona güç, kuvvet versin diye istiyordur..
Atlas'ın dönüşen Titan bedeninin bir yandan dağın fiziğini oluşturduğu, diğer yandan tüylerinin de mesela orman olarak şekillendiği rivayet edilir..
Bu arada bu tarihi olayı da bazı romantik tarihçiler ve ozanlar, Perseus'un Atlas'ı cezalandırması olarak değil, tam tersi onu bir başına göğü sırtlamak cezasından özgürleştirmesi olarak yorumlar..Çünkü yine antik rivayete göre Titanlar ölemez, onların kaderinde ölebilmek yoktur, ama dönüşebilirler.. Atlas da göğü sırtından bıraktı, böyle bir dağa, taşa dönüştü, yaşamını öyle sürdürdü denir..
Ben sadece Atlas meselesinin değil, dilimizde genel olarak birçok dağlı, taşlı atasözü ve deyişin, İapetus ve oğullarından geldiğini düşünüyorum..
"Dağ fare doğurmuş" deriz mesela, bunu Kardelen Persephone'un hikayesini anlattığım başlıkta da paylaşmıştım ( linkten okuyabilirsiniz ), o deyişteki farenin Hades'in eline düştükten sonra Hades'in Öküz'lüğünü yapma işine soyunmuş Iapetus'un oğlu Menoetius'tan geldiğini düşünüyorum mesela; Öküz felaket tellalıdır, kibirlidir ve aşağılık kompleksi yaşıyordur; bunun beynini Ubermatenga'da doldurup doldurup, "şöyle kaza ver, şöyle karar çıkar" üzerinize salıyorlar..
Atlas'ın kızlarına gelecek olursak, anne de bir nymph/peri olan Aethra'nın 7'şer, 3'er, 5'şer dünyaya getirdiği bir yığın perilerdir..
Atlas'ın eşi olarak başka bir su perisinin adı geçer Pleione diye, ama ben Aethra'yı bizim dilimizde Hıdırellez, Hıdır olarak geçtiği için özellikle seçtim..Antik dilde Aethra, Aether, Eter, Eder, Itır, Hıdır, Hızır gibi ses heceleri ışığı, yıldızları, aydınlık gökyüzünü, yardımsever olmayı ve teri de, dereleri de, suyu da temsil eder..
Boğa Takım Yıldızı, sistemdeki en belirgin, aydınlık, verici ve düşünceli yıldız takımlarından birisidir.
Atlas'ın kızları, sıra dağların, tepeli coğrafyaların ve yağmurun ve Hesperide Bahçesi'nin perileridir:
-Boğa Takım Yıldızı'nı ve sıra dağların perilerini işaret eden 7 kızkardeş:
-Öncelikle, en büyük ve en güzel olduğu söylenen kız kardeşleri Maia'dır; Mayıs'ın adının da Maia Anne'den geldiği söylenir ve Zeus'un eşlerinden birisi olarak, Çoban Tanrı-Hermes'in de annesidir..( linkten Hermes üzerine yazdığım kısa notu okuyabilirsiniz )
Diğer 6 kız kardeş: Electra, Taygete, Alycone, Celaeone, Sterope, Merope (bu Merope ölümlü Sisifos ile evlenir mesela ve olay olur :) )
Hermes'in annesinin de içinde bulunduğu bu 7 kızkardeşin derin bir yası vardır, bir canavar tarafından kaybettikleri küçük kardeşleri Hyas, yaşamın ve anaçlığın Venüs'leriyken bir anda kendilerini yasa ve ölüme adamalarına sebep olduğu söylenir, ölenle ölmüşlerdir kısacası..Hikayelerini kutsal Yeşilçam'da Yıldıztepe film uyarlamalarında görebilirsiniz..
Atlas'ın diğer kızları:
-Hesperide Bahçesi'nin perileri, kutsal yaşam bahçesini gözetirler
-Hyade Perileri, onların yağmur perileri de olduğu söylenir ve ben onların yağmurlarının 'Hayat, Şifa, Sevgi, İyilik Notları' taşıyan bahar yağmurları olduğunu düşünüyorum..Çünkü her hayat bir su damlasıdır..Bunu Mevlana size söylemiştir: "sen okyanusta bir damla değilsin, bir damlanın içinde okyanussun"..Bu hem programlarınızla/kitabınızla dünyaya geldiğinizi, içinizdeki zenginliği ve bütün-bilinci taşıdığınızı temsil eder, hem de her su damlasının bir hayat/varlık olduğunu..İsterse en küçücük virüs hücresi olsun, içinde bütün uzayı ve programını taşıyordur..
-Calypso..Odysseus'la kendi adasında 7 yıl aşk, meşk eylediği, en nihayetinde artık Athena'nın bile durumdan rahatsız olup, "sen artık şu adamı bir sal istersen" diye Odyssus'u adadan çıkardığı söylenir :)
Maia ve kız kardeşlerinin yaşadıkları coğrafya Antik Yunan'da başka yerlerde resmedilse de, bana sıra dağların ve dağlı coğrafyaların perileri oldukları için, coğrafyamızdaki Toroslar'ı, 7tepe İstanbul'u, hikayesi zaten Electra'nın oğlu Dardanus'tan gelen Troya'yı, Balkanlar'ı, Çingeneler Zamanı'nda yaşanılanları, 40 pınarlı, bol çağlayanlı doğal güzellikleri de anımsatır..
M harfinin de psikolojisinden anlayın, çocukken bile sizden bir resim yapmanız istense hemen M şeklinde sıra dağlar çizersiniz, M şeklinde kuşlar, kanatlılar yaparsınız, hatta bir de o sıra dağların arasından süzüle süzüle bir ırmak da gelir..İngilizler anneye bile Mum derken, onun da gerçekten Maia Anne'den Pleiade kız kardeşlerden geldiği söylenir, bizse çok entrasan yaktığımız mum'a mum diyoruz ve hatta "yalancının mumu yatsıya kadar yanar"..
Eskiden tarihe ve gökyüzüne daha yakındınız, yeryüzünde bir olay olduğunda anında uzayda, gökyüzünde karşılığını ve nasıl bir etkiye sebep olduğunu görebiliyordunuz, bir yandan yaşayarak tarihi de yazıyor ve şekillendiriyorlardı çünkü..İlk atalar ve türler, göğe bakması gerektiğini, göğü okumayı, astronomiyi, matematiği, geometriyi, fiziği böyle öğrendi zaten; size hem gökler yardım etti, hem de uzay sizin seçimlerinizle yol aldı..
Mum kelimesinin içindeki iki M harfini devcileyin 2 büyük yaratıcı güç ve size kol kanat gerecek olanlar olarak görürseniz, ortasındaki U harfi de göğü, yukarıyı, uzayı ve doğal olarak aydınlığı ve yıldızlar alemini sembolize eder..
Mum bizim için sadece bir aydınlatma aracı değildir, göklerdeki yıldızlarımızla ve ışığımızla olan bağımızı da sembolize eden bir kelimedir..
Hayat veren, anaç ve kız kardeş Venüs kadınları da Mum Kokulu Kadınlardır..
( ben Sırlar Alemi'ne Dünya'nın altındaki Öküz, karanlık, hayat alan, kaza ve ölüm veren Venüs, Dark V, Ubermatenga diyorum; nasıl Atlas 'göğü' sırtlamış, kardeşi Menoetius olanı da Dünya'nın altına koymuşlar, sırtına 'ölüm notlarını' vermişler, programları sizden 'götür'mek üzerinedir; fiziği, uzayı gözünüzde böyle canlandırırsanız notlarımı anlaması daha kolay olacaktır; bu karanlığın karşısındaysa, size hayat olasılıklarınız için fizik sağlayan aydınlık ve verici yıldızlarla, gezegenlerin aydınlık yüzleri vardır; aydınlık Venüs, Çoban Yıldızı, Ay, Phoebe Ana, Theia Ana'dan kalanlar, anaç Jupiter'in aydınlık tarafı, tavşanlar, Uranüs, aydınlık Merkür, Neptüne, diğer aydınlık ve koruyucu takım yıldızları, bilgeler, peygamberler, Allah Baba, 'yukarı'sı yani..gibi gibi..Onları Aydınlık Kuzey Düğümü ve Karanlık Güney Düğümü olarak ikiye ayırırsanız:
-aydınlık taraf, hem verici ve koruyucudur, hem de varsa kendi yaşadığı acılar ve kötü tecrübeler başkası yaşamasın ister, sürdürülebilirliği sağlıklı psikolojiler ve akıllarla gözetir;
-karanlık tarafsa, önyargılıdır, peşin hükümlüdür, ahlak bekçisidir, kara cahildir, yıldızları da karanlık ve zayıf olduğu için acelecidirler, vakitleri dardır, matematikleri de küçük hesap kitap üzerinedir, büyük ve olgun düşünemezler; yaratıcı ve verici olabilmek zaten başta yıldızlarından dolayı, fiziken mümkün değildir; kartlarını düşürmeye, kaybettirmeye, aşağılık kompleksine, kısır döngü tuzaklara oynarlar; çalmak, çırpmak, götürmek, sömürmek, yıpratmak ve intikam almak üzerine oynarlar..
Yani aydınlık olanlar gibi "ben yandım başkası yanmasın" demezler; tam tersi, "niye bir tek ben yanıyorum, herkes yansın" isterler; zayıftırlar, kindardırlar ve korkular, anksiyeteler içerisindedirler..Size de onu yaşatırlar..Fiziken sürdürülebilirlikleri olmadığı halde de, yine de ölümsüzlük, yani ayaklar baş olsun isterler..Yargı dünyaları hasta ve çarpıktır.. )


Atlas'ın kızları çok duygusal ve empatik kadınlardır..Yeryüzünde yaşanan birçok olayı duyumsar ve çare olmak isterler, yeryüzünün 'dadısı' gibilerdir..Yaşam için kol, kanat gererler..
Venüs de sadece rahmin, kadınlığın ya da yaratıcılığın değil, şifanın ve AKLIN da onurudur..Anne sütünüzdür, anne şefkatinizdir..


Venüs ışıktır, sudur, anaçtır, dadıdır, yardımseverdir, ama ‘enayi uşağınız’ da değillerdir, aklın da onurudur..
Bugün bir dilek dilemek istiyorsanız, öncelikle Venüs’ün manevi değerlerine hitap etmesi gerektiğini bilin..Enayi uşaklarınızmış gibi maddi-materyal şeyler değil de, Venüs’ün kalemi olan alanlardan bir şeyler dileyebileceğinizi bilin ve dilerken Venüs’ü onure edecek bir katkı da sağlayarak yapmanız gerektiğini bilin...Yani yok öyle yağma anam babam :/
O zaman neleri dilemek hem makbuldür, hem de gerçekleşmesi daha yüksek ihtimaldir:
-Önce o gül fidanını kendiniz dikin mesela ve bakımını da gözetmeyi bilin..Doğanızda size kutsal gül bırakılmış olması ve sürdürülebilirliği için ihtiyacı olan merhamet size bir şey söylüyor..
-Anneliğin onurlarıdır, annelik üzerine dilekler
-Kadınsanız, kadın sağlığı üzerine dilekler
-Kadınsanız, doğum, çocuk sağlığı ve çocuklarınız üzerine dilekler
-Annelerinizle sorunlarınız varsa, iyileşmesi üzerine dilekler
-Yasa girmenize sebep olmuş hayati kayıplarınız varsa iyileşmesi üzerine dilekler
-Aşk, sevgi ve şefkat bulmak üzerine dilekler
-Ailenizin huzuru ve dirliği üzerine dilekler
-hem 7 kız kardeşlerdir, hem kardeşliğin onurlarıdır; kızkardeşlik, kardeşlik, barış, huzur ve sevgi üzerine dilekler
-Genel olarak şifa üzerine dilekler..Mümkünse Hacı Bektaşi Veli’yi de ziyaret edip, onure edin, bağış yapın..
Mümkünse ‘söğüt ağacı’ altında sallanın..
O zaman burada Söğüt Ağacı'na bir parantez açalım:
Söğüt Ağacı, yeraltının ve Ay'ın ve kahinliğin sembolü ağaçlardan birisidir..
Yaşamla ölüm arasındaki en kritik ağaçlardan biri odur, Zeytin gibi bir diğer Persephone/Kardelen Ağacı'dır..Hades Evi'ndekilerin, yani Ubermatenga'nın, Sırlar Alemi'nin, Al Karısı/Hecate ve Medusa/Circe gibilerin bile haset, fesat işlerinde faydalandığı ağaçlardan birisidir..Sırlar Alemi'nin kapısı, yani sınır, bu ağaçtan başlar desek yeridir..
Hıdırellez'de altında sallanın ki yeni baharda Ubermatenga'dan gelecek bütün hastalıklar, sıkıntılar sizden uzak olsun, geldiği gibi gitsinler..
"Kurt kocayınca köpeğin maskarası olur" da buradan gelir:
Kurt, Phoebe Ana'dır, Ay Anne'lerden birisidir, Kahinliğin Tanrıçasıdır, onun Oz büyücüğü ile torunu Al Karısı/Hecate'ın cadılıkları aynı şey değildir..
Kurt, Phoebe Ana ise, torunu Hecate bu deyişteki köpektir..
Phoebe Ana ve Medusa'nın ( Hecate'ın Ubermatenga'da, yeraltında, Sırlar Alemi'nde yancısı, Şeytan) arasında yaşanılanları narsisistlik eleştirisinde bulunduğum bu metinde de anlattım: Bir de Andromeda'dan Dinleyin..
Harry Potter'da Slughorn Horace nasıl bir zaaflıkta bulunur ve Voldemort'a hortkuluk meselesini açık eder, Phoebe Ana'nın da Medusa tarafından namus, arılık namına diyerek bir punduna getirilip, gözlerini bakanı taşa çevirecek ve kafasını güya loğusada ölmemek için 40 haramiye karşı 40 yılanla donatacak, yani kendisini kafada 40 tilki Hecate/Al Karısı gibi bilmem kaç kişiliğe bölecek büyü fikrini ondan almış olabileceğini düşünüyorum..
Güya Medusa Poseidon tarafından sömürüye uğramıştır ve hamile kalmıştır, ölümlü olmakla cezalandırılmıştır, anne olacak olmaktan da, ölümlü olmaktan da delirir..
"Bak iffetimi koruyayım Phoebe Ana, bir daha kimse bana yanaşamasın, öyle bir gözlerim olsun, ya loğusada bu 40 haramilerle ne yapacağım, Theia'nın yaşadıklarını mı yaşayalım, korunmak için ne yapayım, en yüce kahin sensin, Ay'ın eli senin elinde, sen söyle" diye Phoebe Ana'dan öğrenilmiş bir kahinlik olabileceğini düşünüyorum..
Phoebe Anne'nin kız kardeşi Theia'nın ne yaşadığını bilmiyorsunuz, ilk Pisces odur, Gaea ve Uranüs'ün kızlarıdır, kardeşi de olan Güneş'in Tanrısı Hyperion'un eşidir, ne yaşandıysa arkasında okyanusları dolduracak gözyaşlarını, 3 çocuğunu, Ay'ı ve binbir söylenti, ayrışma, gerginlik ve yara içerisinde travmatize olmuş Dünya'yı bırakmış ve yörüngeden düşmüştür..
Ay, onun düşerken Dünya'ya çarpması ve o düşüşte Theia Anne'den geriye kalanlardır, eski halinin neredeyse Mars büyüklüğünde olduğu söylenir..
Dünya için o çarpışma ve düşüş öyle büyük bir travma olmuştur ki ve öyle bir mentalite meselesi olmuştur ki, çünkü doğa da değişmiştir, uzay da, psikolojileri de, Ay'ın elini sürdüren kadın tanrıçalar ve aile büyükleri için artık 'arılık', 'iffet' travmatik bir karardır ve özellikle çok özen gösterilecek bir mevzu haline gelir..
Bu meseleyi başka bir metinde inceleyip, kaleme almaya çalışacağım, nazar ve iffet meselelerini ve tarihi açıklamak bu kadar basit değil; zaten bunların Allah'ın değil, sizin sorununuz olduğunu anlayın önce, ama bu metin için söyleyeceklerim çok fazla, onu başka bir başlıkta inceleyeceğim..
Phoebe Ana'yı ( Oz Büyücüsü ), ne bileyim Artemis'i, Ay'ın neden arılığın sembolü ve Venüs'ün onuru olduğunu anlamaya çalışın..
Ben Phoebe Ana'yı gördüm, ama saygı duyuyorum görselleştirmeyeceğim, Oz Büyücüsü dememin yeterli olduğunu düşünüyorum..
Onun eski kurtluğu ile torunu Hecate'ın, Sırlar Alemi'nin size hastalıkları ve belaları getirmek, kendi bencil egolarını görmek için gözettiği cadılığı, köpekliği birbirine karıştırmayın..
Gökten kemik yağmayacak çünkü; boşuna uzayınızın fiziğini bu şekilde karanlığa bükmeyin, en azından büküp de medet bulabileceğinizi sanmayın, boşuna haset, fesat işlerle uzaydan materyal ve hinlik içinde şeyler dilemeyin..
Onlar gibi karanlığın ve kısır döngülerin kölesi olmak istemiyorsanız..
Söğüt Ağacı'na geri dönecek olursam, nasıl karanlıkla ışık arasında sınırda bir ağaç olduğu, nasıl bir kapı olduğu, yine Harry Potter'da J.K.Rowling tarafından oldukça epik bir şekilde işlenmiştir, Şamarcı Söğüt..
Ubermatenga'nın psikolojisi herhalde bundan daha iyi özetlenemezdi:
Oldukça histerik, dokunulmaya gelemeyen, sağı solu belli olmayan, zaman zaman agresif bir ağaçtır, nasıl tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır demişler, ruhunu okşamayı bilmeniz, neresinden girip, neresinden çıkmanız gerektiğini, huyunu, suyunu, özelliklerini bilmeniz ve hazırlıklı olmanız gerekir..
Karanlık Orman'ın kıyısında, kimsenin bilmediği derin yeraltı tünelleri ve bağlantılar içeren, bambaşka bir Hogwarts gerçekliği ortaya seren gizemli bir giriş ya da çıkıştır..
Altında da: bizim haylaz mı haylaz, ama bir o kadar da cesur Çapulcular'ın hikayesi saklıdır..
Başkası olsa rahatlıkla dışlayabilecekken, James Potter ve Sirius Black, Ölüm Yiyici gıcık Fenrir Greyback tarafından dolunay'larda bir kurtadama dönüşmeye mecbur olmakla lanetlenmiş arkadaşları Remus Lupin'i yalnız bırakmaz ve onun kurtadam olduğu dolunaylı günlerde yanında olabilmek için onlar da kendi animaguslarına dönüşür..Mesela Harry'nin vaftiz babası da olacak canevimiz Sirius Black devcileyin bir çoban-köpeğidir..
Sırlar Alemi ve Hecate/Al Karısı söz konusu olduğunda ( kendi de sürekli değişken 3 yüzlü ve ayrıca 3-başlı-köpek olarak tarif edilir ), en önce loğusa humması gibi hastalıkları ve annelerinden bebeklerini ayırmaya gelmelerini düşünün..Meselenin de yine yukarda hafifçe değindiğim Theia Anne'nin yaşadıklarından geldiğini bilin..Twilight serisinde Bella'nın Volturi ailesi ile yaşadıkları ya da The Unfortunate Events serisinde Baudelaire çocuklarının yaşadıkları örnek olsun mesela..
Al Karısı'nın ahlak bekçiliğinden, hummalarından ya da hayatını çalmak istedikleri bebeklerden, çocuklardan en önce hassas yapısıyla 'kelebek'ler etkilenir..
Tolga Karaçelik'in Kelebekler filmini de inanın bu yeryüzünde işlenmiş en kutsal eserlerden biri olarak görüyorum..Neden o çocuklar Talihsiz-Baudelaire-Çocukları gibi 3 kardeştir ve bir başlarına ne hayat mücadelesi veriyorlardır ve esas en küçük olanları, hem de bir de kız çocuğudur, hiç beklemeyeceğiniz cesur atılımlar, başka türlü bir zekilik, anlayış ve olgunluk da gösteriyordur..
Söğüt Ağacı'ndan da, şifadan da ayırmamın mümkün olmadığı eserlerdi, metinde yerlerini aldılar..
Kelebekler filminde ya da Harry Potter'da Alaycı Çapulcular örneğinde, ya da Weasley İkizleri örneğinde olduğu gibi, şifaya da bir parantez 'alaycılık'tan gelsin; bazen Seinfeld gibi, Vizontele gibi traji komik anlatımlar, hayati ti'ye alabilmek, en derin yaralarla bile ironiye girecek göndermelerle eğlenebilmek, ölümü, karanlığın planlarını, yılanların, köpeklerin stresli anksiyetelerini, sıkıntıları erteler, şaşırtır..Karısını Hades Evi'ne kaptırmış, ölüme yenilmiş Orpheus bile, o Hades Evi'ne müziği sayesinde girip de sağ çıkabiliyordur..Müziği o kadar büyüleyici ve etkileyicidir ki, Persephone "ona dokunma" demiştir, Hades de müsade eder..



Söğüt Ağacı parantezinden sonra Hıdırellez'de neler dilenebilir maddelerime devam edecek olursam:
-Çiftçi, toprak sahibi, toprakla uğraşan insanlarsanız, toprağınız, gıdanız, tohumunuz üzerine dilekler dilemek
-Hayat notları üzerine, hayata dair, yaşama dair motivasyon, umut ve ışık bulmak üzerine dilekler dilemek
-Aklın onurudur, sınavlı dönemlerden geçiyorsanız, isterseniz sadece amel defterlerinizi daha iyi algılamak için bile olabilir, zihninizin açılması için dilekler dilemek, akıl gücü üzerine dilekler dilemek..
-Venüs yaratıcılığın onurudur, sanatsal yönleriniz varsa ve destek arıyorsanız, sanatınıza manevi destek bulmak üzerine dilekler..Şiir ve müzik, hem ruhun gıdasıdır, hem şifa kaynağıdır, hem Venüs’ü onure etmektir, cennetin kapısına oynamaktır..
-Venüs güzelliğin onurudur, ama en önce içten, temiz, arı ruhunuzdan, iyi niyetlerinizden gelen güzelliğin, "şöyle meleklerin eli değmiş gibi hayatımdaki x arınsa, ya da hayatım x'ten temizlense, y de güzelleşse, hiç fena olmazdı sanki" dediğiniz ne varsa..
“bak şu senin meleklerin, su perilerin var ya canım Ederlezi, bir temiz gül yağı ile saçlarım taranmış kadar bile olsa kafidir, bizi de gör be Venüs'parem” diyorsanız, güzellik, güzelleşmek ve arınmak üzerine dilekler..
Sevgilerimle,
Zoey
Dip not: Bunu yaparsam bana kendimi çok Mimoza ya da Karsu gibi hissettiriyor ama, notun ucuna artık yazalı zaman olmuş delice bir şiirimi ve Çav Bella'yı çaldığım videomu da eklemeden geçmek istemedim..Tavşanlar hayat veren Venüs'ü, iki parmağınızla yaptığınız V işaretini sembolize eder..Bu da Venüs Onurları'nı andığım bugünde benden Venüs'e gelsin:
Küçük Tavşan Perisi..
V for Vandetta'nın elinden o hücre hapsinde ne tutmuştur diye merak ediyorsanız:

Dip not 2: bu videoyu paylaşmak az buçuk utandırıyor, ama Çav Bella da yine ilk çalmayı öğrendiğim parçalardan birisiydi, Hıdırellez'e uygun gördüm..Üzülerek her paylaşımıma eklediğim acı notum bu videom için de geçerlidir, boşuna vurmayın zaten öldüm, kameranın görünmeyen yüzünde ağır hastayım, güç bela ayakta duruyorum, maneviyatım için inat ediyorum, müzik yapmak istiyorum ama o da ancak bu kadar oluyor..bu başlık da böyle olsun..